Hürmüz'de kıyamet senaryosu: Bu sürtüşme değil zaman ayarlı bir harp!
Küresel sistemin kalbi Hürmüz Boğazı’nda nabızlar en yüksek seviyeye çıkarken, Pakistan’da gerçekleşecek kritik zirve öncesi bölge tam anlamıyla bir "barut fıçısı"na dönmüş durumda. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Kemal Olçar, A Haber ekranlarında yaptığı analizde, bölgedeki gerilimin basit bir diplomatik sürtüşme değil, saniye saniye işleyen "zaman ayarlı bir harp" olduğunu vurguladı. ABD’nin devasa yığınakları, İsrail’in Washington’u sürüklediği tehlikeli süreç ve İran’ın "teritoryal güç" savunmasıyla şekillenen bu denklemde, tarafların SWOT analizi savaşın gerçek yüzünü ortaya koyuyor.
ABD ile İran arasında kırılgan ateşkes sürerken gözler Pakistan'daki kritik müzakere trafiğine çevrildi. Ancak sahada yaşananlar, masadaki umutları gölgede bırakıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Kemal Olçar, çatışmanın klasik bir savaş değil, zaman ayarlı bir abluka ve kuşatma harekâtına dönüştüğünü vurgulayarak ateş hattındaki dengeleri tüm boyutlarıyla analiz etti.
GERİ ADIM YOK: PAKİSTAN ZİRVESİ VE MÜZAKERE ÇIKMAZI
Pakistan'da gerçekleşecek kritik görüşmeler öncesinde sahadaki sertleşmeyi değerlendiren Doç. Dr. Kemal Olçar, "Şimdi tabii burada iki tane husus var. Bunlardan bir tanesi tarafların istek ve taleplerinden vazgeçmediği ve geri adım atmadığı. Trump ve İran tarafı ilk gün ne söylüyorsa bugün de aynı noktada duruyor ve geri adım atmadıkları için müzakere konusunda benim kanaatim değişmiş değil" ifadelerini kullandı. Olçar, masadaki durağanlığın aslında sahadaki gerilimin sürdüğüne işaret ettiğini belirtti.
İran-ABD müzakerelerinde son durum ne? Zirvede anlaşma çıkar mı? (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
ZAMAN MERKEZLİ HAREKAT PLANI
Abluka ve kuşatma harekatlarının teknik boyutuna dikkat çeken Kemal Olçar, "Zaman, 'tırnak içerisinde' söylüyorum, bu süreç zaman ayarlı bir harbe dönüşmüş durumda. Abluka ve kuşatma harekatları doğrudan zaman merkezlidir. İki tarafın dayanma kapasiteleri karşılıklı olarak sınanır. Bu noktada avantajlı görünen taraf Amerika Birleşik Devletleri. Trump'ın 'Benim zamanım çok' ifadesi de bunu ortaya koyuyor. Çünkü gücüne güvenerek haftalarca, aylarca bölgede kalabileceğini ve Hürmüz Boğazı'nı dış ablukayla kapatabileceğini söylüyor. Bu teknik olarak bir kuşatma harekatıdır" sözleriyle süreci değerlendirdi.
İÇERİDEKİ TEHLİKE: İRAN İÇİN ÇÜRÜME RİSKİ
Kuşatmanın İran üzerindeki etkilerini analiz eden Doç. Dr. Olçar, "Kuşatma harekatının süresi kuşatan taraf tarafından belirlenir. Asıl belirleyici olan içeride kalan taraftır ve burada içeride kalan İran'dır. İran dışarıya enerji akışı sağlayamadıkça içeride ekonomik ve siyasi çürümeler baş gösterebilir. Bu sürecin rejim üzerindeki baskıyı artırması muhtemel" şeklinde konuştu.
Olçar ayrıca, "İran bu süreçte zamanı lehine çevirmeye çalışıyor. Rusya ve Çin'den destek arayışı içinde. Finansal kayıplarını telafi etmeye çalışıyor, dondurulmuş varlıkların açılması için girişimlerde bulunuyor. Bu tablo, zaman ayarlı bir yıpratma ve kuşatma harbiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Kemal Olçar: İran süreci lehine çevirmeye çalışıyor. Rusya ve Çin'den destek arayışında (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
GÜÇ DENGELERİNDE SWOT ANALİZİ: KİMİN NEYİ VAR?
Tarafların sahadaki imkanlarını değerlendiren Kemal Olçar, "Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri, politik ve ekonomik gücü belirleyici. İran ise geniş coğrafyasıyla teritoryal bir avantaja sahip. Düşmanı içeri çekerek yıpratma potansiyeli var. Ayrıca Hürmüz üzerindeki etkisini aktif şekilde kullanıyor" dedi.
MEŞRUİYET KRİZİ VE VEKALET SAVAŞLARINDAKİ KOPUŞ
ABD ve İran'ın zayıf noktalarına dikkat çeken Olçar, "Amerika'nın uluslararası meşruiyet sorunu var. Hukuki zemin zayıf, müttefik desteği sınırlı ve vekalet unsurları eski gücünde değil. İran tarafında ise ciddi altyapı kayıpları ve insan kaybı söz konusu. Emir-komuta zinciri korunuyor ancak kayıpların telafisi zor" değerlendirmesinde bulundu.
HAVA ŞEMSİYESİZ İRAN: AÇIK HEDEF VE BALİSTİK BELİRSİZLİK
İran'ın savunma zafiyetlerine dikkat çeken Kemal Olçar, "İran açık hedef konumunda çünkü güçlü bir hava savunma şemsiyesi yok. Havadan gelebilecek tehditlere karşı tam koruma sağlayamıyor. Savunma stratejisi büyük ölçüde balistik füzelere ve vekil güçlere dayanıyor. Ancak vekil güçlerle temasın sınırlı olduğu görülüyor. Balistik kapasitenin sahadaki gerçek etkinliği ise net değil" ifadelerini kullandı.
İran'ın hava ve kara ordusu ne düzeyde? Olçar tek tek sıraladı (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
ABD'NİN HUKUK KOZU İRAN'IN ÇİN HAMLESİ
Sürecin fırsatlarını değerlendiren Olçar, "ABD, İran'ın Hürmüz'deki hamlelerini uluslararası hukuka aykırılık olarak göstererek destek toplamaya çalışıyor. Bu durum meşruiyet arayışına zemin oluşturabilir. İran ise Çin ve Rusya ile ilişkilerini derinleştirme fırsatı yakaladı. Özellikle Çin'in enerji ihtiyacı bu ilişkileri daha kritik hale getiriyor" dedi.
ÇİN-İRAN CEPHESİ: "ABLUKAYI DELME" SENARYOSU
Çin'in rolüne ilişkin konuşan Olçar, "Çin'in sahada doğrudan askeri varlık göstermesi beklenmeyebilir ancak ekonomik ve lojistik destekle İran'ın yanında durması muhtemel. Enerji transferi ve ticaret kanalları üzerinden Amerikan ablukasının etkisini azaltmaya çalışabilir" şeklinde konuştu.
Analizin en dikkat çekici bölümünde Olçar, "Amerika Birleşik Devletleri için en önemli risk unsurlarından biri İsrail'dir. İsrail'in bu süreci tetiklediğine dair ciddi emareler var. Ayrıca İsrail'in tek başına İran'a karşı kesin sonuç alabilecek bir harekat yürütmesi zor görünüyor" ifadelerini kullandı.
SICAK TEMASIN EŞİĞİ: ASKERİ YIĞINAK NE ANLAMA GELİYOR?
Bölgedeki askeri hareketliliğe dikkat çeken Olçar, "İran'ın karşısındaki tehditlerden biri de Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan'ın ABD'ye yakın pozisyon alması. Bölgede bu kadar askeri yığınak varken 'hiçbir şey olmaz' demek doğru değil. Bu tablo mutlaka askeri analizlerle değerlendirilmeli" diyerek sürecin her an sıcak temasa dönüşebileceği uyarısında bulundu.


