Bakan Gürlek'ten Ahbap soruşturmasına ilişkin açıklama: Yardımlaşma duygusu istismar edilemez
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ahbap soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada, "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez. Sivil toplum kuruluşları bakımından şeffaflık bir tercih veya lütuf değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur." dedi. Gürlek, bağış olarak toplanan her kuruşun hesabının verilebilmesi gerektiğini vurgulayarak, hiçbir makam, şöhret veya sosyal medya nüfuzunun kanunların ve bağımsız yargının üzerinde olmadığını ifade etti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adli Yargı Değerlendirme Toplantısı'nda önemli mesajlar verdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ahbap soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada, "Yardımlaşma duygusu istismar edilemez. Sivil toplum kuruluşları bakımından şeffaflık bir tercih veya lütuf değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur." dedi.
Gürlek, bağış olarak toplanan her kuruşun hesabının verilebilmesi gerektiğini vurgulayarak, hiçbir makam, şöhret veya sosyal medya nüfuzunun kanunların ve bağımsız yargının üzerinde olmadığını ifade etti.
Gürlek'in açıklamalarından satır başları... Değerli yargı mensuplarım, yargı teşkilatımızın fiziki ve teknolojik altyapısını son yıllarda önemli ölçüde güçlendirdik. Yeni adalet binaları, UYAP, e-Duruşma ve SEGBİS gibi uygulamalarla yargılama süreçlerini daha erişilebilir, daha hızlı ve daha verimli hâle getirdik. Yaptığımız düzenlemelerin merkezine daima insanı, mağduru ve vatandaşlarımızın adalet beklentisini koyduk. Toplumda oluşan cezasızlık algısını ortadan kaldırmak amacıyla infaz sisteminde önemli değişiklikler yaptık. Hükümlülerin denetimli serbestlikten faydalanabilmesi amacıyla cezalarının belirli bir bölümünü ceza infaz kurumlarında geçirmesi şartını getirdik. İki yılın altındaki hapis cezalarında cezaevinde geçirilmesi gereken asgari süreyi düzenledik. Tekrar suç işleyenler bakımından infaz oranlarını yeniden belirledik.
Vatandaşımız işlenen suçun karşılıksız kalmadığını görmelidir. Suç işleyenin hukuk içinde yaptırımla karşılaşması yalnızca ceza adaletinin değil, toplumsal huzurun ve kamu düzeninin de bir gereğidir. Bununla birlikte ceza adaletinin yalnızca yaptırım boyutundan ibaret olmadığını da biliyoruz. Etkin soruşturma, adil yargılama, mağdur haklarının korunması ve hükümlünün yeniden topluma kazandırılması aynı sistemin birbirini tamamlayan unsurlarıdır.
"SOKAKLARIMIZI SUÇ ÖRGÜTLERİNE BIRAKMAYACAĞIZ"
Değerli Cumhuriyet Başsavcılarım, vatandaşlarımızın huzurunu tehdit eden sokak çeteleriyle mücadele öncelikli başlıklarımızdan birisidir. Çocukları ve gençleri kendi karanlık dünyalarına çekmeye çalışan, mahallelerimizde korku oluşturan, silahı ve şiddeti güç gösterisine dönüştüren hiçbir yapılanmaya asla müsaade etmeyeceğiz. Sokaklarımızı suç örgütlerine bırakmayacağız. Bu yapılarla mücadelede yalnızca örgüt yöneticileri ve silahlı örgüt mensupları bakımından değil, finans kaynakları, bağlantıları, silah temin ağları, uyuşturucu ticaretinden ve diğer suçlardan elde ettikleri mal varlıkları yönünden de kapsamlı soruşturmalar yürütülmektedir. Özellikle gençleri kolay para, şöhret ve güç vaadiyle suç örgütlerinin içerisine çeken, sosyal medya üzerinden yürüttükleri propagandaya karşı da dikkatli olmalıyız. Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile kolluk birimlerimizin güçlü koordinasyonu sayesinde sokak çetelerinin hareket alanını daraltmaya, kaynaklarını kurutmaya ve gençlerimizi bu yapılardan uzak tutmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
"FETÖ İLE MÜCADELEMİZ KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE DEVAM EDECEK"
Değerli meslektaşlarım, milletimizin iradesine, devletimizin anayasal düzenine ve ülkemizin bağımsızlığına kasteden FETÖ ile mücadelemiz kesintisiz bir şekilde devam edecektir. Bu yapı yalnızca bir terör örgütü değil, yıllarca devletin kurumlarına sızarak hukuku, eğitimi, güvenliği ve kamu düzenini kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışan bir ihanet şebekesidir. FETÖ'nün güncel yapılanmasına, finans kaynaklarına, mahrem yapılanmasına, hücre evlerine ve yurt dışı bağlantılarına karşı yürütülen soruşturmalarda rehavete yer verilmemelidir. Bu mücadelede her zaman kararlılığı ve hukuki titizliği birlikte korumalıyız. Suçu ve suçsuzu birbirinden ayıran, somut delile dayanan ve adil yargılanma hakkını gözeten bir yaklaşım hukuk devletinin gereğidir. Delile dayalı, hukuk sınırları içerisinde yürüttüğümüz mücadeleyi devletimizin bütün kurumlarıyla koordinasyon hâlinde sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti milleti, iradesi üzerinde hiçbir vesayete, hiçbir paralel yapılanmaya ve hiçbir terör örgütüne asla izin vermeyecektir.
AHBAP SORUŞTURMASI
Sözlerime son verirken, son günlerde kamuoyunun gündemine yer alan sivil toplum faaliyetleri kapsamında toplanan bağışların kullanımına ilişkin iddialar üzerine yürütülen adli soruşturmaya da değinmek istiyorum. Bu soruşturma, devletimizin vatandaşlarımızın iyi niyetine ve emanetine kararlılıkla sahip çıktığını göstermektedir. Elbette afetlerde, krizlerde ve toplumsal dayanışmada ihtiyaç duyulan alanlarda devletimizle omuz omuza çalışan, şeffaf ve hesap verebilir sivil toplum kuruluşlarımız en büyük zenginliklerimizdir. İyiliği çoğaltan, milletimizin yarasına merhem olan her girişimin yanında olduk.
"YARDIMLAŞMA DUYGUSU İSTİSMAR EDİLEMEZ"
Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz. Ancak sivil toplum, hukuki denetimden kaçmanın, keyfiliğin veya milletin emanetini hesap vermeksizin yönetmenin kalkanı olamaz. Yardımlaşma duygusu istismar edilemez. Sivil toplum kuruluşları bakımından şeffaflık bir tercih veya lütuf değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur. Hukuk devletinde hiçbir makam, şöhret, unvan veya sosyal medya nüfuzu kanunların ve bağımsız yargının üzerinde değildir. Bağış olarak toplanan her kuruşun nerede ve hangi amaçla kullanıldığının hesabı verilebilmelidir. Milletimizin güveniyle faaliyet gösteren hiçbir yapının devlet denetiminden muaf olduğu düşünülemez. Yine yargı süreçlerini ideolojik bir zemine çekerek bağımsız mahkemelerimizi baskı altına almaya çalışan her türlü girişim beyhudedir. Türk yargısı sosyal medyada oluşturulan suni gündemlere, etiket kampanyalarına veya algı operasyonlarına göre değil, somut delillere ve kanunlara göre hareket etmektedir. Elbette hiç kimse peşinen suçlu ilan edilmeyeceği gibi, hiçbir kimse de dokunulmaz değildir. Türk yargısı bu süreci hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde titizlikle ve tüm yönleriyle aydınlatacaktır. Vatandaşlarımız müsterih olsun. İyi niyetle, dişinden tırnağından artırarak yapılan hiçbir bağışın zayi edilmesine veya şahsi menfaatler uğruna kullanılmasına göz yumulmayacaktır. Milletimizin güvenini istismar eden her türlü eylemin karşısında olduk. Hukuk içinde, kararlılıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz.



