CANLI | İsrail’de Netanyahu'ya sandık şoku! Eisenkot hükümeti kuracak mı? "Vitrin değişir politika değişmez"
İsrail’de seçimlerin ardından hiçbir blok tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamazken, sandıktan birinci çıkan Likud’un lideri Netanyahu’nun geleceği de belirsizliğini koruyor. Uzman isimler A Haber'de Arap partilerinin alacağı tutumun hükümet denkleminde belirleyici olabileceğini belirterek, önümüzdeki süreçte zorlu koalisyon pazarlıklarının yaşanabileceğine dikkat çekti. Canlı yayına katılan uzman ismin "Vitrin değişir politika değişmez" yorumu da İsrail'deki tabloyu özetledi. İşte İsrail'deki seçime dair kritik değerlendirmeler..
İsrail'de yapılan kritik seçimlerin ardından sandıktan kesin bir zafer çıkmazken, katil Netanyahu liderliğindeki iktidar koalisyonu meclis çoğunluğunu kaybetti ancak partisi Likud ile yarışı birinci sırada tamamladı.
A Haber canlı yayınında uzman isimler kritik seçime dair dikkat çeken yorumlarda bulundu.
CANLI ANLATIM
"TRUMP'IN DESTEK AÇIKLAMALARI MECBURİYETTENDİ"
ABD'deki kritik süreç ve liderler arasındaki soğuk rüzgarlara dikkat çeken A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, "Şu ana kadar herhangi bir açıklama yok henüz Donald Trump'tan ya da Beyaz Saray'dan. Ancak şunu biliyoruz biz, Donald Trump malum senin de söylediğin gibi son 10-15 gün içerisinde iki kez Truth Social üzerinden Netanyahu'ya destek açıklamalarında bulundu. Ama bu destek açıklaması mecburiyettendi. Neden mecburiyettendi? Çünkü malum 3 Kasım seçimleri Amerika Birleşik Devletleri'nin neredeyse 50 eyaletinde başlamış vaziyette. 3 Kasım tarihinde de artık tamamıyla bütün ülke bu seçime girmiş olacak" sözleriyle sürecin perde arkasını anlattı.
Trump'ın seçim atmosferinde açık bir çatışmadan kaçındığını belirten Sapmaz, "Donald Trump özellikle tabii Netanyahu ile bir savaşa, bir çatışmaya girmek istemiyor, özellikle de bu 3 Kasım seçimleri nedeniyle. Ama Donald Trump'la Netanyahu'nun yıldızlarının barışmadığını biz Donald Trump'ın kendi dilinden biliyoruz. O açıdan şu an itibarıyla Netanyahu'nun gidecek olması ya da kalacak olması çok fazla bir şeyi değiştirmeyecek Donald Trump açısından. Ama Donald Trump'ın ben Netanyahu'nun şu anki pozisyonundan son derece memnun olduğunu düşünüyorum. Yani Netanyahu'nun şu anda tek başına iktidara gelememiş olmasından ve gidecek olursa şayet Netanyahu, bundan da son derece memnun olacağını düşünüyorum Donald Trump'ın" ifadelerini kullandı.
BEYAZ SARAY KULİSLERİ VE İRAN GERİLİMİ
Washington'daki lobi baskısının boyutuna değinen İrfan Sapmaz, "Çünkü Donald Trump üzerinde özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi Yahudi lobileri üzerinden çok ciddi baskılar oluşturuyordu. Donald Trump'ın üzerinde... Onun için Donald Trump'ın şu anda, şu ana kadar en azından 3 Kasım seçimleri nedeniyle Amerika'daki bu Yahudi lobileri üzerinden kendisine gelebilecek baskılardan korktuğu, çekindiği için Donald Trump iki kez Truth Social üzerinden açıklama yaptı. Ama İran meselesine bağladı bunu. Ama Donald Trump özellikle de İran konusunda kendisini yanılttığını çok iyi biliyor. Beyaz Saray'dan malum bu konuda sık sık bilgiler sızdırılıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Beyaz Saray kabinesindeki çatlakları ve durum odasındaki ikna sürecini aktaran Sapmaz, "Özellikle de Beyaz Saray içerisindeki Donald Trump'ın kabinesinden, ekibinden başta Genel Sekreter yani Özel Kalem Müdürü Beyaz Saray'ın Susie Wiles, Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Savaş Bakanı Pete Hegseth -ki şüphesiz tam bir Netanyahu yanlısı pozisyonunda-, aynı zamanda da CIA Direktörü John Ratcliffe gibi isimler sürekli olarak Donald Trump'a uyarılarda bulundular İran savaşına girmemesi konusunda, durumun son derece tehlikeli olabileceği konusunda. Ancak Donald Trump'ı ikna etti malum meşhur o Situation Room dediğimiz durum odasında" dedi.
LOBİLERİN KONGRE HESABI VE TRUMP'IN DENGE ARAYIŞI
Seçim anketleri ve Kongre tablosundaki son duruma dikkat çeken İrfan Sapmaz, "Donald Trump şu anda baktığımız zaman kamuoyu yoklamalarına, özellikle de inanılmaz şekilde baş aşağıya gidiyor. Neredeyse şu an itibarıyla Kongre'nin iki kanadı olan Temsilciler Meclisi'nde 435 sandalyenin 223'e 212 Cumhuriyetçiler önde, 100 sandalyeli Senato'da da 53'e 47 Cumhuriyetçiler öndeydi, Donald Trump ekibi öndeydi. Ama şu an itibarıyla bunları kaybetmiş vaziyette Donald Trump. Onun için Netanyahu'nun gidecek olmasına Donald Trump çok üzülmez, aksine Donald Trump bundan memnun olacaktır. Yeni gelen, senin soruna gelecek olursak tekrar, diyelim ki Netanyahu gitti yerine başka ekip geldi; Donald Trump için çok fazla değişen bir şey olmaz. Bu durumda Donald Trump yine çalışmaya devam edecektir" şeklinde konuştu.
ABD'deki İsrail yanlısı lobi faaliyetlerinin seçimler üzerindeki ağırlığını vurgulayan Sapmaz, "Ama 3 Kasım'a kadar şunu biliyoruz ki biz, Netanyahu ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uzantıları çok zor durumda bıraktı Donald Trump'ı ve Temsilciler Meclisi'ni ve Senato'yu, Kongre'yi kaybettirdi neredeyse. O açıdan da Donald Trump 3 Kasım'a kadar kazasız belasız bu işi götürmenin yollarını arıyor sürekli olarak. O yaptığı açıklama da dediğim gibi Amerika'daki İsrail uzantısı lobilere şirin görünmek adınaydı. Çünkü malum Amerika Birleşik Devletleri'ndeki özellikle AIPAC dediğimiz Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi çok güçlü. 110 milyon dolarlık bütçesi bu 3 Kasım seçimleri nedeniyle iki katına çıkartıldı, 220-230 milyon dolara çıkartıldı. 435 sandalyenin 368 tanesini AIPAC, Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi başta olmak üzere Amerika'daki 52 ayrı Yahudi lobi şirketleri, kurumlar bunların destekleriyle 435 sandalyenin 368 tanesini seçtirmeyi başardılar. Bunu şunun için söylüyorum: Yani Donald Trump'ın tek başına karşı Netanyahu'ya, Amerika'daki İsrail lobilerine savaşma gücü yok. Onun için de dengeli götürmeye çalışıyor Donald Trump şu an itibarıyla" ifadelerini aktardı.
3 KASIM SONRASI VE OLASI ASKERİ SENARYOLAR
Seçim sonrası askeri senaryoları ve sahadaki ihtimalleri değerlendiren Sapmaz, "3 Kasım'dan sonra ne olur? En önemlisi Donald Trump için şu anda... 3 Kasım'dan sonra da ben çok fazla kara operasyonlarına hiç ihtimal vermedim bugüne kadar, şu ana kadar da söylediklerimiz zaten çıktı hem Beyaz Saray'ı hem Pentagon'u çok yakından takip eden A Haber muhabiri olarak. 3 Kasım'dan sonra da ben Donald Trump'ın çok ciddi bir şekilde İran'a yönelik saldırılar üzerine plan program yapacağı ve Netanyahu gelmese bile İsrail'de koalisyon bile ortaya çıksa Donald Trump kesinlikle geride kalan iki seneyi de bir şekilde tamamlamaya çalışacaktır. Yani İran'la ciddi bir kara operasyonuna girmeden vurabilir mi; Kazma Dağı'ndaki Natanz tesisleri, nükleer tesisleri vurabilir, böyle bir adım da atabilir Donald Trump" dedi.
Gelişmelerin genel bir değerlendirmesini yapan İrfan Sapmaz, "Ama şu an itibarıyla görünen çok çıplak ve net Donald Trump açısından. Bana göre son derece memnun Donald Trump şu anda Netanyahu'nun bu seçimlerde en azından silme süpürme yeniden ülkenin başbakanlık koltuğuna oturmamasından, en azından şu an görünen ve oturmayacak olmasından" sözleriyle canlı yayındaki aktarımını tamamladı.
TAHRAN CEPHESİ: "KİM KAZANIRSA KAZANSIN İLİŞKİLER DEĞİŞMEYECEK"
İsrail'deki seçim sürecini Tahran'dan aktaran A Haber Tahran muhabiri Ekber Karabağ, "Gün içinde İran'dan resmi düzeyde herhangi bir yetkiliden İsrail'deki seçimlerle ilgili bir açıklama gelmedi. Son olarak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'İsrail'de kim kazanırsa kazansın bizim politikamızda bir değişiklik söz konusu olmayacak. Bizim için orada kimin kazanması önemli değil' yönünde ifadeler kullanmıştı. Bu nedenle Tahran açısından Netanyahu'nun veya Eisenkot'un ya da diğerlerinin kazanmasının pek bir anlam ifade etmediğini söyleyebiliriz" dedi. İki ülkenin fiilen bir çatışma dinamiği içinde olduğunu hatırlatan Karabağ, "İran ile İsrail an itibarıyla bir savaş içerisindeler ve bu savaşa ara verilse dahi sürecin devam ettiğini belirtebiliriz. Dolayısıyla İsrail'deki herhangi bir değişiklik İran'ı doğrudan ilgilendiriyor. Netanyahu kampanya süreci boyunca sürekli Tahran'ı hedef aldı; hatta İran'daki İslam Cumhuriyeti'ni tamamen ortadan kaldıracakları vaadinde bulundu. Bu, Donald Trump'ın politikasından oldukça farklı; çünkü Trump sadece nükleer ve benzeri başlıklara odaklanmış, mevcut sistemi yıkmak istemediğini dile getirmişti" ifadelerini kullandı.
İsrail iç siyasetindeki aktörlerin Tahran politikasına bakışının benzeştiğini belirten A Haber Tahran muhabiri Ekber Karabağ, "Netanyahu gitse ve yerine başka bir isim gelse dahi Tahran'a karşı izlenecek politikada yönteme, zamanlamaya ve ayrıntılara dair farklar haricinde temelde bir ayrışma bulunmuyor. Benzer bir durum İran için de geçerli; Tahran'da hükümet değişse dahi İsrail'e bakış değişmeyecektir. Eski lider Ayetullah Ali Hamaney'in yaklaşık on yıl önce dile getirdiği 'İsrail önümüzdeki 25 yılı görmeyecek' ifadesi Filistin Meydanı'nda bir takvimle sergilenirken, göreve gelen oğlu Mücteba Hamaney de benzer bir söylemle 'İsrail önümüzdeki 15 yılı görmeyecek' mesajını Tahran sokaklarına taşımıştı" sözleriyle sürecin ideolojik temellerini aktardı.
KUDÜS'TE KOALİSYON ÇIKMAZI VE ERKEN SEÇİM İHTİMALİ
Kudüs'teki son atmosferi ve sandık çıkış anketlerini sahadan bildiren AA muhabiri Faruk Hanedar, "Hükümet kanadından henüz bir açıklama gelmezken muhalefet cephesi hareketlendi. Eisenkot, Netanyahu hükümetini devirmek ve yönetimi değiştirmek için derhal harekete geçeceklerini duyurdu. Bu hamle, Netanyahu ile Eisenkot arasında bir ulusal birlik hükümeti kurulabilir mi sorusuna dair bir işaret olarak okunabilir. Diğer yandan Yair Golan da İsrail halkının mevcut hükümetin devrilmesi ve değişmesi yönünde irade gösterdiğini belirtti" dedi.
"YENİ ERKEN SEÇİM İHTİMALİ GÜÇLÜ"
Tablonun sandık çıkış verileriyle daha da karmaşıklaştığına dikkat çeken AA muhabiri Faruk Hanedar, "İsrail Devlet Televizyonu KAN'ın son güncellemesine göre muhalefet bloku 52 sandalyede görünürken, Netanyahu bloku 50 milletvekilinde kalıyor. Eski Başbakan Naftali Bennett'in listesinden bir vekilin geçişiyle Arap partilerinin toplam sandalye sayısı 18'e yükselmiş durumda. Özellikle Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am'ın desteği hesaba katıldığında muhalefet 59 sandalyeye ulaşıyor ancak hükümet kurmak için yeterli çoğunluk sağlanamıyor. Ortak Liste liderleri dışarıdan destek sunabileceklerini açıklamış olsa da Eisenkot'un müttefiklerinden eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman gibi isimler azınlık hükümetine yanaşmayacaklarını kesin bir dille belirtmişti. Herzog'un ofisi yalanlasa da ABD'nin bir ulusal birlik hükümeti baskısı yaptığı iddiaları masada kalmaya devam ediyor. Bu tablo doğrudan yeni bir erken seçim ihtimalini güçlendiriyor" değerlendirmesinde bulundu.
İbrenin yeniden Netanyahu lehine dönüp dönemeyeceği ve yaşanabilecek askeri hareketlilik senaryolarını da ele alan AA muhabiri Faruk Hanedar, "Erken seçim kararı çıkması halinde yaklaşık 5 aylık bir süreç başlayacak ve Netanyahu geçici başbakan olarak görevini sürdürecektir. Netanyahu bu evrede tansiyonu tırmandırabilir, Filistinliler üzerindeki baskıyı artırabilir ve ABD ile birlikte dillendirilen İran'a yönelik muhtemel saldırı kartını devreye sokabilir. Hatırlanacağı üzere Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir seçim öncesinde böylesi bir operasyona itiraz etmiş, Mossad Direktörü David Zvi Hoffman planı desteklerken kurum içindeki üst düzey isimler operasyonun zamanlamasına karşı çıkmıştı. Ancak olası bir Amerikan müdahalesinde İsrail kayıtsız kalmayacaktır. Zira söz konusu İran olduğunda muhalefet de bu saldırıların arkasında duruyor; toplumun yüzde 90'ı geçmiş savaşlarda operasyonları desteklemişti. Bu yarış nihayetinde sağ ile aşırı sağın kapışmasıdır; Eisenkot, Bennett ve Liberman gibi isimler de sağ cenahtadır. İran'a yönelik olası bir askeri hamle muhalefeti Netanyahu ile zorunlu bir ulusal birlik masasına oturtabilir" ifadelerini kullandı.
"VİTRİN DEĞİŞİR, POLİTİKA DEĞİŞMEZ"
Seçim sonuçlarının stratejik yansımalarını ve Netanyahu'nun hukuki kıskacını değerlendiren Siyaset Bilimci Elif Şahin, "Ortada bir soykırım ve savaş suçlusu gerçeği var. Netanyahu için bu seçim yalnızca bir iktidar koltuğu mücadelesi değil; hakkında çıkan yakalama kararları ve Uluslararası Ceza Mahkemesi süreçleri sebebiyle mutlak surette kazanmak zorunda hissettiği bir varoluş savaşıydı. Kampanya boyunca başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerini ve Müslüman liderleri doğrudan hedef alan, toplumsal konsolidasyonu son derece saldırgan ve şiddet diliyle inşa eden bir siyaset izledi. Bütün dünyanın ayağa kalktığı, Avrupa sokaklarının Filistin bayraklarıyla donatıldığı bir soykırım atmosferinde dahi Netanyahu'nun mecliste 25 sandalyeyle varlığını koruyacak olması vicdanları derinden sarsan bir sonuçtur" dedi.
"BİTTİ" DEMEK İÇİN ÇOK ERKEN
Arap partilerinin koalisyon denklemindeki konumunu ve muhalefetin söylemlerini irdeleyen Siyaset Bilimci Elif Şahin, "Seçim baştan sona sağ ile aşırı sağın rekabetine sahne oldu. Eisenkot kanadının dış politikada veya Filistin meselesinde Netanyahu'dan temelde ayrışan bir güvenlik vizyonu bulunmuyor. Gazze, Batı Şeria ve İran özelinde yalnızca soykırımın teknikleri, envanteri ve zamanlaması tartışma konusudur; ana omurga değişmemektedir. Arap partilerinin 18 vekile ulaşması bu yüzden önemlidir. Zaten Netanyahu da sabahtan itibaren katılımın yüksekliğini öne sürerek kendi kitlesini tahrik etmiş, seçim hırsızlığı ve sabotaj iddialarını ortaya atmıştır. Ne Netanyahu ne de Eisenkot cephesinin hükümet kurarken Arap partilerine gerçek anlamda alan açacağını düşünmüyorum. Eisenkot, Netanyahu'yu göndermek istemesine rağmen Arap partilerinin desteğini talep etmediğini defalarca ilan etti. Buradan bir ulusal birlik hükümeti çıkmazsa erken seçim kaçınılmazdır ve bu da Netanyahu'ya yeni bir propaganda zemini sağlar; dolayısıyla 'Netanyahu bitti' demek için son derece erkendir" ifadelerini kullandı.
Eisenkot ve olası yeni yönetimin iki devletli çözüme yaklaşımına ilişkin de net konuşan Siyaset Bilimci Elif Şahin, "Eski bir genelkurmay başkanından bahsediyoruz. İsrail devleti saplantılı teolojik bir kurgu üzerine inşa edilmiştir ve gelen isimler de bu Siyonist hattın birer taşıyıcısıdır. Vitrin değişir, buradaki politika değişmez. Özellikle Filistin bağlamında köklü bir kırılma yaşanmayacaktır. Her iki tarafın da Türkiye'ye, Filistin'e ve soykırım politikalarının sürdürülmesine dönük tutumları benzer ölçüdedir. Bu tablo sadece vitrinin yenileneceği ancak vahşet politikalarının kalıcı olacağı bir seçim sonucuna işaret etmektedir" sözleriyle analizini noktaladı.
"NETANYAHU'NUN GİTMESİ İNSANLIĞIN KAZANDIĞI ANLAMINA GELMİYOR"
Sandık sonuçlarının vicdani bir rahatlama yaratmadığını belirten Siyaset Bilimci Elif Şahin, "Netanyahu kaybedince insanlık kazanıyor diyemeyeceğimiz bir tabloyla karşı karşıyayız. Tabii söz konusu İsrail olduğu zaman isterdik ki Netanyahu’nun gidişini ya da bu mağlubiyeti biz de vicdani olarak rahat bir şekilde kutlayabilelim ama ne yazık ki İsrail'de sonuçlar öyle değil" ifadelerini kullandı.
Anketlerin genel olarak yanılmadığı bir sürecin geride kaldığını aktaran Şahin, "Arap partiler biraz beklenenin üzerinde parlamenter çıkarmış oldu ama Eisenkot'un da Netanyahu'nun da İsrail parlamentosundaki temsiliyeti hemen hemen eşit durumda. Burada farklı senaryoları konuşacağız. Netanyahu'yu istemiyor Eisenkot tarafı ama onu gönderecek olan Arap partilerinin desteğini de istemiyor" sözleriyle tıkanıklığı aktardı.
"SOYKIRIM SUÇLUSUNUN KAYBETMESİ YÜREKLERE SU SERPTİ AMA..."
İsrail'in saldırgan politikalarının şahıslardan bağımsız ilerlediğine dikkat çeken Siyaset Bilimci Elif Şahin, "İsrail'de sadece yönetimin değişeceği ama Gazze ile olan süreçlerin değişmeyeceği, ne yazık ki Türkiye ilişkilerinin değişmesine dair çok da umutlu olmadığımız bir tabloyla karşı karşıyayız. Elbette bir soykırım suçlusu olan, uluslararası mahkemeler tarafından bu kadar cezaya maruz bırakılmış ama hala elini kolunu sallayarak gezen Netanyahu'nun kaybettiğini görmek bir nebze de olsa her birimize iyi geldi. Temennimiz İsrail'de seçimlerle beraber bir şeylerin değişmesi yönünde" değerlendirmesinde bulundu.
"GAZZE POLİTİKASINDA MUHALEFETİN FARKLI BİR İDDİASI YOK"
Sunucunun sorusu üzerine sahadaki siyasi dengeleri ele alan Siyaset Bilimci Elif Şahin, "Bu seçimlerde Netanyahu ve Eisenkot'un rekabeti birbirleriyle oldu ama ne yazık ki soykırımla suçlanan İsrail'in soykırım suçları üzerinden bir rekabet alanı açılmadı. Yani Gazze politikasına dair Netanyahu'dan daha farklı bir iddiası yoktu muhalefet partisinin de. Dolayısıyla sadece iç siyasi meselelerde ayrıştıkları, belki biraz müdahale şekillerinde uzlaşamadıkları bazı konular vardı" dedi.
Gazze halkı açısından neticenin değişmediğini belirten Şahin, "Dışarıdan seyredenler için, Gazze'nin tarafında olarak bu seçim sonuçlarını seyredenler için aslında üzücü olan bu. Sandalye sayıları değişiyor, belki hükümetin ve koalisyon modelinin değiştiğini göreceğiz. Netanyahu'nun yerine Eisenkot ya da yeni bir koalisyon modeli ortaya çıkacak ama her iki taraf da ne yazık ki Filistin politikasının değişmesi yönünde seçim sürecince bir umut ışığı vermedi" şeklinde konuştu.
"BATI ŞERİA VE ABD SEÇİMLERİ YENİ SENARYOLARI BELİRLEYECEK"
Denklemin temelinde Gazze'nin yer aldığını kaydeden Şahin, "Filistin'in kazanmadığı hiçbir denklemde hiç kimse kazanmış sayılmıyor. Netanyahu'nun kaybetmesi Gazze'nin kazanması anlamına gelmiyor. Tabii İsrail'de de değişecek birtakım şeyler var. Belki Batı Şeria özelinde daha farklı politikaları konuşacak olabiliriz. Belki Kasım ayında Amerika'da gerçekleşecek seçimlerden sonra İsrail'in bölgedeki saldırganlığına dair yeni senaryoları konuşacak olabiliriz. Yani her ihtimalde Netanyahu'nun kaybetmesi bir nebze de olsa yüreğimize su serpti" sözlerini kaydetti.
Sürecin henüz başında olunduğunu ve belirsizliğin sürdüğünü ifade eden Siyaset Bilimci Elif Şahin, "Henüz konuşmak için çok erken, koalisyon modelinin nasıl oluşacağını bilmiyoruz. Yeniden seçime gitme ihtimali de dahil olmak üzere birçok opsiyon masada bulunuyor. Netanyahu tarafı da Eisenkot tarafı da Arap partileriyle doğrudan bir koalisyon kurmaktan yana değil. Burada sevindirici olan Arap partilerinin sandığa katılım oranını bu kadar yükseltmiş olması ve buradaki yeni iktidar modelinin kilit partilerinden biri haline gelmiş olmasıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
