KILIÇDAROĞLU: "EMEKLİLİK YAŞININ KADINLARDA 55'E, ERKEKLERDE 60'A YÜKSELTİLMESİNİN MEZARDA EMEKLİLİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMESİ GEREKİR"
Kılıçdaroğlu, 1995 Eylül ayında yayınlanan "35 Soruda SSK Gerçeği" kitapçığında SSK Genel Müdürü olarak sunuş yazısı yazdı. Kemal Kılıçdaroğlu, emeklilik yaşının kadınlarda 55, erkeklerde 60 olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Kılıçdaroğlu kitapçıkta emeklilik yaşının yükseltilmesinin gerekçeleri şöyle anlatılıyor.
"Bu kitapçık, ilk borçlanma yasasının çıktığı 1969 yılından bu yana, Sosyal Sigortalar Kurumu'nda başlayan geri gidişin bugün vardığı sonuçları özetlemektedir. 1950'lerin, 60'ların görkemli kurumu 1990'larda niçin ve nasıl bu duruma geldi."
"Bu kitapçık, dünyanın en cömert sosyal sigortacılık anlayışı ile ne kadar yol alınabileceği de gösteriyor. Bir diğer anlatımla, bugünkü sosyal sigortacılık anlayışı kurumu ekonominin kara deliği haline getirdi. Türkiye'de artık Sosyal Sigortalar Kurumu'nun, sosyal yardımı kurumu olmaktan çıkarılması gerekir."
"Bu kitapçıktaki soru ve yanıtlarda çözümler de var."
"Bu kitapçığın asıl amacı TBMM'de bulunan yasa tasarısının, daha sağlıklı tartışılmasına katkıda bulunmaktır. Rahat okunabileceğine inandığımız bu kitapçık, umarız amacına ulaşır.
"Emeklilik yaşı hemen hemen hiçbir ülkede popülizmin malzemesi olamaz. Çünkü faturası çok ağırdır. Bugün bu ağır faturayı Türkiye ödemektedir."

Soru 7: "Sosyal Güvenlik Kurumu mevcut alacaklarını tahsil etse, içine düştüğü finansman dar boğazından kurtulur mu?"
"Kesinlikle hayır. Sosyal Sigortalar Kurumu'nun finansman sorunu artık bir tahsilat sorunu olmaktan çıkmıştır. Çünkü SSK, tüm prim tahakkuklarını yüzde 100 tahsil etse bile bir aylık emekli maaşı ödemelerini dahi karşılayamamaktadır. Kaldı ki sigortalıların tümü için prime esas kazanç üst sınırından ve her ay 30 gün üzerinden yüzde 100 olarak prim tahsil edilse dahi, toplanacak primler yaklaşık 11.9 trilyon lira olmakta ve bu dahi emekli aylıklarını karşılayamamaktadır. Çünkü SSK'nın bir aylık emekli maaşı ödemeleri toplamı 12,8 trilyon lirayı aşmıştır."
Soru 18- Kanun tasarısında öngörülen emeklilik yaşı ve artırılan prim ödeme gün sayısı "mezarda emeklilik" olarak değerlendirilebilir mi?
"Bugün ülkemizde Devlet Planlama Teşkilatı'nın verilerine göre 55 yaşındaki bir kadının geri kalan ömrü ortalama 22 yıl, 60 yaşındaki bir erkeğin ise 16 yıldır. Dolayısıyla emeklilik yaşının kadınlarda 55'e, erkeklerde 60'a yükseltilmesinin mezarda emeklilik olarak değerlendirilmemesi gerekir."

"SOSYAL SİGORTACILIK 'CÖMERT SİGORTACILIK' DEMEK DEĞİLDİR"
Kemal Kılıçdaroğlu; 24 Mayıs 1996 tarihinde İzmir'de yapılan "Sosyal Devlet ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları" panelinde yaptığı konuşmada, emeklilik yaşının yükseltilmesi gerektiğini dikkat çekmişti.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu paneldeki konuşmasından bazı bölümler:
"SSK yasası 1950 yılında ilk emeklilik ile ilgili kurallar belirleniyor ve 1950 yılında kadın ve erkekte emeklilik yaşı Türkiye'de 60. Şimdi, 1950'de 60 olan emeklilik yaşı, 1996 yılında kadında 38, erkekte 43 ve böyle bir sistem içerisinde siz sosyal sigortacılık modelini geliştiremezsiniz."
"Ben şunu ifade edeyim: Sosyal sigortacılık aslında kendi aktüer hesapları olan ve aktüer bir sistem üzerine inşa edilen bir finansman modeline dayanıyor… Bu aktüer hesabı üzerine kurulan sistemi güncel politikaya, güncel politikanın müdahalesine açtığınız zaman, o zaman sistemde ciddi yaraların doğduğunu görüyorsunuz."
"Sosyal sigortacılık 'cömert sigortacılık' demek değildir değerli arkadaşlar. Türkiye'de sosyal sigortacılık çok rahat veren cömert sigorta mantığı üzerine kurulu."
"Emeklilik yaşını hemen çıkıp diyebilirsiniz 'Ben indiriyorum'. Ciddi bir muhalefetle karşılaşmazsanız emeklilik yaşını indirirsiniz ve karşılığını da oy olarak alabilirsiniz… Sosyal sigortacılıkta verdiğinizi geri almada zorlanırsınız ve karşınıza ciddi bir muhalefet oluşur. Nedir o zorluk? Siz şimdi bugün kalkıp dersiniz ki 'Ben emeklilik yaşını yükselteceğim'; o zaman, önce sosyal tarafları karşınıza alıyorsunuz. İşçi arkadaşlarımız pankartlarla 'Mezarda emekliliğe hayır' diyebiliyorlar. Ama indirirken böyle bir tepki yoktu. İndirirken herkes çok mutlu. Ama şimdi bu sistemi geri almaya çalışıyoruz. Geri aldığımız zaman ne olur? Ciddi bir baskı çıkıyor, toplumsal baskı çıkıyor. Siyasal iktidarlar 'Biz emeklilik yaşını nasıl yükseltebiliriz' diye kara kara düşünmeye başlıyorlar. Şimdi batıda yapılan ne, gelişmiş ülkelerde yapılan ne? Gelişmiş ülkelerde yapılan şu: kesinlikle aktüer hesabın üzerine kurulu olan sistem, güncel politikaya alet edilmiyor. Hatta bu bir anlamda devlet politikası haline dönüştürülüyor. Örneğin bugün Almanya'da 65 olan emeklilik yaşını 67'ye çıkarırken bile, uzun uzun tartışıyor ve 'Ne zaman, hangi tarihte, nasıl iki yaş daha yükseltebiliriz' diye hesabını yapıyor. Ama biz bunun hesabını maalesef yapmadık; tam tersine şaşırdık. Şimdi şu anda karmaşık bir hesap içinde yuvarlanıp gidiyor."
"Eğer bugün Uganda'da emeklilik yaşı kadınlarda 50, erkeklerde 55 ise; müsaade ediniz, Türkiye'de de bu kadar olsun. Yani Türkiye'yi Uganda'yla eş değer tutalım ve bunu kabul edelim. 'Biz Batı Avrupa'daki ülkelerindeki sistem olsun' demiyoruz. Yani 'Amerika'daki, Fransa'daki gibi olsun' demiyoruz. Kurul yöneticileri olarak şunu istiyoruz. Pakistan'da ne ise, İran'da ne ise, Hindistan'da ne ise, Uganda'da, Nijerya'da ne ise Türkiye'de de o olsun. Buna da artık tahammül edemediğimiz noktalara geldiğimiz için, bunu söylemek zorunda kalıyorum. Yani sistem ciddi bir tıkanmaya doğru gidiyor."
