Son dakika: Başkan Erdoğan'dan Sosyal Atama Töreni'nde önemli açıklamalar
Son dakika haberine göre Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Sosyal Atama Töreni'nde önemli açıklamalarda bulunan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "2002 yılında yalnızca 5 bin 777 olan engelli memur sayımızı 58 bin 319'a yükselttik. Kamudaki engelli kontenjanlarının doluluk oranını yüzde 82 seviyesine kadar çıkardık." ifadelerini kullandı. Başkan Erdoğan, "(Şehit yakını ve gaziler) Hükümete geldiğimizde kamuda istihdam edilen kişi sayısı 6 bin 315'ti, bugün 45 bine yaklaştı." diye konuştu. Erdoğan, "Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde şu anda aşı sıkıntısı var biz ise aşı konusunda attığımız adımlarla süratle aşılarımızı aldırmaya başladık. İlk etapta inşallah 50 milyon doz aşı ülkemize gelecek." dedi.
Başkan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, devlet korumasından yararlanmış gençler, engelliler, gaziler ile gazi ve şehit yakınlarının kamuya atanması töreninde konuştu.
Konuşmasına, "Şehitlerimizin kıymetli emanetleri, değerli gazilerimiz ve gazi yakınlarımız, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum." diye başlayan Erdoğan, "Devlet korumasında yetişmiş gençlerimizden 193'ünün, engellilerimizden 2 bin 140'ının, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarımızdan da 370'inin atamasını yapmak üzere bir aradayız." ifadesini kullandı.

Çeşitli kamu kuruluşlarına 3 bin 603 kişinin atanmasının hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu kardeşlerimize görev yerlerinde başarılar temenni ediyorum. Türkiye'nin, Anayasamızda belirtilen sosyal devlet niteliğinin tezahürü olarak gördüğüm bu uygulamanın fiiliyata dönüştürülmesinde emeği geçenleri tebrik ediyorum. Geleneğimizde devlet, diğer pek çok vasfının yanı sıra kimsesizlerin de kimsesidir. Vefat veya çeşitli sebeplerle ailelerini kaybeden evlatlarımıza sahip çıkmak, onlara analık babalık yapmak devlet olarak boynumuzun borcudur. Osmanlı döneminde Eytam Nizamnamesi'nden hala faaliyet gösteren Darüşşafaka'nın kuruluşuna kadar bu amaçla oluşturulmuş pek çok yapı vardır.
Tarihimizin en önemli kurumları olan ve tüm dünyaya da ülkemizden yayılan vakıfların hemen tamamının senedinde öksüzlere ve yetimlere sahip çıkma maddesi yer almaktadır. Rahmetli Kazım Karabekir Paşa'nın Doğu Anadolu'da 1. Dünya Savaşı yıllarında yetim ve öksüz kalmış çocuklara sahip çıkarak gösterdiği alicenaplık bugün hafızalarımızda hala canlıdır."

Kazım Karabekir'in, himayesine aldığı 4 bin erkek ve 2 bin kız çocuğunun her türlü ihtiyaçlarını ve temel eğitimlerini karşılamanın yanında meslek sahibi de yaptığını anlatan Başkan Erdoğan, bu modelin maalesef devam ettirilemediğini söyledi.
Hükümete geldiklerinde devlet korumasındaki çocukların, yüzlerce kişinin kaldığı büyük yurtlarda adeta balık istifi şeklinde barındırıldığını hatırlatan Erdoğan, "Maalesef topluma uyum sağlayabilecekleri iklimden yoksun çocuklarımız, bu ortamda ne doğru dürüst eğitim alabiliyor ne de meslek sahibi olabiliyorlardı. Sivil toplum kuruluşlarıyla da iş birliği yaparak devlet korumasındaki çocuklarımızın yetiştirilme modelini baştan sona değiştirdik." diye konuştu.
Çocukları çok büyük yurtlarda, koğuş sisteminde barındırmak yerine ev düzenine geçtiklerini ve bu evleri de mahalle içlerinde açtıklarını belirten Erdoğan, "Çocuklarımızın, diğer ailelerin çocukları ile aynı okula gitmesini, aynı sokakta oynamasını, aynı atmosferi teneffüs etmesini sağlamaya çalıştık. Bugüne kadar 111 çocuk evi sitesi, 1193 çocuk evi ve 65 çocuk destek merkezi oluşturduk. Buralarda görev yapacak personelimizi özel eğitime tabi tuttuk. Halihazırda 13 bin 524 çocuğumuzun bakımını, aile ortamına en yakın şekilde hazırladığımız bu evlerde sürdürüyoruz." ifadesini kullandı.

DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUK SAYISI 55 BİNİ AŞTI
Ailelere destek vermek suretiyle çocukların mümkün olduğu kadar kendi anne, babaları veya yakınları ile yaşamasını sağladıklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz 18 yılda bu çerçevede verdiğimiz desteklerle 652 bine yakın çocuğumuzun, ailelerinin yanında hayatını sürdürmesini temin ettik. Sadece son 8 yılda yüzde 86'sı doğrudan annelere olmak üzere bu amaçla verdiğimiz destek miktarı 6,9 milyar liradır. Son dönemde ihtimam gösterdiğimiz ve geliştirmeye çalıştığımız bir diğer uygulama da 'koruyucu aile sistemi'dir. Şu anda 7 bin 864 çocuğumuz, çok hassas bir şekilde tespit edilen ve sıkı şekilde denetlenen koruyucu ailelerin yanında hayatlarına devam ediyor. Üstelik bunların 795'i de özel gereksinimi olan çocuklardır.
Kimsesiz çocukları evlat edinen ailelere de ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Devlet korumasındaki çocukların kamuda istihdamı 1988'den beri sürüyor. Biz 2014'te bu çocuklarımızın kamudaki istihdamını merkezi yerleştirmeye dönüştürerek işlerini kolaylaştırdık. Ayrıca istihdamın, eğitim düzeylerine göre kendi branşlarında olmasını da temin ettik. Hükümete geldiğimizde kamuda işe yerleştirilen devlet korumasındaki çocuk sayımız 21 bin 300'dü. Bugün bu sayı 55 bini aşmıştır. Sadece son 2,5 yılda 7 bine yakın evladımızı kamuya yerleştirdik. Hayata geçirdiğimiz teşvik uygulaması ile 4 bin 600'e yakın gencimizin de özel sektörde istihdamını sağladık. Kimsesiz çocuklarımız için kamudan yaptığımız her kuruş harcamayı bu devletin başının gözünün sadakası olarak görüyoruz. İnşallah 'aile yanında destek' ve 'koruyucu aile' gibi uygulamaları daha da yaygınlaştırarak hem hiçbir evladımızın sahipsiz kalmamasını hem de toplumdan kopmamasını temin etmekte kararlıyız."

536 BİNE YAKIN ENGELLİMİZE BAKIM DESTEĞİ SAĞLIYORUZ
Bir toplumun vicdanını ölçmenin en kestirme yolunun engellilere yönelik davranışına bakmak olduğuna işaret eden Erdoğan, engellilerine sahip çıkan toplumun yıkılmaz bir bünyeye sahip olacağını vurguladı.
Türkiye'de yıllarca bu konuda doğru politikalar geliştirilemediği için vicdanları sızlatan görüntülerin yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, "Engelli kardeşlerimiz toplumdan izole bir şekilde, evlerinin dört duvarı arasında yaşamaya mahkum edilmiştir. Hükümete geldikten sonra üzerinde en çok durduğumuz ve yakın takibini yaptığımız hususlardan biri de engellilerimizin topluma kazandırılması faaliyetleridir." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu amaçla 2005'te Engelliler Kanunu'nu çıkardıklarını, hemen ardından Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'ni imzalayan ülkeler arasına girdiğini anımsatarak, günlük hayatını idame ettirmek için başka bir kişinin desteğine ihtiyaç duyan engellilere bakım hizmeti sunmaya veya bakımlarına destek olmaya başladıklarını belirtti.









