Trump'ın skandal Gazze açıklaması sonrası A Haber’de çarpıcı yorum: Amaç tüm sorumluluğu Netanyahu'ya atmak

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
Trump'ın skandal Gazze açıklaması sonrası A Haber’de çarpıcı yorum: Amaç tüm sorumluluğu Netanyahu'ya atmak

Katil İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında yalnızca bombaları değil, artık açlığı da bir silah olarak kullanıyor. Bombardımanlarla yerle bir edilen kentlerde, sivillere ulaştırılması gereken gıda ve temel ihtiyaç yardımları sistematik şekilde engelleniyor. Tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan bu insani felakete ilişkin bir skandal açıklama da ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Gazze’deki işgal planıyla ilgili “Bu İsrail’in işi” diyen Trump, tepkilerin hedefi oldu. A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, Trump’ın bu söylemiyle tüm sorumluluğu Netanyahu’nun omuzlarına atmak olduğunu vurguladı. Sapmaz, ABD kamuoyunda İsrail’e verilen desteğin hızla eridiğine dikkat çekerek çarpıcı anket sonuçlarını paylaştı. Öte yandan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Murat Genç, Netanyahu'nun Gazze’ye dair üç aşamalı bir strateji yürüttüğünü açıkladı: Direnişi kırmak, halkı yılgınlaştırmak ve Gazze’yi tamamen insansızlaştırmak.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları yeni bir boyut kazandı. Yüzlerce hava saldırısıyla binlerce sivili katleden İsrail ordusu, şimdi de açlığı bir silaha dönüştürdü. Bombardımanların ardından yardım koridorlarını kapatan İsrail, temel gıda ve insani ihtiyaçların bölgeye ulaşmasını engelliyor. Açlıkla terbiye etme stratejisi, Filistin halkını yavaş ama sistematik bir şekilde tüketmeye yönelik yeni bir savaş yöntemi olarak dikkat çekiyor. Tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan bu insani felakete ilişkin bir skandal açıklama da ABD Başkanı Donald Trump'tan geldi. Gazze'deki işgal planıyla ilgili "Bu İsrail'in işi" diyen Trump, tepkilerin hedefi oldu.

MAHKEMELERİ TANIMAYAN BİR DEVLET

İsrail'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni tanımadığını defalarca beyan ettiğini hatırlatan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Murat Genç, bu durumun, İsrail'in uluslararası hukuk normlarına karşı açık bir tavır içinde olduğunun göstergesi olduğunu belirtti. Konuşmasına Cenevre Sözleşmesi'ne değinerek sürdüren Genç, "Gazze'de yaşananlar, 1949'daki düzenlemeler çerçevesinde doğrudan bir savaş suçu niteliği taşıyor" diyerek şu ifadeleri kullandı:

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

NETANYAHU'NUN AÇIKLAMALARI: AÇIK BİR SOYKIRIM PLANI

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yakın zamanda yaptığı bir açıklamada Gazze'deki hedeflerine dair net bir yol haritası çizdi. Bu yol haritası üç aşamadan oluşuyor:

Filistin direncini kırmak,

Halkı yılgınlaştırarak umutlarını tüketmek,

Gazze topraklarını tamamen insansızlaştırmak.

Bu plan, sistematik ve stratejik bir biçimde yürütülüyor. Önce yoğun bombardımanla halkın direnci kırılmak istendi. Bugüne kadar 60 binden fazla insan yaşamını yitirdi, 150 binden fazla kişi yaralandı. 20 binden fazla çocuk hayatını kaybetti. Ancak tüm bu saldırılara rağmen, Filistinliler topraklarını terk etmedi.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

YENİ YÖNTEM: AÇLIK VE ZORUNLU GÖÇ STRATEJİSİ

Askerî yollarla başarı elde edemeyen İsrail, şimdi farklı bir taktiğe yöneldi. Önce Gazze'nin çevresini kuşattı, ardından gıda, su erişimini kısıtlamaya başladı. Böylece sivil halkı sistematik biçimde zorunlu göçe zorlamayı amaçlıyor.

Bu strateji şu şekilde işliyor: İnsanlar, Gazze'nin uzak noktalarına "önceden belirlenmiş bölgelere" yüzer bin kişilik gruplar halinde yönlendiriliyor.

Bu bölgelere sözde "yardım" gönderilerek, dünya kamuoyuna İsrail'in insani yardım yapan bir ülke olduğu imajı verilmeye çalışılıyor. Oysa bu yardımların amacı, insanları açlıkla ve çaresizlikle tüketip, sonunda göçe zorlamak.

Hedeflenen ise, bu insanların Ürdün, Endonezya, Etiyopya gibi ülkelere göç etmeleri.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

KÜRESEL DESTEK: YAHUDİ LOBİLERİNİN GÜCÜ

İsrail'in bu politikaları yalnızca iç dinamiklerine dayanmıyor; güçlü bir uluslararası destek ağı da mevcut. Fransa başta olmak üzere birçok ülkede sermaye sahibi Yahudi azınlık gruplar etkili. En dikkat çekici örnek ise Amerika Birleşik Devletleri.

Sadece geçen yıl ABD, İsrail'e 14,3 milyar dolar destek sağladı. Bunun 3,5 milyar doları doğrudan nakit yardımdı. ABD içinde ise bu destek tartışmalı. İki ayrı görüş çatışıyor:

İzolasyonist grup: "Orta Doğu'da ne işimiz var? Önce kendi iç sorunlarımızı çözelim." diyenler.

Yahudi lobisinin desteklediği grup: İsrail'e koşulsuz destek verilmesi gerektiğini savunuyor.

ABD'deki seçim sistemi, Türkiye'dekinden farklı olarak siyasi partilerin devlet desteğiyle değil, bağışlarla ayakta kalmasını sağlıyor. Bu da partileri dış bağışçılara bağımlı kılıyor. En güçlü bağışçılar ise Yahudi lobileri. Ellerindeki ekonomik güç ve medya etkisinin yanı sıra, Jeffrey Epstein gibi isimlerin karıştığı davalar üzerinden sahip oldukları siyasi kozlarla da etkilerini artırıyorlar.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

AMERİKAN MEDYASINDA DEĞİŞEN DİL

A Haber ABD muhabiri İrfan Sapmaz, ABD'de İsrail politikasına yönelik seçmen tutuman ilişkin konuşarak önemli açıklamalarda bulundu. Sapmaz, "Amerika Birleşik Devletleri'nde artık durum eskisi gibi değil" diyerek şöyle konuştu:

Gelişmeler, hem kamuoyunda hem de medyada önemli bir değişim yaşandığını gösteriyor. A Haber canlı yayınına katılan Sapmaz, son anket sonuçları ve medya dilindeki dönüşümle ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Amerikan medyası, özellikle Demokratların etkisindeki ana akım medya, uzun süre İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını görmezden geldi. Ancak geldiğimiz noktada, bunu artık sürdüremez hâle geldiler. Elbette bu dönüşümde, bir ölçüde Trump karşıtı yayın anlayışının da etkisi var; fakat genel resimde toplumsal farkındalığın artması medyayı zorunlu olarak daha objektif davranmaya itiyor.

ANKETLERDE DRAMATİK DEĞİŞİM

İrfan Sapmaz'ın paylaştığı güncel anket verileri, Amerika kamuoyundaki değişimin rakamsal yansımasını da ortaya koyuyor:

Ocak 2024'te ABD'de yetişkinlerin %51'i İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını onaylarken, bu oran 2025 itibarıyla %32'ye geriledi.

Bugün ABD halkının yaklaşık %60'ı, İsrail'in müdahalesinin çok ileri gittiğini düşünüyor.

Nisan 2025'te yapılan başka bir araştırmada ise, Amerikalıların %53'ü, İsrail hakkında olumsuz görüş bildirdi. Bu oran, Mart 2022'de sadece %42'ydi.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

CUMHURİYETÇİLER VE DEMOKRATLAR

İsrail'e verilen destek konusunda Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında ciddi bir uçurum bulunuyor. Gallup araştırmasına göre:

Cumhuriyetçilerin %71'i, İsrail'in Gazze'ye müdahalesini destekliyor.

Buna karşılık Demokratlarda bu destek oranı sadece %8.

Bu fark, seçmen davranışlarını da doğrudan etkiliyor.

TRUMP'IN DESTEĞİ EROZYONA UĞRUYOR MU?

İrfan Sapmaz, Trump'ın ikinci dönem onay oranının %37'ye kadar düştüğünü, bunun da bağımsız seçmenlerin desteğini kaybetmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Trump'ın İsrail politikasına yönelik, kendi tabanı olan MAGA (Make America Great Again) seçmeni ve Cumhuriyetçi kesim desteğini koruyor gibi görünse de, genel kamuoyundaki destek %81'lik algı seviyesine ulaşamıyor.

TRUMP ARTIK NETANYAHU'YA NET DESTEK VERMİYOR

Sapmaz'ın en dikkat çekici yorumlarından biri ise Trump'ın Netanyahu'ya karşı yaklaşımıyla ilgili:

"Donald Trump artık Netanyahu'ya birebir açık bir destek vermiyor. Ne 'İsrail'in yanındayız' diyor, ne de 'Bu müdahaleye karşıyız' gibi kesin bir pozisyon alıyor. Daha çok işi Netanyahu'ya bırakmış görünüyor."

Sapmaz, bu tutumun stratejik bir tercih olduğunu ve Trump'ın Gazze konusunda "ellerini yıkayıp" Netanyahu'yu yalnız bıraktığını düşünüyor. Gazzeli çocukların ölümleri ve medyaya yansıyan dramatik görüntülerin Amerikan halkını derinden etkilediğini vurgulayan Sapmaz, Trump'ın bu nedenle kendini geri planda tuttuğu izlenimini verdiğini belirtiyor:

"Yaklaşık 200 çocuk hayatını kaybetti, her gün fotoğraflar yansıyor. Bu durum Amerikan halkında büyük bir etki bırakıyor. Trump da bu nedenle Netanyahu'yu doğrudan savunmak yerine suskun kalmayı tercih ediyor."

Mobil uygulamalarımızı indirin