Trump'tan Hürmüz'de operasyon sinyali! Özgürlük Projesi ile savaş emri mi?
İran'ın 14 maddelik barış planını reddeden ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda operasyonun başlayacağını vurgulayarak Özgürlük Planı'nı devreye soktuğunu belirtti. Trump projeye ilişkin detayları paylaşmazken, ticari gemilerin geçişine yönelik bir harekat düzenleneceği iddiaları gündeme geldi. Konuya ilişkin A Haber'e konuk olan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya ve Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, boğazdaki olası senaryoları ele aldı. Kaya düğüm noktasının nükleer yerine Hürmüz olduğuna dikkat çekerek BAE'nin Akabe Limanı'nı 30 yıllığına kiralamasına dikkat çekerek durumun tehlikeli olabileceğini belirtti. Olçar ise boğazdaki mayınları vurgulayarak "Çift taraflı trafik sağlanacaksa bunun İran makamlarınca onaylanması lazım" dedi.
İran savaşında 2 ay geride kalırken Hürmüz Boğazı'nda yaşanan abluka adeta küresel bir kriz yaşanıyor. Orta Doğu'da enerji koridorları üzerinde büyük bir satranç oynanırken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz'de pazartesi günü "Özgürlük Projesi"ni devreye sokacağını açıklaması "Yeni bir saldırı sinyali mi?" sorularını beraberinde getirdi.
Trump projeye ilişkin ayrıntıları açıklamazken müzakere masasının dağılmasıyla sahada yaşananlar A Haber'de değerlendirildi. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya ve Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki olası senaryoları ele alarak çarpıcı analizlerde bulundu.
PETROL BOĞAZINDAN KÜRESEL ŞANTAJ BOĞAZINA
Orta Doğu'nun can damarı Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim, ekonomik bir krizden öte küresel bir güvenlik meselesine evriliyor. Bölgedeki petrol birikiminin ve İran'ın içinde bulunduğu dar boğazın altını çizen Doç. Dr. Furkan Kaya, "Hark Adası'nda biriken bir petrol var, o petrolün akması, gönderilmesi lazım. İran nasıl sıkışmış durumda; ya toprağa akıtacak ya Basra'ya akıtacak. İran'ın da Hürmüz'ün açılması yönünde aslında bir mecburiyeti var. Burası bir petrol boğazıyken şu an bir küresel şantaj boğazına dönmüş oldu. İki taraf da birbirine bu şantajı kullanıyor." ifadelerini kullandı. Kaya, boğazın kapalı kalmasının sadece Batı'yı değil, bizzat İran'ın kendi enerji gelirlerini de vuran bir silaha dönüştüğünü vurguladı.
"MASUM GEMİLER" FORMÜLÜ VE REHİNE KRİZİ
İran'ın ABD'ye sunduğu 14 maddelik barış maddelerine değinen Kaya, boğazdaki gemilerin mevcut durumunu bir rehine krizine benzeterek "Özgürleştireceğiz meselesiyle ilgili okunan metin, son derece güvercin bir metin. Oradakilerin masum olduğu, hiçbir günahı olmadığı söyleniyor ama önemli olan Hürmüz kilidinin kırılmasıdır. İran, savaşla alakası olmayan 'masum' gemilerden bahsediyor ama 'İran gemileri' demiyor, yani ablukaya devam edeceğini hissettiriyor." sözleriyle Tahran'ın geri adım atar gibi görünürken aslında baskıyı sürdürdüğünü aktardı.
Kaya, gemilerin serbest kalması durumunda İran'ın elindeki en büyük pazarlık kozunun uçup gideceğine dikkat çekerek, "Şu an gemiler rehinler. Çıkarlarsa, kurtulurlarsa artık bir rehine yok demektir. O zaman İran elindeki kartı da kaybetmiş olacak. İran'ın şu anda kullanacağı kozun devam etmesi gerekiyor. Bütün gemileri saldığı zaman Hürmüz tekrar kapandığında elindeki şantaj kozunu kaybetmiş olacak." şeklinde konuştu.
Trump'ın Truth Social hesabından yaptığı açıklamada pazartesi günü Hürmüz Boğazı'nda Özgürlük Projesi'nin devreye gireceğini belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
ARKA KAPI DİPLOMASİSİ VE BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ HAREKETLİLİĞİ
Bölgede sessiz sedasız yürütülen bir diplomasi trafiği ve askeri hareketlilik olduğu iddiaları, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hava sahasındaki hareketlenmeyle yeni bir boyuta taşındı. Bu durumun bir anlaşma zemini olabileceğini belirten Doç. Dr. Furkan Kaya, "Birleşik Arap Emirlikleri hava sahasında müthiş bir hareketlilik var. Devrim Muhafızları acaba arka kapı diplomasisi üzerinden bir anlaşma zemini mi arıyor? Anlaşabiliriz mi diyorlar yoksa anlaşabiliriz derken 'bize ne vereceksin' pazarlığı mı yapıyorlar? BAE hava sahasının açılması demek, belli bir güvenli alanın oluşması anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, Trump'ın açıklamalarının ardından bölgedeki asıl meselenin nükleer kriz yerine Hürmüz Boğazı olduğunu vurguladı. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
"AKABE LİMANI'NIN KİRALANMASI HAYRA ALAMET DEĞİL"
Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığı bitirecek stratejik adımların başında, Hindistan'dan başlayıp İsrail üzerinden Avrupa'ya uzanan IMEC projesi geliyor. Kaya, BAE'nin Ürdün'den kiraladığı Akabe Limanı'nın bu noktadaki kritik rolünü, "Birleşik Arap Emirlikleri, Akabe Limanı'nı 30 yıllığına kiraladı. Bu hayra alamet değil. Akabe Limanı, Hindistan'dan başlayan o IMEC projesinin BAE'den Akabe'ye ulaşacak olan hattın, kara ve demir yoluyla Hayfa Limanı'na ulaşması, yani yükün İsrail üzerinden Akdeniz'e taşınması projesidir." sözleriyle aktardı.
Kaya ayrıca BAE'nin Ürdün'de bulunan Akabe Limanı'nı 30 yıl boyunca kiralamasının tehlikesine dikkat çekti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
SÜVEYŞ'E ALTERNATİF: BEN GURION KANAL PROJESİ
İsrail'in bölgedeki varlığını ve enerji geçişlerindeki hakimiyetini ele geçirmek için Ben Gurion Kanalı projesini hayata geçirmek istediğini vurgulayan Kaya, Hürmüz ve Süveyş'e alternatif yaratma çabalarına değinerek, "Bu planın içerisinde Ben Gurion Kanal Projesi de var. Süveyş Kanalı'na alternatif bir kanal projesi. Önce Akabe Limanı, Hayfa ile kara yolu, ondan sonra da kanal projesi haline getirebilmek. Dolayısıyla BAE'nin güvenlileştirilmesi lazım. BAE güvenlileştiriliyorsa, Umman Körfezi'nden güvenli bir şekilde 7 milyon ton kadar petrolün aktarımı sağlanabilirse, Hürmüz'e bir daha muhtaç kalınmaz, bu kriz bir daha yaşanmaz." diyebiliriz şeklinde konuştu.
"DÜĞÜM NOKTASI NÜKLEER DEĞİL HÜRMÜZ"
Uluslararası basında sıkça tartışılan nükleer müzakerelerin aslında birer detay olduğunu savunan Kaya, asıl meselenin Çin ve Doğu Asya'nın enerji arzı olduğunu vurguladı. Meseleyi stratejik bir perspektifle yorumlayan Doç. Dr. Furkan Kaya, "Ben nükleer meseleye çok takılmıyorum, onlar işin detay kısmı. Mesele şu anda işin düğüm noktası olan Hürmüz. Çünkü Çin ve Doğu Asya ülkelerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçecek olan petrole ne kadar bağımlı olduğunu defalarca konuştuk." ifadelerini kullandı.
Kemal Olçar, Hürmüz Boğazı'ndaki mayınlara dikkat çekere boğazın çift taraflı trafiğinin sürmesi için İran'ın Trump'ın planını onaylamasını gerektiğini belirterek aksi durumda projenin hayata geçirilemeyeceğini belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
HÜRMÜZ'ÜN KÖR NOKTASI: SERSERİ MAYINLAR VE GİZLİ KORİDORLAR
Hürmüz Boğazı'nın askeri gemiler için geçilmez bir labirent olduğu gerçeği, İran'ın elindeki gizli bilgilerde saklı. Boğazdaki fiziki tehlikeleri sıralayan Kemal Olçar, "Mayınları kim temizleyecek? Nereden geçeceksiniz? İran olmadan bu iş olmaz. Bir de serseri mayınlar var. İran röper noktasını da biliyor, mayın haritasını da biliyor, döşediği noktaları da biliyor. Varsa buradaki mayınlı araziden geçmek için bir güzergah, bunu zaten İran koymuştur. Arada bir geçiyor ya bazı gemiler." değerlendirmesinde bulundu.
"TRUMP'IN PLANININ İRAN'IN ONAYINDAN GEÇMESİ GEREKİR"
Bölgedeki deniz trafiğinin tamamen İran kontrolünde olduğunu ve askeri refakatin bile imkansız hale geldiğini savunan Kemal Olçar, "İran'sız buradan nasıl geçeceksiniz? İran bırakın ticaret gemilerini, askeri gemiler buradan nasıl geçecek de içeriye geçip refakat edecek? Geçemez. İran'ın kontrolünde, o mayın döşenmemiş güvenli koridorlardan geçmiştir. Bunu sadece İran bilir, döşeyen bilir. Çift taraflı trafik sağlanacaksa bunun İran makamlarınca onaylanması lazım." ifadelerini kullandı. Olçar, Trump'ın açıkladığı planın ancak İran'ın sahada sağladığı gizli geçiş onayıyla mümkün olabileceğini aktardı.



