İslamabad müzakerelerinde kritik süreç! İran'da barışın kilidi için 2 kritik madde

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
İslamabad müzakerelerinde kritik süreç! İran'da barışın kilidi için 2 kritik madde

ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatılması krize dönüşürken diğer yandan 22 Nisan'da süresi olacak olan ateşkes ile gözler yeniden savaşın başlayacağı ihtimaline çevrildi. Beyaz Saray'da gerçekleşen "İran" toplantısı ve Orta Doğu'da savaş uçaklarının hareketliliği gerilimi tırmandırırken, Pakistan'da pazartesi günü tarafların müzakere için görüşeceği iddia edildi. Yaşanan gelişmelerin ardından A Haber'de boğazın kapatılması ve ateşkes görüşmeleri masaya yatırılırken Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Oktay, İran'ın 2 madde üzerinden ABD'ye şart koşması gerektiğini vurguladı. Oktay, Tahran siyasetinde de problemlerin olduğunu ve anayasal sorunların çözülmesi durumunda barışın geleceğini belirtti.

ABD'nin 2 hafta geçici ateşkes süreci ilan etmesinin ardından İran, Hürmüz Boğazı'nı 19 saat süreyle açarak yeniden kapatması Orta Doğu'daki krizi yeniden hareketlendirdi. Donald Trump Tahran rejimine tehditlerini sürdürürken "Bize şantaj yapamazlar" çıkışı ve Beyaz Saray'da üst düzey toplantının gerçekleşmesi kırılgan ateşkesin yerini yeniden saldırıya dönüştüreceği ihtimalini artırdı. Öte yandan Pakistan basınında müzakerelerin pazartesi ya da salı günü gerçekleşeceği iddiaları gündeme gelirken savaşın son durumu ve ateşkes süreci A Haber Gece programında ele alındı.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Oktay, İran'ın İslamabad'ta kurulan müzakere masasında 2 kritik maddeyi masaya getirmesi gerektiğini vurgularken, Tahran içerisinde ordu ve siyaset arasındaki krize dikkat çekerek çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Foto: AAFoto: AA


İRAN'IN MÜZAKERE MASASINDA DURMASI GEREKEN 2 KRİTİK MADDE

İsrail'in bölgedeki gerilimi tırmandırma çabalarına dikkat çekerek sözlerine başlayan Hasan Oktay, "İsrail'in provokasyon yapma ihtimalini göz önünde bulundurmak gerekir fakat bu arada Pakistan'da kurulan masanın İran tarafından ileri sürülen 10 madde üzerinden değil, İran'ın iki tane madde üzerinde durması lazım" ifadelerini kullandı.

Oktay, İran'ın barış için masaya koyduğu öncelikli şartları, "Birincisi Trump'a her türlü şartta barış anlaşması imzalamaya hazırız ama Netanyahu hükümetinin kesinlikle İsrail'den devre dışı kalmasını şart koşması lazım" sözleriyle aktardı.

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

"NÜKLEER MÜKTESEBAT PAKİSTAN'A EMANET EDİLİRSE SÜREÇ NORMALLEŞİR"

Trump'ın nükleer konusundaki sert tutumuna karşı, İran'ın bir formül sunarak barışa giden yolda alternatif oluşturacağını vurgulayan Hasan Oktay, "Trump nükleer müzakerelerle ilgili 'İran'ın nükleer müktesebatını alıp Washington'a götüreceğim' ifadesini şu şekilde yumuşatmakta fayda var; bu görüşmeler Pakistan'da gerçekleşiyor. Pakistan bir İslam ülkesi ve atom bombası olduğu artık resmen kabul edilen bir ülke. İran elindeki nükleer müktesebatın Pakistan'a geçici olarak emanet verilerek bu süreç normalleşebilir" şeklinde konuşarak 2 kritik maddeye dikkat çekti.

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: NETANYAHU

Netanyahu hükümetinin barış süreçlerini baltalayan tavrına vurgu yapan Oktay, "Netanyahu'nun bu sabotajları yapması ve ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra yine bunu Gazze örneğinde olduğu gibi bozmasının önüne geçmenin tek yolu Netanyahu hükümetinin devre dışı bırakılmasıdır" dedi. Hasan Oktay, Netanyahu'nun sadece bölge için değil, ABD siyaseti için de bir sorun olduğunu belirterek, "Zaten Trump üzerinde büyük bir kambur olduğunu ifade ediyor" dedi.

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

TAHRAN'DA ANAYASAL DÜĞÜM: KİM İMZA ATACAK?

İran tarafındaki hukuki ve siyasi karmaşaya parmak basan Prof. Dr. Hasan Oktay, "İranlı'nın Amerika ile imza atma konusunda henüz kafası net değil. Çünkü Mücteba Hamaney'in Amerika ile bir barış anlaşması imzalama hakkı ve yetkisi yok, çünkü İran anayasası buna müsaade etmiyor" bilgisini paylaştı. Masadaki imza yetkisi krizini deşifre eden Oktay, "İran'da Devrim Muhafızları Mücteba Hamaney üzerindeki baskısını bir kere bırakması lazım. Mücteba Hamaney de bir müçtehitse, sözü ağzından çıkan kanunsa bu süreçte bir içtihat yapması lazım" ifadelerini kullandı.

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

İRAN YÖNETİMİNDE GÜÇLER ÇATIŞMASI MI VAR?

Geçmişteki müzakere süreçlerinde yaşanan dehşet anlarını hatırlatan Hasan Oktay, "Haziran savaşı öncesi Amerika ile İran beş sefer görüştü ama altıncı görüşme olacakken İran'da bazı frekans kopmaları oldu ve Devrim Muhafızları post-modern anlamda bir darbe yaparak olaya el koydu, 'Biz Amerika ile bu anlaşmayı imzalayamayız' dedi" şeklinde konuştu. Oktay, 28 Şubat savaşı öncesindeki Cenevre toplantılarını da örnek göstererek, muhataplık sıkıntısının süreci her an yeni bir savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

BARIŞIN ANAHTARI: REHBERLİĞİN FETVASI

Orta Doğu'ya "bahar" getirecek formülün Rehberlik makamında olduğunu savunan Oktay, "Rehberliğin ve Devrim Muhafızları'nın Amerika ile bir anlaşma imzalanabilirle ilgili bir fetva yayınladığı an bu barış kendiliğinden ortaya çıkar. Hürmüz de açılır, nükleer müktesebat da yoluna girer, hatta vekil savaşını yürüten mekanizmalar da devre dışı kalır, Orta Doğu'ya barış gelir" sözleriyle tarihi bir perspektif sundu.

A Haber - Ekran Görüntüsü A Haber - Ekran Görüntüsü

"KALİBAF AÇIKLAMASINDA BU SORUNA DİKKAT ÇEKTİ"

Seçilmiş Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın imza yetkisinin sınırlarını çizen Hasan Oktay, "Burada seçilmiş bir cumhurbaşkanının imza atmasına Mücteba Hamaney fetva vermesi lazım. Mesud Pezeşkiyan imza atsa da bu neticede rehberin önüne gelecek; rehber bunu veto ederse imzanın hükmü kalmayacak" dedi. Oktay, Kalibaf'ın ilk görüşmeden dönerken yaptığı açıklamaların da bu teknik ve hayati konuya işaret ettiğini belirterek, "Bu teknik konu anlaşılmadan bu barışın altyapısı oluşturulamaz" diyerek sözlerini tamamladı.

Mobil uygulamalarımızı indirin