"Bir yerde devlet olarak merkezden TOKİ olarak 3 bin, 5 bin konut verdiğimizde bunu alan büyük müteahhitlik grubu önce gidiyor, 5 bin kapı, 5 bin lavabo siparişi veriyor fabrikaya. 5 bin cam, fayans siparişi veriyor, sonra tırlara dolduruyor deprem bölgesine getiriyor, bunları monte ediyor geçip gidiyor. Yereldeki tüccara, sanayiciye, imalat yapan insana, esnafa ne faydası var? Fazla bir faydası olmuyor ama yerinde dönüşüm projesi ile birlikte inşaat sektörüne malzeme temin eden 140 alt sektör burada istifade etmiş olacak. Yereldeki mimarlarımız, mühendislerimiz projeler yaparak burada iş güç sahibi olacaklar. Yereldeki müteahhit kardeşlerimiz işlerini yapacaklar, istihdam doğacak burada, ticaret canlanacak ve bir an önce şehirler, merkezleri de ayağa kalkınca o şehre geri dönüşlerde başlayacak. Onun içindir ki bir taraftan elbette biz rezerv alanları yapacağız, gücü olmayan insanlara, evini yerinde yapamayacak insanlara o evlerden vereceğiz ama bir taraftan da vatandaşın yapmasını sağlayacağız."
Bunu yaparken desteğin sonuna kadar da devam edeceğini, Elazığ'dan da şu ana kadar 2 bin civarında başvurunun olduğunu bildiren Özhaseki, "O kardeşlerimiz için eğer isterlerse müteahhitler de katlı yapacakları zaman anlaşma için tip sözleşmeler vereceğiz. Eğer istiyorlarsa hazır çözümlenmiş projeler de vereceğiz. 100, 120, 150 metrelik, statiği, betonarmesi, makinası, elektriği çözümlenmiş bir vaziyette projeler de vereceğiz. Harç, pul, damga vergisi falan da istemiyoruz. Yapı denetim firmalarına giderek ayrıca masraf etmesinler, o işi de biz üstleniyoruz." bilgisini paylaştı.
Yapı denetim firmalarının parasını da ödeyeceklerini vurgulayan Bakan Mehmet Özhaseki, şunları kaydetti:

"Yapı denetim firmalarının parasını biz ödeyeceğiz, biz denetlettireceğiz. Burada vazgeçilmezlerimiz var. Birincisi artık fay hatlarının geçtiği yerlerde, fay kırıklarının olduğu yerlerde asla bir tek yapı yapılmayacak. Bunda tavizimiz yok. İmar planlarına işliyoruz. Bu konuda eş-dost devreye girse de hatırlı eşraftan insanlar devreye girseler de ağalar paşalar devreye girseler de taviz yok, yapılmayacak. İkincisi zeminde sıvılaşma olan yerlerde de yapı yapılmayacak, sonra zemin etütleri yapılmadan buna uygun statik çözümlemeler ortaya konmadan da yapı yapılamayacak asla ve bir de sıfır tolerans dediğimiz bir döneme geçiyoruz.
Değerli kardeşlerim eğer Japonya'da deprem oluyor, herkes yerlerinde rahatça uyuyorsa ve burada deprem olduğunda da bizler kendimizi camdan dışarıya atıyorsak kara kara düşünmemiz lazım. Bu suç müşterektir, hepimizin suçudur. Ben birilerini suçlayarak kendimizi kenara çekmek için söylemiyorum. TOKİ'nin yaptığı konutlar da bir çatlak bile olmadı. Niye? İşte sıfır toleransla gittiği için olmadı. Daha önce güya TOKİ beğenilmezdi, 'TOKİ evleri değil mi canım falan filan denirdi' ne oldu şimdi, en kıymet evler durumuna geldi. O yüzden kardeşlerim bu işte de bundan sonra asla tolerans olmayacak, sıfır toleransla önümüze bakacağız."
ŞEHİR MERKEZLERİNİ BAKANLIK YAPACAK
"Yapılan yapılara dikkat ettim, büyük bir bölümü yüzde 98'i neredeyse 2000'den önce yapılmış binalar. 2000'de zaten yapı yönetmelikleri değişti. 8-8,5 şiddetinde depreme dayanıklı bir yönetmelik geldi ama uyarsanız ama onu toleranssız bir şekilde uygularsanız, işçiliği doğru yaparsanız, malzemeden çalmazsanız, emin ol hiçbir şey olmaz." ifadelerini kullanan Özhaseki, onun için bundan sonra bunlara çok daha dikkat edeceklerini anlattı.
Şehirlerin merkezlerini yapma kararı aldıklarını, Hatay'ın da Kahramanmaraş'ın da Adıyaman'ın da Malatya'nın da şehir merkezlerini Bakanlık olarak yapacaklarını bildiren Özhaseki, merkezlerdeki yapıların düzgün, kimlikli ve çevresinde yapılacak diğer yapılara örnek olmasını istediklerini vurguladı.

"İSTANBUL'UMUZU DEPREME HAZIRLAYACAĞIZ"
Herkes İstanbul depreminden bahsettiğini ifade eden Bakan Özhaseki, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Bütün bilim adamlarımız o konuda çok şiddetli şekilde söylemlerde bulunuyorlar, doğrudur. Biz onlara inanıyoruz zaten bilim adamları söyledikleriyle kavga edecek halimiz yok. Onlara uyarak ve doğada kendine has gelişmeleri takip ederek önlem almak durumundayız. İnşallah bir taraftan da bakanlık olarak İstanbul'umuzu depreme hazırlayacağız. Böyle olsun geleceğe güvenle bakabileceğiz. Yoksa her bir iki senede bir dizlerimize vuracağız, canlarımızı toprağa vereceğiz ve ağlamaya devam edeceğiz. Bunun 3 tarafı var, hiç kimse unutmasın. Bir taraftan elbette ki devlet, bakanlık kanun çıkaracak destek verecek elinden geleni yapacak, ama bir tarafta da belediye başkanları gayret edecekler.

Çöküntü alanı haline gelmiş vatandaşların bulunduğu mahallelerde hesaplar yapacaklar. Onlarla görüşecekler, hazır hale getirecekler, sonra dönüp bakanlara diyecekler ki, 'Biz burada bir yer hazırladık, hadi gelin bizi destekleyin, elinizde ne imkan varsa bize verin. Kira paralarını ödeyin, rezerv alanlar verin, para desteğinde bulunun, biz burayı dönüştürelim.' diyecekler. Bu işin üçüncü tarafında da vatandaşımız var. Eğer vatandaş istemezse bu memlekete hiçbir şey yapılmaz. Dönüşüm bile yapılamaz. Vatandaşımızın yardımcı olması lazım. Biraz anlayışlı davranması lazım. Elbette onları incitmek, üzmek, onların üzerine büyük bir yük binmesini istemeyiz. Ama vatandaşımızın da burada anlayışlı olması lazım. Bu ülkede beraber yaşıyoruz, aynı gemideyiz, Allah korusun bu gemi su alırsa hepimize zarar gelir. O yüzdendir ki bu işin siyaseti olmaz, deprem işi el birliği ile çözülebilecek bir iştir. Bunu hep beraber çözeceğiz. Bunu yapacak gücümüz, kudretimiz, imkanımız, bilgimiz var ve bu işte de herkesten destek bekliyoruz."