Orta Doğu’da tansiyon dorukta! Ekiplerimiz sıcak nokta Tahran ve Tel Aviv'de: İran'ın vurulma anları A Haber'de

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber | ahaber.com.tr Haber Merkezi
Orta Doğu’da tansiyon dorukta! Ekiplerimiz sıcak nokta Tahran ve Tel Aviv'de: İran'ın vurulma anları A Haber'de

Orta Doğu’da tansiyon zirveye çıktı. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırısında Hamaney’in hayatını kaybettiği iddiaları sonrası bölgede savaş çanları çalıyor. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatıp misilleme füzelerini ateşlerken Tel Aviv’de halk sığınaklara indi. A Haber ekipleri Emine Kavasoğlu ve Ekber Karabağ gelişmeleri ateş hattından aktarıyor. Uzmanlar operasyonu “diplomatik sabotaj” olarak nitelendirirken, Hizbullah’ın savaş ilanı ve ABD’den gelen sert mesajlarla bölge tam anlamıyla ateş çemberine dönüştü.

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik ortak saldırısı Ortadoğu'daki tüm dengeleri sarstı. A Haber canlı yayınında gelişmeleri değerlendiren uzmanlar, saldırının "diplomatik sabotaj" niteliği taşıdığına dikkat çekti. Hamaney'in ölümü ile tansiyon tavan yaparken gözler bir sonraki hamel çin bölgeye çevrildi.

28 ŞUBAT-03 MART 2026 TARİHLERİNDE YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

01:07

HEDEF İRAN YÖNETİMİ DEĞİL DEVRİM MUHAFIZLARI!

A Haber’de konuşan Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında asıl hedefin rejimin tamamı değil, Devrim Muhafızları’nın özellikle Kudüs Gücü çekirdeği olduğunu söyledi. Sohtaoğlu, bombardımanların İran’ı yıkmak değil “dönüştürmek” amacı taşıdığını belirterek Körfez ülkeleri üzerinden yeni bir koalisyon planına dikkat çekti.

“HEDEF ALINAN DEVRİM MUHAFIZLARININ KUDÜS GÜCÜ”

Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, İran’a yönelik saldırılara farklı bir perspektiften bakılması gerektiğini belirterek, “Burada İran yönetimi hedef alınıyor dense de asıl hedef İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü. Yemen’den Afrika’ya, Suriye’den Irak’a ve Latin Amerika’ya kadar uzanan ağı yöneten çekirdek kadro ya bombardımanlarla ya da suikastlarla tasfiye edilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

Tahran’daki nokta atışı saldırılara dikkat çeken Sohtaoğlu, “Tahran gece bombalanıyor dediğinizde bazı binalar hedef alınıyor ama kimlerin öldürüldüğünü Tahran asla açıklamıyor. Neden o bina, neden o kat? Bunların hiçbirinin cevabı yok” sözleriyle hedefli operasyonlara vurgu yaptı.

DEVRİM MUHAFIZLARI İÇİNDE “ŞAHİN” VE “REFORMCU” AYRIMI

Devrim Muhafızları’nın kendi içinde farklı kanatlara ayrıldığını belirten Sohtaoğlu, “Bir şahin kanat var, bir reformcu kanat var, bir de kontrolsüz grup var. Umman’daki saldırı örneğinde olduğu gibi siyasi kanat üstlenmezken içeride daha sertlik yanlısı bir yapı masaya oturulmasına karşı çıkıyor” ifadelerini kullandı.

ABD’nin rejimi zayıflatma stratejisinin ters tepebileceğini savunan Sohtaoğlu, “Beklediklerinin tam tersi olacak. Rejim düşmeyecek, dönüştürülecek. Reformcu diye bilinen ve Batı’yla müzakere edilebilir denilen kesim 3 ila 6 ay içinde tasfiye edilebilir. Devrim Muhafızları’nın daha sert kanadı İran siyasetinde daha hakim hale gelebilir” sözleriyle dikkat çekti.

KÖRFEZ’DE ENERJİ VE SU KRİZİ UYARISI

İran’ın Körfez’de enerji altyapılarını hedef almasının bilinçli bir strateji olduğunu belirten Sohtaoğlu, “Körfez ülkelerinde yatırımlar sahil şeridinde ve elektrik hatları vurulduğunda zincirleme etki başlıyor. 50 derece sıcakta deniz suyunu arıtamazsanız içme suyu krizi başlar. Gıda ithalatına bağımlı ülkeler için limanların ve terminallerin devre dışı kalması büyük risk” ifadelerini kullandı.

Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin baskı altına alınmak istendiğini belirten Sohtaoğlu, “İran bu ülkelerin ABD’ye bombardımanı durdurması için baskı yapmasını istiyor” dedi.

“İSRAİL KÖRFEZ’İ KOALİSYONA ZORLUYOR”

İsrail’in Körfez ülkelerini İran’a karşı ortak bir misilleme operasyonuna çekmeye çalıştığını iddia eden Sohtaoğlu, “Plan şu: Körfez ülkelerinden birkaç uçak sembolik olarak operasyona katılacak ve ardından ‘Körfez intikamını aldı’ başlığı atılacak. İsrail bu ülkeleri koalisyon gücü gibi sahaya sürmek istiyor” ifadelerini kullandı.

İRAN’IN KUZEYBATISINDA YENİ CEPHE

İran’ın kuzeybatısında ve Beluç bölgelerinde artan hareketliliğe dikkat çeken Sohtaoğlu, “Batı Kürdistan bölgesi ısrarla vuruluyor. Senendeç, Urmiye-Mahabat hattı ve 28. Tümen hedef alındı. Bu bölge Kandil Dağları’nın karşısında ve dağlık alanlarda kaçakçılık rotaları açılmış durumda. Yeni cepheler oluşturuluyor” sözleriyle sahadaki askeri tabloya işaret etti.

00:31

İSRAİL'DE 2. KEZ ALARMLAR DEVREDE

A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Tel Aviv'de yaşanan ikinci saldırının ardından bölgedeki son durumu aktararak yoğun bir patlama sesi olduğuna dikkat çekti. 

DEMİR KUBBE DEVREDE: SEMALAR BİR ANDA HAREKETLENDİ

Saldırının başladığı anlarda sahada olan Emine Kavasoğlu, "Ard arda sirenler çalmaya başladı ve Demir Kubbe bir kez daha bir şekilde müdahale edilmeye başlandı. Yine de Tel Aviv semalarını bir anda hareket etti. İran'dan ateşlenen füzeler pek çok nokta için alarma müdahalene neden oldu" kullandı. Kavasoğlu, füzelerin füze hale getirildiği anlarda yaşanan paniği, "Az önceki yoğun saldırı kadar değil belki ama bir tane daha saldırı Tel Aviv semalarında etkisiz hale getirildi" sözleriyle aktardı.

İSRAİL ORDUSUNDAN KRİTİK UYARI: "KESİNLİKLE DIŞARI ÇIKMAYIN"

Saldırıların katkısını artırmasıyla birlikte İsrail sığınak emrini çalıştıran Kavasoğlu, "İsrail ordusundan da yapılan bir açıklama var; çıkmayın, kesinlikle çıkmayın denildi" bilgisini paylaştı. Kavasoğlu ayrıca, "Telefonlarımıza olağanüstü risk altındasınız uyarısı geldi. Şu an saldırı durmuş görünüyor ama ikinci kez Tel Aviv hedef alındı" diyen saldırıların dalga dalga devam ettiğine dikkat çekti.

"BU KADAR YOĞUN BİR SALDIRI BEKLEMİYORLARDI"

İsrail'in İran'ın saldırı kapasitesini hazırlıksız yakalanmış olabileceğini ifade eden Emine Kavasoğlu, "Beklemiyorlardı hakikaten bu kadar yoğun bir saldırı. Belki de bu kadar yoğun bir cevap, İran'ın saldırıları beklenmiyorlardı ama şu an her yer vuruluyor" ifadesini kullandı. Gece saatlerinde saldırıların daha da yoğunlaştığını belirten Kavasoğlu, "İran tarafından gece saatlerinde daha da yoğun bir füze saldırısının İsrail'e doğru" sözleriyle ciddiyetini vurguladı.

KUDÜS VE TEL AVİV'DE ŞİDDETLİ PATLAMA SESLERİ

Yayının son anlarında bölgeden yükselen dumanlara ve seslere dikkat eden Kavasoğlu, "Bir patlama sesi geldi çok yakın bir yerden. Dumanın yükseldiği herhangi bir nokta var mı diye kontrol ediyorum. Görünürde bir şey yok ama yoğun bir patlama sesi Kudüs ve Tel Aviv'den geliyor" diyerek bölgedeki hareketliliğin sürdüğünü ifade etti. 

00:22

TEL AVIV'DE SİREN SESLERİ

İsrail ve ABD'nin İran 'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından bölgede karşılıklı misillemeler sürerken Tel Aviv'de yeniden siren sesleri yankılandı. İran İHA'ları gükyüzünü aydınlatırken A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Tel Aviv'de çok sayıda uyarının devreye girdiğini ve patlamaların yaşandığını belirtti. 

A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu'nun aktardıkları ise şöyle; 

İran'dan fırlatılan füzelerin İsrail'in başkenti Tel Aviv'e büyük bir hareketliliğin olduğunu belirterek; "İsrail bu uyarıyı verdi. Birkaç dakika önce zaten ben bu uyarıların geldiğini söylemiştim. Şu an sakinleşti ama bakın nerelerde olduğunu da, ne yoğun bir hava saldırısı uyarısı verildiğini de hemen şöyle telefonumdan göstermeye çalışayım.

Şöyle bakın; Tel Aviv, İsrail'in her bir noktasında çok yoğun bir saldırı ki biz Tel Aviv'deyiz, Tel Aviv Yafa bölgesindeyiz. Şu an itibarıyla sakinledi ama yoğun bir hava saldırısıydı. Hem telefonlara gönderilen uyarılarla hem de IDF'in paylaşmış olduğu uyarıların ardından yaklaşık 5-6 dakika sonra işte o saldırılar gerçekleşti. Şu an itibarıyla durumun sakinleştiğini söyleyebiliriz. Bir müdahale edildi ama tahmin ediyorum ki yine o havada imha edilen füzelerin şarapnel parçalarının birkaç noktaya düştüğünü söyleyebiliriz. Çünkü çok yakınımızda gerçekleşti o müdahaleler.

ART ARDA IŞIKLARI YÜKSELİYOR

Hemen hemen her bir noktadan art arda ışıkların yükseldiğini gördük. An itibarıyla o müdahale sona ermiş gibi görünüyor ama çok hareketli dakikalara sahne olduk. Dediğim gibi bugün öğle saatlerinde de yine aynı manzarayla karşı karşıya kalmıştık ve Petah Tikva ve yine aynı zamanda Beni Brak bölgelerine şarapnel parçaları düşmüştü ki o bölgelerde çok sayıda yaralı olduğunu da biliyoruz. Hatta yayının başında da konuşmuştuk, buralardan görüntü alınmasına dahi izin verilmedi demiştim.


ÇOK SAYIDA FÜZE ATEŞLENİYOR

İşte bugün bir kez daha az önce o saldırı gerçekleşti. İran tarafından ateşlendi füzeler. Çok sayıda füze ateşlendiği IDF tarafından paylaşıldı. Çok sayıda füze İran tarafından İsrail'e doğru yönlendirildi dedi ve kısa süre içinde de hemen işte o saldırıya tanıklık ettik. Bakın, yani göstermekle bitmiyor ne kadar yoğun bir saldırı olduğu. Burada hepsinin alarm verilen bölgelerin hepsinin isimleri yazıyor: Tel Aviv, Yafa, yine Tel Aviv'in doğusu, batısı, şehir merkezi, çevre bölgeleri, Hayfa tarafı, Beit Hanun, Beytüllahim, Gazze Şeridi tarafı da yine aynı zamanda... Çok yoğun bir füze saldırısıydı ama şu an için bertaraf edilmiş gibi görünüyor.


"SALDIRILAR İLERLEYEN SAATLERDE DAHA BÜYÜK BİR BÖLGEYİ ETKİLEYEBİLİR"


Bu havada müdahale edilmesi tehlikesiz olduğu anlamına gelmiyor, herhangi bir yere tehlike saçmadığı anlamına gelmiyor çünkü çok yakın bir noktada, ucu ucuna yakaladı belki de diyebiliriz. Çok yakın bir noktada müdahale gerçekleşti ve büyük ihtimalle de ilerleyen saatlerde bu saldırıların nasıl büyük bir bölgeyi etkilediğini, ne denli etkilediğini... Belki İsrail paylaşmayacak yetkili mercilerden ama sosyal medyaya ya da işte kaynaklarımıza düşen bilgilerle, kaynaklarımızdan edinebileceğimiz bilgilerle ne kadar büyük bir hasara ya da kaç kişinin yaralanmasına, belki de hayatını kaybetmesine neden olduğunu görmüş olacağız. Şu an itibarıyla burada durum sakin tekrar söyleyeyim ama oldukça yoğun bir hareketliliğe tanıklık ettik diyelim ve sözü şimdilik size bırakalım.
 

23:29

TEL AVIV'DE SIĞINAK ALARMI! HİZBULLAH RESMEN DEVREDE

A Haber muhabiri Emine Kavasoğlu, İsrail-Lübnan hattında tırmanan gerilimi Tel Aviv’in göbeğinden aktardı. Hizbullah’ın savaşa resmen dahil olmasıyla birlikte İsrail genelinde siren sesleri susmazken, stratejik öneme sahip Hayfa kenti adeta hayalet şehre döndü.

Tel Aviv semalarında ABD tanker uçaklarının hareketliliği dikkat çekerken, İsrail ordusunun Lübnan’daki İran temsilcilerine bölgeyi terk etmeleri için 24 saat süre tanıması büyük bir bombardımanın habercisi olarak yorumlandı. Öte yandan İsrail ordusunun askeri kayıplarını gizlemesi ve vatandaşlarına "İsrailli olduğunuzu gizleyin" talimatı vermesi dikkat çekti.

TEL AVİV'DE SIĞINAKLARA İNİLDİ: FÜZE SESLERİ OTELDEN DUYULDU

Çatışmaların şiddetlendiği Tel Aviv'de yaşanan sıcak dakikaları anlatan A Haber muhabiri Emine Kavasoğlu, "Yaklaşık bir saat önce yeniden bir hava saldırısı uyarısı verildi ve bizim de bulunduğumuz Tel Aviv'den yoğun bir şekilde hissedildi. Biz kalmış olduğumuz otelin hemen sığınaklarına inmemiz istendi ancak o sığınaklarda bulunduğumuz dakikalarda bile o havada imha edilen füzelerin seslerini duyabildik" ifadelerini kullandı.

Hizbullah'ın savaşa girmesiyle saldırıların boyut değiştirdiğini belirten Kavasoğlu, "Bugün sadece Tel Aviv değil, Hizbullah'ın da artık savaşı resmen başlattığını duyurmasıyla birlikte çok yoğun bir misilleme gerçekleştirildi. Hayfa ardı ardına hedef alındı ve İsrail medyasına yansıyan bilgilere göre Hayfa tamamen boşaltıldı, kalanlar için dev sığınaklarda yaşam alanları oluşturuldu" sözleriyle bölgedeki dramatik tabloyu aktardı.

ABD TANKER UÇAKLARI SEMALARDA

Hava sahasındaki hareketliliğin daha önce görülmemiş bir seviyeye ulaştığını vurgulayan A Haber muhabiri  Kavasoğlu, "Bugün bizim burada üçüncü günümüz ve ilk kez bu kadar yoğun bir hava hareketliliği gördük. En az 6-7 tane ABD'ye ait tanker uçak sürekli Tel Aviv semalarındaydı ve onlar geçtiği dakikalarda Heron'ların onlara eşlik ettiğini söyleyelim" dedi.

İsrail hükümetinin vatandaşlarını tahliye etmek için başlattığı gizli operasyonun detaylarına değinen Kavasoğlu, "Aslan Kanatları Operasyonu adı verilen bir hazırlık yapıldı. Mısır üzerinden İsrail'e dönmek isteyenlere Taba yolunu kullanmaları söylendi ancak çok çarpıcı bir uyarı yapıldı: İsrailli olduğunuzu belli edecek herhangi bir kıyafet ya da görsel tavra bürünmeyin, İsrailli olduğunuzu kimse anlamasın dendi. Bu, Gazze soykırımından bu yana İsraillilerin dünyadaki algısının bir göstergesidir" ifadelerini kullandı.

"İSRAİL ASKERİ KAYIPLARINI SIR GİBİ SAKLIYOR"

Savaşın bilançosuna dair İsrail kanadından gelen bilgilerin kısıtlı olduğunu ifade eden Kavasoğlu, "İsrail ordusu askeri anlamda herhangi bir kayıp açıklamadı. Bugüne kadar pek çok savaş takip ettim, mutlaka bir savaş bilançosu paylaşılırdı ancak İsrail'den şu ana kadar askeri bir açıklama gelmedi. Sadece 11 sivilin hayatını kaybettiğini, 1050 sivilin ise hastanelerde tedavi gördüğünü biliyoruz. Birçok İsrail askeri birimine saldırı gerçekleştiğini kendi kaynaklarımızdan teyit ediyoruz ama ordu kanadında tam bir sessizlik hakim" sözleriyle İsrail'in sansür politikasına dikkat çekti.

23:09

İSRAİL-ABD BLOĞU ÇIKIŞ YOLU MU ARIYOR?

A Haber’de konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, İsrail’in başlattığı ve ABD’nin iştirak ettiği saldırıların beklenen sonucu vermediğini belirterek, İran’ın hızlı biçimde tasfiye olacağı öngörüsünün boşa çıktığını söyledi. Ülger, savaşın seyrinin tarafların askeri kapasitesine bağlı olarak şekilleneceğini vurguladı.

“İRAN’IN HIZLA ÇÖKECEĞİ ÖNGÖRÜSÜ TUTMADI”

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, İsrail’in başlattığı saldırıya ABD’nin de katıldığını belirterek, “Ne tip bir plan yaptıklarını bilmiyoruz fakat muhtemelen İran konusunda objektif olmayan bir yaklaşımı esas alarak saldırı başlattılar. İran’ın yönetici kadrosunun devre dışı bırakılmasıyla mekanizmanın kilitleneceği ve hızlı biçimde tasfiye olacağı öngörülüyordu ancak tam tersi yönde gelişmeler cereyan ediyor” ifadelerini kullandı.

Sahadaki tabloya dikkat çeken Ülger, “Çelişkili açıklamalar daha çok Trump’tan ve İsrail cephesinden geliyor. En başta kararlılık ortaya koyan İsrail-ABD bloğu şimdi İran’ın direnişi karşısında bir çıkış yolu arıyor gibi gözüküyor” sözleriyle mevcut durumu değerlendirdi.

SAVAŞIN SEYRİNİ SİLAH STOKLARI BELİRLEYECEK

Çatışmanın bundan sonraki aşamasında askeri kapasitenin belirleyici olacağını ifade eden Ülger, “Çatışmanın nasıl bir seyir takip edeceği büyük ölçüde tarafların sahip oldukları savaş araç ve gereçlerine bağlı. İran’ın füze stoku nereye kadar dayanacak? ‘Sürpriz’ olarak nitelendirdiği Hürremşehr füzesini kullanacak mı?” ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail’in de ciddi bir yıpranma sürecine girdiğini belirten Ülger, “Tomahawk’lar son derece pahalı ve İran’ın attığı hava unsurlarını bertaraf etmek için kullanılıyor. Öte taraftan THAAD ve Patriot sistemlerinin İran saldırılarına karşı beklentilerin gerisinde kaldığı gözüküyor. Olağan koşullarda İran’ın dayanamayacağı öngörülüyordu ancak benim tahminim tam tersi yönde bir gelişme yaşanacak” sözleriyle dikkat çekti.

“İRAN’IN FÜZE STOKU BELİRSİZ, ÜRETİM SÜRÜYOR”

İran’ın füze kapasitesine ilişkin belirsizliğin sürdüğünü belirten Ülger, “İran’ın füze stokunun ne kadar olduğu belirsizliğini koruyor. Bunların yer altı şehirlerinde üretildiği ifade ediliyor. Bu saldırganlığı içeride meşrulaştırmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

“ABD’DE SAVAŞA DESTEK DÜŞTÜ”

ABD kamuoyundaki tabloya da değinen Ülger, “Trump kendi bacaklarına kurşun sıktı, kendi idam sehpasını tekmeledi. Amerikan halkı içerisindeki savaşa destek yüzde 30’ların altına düşmüşken bu açıklamalarla olumlu bir gelişme olması mümkün değil. Önümüzdeki süreçte asker cenazelerinin artması kamuoyunu daha da zorlayacaktır” sözleriyle değerlendirmede bulundu.

“KAYIPLARDA KARARTMA UYGULANIYOR”

Savaşın bir diğer boyutunun bilgi akışı olduğunu ifade eden Ülger, “İran’ı totaliter ya da teokratik olmakla suçlayabilirsiniz ancak kayıplar konusunda İran tarafı şeffaf bir görüntü ortaya koyuyor. İsrail’in kayıpları gizlediğini Gazze Savaşı’nda gördük. Göç toplumu olduğu için kaçışı tetiklememek adına kayıpları açıklamaktan kaçınıyorlar. Benim dikkatimi çeken nokta ABD tarafının da karartma uygulaması. Şu ana kadar açıklanan 3 asker, 4 asker gibi rakamlar gülünç geliyor. Oysa çok agresif üslere yönelik füze saldırıları yapıldı. Bu kayıpların ilerleyen süreçte açıklanarak kamuoyunun hazırlanması ya da operasyonun başka bir noktaya evrilmesinin altyapısının oluşturulması söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.

22:54

DUBAİ'DEKİ ABD KONSOLOSLUĞU VURULDU

A Haber Tahran muhabiri Ekber Karabağ, ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik başlatılan savaşın ardından Tahran'daki son durumu aktardı. 

Karabağ İran'da savaşın başlamasından itibaren internetin kesik olduğunu belirterek "İran halkının haber alma imkanları oldukça kısıtlanmıştır ve İran’da da çok sayıda insan belki milyonlarca insan sadece A Haber üzerinden İran’daki bilgileri alıyor. Çünkü dediğim üzere İran’da ne internet var, uydu yayınlarını da İran kesmiş durumda. İşte o yüzden gerçi Türksat çalışıyor, İran’da Türksat çalışıyor. Ancak işte muhalif Fars kanalları diğer uydulardan yayın yaptıkları için, yörüngelerden yayın yaptıkları için İran onların yayınlarını engellemiş durumda. İşte oradaki durum böyle gelişiyor." dedi. 

Karabağ, Batı Azerbaycan'ın merkezi Urmiye'de yoğun bir saldırının yapıldığına dikkat çekerek; "Haziran ayında Tebriz’e daha ziyade saldırılar söz konusuydu. Ancak son birkaç gündür ciddi anlamda Urmiye, Batı Azerbaycan’ın merkezi, Türklerin en yoğun yaşadığı ikinci şehir ciddi bir şekilde vuruluyor. Neredeyse vurulmayan nokta kalmamış.Söz konusu bölge de hemen sınıra yakın bir bölge, Türkiye sınırından takribi olarak bir 50-60 kilometre uzaklıkta bir bölge. Bu bölge için diğer bir tehlike meselesi vardır. Hatırlanacağı üzere daha bu yayın, bu saldırılar başlamadan önce o terörist gruplardan konuşmuştuk. Ve öyle görünüyor ki İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri özellikle o sınır bölgesini vurarak oradaki askeri hedefleri vurarak bu grupların İran’a girişini kolaylaştırmaya çalışıyor. Böyle bir tehlike söz konusu." ifadelerini kullandı. 


"URMİYE'DE TEHDİT OLABİLECEK BİR NOKTA YOK"

Ekber Karabağ, yapılan saldırılarla Urmiye bölgesinde herhangi bir nükleer tesisin bulunmadığının altını çizerek; "Urmiye’de İsrail’i tehdit edecek öyle bir füze fabrikası, füze merkezi veya diğer noktalar yoktur. Yani bir karakol var, karakolda en fazla bir polisin elinde ne var ki İsrail’i tehdit edecek? Ancak öyle görünüyor ki bunlar bir şekilde bu ortamı yumuşatıp o grupların İran’a girmesine ön hazırlık yapıyor. Hatta bugün İran buna müdahale etti. Irak’ın kuzeyinden İran’a girmeye çalışan bir grubu insansız hava aracıyla etkisiz hale getirdi, onların önüne geçti." dedi. 

"UZMANLAR MECLİSİ VURULDU"

Ekber Karabağ, Uzmanlar Meclisi ve Genel Sekreterlik binasının vurulduğunu hatırlatarak "Böyle de bir plan söz konusu. Hatta bazı iddialar söz konusudur ki işte Donald Trump’ın Kuzey Irak’taki bazı liderlerle irtibata geçtiği ve onların bu bölgeye girmesiyle ilgili teşvik ettiğine dair iddialar söz konusudur. Tabii ben onları teyit edemiyorum. Uzmanlar Meclisi vuruldu. Genel sekreterlik binası vuruldu ki genel sekreterlik binası Kum’dadır. Ve Tahran dışında işte bulunan tek hükümet yani merkezi tek hükümet binası. Bütün o merkezi hepsi Tahran’dadır. Ancak işte yapılan o görüşmede herhangi bir toplantı söz konusu değil. " dedi. 

ABD'NİN DUBAİ KONSOLOSLUĞU VURULDU

İran tarafından Orta Doğu'daki ABD üslerine misilleme saldırıları sürerken Tahran yönetimi Dubai'de bulunan ABD Konsolosluğunu vurdu. İHA ile yapılan saldırıda yerleşkede yangın çıktı.
 

18:35

İRAN'DA UZMANLAR MECLİSİ'NİN VURULMA ANLARI A HABER'DE

Saldırının şiddetini ve hedef alınan bölgeleri anlatan A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ, "Şu anda hemen tam önümde dumanların yükseldiğini görüyorsunuz, orası vurulan noktalardan birisi. Gün içinde Cumhuriyet Caddesi’ndeydim; orada hem ülke liderinin ofisi, hem Cumhurbaşkanlığı ofisi hem de Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi bulunuyor. O alana yönelik çok geniş kapsamlı bir saldırı söz konusuydu," ifadelerini kullandı. Karabağ, saldırıların sadece askeri değil, yönetim merkezlerini de doğrudan hedef aldığını belirtti.

UZMANLAR MECLİSİ HEDEFTE
Haberin devamında Tahran’daki kritik binaların vurulduğu bilgisi teyit edilirken, Karabağ, "Yaptığım incelemelerde ve çevreye sorduğumda anladım ki Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve Uzmanlar Meclisi binasına yönelik bir saldırı gerçekleşmiş," dedi. Stüdyodaki sunucunun İran haber ajanslarına dayandırdığı bilgiyi paylaşması üzerine Karabağ, "Benim tespitim doğruymuş, tam da o noktada Uzmanlar Meclisi’nden bahsettiğimiz yer hedef alınmış," sözleriyle saldırının hedefini netleştirdi.
 

İRAN ASKERİ SOKAKTA: KIŞLALAR BOŞALTILDI
Bölgedeki askeri hareketliliğe dikkat çeken Karabağ, İran ordusunun kışlaları terk etmek zorunda kaldığını, "Etrafta askerleri gördüm ancak sırtlarında çantaları ve battaniyeleri vardı. Askerler artık kışlalarda, karakollarda değil; sokaklarda yatıp kalkıyorlar. Sokaklarda battaniye üzerinde yatan askerleri bizzat gördüm," cümleleriyle aktardı. Bu durum, İran’ın saldırılar karşısında yaşadığı paniğin en somut göstergesi olarak yorumlandı.
 

HASTANELER BOŞALTILDI, BÜYÜK KATLİAMIN ÖNÜNE GEÇİLDİ
Saldırıların sivil alanlara da sıçradığını belirten Karabağ, Mutahari Hastanesi’ndeki durumu, "Hastaneye gittim ancak çok ilginçti; bir gün önceden önlem olarak hastane tamamen boşaltılmıştı. Eğer bu önlem alınmasaydı tam bir katliam yaşanırdı çünkü hastanede tek bir sağlam cam bile kalmamış, her yer paramparça olmuştu," ifadeleriyle paylaştı. İsrail’in boş binaları vurduğunu belirten Karabağ, can kaybının az olmasını İran’ın saldırıları önceden öngörerek kritik noktaları tahliye etmesine bağladı. 

TAHRAN’DA PATLAMA SESLERİ DİNMİYOR
Haberin son dakikalarında bölgeden yeni patlama sesleri yükselirken Karabağ, "Yine saldırı oldu, patlama sesini duydum. Tahran’ın kuzey tarafından geldiğini tahmin ediyorum. Son birkaç gündür bu saldırılar sürekli bir hal aldı," diyerek bölgedeki gerilimin her geçen saniye artmaya devam ettiğini vurguladı.

BNEİ BRAK BÖLGESİNDE ŞARAPNEL ALARMI
Saldırının hemen ardından olay yerine ulaşan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Yaklaşık bir saat önce İran’dan ateşlenen füzeler Tel Aviv’e ulaştı. Demir Kubbe’nin müdahale ettiği füzelerden bir tanesinin şarapnelleri şu anda bizim bulunduğumuz Bnei Brak bölgesine düştü" ifadelerini kullandı. Bölgede yoğun güvenlik önlemlerinin alındığını belirten Kavasoğlu, çok sayıda ambulansın ve arama kurtarma ekibinin bölgeye sevk edildiğini bildirdi.

İSRAİL’DEN "ACZİYET GÖRÜNTÜSÜ" ENGELİ
İsrail polisinin basın mensuplarının görüntü almasını engellemeye çalıştığına dikkat çeken Emine Kavasoğlu, "İsrail genellikle herhangi bir saldırı olduğunda o noktadan görüntü alınmasına izin vermez. Bir acziyet görüntüsü yaşatmak istemiyor ve dolayısıyla buraya polis barikatları kurulmuş durumda" sözleriyle bölgedeki kısıtlamaları aktardı. Kavasoğlu, olay yeri şeridi nedeniyle içeriye geçişlerine izin verilmediğini ve polislerin sadece sınırlı bir noktadan çekim yapılmasına müsaade ettiğini belirtti.

SİVİL HALKTA BÜYÜK PANİK VE TAHLİYE
Saldırının gerçekleştiği Bnei Brak mahallesinin demografik yapısına ve o anki atmosfere değinen Kavasoğlu, "Burası Haredi mahallesi olarak biliniyor ve şu an bayram kutlamaları nedeniyle her noktada kalabalık topluluklar var. Şarapnel işte o noktalardan birine isabet etti" dedi. Sokaklardaki son durumu değerlendiren Kavasoğlu, "İsrail’de üç gündür ilk kez bu kadar sivil insanı bir arada gördük. Büyük ihtimalle evlerinden tahliye edilen ve hasar alan binalardan uzaklaşmaya çalışan insanlar bunlar" ifadelerini kullandı.

SALDIRI DALGASI ARALIKSIZ SÜRÜYOR
İsrail’in hem İran hem de Hizbullah tarafından hedef alındığını vurgulayan Emine Kavasoğlu, "İsrail’de dünden bu yana saldırılar hiç susmak bilmedi. Sadece Tel Aviv çevresi değil, İsrail’in hem kuzeyi hem güneyi hem de sahil şeridi tamamen hedef alınmış durumda. Sokaklarda büyük bir korku ve panik hakim" cümleleriyle bölgedeki gerilimin boyutlarını gözler önüne serdi. Kavasoğlu, arama kurtarma ekiplerinin bölgedeki çalışmalarını tamamladığını ancak güvenlik kordonunun hala sürdüğünü sözlerine ekledi.

17:55

İSRAİL'DEN DEZENFORMASYON VE SİVİL KATLİAMI

İsrail’in saldırılarında sivil hassasiyeti gözetmediği ve dünya kamuoyuna yanlış bilgi servis ettiği vurgulandı.

A Haber canlı yayınına katılan Akademisyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, “İsrail’in bugüne kadar saldırılarında bir hassasiyet gösterdiğine yönelik hiçbir emare yok. Şifa Hastanesi’ne yönelik dünyaya yalan bilgi servis ettiler, dijital medya platformları ve yapay zeka teknolojisini dezenformasyon için kendi lehlerine kullanıyorlar” sözleriyle İsrail’in taktiklerini eleştirdi.

Gazze’deki acı tabloya değinen stüdyo Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, “Gazze’de en az 20 bin çocuk katledildi. Pembe sırt çantası takan küçücük çocukların okuduğu okullar vuruldu, 160’ın üzerinde çocuk hayatını kaybetti” ifadelerini kullanarak yaşanan insanlık dramına dikkat çekti.

İRAN’DA MOSSAD GÖLGESİ VE İSTİHBARAT KRİZİ
Programda en dikkat çekici başlıklardan biri de İran’ın içerisindeki güvenlik açıkları oldu. Mossad’ın İran içerisindeki operasyon kabiliyetine değinen Akademisyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu “İran içerisinde yüksek düzeyli dini lider ve komutanlar hedef alınıyor. Mossad ajanları İran’da adeta cirit atıyor. Hatta Ahmet Necat, Mossad ile mücadele biriminin müdürünün Mossad için çalıştığını bizzat açıkladı” sözleriyle bölgedeki istihbarat zafiyetini aktardı. Bu durumun İran ve Farisi medeniyet anlayışında büyük bir hayal kırıklığı yarattığı ifade edildi.

YÖNETİMDE KRİTİK GEÇİŞ: "İRAN HIZLI REAKSİYON ALDI"
İran’daki liderlik değişimi ve sonrasındaki süreç de analiz edildi. Amerika ve İsrail’in İran içerisinde bir iç kargaşa beklediğini belirten uzmanlar, sürecin yönetimi konusunda farklı bir noktaya değindi. Akademisyen Doç. Dr. Faik Tanrıkulu “Dini lider sonrası bir iç kargaşa bekleniyordu ancak İran bu konuda çok hızlı reaksiyon aldı. Görevlendirmeleri ve kuralları nispeten kargaşa olmayacak şekilde yönetti. Bu, Amerika ve İsrail’in beklentisinin aksine bir yönetim başarısıdır” ifadelerini kullandı.

 

16:33

İRAN FÜZESİ BNEİ BRAK'A DÜŞTÜ: 4 YARALI

İran’ın İsrail’e yönelik başlattığı misilleme operasyonları dördüncü gününde şiddetini artırarak devam ediyor. Tel Aviv yakınlarındaki sivil yerleşim birimi Bnei Brak bölgesine isabet eden İran füzesi, bölgede büyük bir yıkıma yol açtı.

A Haber ekranlarına yansıyan sıcak görüntülerde, bir evin tavanının tamamen çöktüğü ve enkaz yığınına döndüğü görülürken, saldırıda ilk belirlemelere göre 4 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail yönetiminin askeri tesislerdeki ağır hasarı gizlemek için yoğun bir sansür uyguladığı, sadece sivil bölgelerdeki tahribatın servis edilmesine izin verdiği belirtiliyor.

 

16:25

TRUMP’A LOBİ VE KRİZ YÖNETİMİ TEPKİSİ!

Savaşın başlamasının ardından Trump’ın sessizliğini eleştiren A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, "Amerika Birleşik Devletleri'nin ana akım medyasının Trump’a yönelik sert eleştirileri devam ediyor; özellikle Beyaz Saray’ın kriz iletişimi stratejisini eleştiren bir dil hakim" sözleriyle sahadaki atmosferi aktardı. Trump’ın canlı açıklama yapmak yerine sosyal medya üzerinden kayıtlı mesajlar yayınlamasına dikkat çeken Sapmaz, eski Beyaz Saray Genel Sekreteri Rahm Emanuel’in, "Amerikan halkının bir başkomutana ihtiyacı var ve o bu rolde yoktu" şeklindeki sert yorumunu izleyicilerle paylaştı.

OPERASYON EMRİNİN ARKASINDAKİ İSİMLER: MBS VE NETANYAHU

Saldırı kararının nasıl alındığına dair çarpıcı iddiaları dile getiren İrfan Sapmaz, "The Washington Post’un haberine göre Başkan Trump, operasyon emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yoğun lobi faaliyetleri sonrası verdi" ifadelerini kullandı. Sapmaz, bin Selman’ın özel görüşmeler yürüttüğünü, Netanyahu’nun ise uzun süredir bu saldırı için çağrıda bulunduğunu belirterek, Washington’daki "savaşa sürüklenme" tartışmalarına dikkat çekti.

"ACİL TEHDİT YOKTU" İDDİASI KONGREYİ KARIŞTIRDI

ABD istihbarat raporlarındaki çarpıcı bir detayı aktaran Sapmaz, "ABD istihbaratının saldırı öncesinde Amerikan ana karasına yönelik acil bir tehdit tespit etmediği raporlarda yer aldı" dedi. Demokrat Senatör Mark Warner’ın gizli briefing sonrası yaptığı açıklamaya değinen Sapmaz, Warner’ın "Yönetim yetkilileri, ABD’ye yönelik acil bir tehdit olduğunu gösteremediler" diyerek verilen yanıtları tamamen yetersiz bulduğunu aktardı.

MEDYA VE SİYASET HATTINDA SERT TARTIŞMALAR

Amerikan medyasındaki iç hesaplaşmayı değerlendiren İrfan Sapmaz, "The Tucker Carlson Show’da eski Fox News sunucusu, İsrail’in ABD’yi savaşa sürüklediğini ve ana akım medyanın bu savaş çığırtkanlığına alet olduğunu öne sürdü" dedi. Öte yandan muhafazakar medyanın Washington Post’a yönelik tepkilerini de gündeme getiren Sapmaz, "Post’un ölen İran lideri Hamaney’i 'İran şiirini seven bir amca figürü' olarak tanımlaması, Beyaz Saray eski danışmanları tarafından rejimi aklama çabası olarak nitelendirildi" açıklamasında bulundu.

16:01

TÜRKİYE-İRAN SINIR KAPILARINDA NELER YAŞANIYOR?

Bölgedeki genel durumu değerlendiren A Haber muhabiri Yüksel Akalan, "Sadece bulunduğumuz bu sınır kapısında değil, aynı zamanda Hakkari Yüksekova'da bulunan Esendere ve Ağrı Doğubayazıt'taki Gürbulak sınır kapılarında da rutin geçişlerin devam ettiğini belirtelim" ifadelerini kullandı. Akalan, sınır hattında şu an için olağan dışı bir hareketliliğin gözlemlenmediğini, "Öğle saatlerinde biraz daha hareketli olan sınır kapılarında, akşam saatlerine doğru bir sakinliğin hakim olduğunu söylemekte fayda var" sözleriyle aktardı.

İRAN TARAFINDA YAS VE SİYAH BAYRAKLAR

İran cephesindeki son gelişmeleri deşifre eden Yüksel Akalan, "İran tarafında, ilan edilen 40 günlük yasın ardından sınır kapısındaki gönderlere siyah bayrakların asıldığını bu noktadan net bir şekilde görebiliyoruz" dedi. Sahadan gelen acı verileri paylaşan Akalan, "İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 787'ye ulaştı; bugün itibarıyla saldırılarda can veren kız çocuklarının cenaze namazlarının toplu bir şekilde kılındığını biliyoruz" açıklamasında bulundu.

GÜVENLİK TEDBİRLERİ ÜST SEVİYEYE ÇIKARILDI

Sınır güvenliği ve geçiş protokollerindeki değişikliğe dikkat çeken Akalan, "Ticaret Bakanlığı tarafından sınır kapılarındaki güvenlik tedbirleri en üst seviyeye çıkarıldı, ekipler 7/24 esasıyla çalışmalarını yürütüyor" ifadelerini kullandı. Günübirlik geçişlere kısıtlama getirildiğini vurgulayan Akalan, "İki ülke arasında günübirlik geçiş yapan yolcular için geçişlerin durdurulduğu açıklandı ancak Türk ve İran vatandaşları ile üçüncü ülke vatandaşlarının rutin geçişleri halen sağlanıyor" diyerek bölgedeki son durumu özetledi.

15:45

KÖRFEZ ÜLKELERİ SAVUNMASIZ MI KALIYOR?

Bölgedeki füze savunma sistemlerinin geleceğine dair Bloomberg verilerini A Haber canlı yayınında paylaşan Dr. Filiz Katman, "Birleşik Arap Emirlikleri mevcut hızla bir hafta, Katar ise sadece dört gün içinde füze savunma sistemlerinin stoklarını bitirecek" ifadelerini kullandı. Savaşın süresine dair müttefikler arasındaki öngörü farkına değinen Katman, "Donald Trump sürecin 4-5 hafta süreceğini söylerken, İsrail tarafı 2 aylık bir takvim öngörüyor; ancak içeriden gelen eleştirel sesler ve farklı kanatlardan yapılan açıklamalar yönetimdeki ayrışmayı gözler önüne seriyor" sözleriyle tablodaki belirsizliğe vurgu yaptı.

BEYAZ SARAY’DA 'İRAN' ÇATLAĞI

ABD yönetiminin kendi içinde yaşadığı görüş ayrılıklarını deşifre eden Katman, "Başkan Yardımcısı'nın doğrultusunda, Trump’ın kısa vadeli bir süreçten daha uzun vadeye yayılan bir stratejiye yöneldiğini görüyoruz; ancak JD Vance ve MAGA destekçileri bu durumdan oldukça rahatsız" dedi. Amerikan kamuoyundaki huzursuzluğa dikkat çeken Katman, "Kongre üyeleri, İran’daki okul ve çocukların hedef alınmasının maliyetini ve mühimmat için ödenen paraların hesabını sormaya başladı; içeride gerçekten kaynayan bir kazan söz konusu" açıklamasında bulundu.

YAZILIM VE YAPAY ZEKADA 'MİLLİ' GÜÇ ŞART

Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişimini Kıbrıs Barış Harekatı dönemiyle kıyaslayan Dr. Filiz Katman, "1974 sonrasındaki ambargo süreci bize kendi kendine yetebilen bir ülke olmanın önemini öğretti; bugün sadece silah üretmek yetmiyor, yazılımın da size ait olması hayati bir caydırıcılık unsurudur" ifadelerini kullandı. Dijital kontrolün ve yapay zekanın savaşlardaki rolüne değinen Katman, "Yazılım başka ülkelerin erişimine açık olduğu sürece gerçek bir vatan savunmasından bahsetmek zor; Türkiye’nin bu noktada geliştirdiği teknolojiler bizi çok önemli bir noktaya taşıyacaktır" şeklinde konuştu.

İRAN’DAN GİZLİ PETROL HAMLESİ: SİNGAPUR TAHLİYESİ

Savaş başlamadan önce İran’ın attığı stratejik adımları deşifre eden Katman, "İran, 15-20 Şubat tarihleri arasında petrolünün yüzde 90’ını Hormuz ve Basra’dan çıkartarak Singapur Denizi’ne gönderdi; bu inanılmaz bir hareketlilikti" dedi. İran’ın sürece hazırlıklı girdiğini belirten Katman, "İran, tanker sayısını iki katından fazla artırarak petrolünü Çin’e satmaya devam etmeyi garanti altına aldı; bu planlama İran’ın bugün yaşanacakları çok önceden hesaba kattığını gösteriyor" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

14:02

İRAN SAVAŞINDA AMERİKAN ASKERLERİ Mİ ÖLECEK?

A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının Amerikan iç siyasetinde ve kamuoyunda yarattığı derin çatlakları A Haber canlı yayınında mercek altına aldı. Sali, bölgedeki çatışmalarda İsrail’in kayıp vermediği bir denklemde Amerikan askerlerinin tabutlarla ülkeye dönmesinin, Washington’da özellikle Demokratlar cephesinde büyük bir krize ve halk nezdinde geri dönülemez bir tepkiye yol açabileceğini vurguladı.

ABD SİYASETİNDE "TABUT" KRİZİ KAPIDA

Bölgeden gelen acı haberlerin Amerikan toplumundaki yansımasını değerlendiren Orhan Sali, "Eğer bu süreç daha da artarsa ve daha fazla Amerikan askeri tabut içerisinde ülkelerine dönmeye başlarsa, o zaman işin rengi her an değişebilir" ifadelerini kullandı. Sali, artan asker kayıplarının Amerikan kamuoyunun sabrını zorladığını ve bu durumun hükümet üzerinde devasa bir baskı oluşturduğunu belirtti.

DEMOKRATLAR CEPHESİNDE CİDDİ RAHATSIZLIK

Savaşın siyasi yansımalarına dikkat çeken Orhan Sali, "Amerikalılar içerisinde, özellikle de Demokratlar içerisinde bu gidişata dair çok ciddi rahatsızlıklar var" sözleriyle, yönetimin kendi tabanında dahi sorgulandığını aktardı. Sali, özellikle savaş karşıtı kanadın sesinin yükselmesinin Beyaz Saray’ı köşeye sıkıştırdığını dile getirdi.

İSRAİL KAYIP VERMİYOR, AMERİKALILAR ÖLÜYOR

Çatışmanın sahadaki dengesizliğine vurgu yapan Orhan Sali, "Savaşın dördüncü günündeyiz; İsrail’in burada ölen bir askeri yok ama Amerikan askerleri ölüyor, İsrail askerleri ölmüyor" tespitiyle, Amerikan iç kamuoyunda başlayan yeni tartışmaların fitilini ateşledi. Sali, Amerikan halkının "neden sadece bizim evlatlarımız ölüyor?" sorusunu sormaya başladığını ifade etti.

AMERİKA İSTEMEDİĞİ BİR NOKTAYA SÜRÜKLENEBİLİR

Savaşın uzamasının yaratacağı tehlikelere karşı uyarıda bulunan Orhan Sali, "Eğer bu savaş birkaç hafta ya da birkaç ay daha devam ederse, Amerika kendisini hiç istemediği bir noktada bulabilir" uyarısında bulundu. Sali, Washington’ın bölgesel bir bataklığa saplanma riskinin her geçen gün arttığını belirterek değerlendirmelerini noktaladı.

13:08

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KRİTİK EŞİK

Bölgedeki ticari risklere değinen Dış Politika Uzmanı Dr. Tolga Sakman, "Büyük sigorta şirketleri bu boğazlardan geçecek gemileri artık sigortalamayacağını açıkça söyledi. Savaş varken gemiler sigorta kapsamı dışına çıkıyor, bu da deniz trafiğinin durma noktasına gelmesi demek." ifadelerini kullandı.

UMMAN’IN ARABULUCULUK ROLÜ SORGULANIYOR

Bölgedeki diplomatik dengelere dikkat çeken Dr. Tolga Sakman, "Burada Umman’ın rolünü hatırlatmak gerekiyor. Umman bu görüşmelerde masayı kuran ülkeydi ama İran 'burayı kapattım' dediğinde Umman 'burası benim kontrolümde' diyemedi. Eğer arabulucu olacaksanız hem Amerika’ya hem İran’a sözünüzün geçmesi lazım. Umman’ın etkisiz kalması diplomasinin nasıl yapılamayacağının bir göstergesi oldu." değerlendirmesinde bulundu.

VERİ MERKEZLERİ HEDEFTE: ŞİRKETLER BÖLGEDEN KAÇIYOR

İran’ın sadece enerji hatlarını değil, küresel teknoloji devlerini de hedef aldığını belirten Haktan Uysal, "İran, Amazon’un en büyük veri depolama noktalarından birini vurdu. Bu durum, Suudi Arabistan’ın veri güvenliği açısından sağlıklı bir yer olup olmadığını tartışmaya açtı. Dünyanın en güvenli yeri olarak bilinen Dubai ve çevresindeki bu algı sarsıldığı için uluslararası şirketler yavaş yavaş bölgeden çıkmaya başladı." sözleriyle bölgedeki "huzur vahası" imajının zedelendiğini aktardı.

ÇİN’İN YENİDEN DOĞUŞU MU?

Batı'nın bölgedeki gücünün zayıflamasıyla yeni bir aktörün öne çıkabileceğini vurgulayan Dr. Tolga Sakman, "Batı’nın teknolojik varlıkları vurulmaya başladığında, bölgeden çekilenlerin yerini Çin alabilir. Bugün kafasını kuma gömmüş gibi görünen Çin’in, savaş bittikten sonra bölgeye yeniden nüfuz etme çabasını göreceğiz." ifadelerini kullandı.

12:35

ABD'Lİ PİLOTUN "DİZ ÇÖKTÜĞÜ" O AN: KUVEYT’TE TARİHİ KARE!

Ortadoğu'da tırmanan ABD-İsrail ve İran gerilimi, Kuveyt’te yaşanan şoke edici bir olayla yeni bir boyut kazandı. İran'a yönelik saldırıların ardından gerçekleştirilen misillemeler sırasında, Kuveyt hava savunmasının "dost ateşi" ile vurduğu iddia edilen ABD savaş uçağından atlayan pilotun, çölde bir sivil tarafından diz çöktürülerek teslim alındığı anlar dünya gündemine oturdu. Hollywood’un "yenilmez Amerikan askeri" imajını sarsan o ikonik fotoğraf, A Haber ekranlarında uzman isimler tarafından değerlendirildi.

TARİHE GEÇECEK SEMBOLİK KARE

Dünya tarihine damga vuran fotoğrafları hatırlatarak söze başlayan A Haber moderatörü Haktan Uysal, "Çok acı gelişmeler, çok büyük tarihsel olaylar fotoğraf kareleriyle anılıyor. İspanya İç Savaşı’ndaki o meşhur kare veya Vietnam Savaşı’ndaki yanan çocukların fotoğrafı gibi... Şimdi de bu fotoğraf gündemde. Dost ateşiyle düşürüldüğü iddia edilen Kuveyt semalarındaki üç uçaktan birinin pilotu, kendisini uçaktan atmayı başarmış ama indikten sonra etrafındakilerin müdahalesinden endişe ederek ellerini kaldırıp diz çökmüş." sözleriyle durumu aktardı.

TEKNOLOJİK GÜÇ VE SAHA GERÇEKLERİ

Görüntüleri askeri ve psikolojik açıdan yorumlayan Dış Politika Uzmanı Dr. Tolga Sakman, "Pilotun kullandığı uçaklar teknolojik harikalar ancak düştükten sonra korktuğu şey bir insanın elindeki basit bir sopa. Burada aslında işin ne kadar çarpıcı bir noktaya geldiğini görüyoruz. Bu yüzden bu fotoğraf çok kıymetli bir yer edindi." ifadelerini kullandı. Sakman, sahadaki insani korkunun teknolojik üstünlüğün önüne geçtiğini vurguladı.

AMERİKAN PROPAGANDASI SORGULANIYOR

ABD’nin dünya genelinde oluşturduğu "kazanır" imajının bu tür sarsıcı görüntülerle sorgulandığını belirten Haktan Uysal, "Amerika bir yere geldiği zaman her istediğini alıyor diye bir tarihsel gerçeklik yok, bunu Vietnam’da da gördük. Ancak bu algıyı çok güçlü bir şekilde oluşturdular. Şimdi en büyük endişe ise bu gerilimin bölge geneline yayılıp yayılmayacağı." değerlendirmesinde bulundu. Uysal, Katar, BAE ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin bu krize vereceği yanıtın kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.

09:33

İRAN’IN HÜRMÜZ KOZU VE ÇİN’İN GİZLİ DESTEĞİ İFŞA OLDU!

İran'ın enerji koridorlarını bir silah olarak kullandığını belirten Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, "İran, Hürmüz Boğazı’nı küresel bir baskı aracı olarak kullanıyor. Enerji meselesi üzerinden Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerin İsrail saldırılarını durdurması için taktiksel bir hamle yapıyor." ifadelerini kullandı. İran ordusunun merkezi bir emir beklemeden harekete geçebilecek bir yapıya büründüğünü vurgulayan Sohtaoğlu, "Tahran’dan emir gelmesine gerek kalmayan merkeziyetsiz bir sisteme geçtiler. Bir komutan öldürülse bile, o birlik ne yapacağını biliyor ve otonom olarak inisiyatif alıp saldırıya devam ediyor." sözleriyle yeni komuta zincirini aktardı.

YER ALTI FÜZE RAMPALARI VE SENENDEÇ HATTI

İran’ın savunma stratejisini yerin altına taşıdığını ifade eden Sohtaoğlu, "İran, 2025 Haziran ayından büyük dersler çıkardı. Savunma sistemlerini ve nükleer faaliyetlerini yerin altına gömdü. Yerin altına gizlenmiş füze rampaları, bombardımanlara rağmen aktif kalabiliyor." değerlendirmesinde bulundu. Bölgedeki sıcak çatışma noktalarına değinen uzman, "Özellikle Senendeç bölgesi, Kandil Dağları’nın tam karşısında yer alması nedeniyle stratejik bir hedef. Burada 28. Piyade Tümeni’ne yönelik saldırılarla ayrılıkçı örgütlere alan açılmaya çalışılıyor." ifadelerini kullandı.

ABD ÜSLERİNDE PANİK: KUVEYT’TE F-15 ZAFİYETİ

Körfez ülkelerindeki ABD varlığının sorgulanmaya başladığına dikkat çeken Sohtaoğlu, "Kuveyt, ABD askerlerinin hayatını kaybettiği ve işlerin yolunda gitmediği bir yer haline geldi. Dün üç adet F-15E savaş uçağının düşmesi, Patriot ve gelişmiş hava savunma sistemlerine rağmen büyük bir soru işareti yarattı." dedi. Bölge ülkelerinin artık kendi güvenliklerini sorguladığını belirten Sohtaoğlu, "Körfez ülkeleri, topraklarındaki ABD üslerinin maliyetini ve kendilerini koruyup koruyamadığını yüksek sesle konuşmaya başlayacak." sözleriyle aktardı.

ÇİN’İN GİZLİ ELİ: MİZAR VİSİON VE BEIDOU DESTEĞİ İRAN’IN YANINDA

Savaşın teknolojik boyutunda Çin’in oynadığı kritik role vurgu yapan Mete Sohtaoğlu, "Artık kağıt üzerindeki ittifaklardan fazlası var. Çin’in Mizar Vision uydusu ve Beidou navigasyon sistemi İran’a anlık veri sağlıyor. Yapay zeka destekli bu sistemler, ABD uçaklarının tipini ve taşıdığı mühimmatı anında tespit edebiliyor." ifadelerini kullandı. Çin’in lojistik desteğinin hayati önemde olduğunu söyleyen uzman, "Çin daha ne versin? İran füzelerinin yakıt bileşenleri bile doğrudan Çin’den geliyor. Pekin, uydularıyla ABD’yi dünyanın her yerinde gözetleyebildiğini bu savaşla kanıtlıyor." sözleriyle tehlikenin küresel boyutuna dikkat çekti.

09:20

TAHRAN VE BEYRUT’A EŞ ZAMANLI VURUŞ

İsrail’in saldırı stratejisindeki değişimi aktaran A Haber Haber Programları Emine Kavasoğlu, "Tahran ve Lübnan’a eş zamanlı operasyon başlatıldığı açıklandı. Günlerdir süren hava saldırıları sonrası şimdi Lübnan’a bir kara harekatı olup olmayacağı merak ediliyor. Hava saldırılarıyla büyük adımlar atılmış durumda." ifadelerini kullandı.

TEL AVİV’DE HAYAT DURDU: 12 MART’A KADAR OHAL

İsrail’in kalbindeki sessizliği yerinden gözlemleyen Kavasoğlu, "Tel Aviv’de şu an sessizlik hakim ancak bu durumun korunacağı anlamına gelmiyor. Olağanüstü hal nedeniyle 12 Mart’a kadar her yer kapalı, sadece birinci derece insani faaliyetler sürüyor. Akşam saatlerinden itibaren sirenler çalmaya başladı ve pek çok noktaya roket parçaları düştü." sözleriyle aktardı.

KAYIPLAR ARTIYOR: İSRAİL ASKERİ ZAYİATI GİZLİYOR MU?

Saldırıların insani bilançosunu paylaşan Kavasoğlu, "Beersheba’da füzelerden biri şehre düştü ve 17 kişi yaralandı. İsrail’in resmi olarak açıkladığı ölü sayısı 11, yaralı sayısı ise 400’ü aşmış durumda. Ancak İsrail, askeri kayıplarına yönelik bir açıklama yapmaktan özellikle kaçınıyor, sadece sivil kayıpları paylaşıyor." bilgisini verdi.

NETANYAHU’NUN OFİSİ HEDEFTE Mİ?

Sıcak iddiaları değerlendiren Haber Programları Müdürü, "İran’ın Devrim Muhafızları tarafından başlatılan saldırılarda Netanyahu’nun ofisinin vurulduğu iddia ediliyor. İsrail bu konuda sessizliğini korusa da medya kaynakları korumaların yaralandığı bilgisini paylaştı. IDF ise 600 askeri tesisi imha ettiklerini ve 110 bin yedek askeri seferber ettiklerini duyurdu." ifadelerini kullandı.

STRATEJİK ÜSLER VE LİMANLAR TEYAKKUZDA

Savunma sistemleri ve kritik noktalar hakkında bilgi veren Kavasoğlu, "Nevatim hava üssü, Kirya karargahı ve kritik limanlarda güvenlik önlemleri en üst düzeye çıkarıldı. Demir Kubbe, Davud Sapanı ve Arrow sistemleri teyakkuzda ancak İran füzelerinin bu savunma sistemlerini delebildiğine dünya tanıklık etmişti. Haifa, Ashdod ve Eilat limanları da yoğun koruma altında." sözleriyle durumu özetledi.

İRAN’IN COĞRAFİ KONUMU VE KARA HAREKATI RİSKİ

Operasyonun geleceğine dair öngörülerini paylaşan Emine Kavasoğlu, "İran’a yönelik bir kara harekatı coğrafi koşullar nedeniyle oldukça zor görünüyor. Tarih boyunca İran’ın yalnızca birkaç kez kuşatılabildiğini biliyoruz. Ancak Lübnan hattında bir kara harekatı olasılığı her an masada duruyor." değerlendirmesinde bulundu.

08:45

İSRAİL’İN ABD’Yİ SAVAŞA ÇEKME STRATEJİSİ

Bölgedeki çatışma dinamiklerini yorumlayan Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, "Burada aslında İsrail’i korumak adına yapılmış bir hamle söz konusu. İsrail, Amerika Birleşik Devletleri’ni tetikledi ancak geldiğimiz tabloda ABD’nin biraz mecburen bu işin içine çekildiği izlenimini edinmemiz mümkün." ifadelerini kullandı. Sohtaoğlu, ABD’li senatör Marco Rubio’nun açıklamalarına atıfta bulunarak, sürecin bir dil sürçmesi değil, bilinçli bir strateji olabileceğine dikkat çekti.

İRAN’IN STRATEJİK 28. TÜMENİNE AĞIR DARBE

İran topraklarındaki operasyonların detaylarına inen Sohtaoğlu, "Dünden beri İran’ın kuzeybatısında, özellikle Senendeç bölgesini takip ediyorum. Burada İran ordusunun 28. Piyade Tümeni ve emniyet müdürlüğü binaları, silah depoları ve araç-gereçleriyle birlikte ağır bir şekilde tahrip edildi. Bu birlik, İran-Irak sınır hattındaki geçitlerin güvenliği ve militan geçişlerinin engellenmesi görevini yürütüyordu." sözleriyle harekatın teknik boyutunu aktardı.

KANDİL ÜÇGENİNDE YENİ CEPHE: BARZANİ VE TALABANİ BİRLEŞMESİ

Harita üzerinde bölgedeki kritik noktaları işaret eden Mete Sohtaoğlu, "Senendeç’in tam karşısında Kandil Dağları bulunuyor. Siz burada 28. Tümen'i hava bombardımanıyla devre dışı bıraktığınız anda, engebeli arazide yeni bir hareket alanı açıyorsunuz. Kağıt üzerinde de olsa Barzani’ye bağlı Peşmerge güçleri ile Talabani’ye bağlı güçlerin birleştirilmesi, İran’a yönelik karadan bir cephe açma girişimidir." açıklamasında bulundu.

ABD'DEN ÜÇ ÜLKE İÇİN ACİL TAHLİYE ÇAĞRISI

Programın son bölümünde gelen sıcak gelişmeleri değerlendiren Sohtaoğlu, ABD’nin bölgedeki varlığına dair, "ABD; Ürdün, Irak ve Bahreyn’deki acil durum dışındaki tüm personel ve aile üyelerine ayrılma emri verdi. Bu, saldırıların genişleyebileceğine dair en somut işarettir. Özellikle Kuveyt, Bahreyn, Katar ve BAE, olası bir misilleme trafiğinde en riskli bölgeler olarak öne çıkıyor." ifadelerini kullanarak tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

07:08

LÜBNAN’DA İŞGAL GENİŞLİYOR MU?

Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, Trump’ın öngörülemez savaş stratejilerini, İran’daki Hamaney suikastının ters tepen etkilerini ve Orta Doğu’da enerji hatları üzerinden şekillenen yeni harita planlarını A Haber ekranlarında analiz etti. 

TRUMP’IN STRATEJİSİ: ÖNGÖRÜLEMEZ VE PRAGMATİK HAMLELER

Trump’ın askeri doktrininin klasik Amerikan yaklaşımlarından tamamen farklı olduğunu belirten Bercan Tutar, "Trump ne yapacağını söylemiyor; müzakereler devam ederken aniden saldırıyor, bir tarih vermiyor ve süreci sürpriz bir şekilde sonlandırmayı seviyor" ifadelerini kullandı. Trump’ın geleneksel Colin Powell doktrini yerine daha esnek ve pragmatik bir yol izlediğini hatırlatan Tutar, "Kızıldeniz’de Husilere yönelik operasyonda maliyetin 2 milyar doları geçtiğini görünce aniden geri çekilip anlaşma yoluna gitmişti, bu anlamda İran konusunda da eğer işlerin çıkmaza girdiğini görürse aniden karar değiştirebilir" sözleriyle Trump’ın her an geri adım atabileceğine işaret etti.

ANKETLER DEĞİL "DOĞRU OLANI YAPMA" ZORUNLULUĞU

Trump’ın anket verilerine yönelik tavrını da değerlendiren Tutar, Trump'ın anketleri önemsemediğini belirterek, "Ben doğru olanı yapmak zorundayım, İran nükleer güç sahibi olamaz" şeklinde konuştuğunu ve kendisini bir sorumluluk altında gördüğünü aktardı. Ancak bu stratejinin Cumhuriyetçi kanatta bile eleştirildiğini ifade eden Tutar, Kentucky milletvekili Thomas Massie’nin, "Amerika’nın ‘Önce Amerika’ doktrinine ters bir strateji izleniyor, bu süreç ‘Önce İsrail’ haline dönüşüyor" eleştirisini paylaştığını belirtti. Tutar, operasyon nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, kaybedenin Amerika ve İsrail olacağı uyarısında bulundu.

HAMANEY SUİKASTI VE RADİKAL DEVRİM MUHAFIZLARI

İsrail’in Hamaney’e yönelik suikastının beklenen sonucu vermeyebileceğini dile getiren Tutar, "Hamaney aslında devrim muhafızları içindeki radikal grupları frenleyen bir paratoner işlevi görüyordu, onun ortadan kalkması ‘savaşsa savaş’ diyen kesimin önünü açtı" dedi. İran’da daha önce görülmeyen sertlikteki saldırıların bu bariyerin kalkmasıyla ilişkili olduğunu söyleyen Tutar, "Şu an ipler tamamen sertlik yanlısı grubun elinde ve Amerika’nın düşündüğü yumuşak geçiş senaryoları bu kaos ortamında imkansız hale geliyor" ifadelerini kullandı.

ENERJİ SAVAŞLARI VE HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ

Krizin ekonomik boyutunun küresel bir yıkıma yol açabileceğine dikkat çeken Tutar, "Hürmüz Boğazı’ndan günlük 20 milyon varil petrol geçiyor, buranın tıkanması veya rafinerilerin vurulması sadece bölgeyi değil, enerjiye muhtaç olan Asya ve Avrupa’yı da kontrol altına alma projesidir" değerlendirmesinde bulundu. Petrol fiyatlarının son 14 ayın zirvesine çıktığını hatırlatan Tutar, "Brent petrolün 100 dolar bandını geçmesi küresel bir krize dönüşür, bu noktada Suudi Arabistan gibi rasyonel aktörler ekonomik çıkarlarını korumak için büyük risklerle karşı karşıya kalacaktır" sözleriyle enerji arz güvenliğinin altını çizdi.

YENİ HARİTA PLANLARI VE BÖLGESEL DİRENÇ

Muhalif grupların yayınladığı "federal veya konfederal İran" haritalarının bölge ülkelerinde büyük rahatsızlık yarattığını belirten Tutar, "Türkiye ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri İran’ın parçalanması taraftarı değil" dedi. Amerika’nın "havadan rejim değiştirme" planlarının sosyolojik gerçeklerle örtüşmediğini vurgulayan Tutar, "Afganistan’da 7 bin Taliban savaşçısının arkasındaki 40 milyonluk halkı görmezden gelen akıl, bugün İran’da da benzer bir hata yapıyor; halk rejimden memnun olmasa da İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek bir yıkıma onay vermiyor" ifadelerini kullandı.

LÜBNAN’DA İŞGAL GENİŞLİYOR MU?

İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını bu kaosu fırsat bilerek genişlettiğini ifade eden Tutar, "İsrail, Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi işgal etmek ve 30-40 kilometrelik bir alanı insansızlaştırmak istiyor" dedi. Hizbullah’ın zayıflatılması sürecinde de Hamaney suikastının kilit rol oynadığını belirten Tutar, "İsrail bu fırsatı sonuna kadar değerlendirip toprak işgallerini genişletmek isteyecektir" diyerek kara harekatı riskinin devam ettiğini sözlerine ekledi.

04:45

TRUMP SEÇİM KORKUSUYLA BÖLGEYİ ATEŞE Mİ ATTI?

A Haber’de konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Hazar Vural, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının küresel enerji koridorları üzerindeki yıkıcı etkisini ve Tahran’daki yönetim krizini değerlendirdi. Trump’ın ABD’deki seçim baskısı ve azil korkusuyla bölgeyi ateşe attığını belirten Vural, dini lider Ali Hamaney’in ölümünün rejimin çöküşü anlamına gelmediğini, İran anayasasındaki "devlet sürekliliği" mekanizmasının hızla işletildiğini vurguladı. Enerji arzının kalbi olan Hürmüz Boğazı’ndaki risklere dikkat çeken uzman, Batı’nın "demokrasi getirme" iddiasının sivil kıyımına dönüştüğünün altını çizdi.

TRUMP’IN "IRAK SENARYOSU" VE SEÇİM KAYGISI

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran hamlesinin arkasındaki iç siyasi dengelere dikkat çeken Dr. Hazar Vural, "Amerika'da ara seçimlere sadece 7 ay kaldı. Trump bir azil süreci başlamasından duyduğu korku ve endişe ile şu anda aslında çok riskli bir hamlede bulunuyor. 'İran seçimlere müdahale etti' gibi bugün ilk defa duyduğumuz iddialarla bu savaşa meşru bir zemin yaratmaya çalışıyor. Biz aynı senaryoyu Irak’ta kitle imha silahları bahanesiyle görmüştük; sonra CIA yanlış rapor vermiş dediler" ifadelerini kullandı. Vural, bu saldırıların uluslararası hukuk açısından meşru bir dayanağı olmadığını belirterek, Birleşmiş Milletler sözleşmesine göre hukuka aykırı iş yapan tarafın Washington ve Tel Aviv olduğunu dile getirdi.

"İSİMLER DEĞİŞSE DE SİSTEM İŞLİYOR"

İran’da dini lider Hamaney’in hedef alınması sonrası rejimin çökeceği yönündeki yorumların gerçeği yansıtmadığını belirten Vural, "İran'da rejim sadece Hamaney'den ibaret değil. Kişiler üzerine inşa edilmiş bir sistemden bahsetmiyoruz. Atanmışlarla seçilmişlerin birbirini denetlediği işleyen bir mekanizma var. Anayasa gereği lider görevini yapamaz hale gelirse üçlü bir konsey hemen harekete geçer. Nitekim Hamaney’in ardından Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, yargı erki ve Anayasa Koruyucular Konseyi’nden oluşan heyet ülkeyi yönetmeye başladı" sözleriyle Tahran’daki anayasal sürecin detaylarını paylaştı.

KÜRESEL ENERJİ KRİZİ KAPIDA

Körfez bölgesindeki enerji hatlarına yapılacak bir saldırının dünya ekonomisini felç edeceğini vurgulayan Dr. Hazar Vural, "Deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yüzde 34’ü, yani günlük 20 milyon varil petrol bu bölgeden geçiyor. Küresel LNG ticaretinin ise yüzde 20’si bu rotayı kullanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yaptığı açıklamada belirttiği üzere, her ne sebeple olursa olsun körfezdeki devletlere yapılan saldırı kabul edilemez. Çünkü bu saldırılar sadece İran’ı değil, tüm bölge devletlerini ve küresel arzı hedef alıyor" değerlendirmesinde bulundu.

"AMERİKAN ELİYLE DEMOKRASİ GELİR Mİ?"

İran halkının dış müdahalelere karşı tarihsel reflekslerini hatırlatan Vural, "İran geçen yüzyılda iki kez işgale uğradı ve seçilmiş başbakanlarına darbe yapıldı. Bugün İslam Cumhuriyeti karşıtları bile sivil kıyımını görünce 'Siz de İranlıları öldürüyorsunuz' diyerek Amerika ve İsrail’e tepki gösteriyor. İranlıların şu an sineye çekebilecekleri bir durum yok, bir intikam noktasındalar. Bu noktada sivil ilkokulların vurulmasına kadar giden bu süreçte Amerikan eliyle İran'a demokrasi gelir mi sorusu büyük bir soru işareti olarak duruyor" ifadelerini kullandı.

03:26

TÜRKİYE-İRAN SINIRINDA SICAK TAKİP

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının üçüncü gününde Türkiye-İran sınır hattındaki hareketlilik mercek altına alındı. Gürbulak, Kapıköy ve Esendere sınır kapılarında rutin geçişlerin sürdüğünü belirten A Haber Muhabiri Yüksel Akalan, bölgede iddia edildiği gibi bir göç dalgasının bulunmadığını, aksine Türkiye ve Avrupa'daki İranlıların ailelerine ulaşmak için ülkelerine dönüş yolunda olduğunu bildirdi. Ticaret Bakanlığı'nın günübirlik geçişleri askıya aldığı süreçte, Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği de bölgedeki Türk vatandaşları için kritik bir güvenlik uyarısı yayınladı.

SINIR KAPILARINDA GÖÇ DEĞİL "DÖNÜŞ" HAREKETLİLİĞİ

Saldırıların ardından sınır hattındaki son durumu aktaran A Haber Muhabiri Yüksel Akalan, "Şu an itibarıyla sınır kapılarında olağan dışı bir hareketlilik ya da göç dalgası şeklinde bir durumun söz konusu olmadığını belirtelim. Rutin geçişler gün boyu devam ediyor. Günlerdir biz de sınır kapısındaki geçişleri yakından takip ediyoruz. Özellikle Türkiye’de bulunan İranlı vatandaşların ülkelerine dönüşünün daha yoğun bir şekilde olduğunu söylemek mümkün" ifadelerini kullandı. Akalan, sınırın her iki tarafında da insani akışın normal seyrinde ilerlediğini belirterek, "İranlı vatandaşlarla konuştuğumuzda İran tarafında da herhangi bir şekilde yoğunluğun olmadığını, ticaret ve turizm amacıyla rutin geçişlerin sürdüğünü söyleyebiliriz" sözleriyle sahadaki tabloyu özetledi.

İNTERNET KESİNTİSİ VE KAPALI HAVA SAHASI ETKİSİ

İran genelindeki iletişim sıkıntılarının gurbetteki İranlıları harekete geçirdiğini vurgulayan Yüksel Akalan, "İran’da internet bağlantısının olmamasıyla birlikte Türkiye’de veya Avrupa ülkelerinde yaşayan İranlı vatandaşlar ailelerinden haber alamıyor. Hava sahasının da kapalı olmasıyla birlikte Türkiye’ye gelerek üç sınır kapısını kullanarak ülkelerine geri dönüşleri devam ediyor" şeklinde konuştu. Sınır kapılarındaki teknik aksaklıklara da değinen Akalan, "İran tarafında bulunan sınır kapısındaki gümrükte zaman zaman internet sıkıntısı yaşanıyor. Bu sistemsel sorundan dolayı vatandaşların sınırın diğer tarafında beklediklerini söyleyebiliriz" bilgisini paylaştı.

GÜNÜBİRLİK GEÇİŞLER ASKIYA ALINDI

Ticaret Bakanlığı tarafından alınan yeni kararları duyuran Akalan, "Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından da bir açıklama yapıldı ve iki ülke vatandaşlarının rutin olarak geçişleri kontrollü bir şekilde devam ediyor. Ancak günübirlik yolcu geçişlerinin durdurulduğu, askıya alındığı açıklaması yapıldı" ifadeleriyle geçişlerdeki kısıtlamaya dikkat çekti. Sınır kapılarında güvenliğin ve kontrolün elden bırakılmadığını belirten muhabir, İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda sürecin titizlikle yönetildiğini aktardı.

TÜRK VATANDAŞLARINA ASKERİ ALAN UYARISI

Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği tarafından yayınlanan güvenlik duyurusunun detaylarını paylaşan Akalan, "İran’da bulunan Türk vatandaşlarının askeri bina ve askeri alanlardan uzak durmaları istendi. Aynı zamanda Gürbulak, Kapıköy ve Esendere sınır kapılarının açık olduğu, vatandaşların buraları kullanarak karadan Türkiye’ye intikal edebilecekleri konusunda güvenlik duyurusu yayınlandığını belirtelim" sözleriyle bölgedeki Türk vatandaşları için hayati uyarıyı yineledi.

 

23:31

DİPLOMASİ MASASINDA KANLI PUSU

A Haber’de konuşan Gazeteci Gaffar Yakınca, İran operasyonunun perde arkasındaki kirli diplomasiyi ifşa etti. Umman’ın "Anlaşma sağlandı, nükleer silahsızlanma garantisi verildi" dediği dakikalarda Hamaney ve komutanların hedef alınmasını "alçakça bir tuzak" olarak nitelendiren Yakınca, ABD’nin diplomasiyi bitirmeden savaş başlattığını vurguladı.

"HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ, OPERASYON BAŞARISIZ"

Operasyonun sonuçlarını değerlendiren Gazeteci Gaffar Yakınca, "Şimdi burada ben bir defa Amerikan operasyonunu, İsrail ve Amerika saldırısını kesin bir başarısızlık olarak görüyorum İran karşısında. Çünkü iddiası şuydu Trump'ın; 'Biz vuracağız, Hamaney ve komutanları öldüreceğiz, rejim değişecek.' Al buyur, ne değişti? Hiçbir şey değişmedi" sözleriyle harekatın hedefine ulaşamadığını vurguladı.

Devletin tek bir kişiden ibaret olmadığını belirten Yakınca, "Doğu bambaşka bir yerdir. Doğu'da bu işler ters teper. Siz gidip bir köyün muhtarını vursanız, o muhtara düşman olanlardan bile beklenmedik tepkiler alırsınız" ifadelerini kullandı.

DİPLOMASİ MASADAYKEN GELEN TUZAK

Saldırı öncesindeki diplomasi trafiğine dikkat çeken Yakınca, "Umman Dışişleri Bakanı saldırılar başlamadan birkaç saat önce 'Her şey yolunda, İranlılar Obama dönemindeki anlaşmadan daha fazlasını vermeyi kabul ettiler. Bu iş tamam' dedi. Zaten onun arkasından bir toplantı yapılmış belli ki; Hamaney ve komutanları toplanmış ve oraya da bir saldırı olmuş. Diplomasinin bitmesi lazım savaşın başlaması için ama burada bir tuzak kurulmuş" diyerek sürecin perde arkasını anlattı.

Trump’ın üslubunu da eleştiren Yakınca, "Trump 'Biz dünyanın en zengin ve en güçlü milletiyiz' diyor. Doğu'da bu laflar sökmez. Zenginsen zenginsin, zengin çocuğu. Sen zenginsin diye kız çocuklarını öldürme hakkın mı var?" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

İRAN’IN 200 GÜNLÜK EKONOMİK VE ASKERİ KALKANI

İran’ın olası bir ambargo ve savaşa karşı yaptığı hazırlıkları aktaran Gaffar Yakınca, "Çin açıklarında bekleyen İran tankerleri var. 25 milyon varil petrol hazır bekliyor. 20 milyon varil de yolda. Bunun anlamı şu; 200 gün boyunca İran'ın petrol ihracat geliri garantilenmiş halde” bilgisini paylaştı. Askeri kapasiteye de değinen Yakınca, "İran'ın elinde 180 ila 200 gün arasına dayanabilecek füze stoku var. 'Fasafiso' olanları şimdiden gönderip Fettah'ları arkada tutuyorlar. Karşı tarafın savunma füzelerinin dayanma süresi ise maksimum iki ay. Yani savaş yeni başladı, bitti diyemeyiz" ifadelerini kullandı.

"TRUMP ÇAYDANLIĞI BURNUNDAN TUTUYOR"

ABD Başkanı Trump’ın stratejik bir hata içinde olduğunu belirten Yakınca, "Çaydanlık sapından, kulbundan tutulur; burnundan tutulmaz. Trump çaydanlığı burnundan tutuyor, çok yanlış bir şey yapıyor. Kabadayılıkla bu işi çözemezsin. Kabadayılığın sonu Irak olur, Libya olur" dedi. Trump’ın kendi destekçilerinin bile endişeli olduğunu ifade eden Yakınca, "MAGA'cılar bile 'Trump'ın bu işin sonrasına dair hiçbir hesabı, hiçbir planı yok' diyorlar. Trump yanlış bir hesap yaptı. İrfan Sapmaz’ın anlattıklarını teyit eden sinyalleri ben de görüyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

23:03

TRUMP’IN İRAN KUMARI TERS Mİ TEPTİ?

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonun beklenen siyasi ve toplumsal sonuçları vermemesi, Beyaz Saray koridorlarında moralleri altüst etti. A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz ve Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, operasyonun gidişatını değerlendirirken; Trump’ın İran halkından beklediği desteği bulamadığını, Amerikan askerlerinin kayıplarından endişe duyduğunu ve Netanyahu ile olan gerilimli ilişkisinin bu süreçle birlikte yeni bir boyuta evrildiğini vurguladılar.

TRUMP NEDEN SESSİZ?

İran operasyonunun başlangıcından itibaren Donald Trump’ın beklenen "zafer şovunu" yapmamasının ardındaki nedenleri değerlendiren A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, "Donald Trump şu ana kadar Amerikan ana akım medyasını karşısına alıp ya da Beyaz Saray’da gazetecilerin önünde bununla ilgili konuşmuş değil. Moralinin çok bozuk olduğunu biliyorum" dedi.

Trump’ın süreci küçümsediğini belirten Sapmaz, "Şayet askeri açıdan bunu bir zafer olarak görmüş olsaydı, bunu bütün dünya çapında açıklar, çıkar şovunu yapardı. Mar-a-Lago'da masanın üzerinde bir harita önünde o pozu verirdi ancak şu an Beyaz Saray’da moralinin son derece bozuk olduğunu anlıyoruz" ifadelerini kullandı.

İRAN HALKINDAN BEKLENEN TEPKİ GELMEDİ

Operasyonun en büyük stratejik hedeflerinden biri olan halk ayaklanmasının gerçekleşmemesinin Trump cephesinde hayal kırıklığı yarattığını aktaran İrfan Sapmaz, "Donald Trump şunu bekliyordu; biz bu saldırıları başlatırsak anında İran halkı sokaklara dökülür. Halbuki böyle bir hava yok. Bu bir defa inanılmaz şekilde moralini çökertmiş vaziyette" sözleriyle sahadaki durumu özetledi.

Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez ise bu durumu, "Trump harekatın safhaları itibarıyla İran’da bunun sonuçlarını göremiyor. Lider kadrosu gitti, belli mevziler vuruldu ama halkta bir kıpırdanma yok. Netanyahu’nun getirdiği askeri gerekçeler siyasi bir hedefe ulaşmadı" diyerek harekatın toplumsal karşılık bulamadığını belirtti.

TRUMP NETANYAHU’DAN KURTULMAK MI İSTİYOR?

Trump ve Netanyahu arasındaki ilişkinin göründüğünden çok daha gerilimli olduğuna dikkat çeken Sapmaz, "Netanyahu’yu günahı kadar sevmiyor Donald Trump. Şu anda 'Ya bu Netanyahu’yu bunlar öldürse de ben bu Netanyahu’dan kurtulsam' modunda olduğunu çok açık ve net söylüyorum" dedi.

Trump’ın Netanyahu’yu cezalandırmak amacıyla bu sürece onay vermiş olabileceği ihtimali üzerinde duran Sapmaz, "İran’daki güçlerin bu Netanyahu’yu tamamıyla temizlemeleri için dua ediyor diye düşünüyorum. Çünkü Trump’ı çok ciddi bir belaya soktular" ifadelerini kullandı.

AMERİKAN KAYIPLARI VE MAGA TABANININ TEPKİSİ

Operasyonun uzaması ve Amerikan askerlerinden gelen kayıp haberlerinin Trump’ı köşeye sıkıştırdığını belirten İrfan Sapmaz, "Zaman uzuyor, Amerikan askerleri kayıp vermeye başladılar. Amerikan bayraklarıyla donatılmış tabutlar içerisindeki asker görüntülerini görmek istemiyor. Bunun nereye varacağını çok iyi biliyor" dedi.

Trump’ın kendi tabanı olan MAGA grubunu da kontrol etmekte zorlandığını dile getiren Sapmaz, "Trump şu an hiçbir şeyi kontrol edemiyor. Karşısında Tahran’dan beklediğinden çok daha ciddi bir direnç buldu" sözleriyle operasyonun riskli bir sürece girdiğini aktardı.

OPERASYONUN PERDE ARKASI VE PENTAGON’UN ROLÜ

Askeri strateji boyutunda Netanyahu’nun Trump’ı ikna etme sürecine değinen Cüneyt Küsmez, "Pentagon ve Genelkurmay başlangıçta bu harekata olumsuz bakıyorlardı ancak Netanyahu elinde harekat matrisiyle gelip hedefleri ve senaryoları izah ederek onları ikna etti" bilgisini paylaştı.

 İrfan Sapmaz ise buna karşılık, "Ben Trump’ın ikna edildiğini düşünmüyorum, Netanyahu’yu cezalandırmak adına bunu kabul ettiğini düşünüyorum" diyerek operasyonun arkasındaki siyasi hesaplaşmaya dikkat çekti.

22:13

A HABER TAHRAN VE TEL AVIV'DE! SON DURUM NE?

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası Orta Doğu'da adeta kaos hakim. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu Tel Aviv'den, A Haber Muhabiri Ekber Karabağ da Tahran'dan son detayları canlı yayında aktardı. 

Tahran’daki son durumu aktaran A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "Önceki saldırılarla kıyasladığımızda, son üç gündür Tahran’a yapılan operasyonların şiddeti çok daha fazladır; iki taraf da birbirini oldukça sert bir şekilde vuruyor" ifadelerini kullandı. İran’ın askeri kapasitesine dair dikkat çekici rakamlar paylaşan Karabağ, "Devrim Muhafızları’ndan gelen açıklamaya göre, sadece son iki günde kullanılan füze ve İHA miktarı, Haziran ayındaki 12 günlük toplam kullanımı geride bırakmış durumda" sözleriyle sahadaki mühimmat hareketliliğini özetledi.

Saldırıların odağındaki noktaları belirten Karabağ, "Tahran’da emniyetin ana merkezi ve Devrim Muhafızları’nın kalbi olan Sarullah Karargahı vuruldu; İsrail ve ABD’nin esas amacı İran’ın nükleer meselesinden ziyade füze kapasitesini yok etmektir" dedi. İran’ın direnişini sürdürdüğünü vurgulayan Karabağ, "İran füzeleri an itibarıyla Kıbrıs’a kadar ulaşıyor ve ülke sadece tek bir merkezi değil, bölgedeki birkaç farklı noktayı aynı anda etkili bir şekilde vurmaya devam ediyor" şeklinde konuştu.

TAHRAN BOŞALIYOR: İLK KEZ "TERK EDİN" ÇAĞRISI GELDİ

Başkentteki sivil hareketliliğe değinen Ekber Karabağ, "Haziran ayında yaşanmayan bir durumla karşı karşıyayız; İran yönetimi ilk kez halka 'Tahran’ı terk edin' çağrısında bulundu ve insanların büyük bir kısmı şehri boşaltmaya başladı" bilgisini paylaştı. Dini lider Hamaney ile ilgili iddiaların ardından İnkılap Meydanı’nda toplanan kalabalıkları aktaran Karabağ, "Yönetim taraftarları sokaklarda yas etkinlikleri düzenliyor ancak ikinci günün öğle saatlerinden sonra saldırıların yoğunlaşmasıyla şehir adeta bir hayalet kent görüntüsüne bürünmeye başladı" ifadelerini kullandı.

Netanyahu ve Pehlevi’nin halkı sokağa davet eden çağrılarını değerlendiren Karabağ, "Netanyahu birkaç gün daha şiddetli vuracaklarını söyleyerek halkın sokağa çıkmasını bekliyor ancak havadan bombalar yağarken insanların yönetim protestosu için sokağa çıkacağını düşünmüyorum" dedi. Bölgedeki güvenlik atmosferinin buna izin vermeyeceğini belirten Karabağ, "Bir yere bomba düştüğünde 10 kilometre ötedeki binanın camı kırılıyor; böyle bir ortamda insanların önceliği siyasi motivasyon değil, sadece canlarını kurtarmaktır" sözleriyle sahadaki insani durumu aktardı.

"İRAN KOLAY YIKILACAK BİR YAPI DEĞİL"

Çatışmanın küresel bir boyuta evrildiğine dikkat çeken Ekber Karabağ, "Nereden bakılsa 10 ülke an itibarıyla bu savaşın içindedir ve Trump’ın piyade birlikleri gibi kara gücü seçeneklerinden bahsetmesi meselenin ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor" dedi. Bir hafta önce bu çapta bir savaşın öngörülemediğini ifade eden Karabağ, "İran öyle kolay yıkılacak bir yapı değil ancak yaşanan süreçte imkansız görülen her şeyin gerçekleştiği bir savaşın içindeyiz" değerlendirmesinde bulundu.

Tel Aviv sokaklarının derin bir sessizliğe büründüğü ve hayatın adeta durma noktasına geldiği bölgedeki son durumu, A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu çarpıcı detayları canlı yayında paylaştı.

HAYALET ŞEHİR TEL AVİV: SOKAKLAR BOMBOŞ
İsrail’in en hareketli noktalarından biri olan Tel Aviv’de hayatın tamamen durduğunu belirten Emine Kavasoğlu, "Tel Aviv tam olarak bir hayalet şehri andırıyor. Burası normalde İsrail'in en kalabalık, en yoğun ve trafiğin en fazla olduğu şehirlerinden biriydi ancak şu an sokaklar tamamen bomboş." sözleriyle bölgedeki dramatik değişimi gözler önüne serdi. Kavasoğlu, Jaffa bölgesindeki durumu, "Kafelerin, restoranların ve gençlerin bulunduğu en canlı noktalardayız ama kimsecikler yok. Yaklaşık 24 saattir buradayız ve toplamda 150 kişi ancak görmüşüzdür; onların yarısı da zaten gazetecilerdi." ifadeleriyle aktardı.

OHAL İLAN EDİLDİ: İŞ YERLERİ KEPENK KAPATTI
İsrail genelinde ilan edilen olağanüstü halin kapsamının genişlediğini vurgulayan Kavasoğlu, "İsrail'de 2 günlük ilan edilen olağanüstü hal 10 güne çıkarıldı. Yaşamsal faaliyetlere hizmet veren sektörler dışındaki tüm iş yerleri kapalı." dedi. Günlük ihtiyaçları karşılamanın bile imkansız hale geldiğini belirten muhabir, "Araç kiralamak veya bir telefon hattı almak bile mümkün değil. Rezervasyonlar güvenlik riski gerekçesiyle anında iptal ediliyor. Yemek yenecek bir restoran dahi bulamıyoruz, her yer kapalı." sözleriyle sahadaki zorlukları dile getirdi.

YENİ ALARM SİSTEMİ VE İRAN KORKUSU
İran saldırılarının yarattığı korkunun daha önce görülmemiş bir boyuta ulaştığını ifade eden Kavasoğlu, "İran korkutmuş, çünkü ilk kez telefonlara çok yüksek seste bir uyarı sistemi geliştirilmiş. Bu sistem, sirenlerden önce 'Olağanüstü risk bölgesindesiniz' uyarısı veriyor. Ne Gazze saldırılarında ne de daha önceki savaşlarda böyle bir uygulamaya gidilmemişti." ifadelerini kullandı. Bu yeni önlemin bölge halkı üzerindeki psikolojik etkisinin çok büyük olduğunu belirten Kavasoğlu, "İran saldırılarının etkisi sokaktaki sessizlikten ve bu yeni alarm sisteminden net bir şekilde okunabiliyor." şeklinde aktardı.

FÜZE İZLERİ GİZLENEMİYOR: DEMİR KUBBE'YE RAĞMEN PARÇALAR ŞEHRE YAYILMIŞ
İsrail’in saldırıların boyutunu gizleme çabasına rağmen yıkımın izlerinin ortada olduğunu kaydeden Kavasoğlu, "Beersheba ve Petah Tikva gibi bölgelerde roket parçalarını ve yıkımı görmek mümkün. İsrail her ne kadar aciz görünmemek için bu bölgeleri kapatıp görüntü alınmasını engellemeye çalışsa da, biz sahada bu saldırıların somut izlerine rastladık." dedi. Can kayıpları ve yaralanmalar hakkında da bilgi veren Kavasoğlu, "Bir noktada 17 kişinin yaralandığı, başka bir bölgede ise 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırıların izleri hala taze. İsrail’in 'Demir Kubbe' müdahalesine rağmen roket parçaları şehrin pek çok noktasına yayılmış durumda." ifadelerini kullandı.