CANLI | Orta Doğu'da gergin gece! ABD'den Hürmüz'de hava saldırısı, İran'dan misilleme

CANLI | Orta Doğu'da gergin gece! ABD'den Hürmüz'de hava saldırısı, İran'dan misilleme

Orta Doğu'da gerilim yeniden tırmanırken ABD, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemiye yönelik saldırıya misilleme olarak İran'daki füze ve İHA depoları ile kıyı radar tesislerini vurdu. İran, buna karşılık bölgedeki ABD konuşlanma noktalarını hedef aldığını açıklarken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, "Şiddete şiddetle karşılık verilecektir." diyerek Tahran'a sert mesaj gönderdi.

ABD ile İran arasında varılan geçici mutabakata rağmen Orta Doğu'da tansiyon düşmüyor. Hürmüz Boğazı yakınlarında bir ticari gemiye düzenlenen saldırının ardından güvenlik endişeleri artarken, BM tahliye operasyonunu geçici olarak durdurdu.

ABD, İran'a ait füze ve insansız hava aracı depoları ile kıyı radar tesislerini vurduğunu açıkladı.

İŞTE ORTA DOĞU'DA ANBEAN YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA YENİ DENKLEM! İRAN'IN GEÇİŞ ŞARTLARI MASADA

Mutabakat zaptının işleyişine dair teknik değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, "Burada mutabakat zaptının maddelerine baktığımızda birbirleri arasında korelasyon kurulduğunu görüyoruz. Adeta şartlı, koşullu hale getirilmiş durumda. Bir konuda ilerleme sağlanabilmesi için önceki madde yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gerekiyor" sözleriyle maddelerin birbirine bağlı olduğunu vurguladı. ABD Savunma Bakanı Marco Rubio’nun İsrail ve Lübnan arasındaki çerçeve anlaşma açıklamasına değinen Ülger, "Birinci maddede İran diyor ki ‘Öncelikle tüm cephelerde çatışmalar durmalı.’ Hala bu sağlanabilmiş değil. İsrail hükümeti geri adım atmayacağını söylerken, muhalefet ise hükümeti taviz vermekle suçluyor" ifadelerini kullandı. Anlaşmanın geleceğine dair öngörülerini paylaşan Ülger, "60 günlük süre uzatılır, 90 olur, 120 olur; bu mesele tıpkı Ukrayna-Rusya çatışması nasıl uzadıysa o tarafa doğru gider. Taraflar uzlaşı sağlasa bile İsrail bunu manipülasyonla, provokasyonla baltalamakla mutlaka ortadan kaldırmaya çalışacaktır" şeklinde konuştu.

İRAN'IN 'ÜCRETSİZ GEÇİŞ' TANIMI: VERGİ DEĞİL HİZMET BEDELİ

İran’ın bölgedeki askeri ve idari pozisyonunu değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Kemal Olçar, "Tekrar bu şekilde bir hareket olursa İran Devrim Muhafızları bölgeye müdahale eder. Çizdikleri güzergahın dışına çıkarsa, o ücretsiz ifadesinde ben bizim düşündüğümüz ücretsiz tanımıyla aynı anlamı görmüyorum. Şunu anlıyorum: 'Sizden vergi almayacağım ama senin güvenliğini ben sağlıyorum, bazı hizmetleri almak zorunluluğun var'" dedi. İran'ın bu süreci bir "hizmet bedeli" olarak kurguladığını belirten Olçar, "Bunun adı vergi değil, haraç değil; 'Benim bir hizmetim var, maliyetim var, senin buradan geçişin bana bir maliyeti var' diyor. Hürmüz Boğazı'nın statüsü konusunda Şura Meclisi'nde ulusal mutabakat sağlandı. İran o teknik detayların ihlal edildiğini anlayınca müdahale ediyor" sözleriyle Tahran’ın stratejisini aktardı.

BOĞAZLARIN STATÜSÜ VE ULUSLARARASI HUKUK İHLALİ

Hürmüz Boğazı’nın mevcut hukuki durumunu Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile kıyaslayan Doç. Dr. Kemal Olçar, "Montrö bir sözleşme, bu ise bir mutabakat muhtırası. Montrö'de askeri gemilerin tonajından kalacağı güne kadar her şey bellidir, burada öyle bir şey yok. Babülmendep ve Hürmüz’de bir anlaşma yok, buralar doğal su yolu kabul ediliyor" dedi. Uluslararası Deniz Sözleşmesi’nin 35. maddesine atıfta bulunan Olçar, "24 milden daha dar bile olsa boğaz, ortay hattından geçişler uluslararası sular rejimine tabidir. Dolayısıyla İran'ın 'burası benim kara suyum, geçemezsin' diye tıkama yetkin yok. İran'ın yaptığı şu an uluslararası hukuka aykırı" ifadelerini kullandı.

BATI'NIN 'YENİ REJİM' ARAYIŞI VE GÜVENLİK RİSKLERİ

Doğal su yollarındaki denetimsizliğin aşılması için uluslararası bir çaba olduğunu kaydeden Doç. Dr. Kemal Olçar, "İngiltere ve Fransa öncülüğünde 40'a yakın ülkenin katılımıyla doğal su yollarından geçiş konusunda beynelmilel bir sözleşme oluşturulmaya çalışılıyor. Bu, İran'ın hareket kabiliyetini kontrol altına almayı hedefliyor fakat bu uzun sürecek bir süreç" dedi. Ticari gemilerin geçiş özgürlüğünün ülkelerin güvenliğini riske atıp atmadığına dair tartışmalara da değinen Olçar, "Ticari gemiler uluslararası su yolu statüsünde olduğu için zararsız geçiş hakkına sahiptir. Türkiye bile Montrö'ye rağmen ticari gemileri kontrol edemez ve düzenleyemez, sadece talep edilirse kılavuz kaptanlık verir" sözleriyle uluslararası hukuktaki keskin sınırları hatırlattı.

 

JD VANCE: ŞİDDETE ŞİDDETLE KARŞILIK VERİLECEKTİR

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın, ABD ile mutabakatına ilişkin anlaşmazlığı olması halinde iletişime geçebileceğini belirterek, “Şiddete şiddetle karşılık verilecektir.” dedi.

Vance, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) İran'a hava saldırıları düzenlendiğine ilişkin açıklamasını alıntılayarak paylaşım yaptı.

“İran bir ateşkes anlaşması imzaladı. Biz buna uyduk.” ifadelerini kullanan Vance, “Eğer mutabakat zaptının nasıl uygulandığı konusunda anlaşmazlıkları varsa, (İran) telefon açabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Vance, paylaşımında ayrıca, “Ancak şiddete, şiddetle karşılık verilecektir.” ifadelerine yer verdi.

CENTCOM'dan yapılan açıklamada, "Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir ticari gemiye dün düzenlenen saldırıya güçlü bir yanıt olarak" İran'a hava saldırıları düzenlendiği belirtilmişti.
 

DEVRİM MUHAFIZLARI: ABD'NİN BÖLGEDEKİ KONUŞLANMA NOKTALARINI VURDUK

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ülkenin güneyine düzenlenen saldırıya karşılık ABD ordusunun konuşlandığı noktaları vurduğunu duyurdu.
Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin ülkenin güneyindeki Sirik kentine düzenlediği saldırılara ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

Saldırıya karşılık verildiği belirtilerek, "İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD ordusunun İran kıyılarına düzenlediği hava saldırısına karşılık, ABD terörist ordusunun bölgedeki konuşlanma noktalarını vurdu." denildi.

Açıklamada, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda yetkisiz bir rota izleyen gemiye İran tarafından müdahale edildiği bahanesiyle İran kıyılarına hava saldırısı düzenlediği ve Lübnan'da İsrail'in yaptığı gibi ateşkesi ihlal ettiği ifade edildi. 

ABD ile varılan Mutabakat Zaptı'nın 5. maddesine göre, Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği İran'ın kontrol edeceğine dair düzenlemelere yer verildiği ancak ABD'nin "çeşitli tarafları kışkırtarak mutabakattaki bu maddeyi ihlal etmeye çalıştığı" savunuldu. 

Açıklamada, "Buna gerekli yanıt verilmiştir ve bu durum devam edecektir. Tekrarlanan bir saldırganlık durumunda cevabımız bundan daha kapsamlı olacaktır." ifadelerine yer verildi. 

İran basını, Sirik kentinde patlama seslerinin duyulmasının ardından şehirdeki iskelenin saldırıya uğradığını bildirmişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) açıklamasında ise dün Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisine yapılan saldırıya karşılık İran kıyısındaki hedeflere saldırı düzenlendiği ifade edilmişti.
 

İRAN BASINI "ABD'YE KARŞILIK VERİLECEĞİ HABERLERİNİ" YALANLADI

İran'ın Fars Haber Ajansı, ülke medyasında Devrim Muhafızları Ordusu'na atfedilen ve ABD'nin ülkenin güneyindeki Sirik kentine yönelik saldırısının bertaraf edildiği ve buna uygun zaman ve yerde karşılık verileceği yönündeki açıklamanın Devrim Muhafızları Ordusu'na ait olmadığını duyurdu.

Fars Haber Ajansı, Devrim Muhafızları Ordusu Sözcülüğünden aldığı bilgiye dayandırdığı haberinde, son saatlerde ABD ile yaşanan çatışmaya ilişkin Devrim Muhafızları Ordusu'na atfedilen açıklamaların doğru olmadığını yazdı.

Fars Haber Ajansının açıklamayı yalanlayan haberinin ardından bazı haber ajansları da paylaştıkları haberlerini yayından kaldırdı. İran basını, Sirik kentinde patlama seslerinin duyulmasının ardından şehirdeki iskelenin saldırıya uğradığını bildirmişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) açıklamasında ise dün Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisine yapılan saldırıya karşılık İran kıyısındaki hedeflerin vurulduğu belirtilmişti.

İran'ın ana akım medya kuruluşlarından ISNA ve Tabnak gibi haber kuruluşlarında Devrim Muhafızları Ordusu'na atfedilen açıklamada, "Bu saldırganlığın cevapsız kalmayacağını ve cevabımızın seçtiğimiz zaman ve yerde hızlı ve kararlı olacağını vurguluyoruz." ifadelerine yer verilmişti.
 

ABD İRAN'I VURDU! ATEŞKES PLANI ÇÖKÜYOR MU?

Konuya ilişkin Tahran ve Washington hattından son gelişmeleri aktaran A Haber Muhabirleri Ekber Karabağ ve İrfan Sapmaz Tahran çarpıcı açıklamalarda bulundu.  Hürmüz Boğazı'ndaki son durumu aktaran A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ, "Yaklaşık 1 saat önce İran'ın Hürmüzgan ilindeki Sirik bölgesine yönelik bir saldırı söz konusu oldu ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM resmen bu saldırıyı üstlendi. Saldırının gerekçesi olarak İran'ın Singapur'a bağlı bir gemiye düzenlediği saldırıya yanıt niteliğinde misilleme yapıldığı duyuruldu. Bu operasyonda bölgedeki radar sistemleri, insansız hava araçları ve füze depoları hedef alındı. İran medyasında da Sirik adasındaki bir iskeleden çok ciddi patlama seslerinin geldiği doğrulanmış oldu" ifadelerini kullandı.

“İRAN MİSİLLEME HAZIRLIĞINDA”

Karabağ, olayların başlangıcına dair, "Önceki gün akşam saatlerinde Umman kıyılarında hareket eden ticari bir gemiye saldırı yapıldı. Mutabakat zaptı hayata geçtikten sonra ilk kez böyle bir olay yaşanıyor. İran resmi bir açıklama yapmasa da Donald Trump, İran'ın 4 İHA fırlattığını, 3'ünün düşürüldüğünü ancak birinin gemiye isabet ettiğini duyurdu. İran şimdi nasıl bir misilleme yapacak? Genellikle bölge ülkelerindeki Amerikan üslerine yönelik adımlar atılıyordu, İran medyasından gelen bilgiler yine bir misilleme hazırlığı olduğunu gösteriyor" sözlerini kaydetti.

WASHINGTON’DA KIRMIZI ÇİZGİ ALARMI: "BU APTALCA BİR İHLALDİR"

Saldırının ABD ayağındaki yansımalarını değerlendiren A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, Donald Trump'ın açıklamalarını hatırlatarak, "Trump, 'İran İslam Cumhuriyeti Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az 4 adet tek yönlü saldırı insansız hava aracı fırlattı. Bu, ateşkes anlaşmamızın aptalca bir ihlalidir' diyerek tepkisini ortaya koydu. CENTCOM ise operasyonun orantılı bir meşru müdafaa olduğunu ve deniz ticaretinin güvenliğini korumayı amaçladığını bildirdi" dedi.

“AMAÇ TOPYEKÜN SAVAŞ DEĞİL CAYDIRICILIK”

ABD medyasındaki havayı da aktaran Sapmaz, "Wall Street Journal'a göre İran'ın gemi saldırısı Washington'da kırmızı çizginin aşılması olarak görüldü, ancak Beyaz Saray'ın hedefi topyekün savaş değil caydırıcılığı yeniden tesis etmek. Trump'ın 'İran bunun bedelini ödeyecek' mesajı vermesine rağmen, yaklaşan 3 Kasım seçimleri ve düşen petrol fiyatları göz önüne alındığında, ben bu durumun büyük bir savaşa evrileceğine ihtimal vermiyorum. Trump, Netanyahu ile olan çekişmeli sürecinde onların ekmeğine yağ sürecek bir çatışmaya girmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.

HÜRMÜZ’DE EGEMENLİK SAVAŞI: KİMİN ROTASI GEÇERLİ?

Anlaşma metnindeki belirsizliklere ve bölgedeki rota krizine dikkat çeken Ekber Karabağ, "Uzlaşma maddelerinden bağımsız olarak taraflar kendi yorumlarını ön plana çıkarıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bölge ülkelerini ziyaret ederek Hürmüz'ün uluslararası su olduğunu ve İran'ın buradan para alamayacağını vurguladı. Ancak İran, buranın kendi ve Umman'ın kara suları olduğunu iddia ediyor. İran Devrim Muhafızları, 'Bütün izinler ve rotalar İran tarafından belirlenecektir, bunun dışındaki geçişlerin sonuçları olur' diyerek tehditlerde bulundu" ifadelerini kullandı.

Umman'ın pozisyonuna ilişkin ise Karabağ, "Umman'ın net pozisyonu biraz karışık. Bir yandan Körfez İşbirliği Teşkilatı ile birlikte hareket ederek bölgenin kontrol edilemeyeceği yönündeki ortak açıklamaya imza atıyorlar, diğer yandan İran ile ortak bir komite kurup giriş çıkışlara nezaret edeceklerini söylüyorlar. Katar da bu süreçten bağımsız olarak İran, Umman ve Körfez ülkelerini kapsayan yeni bir mekanizma kurmak istiyor" diyerek bölgedeki diplomatik trafiğin karmaşıklığını aktardı.

 

İRANLI YETKİLİ: TRUMP ATEŞKESE BAĞLILIĞI OLMADIĞINI GÖSTERDİ

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD'nin ülkenin güneyindeki Sirik kentine saldırısına ilişkin, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajında, "ABD, müzakerelerin ortasında İran'a bir kez daha saldırdı. Başarısız ABD Başkanı (Trump), müzakere ilkelerine veya ateşkese bağlılığı olmadığını gösterdi. Bu pervasız ateşkes ihlali, her zamanki gibi, onların geri adım atmasına ve pişmanlığa yol açacak. Suçlama oyunu artık işe yaramıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Diğer yandan İran devlet televizyonu, ABD'nin Sirik kentine saldırısında bir iletişim kulesi yakınına 2 füzenin isabet ettiğini bildirdi.

İran basını, Sirik kentinde patlama seslerinin duyulmasının ardından şehirdeki iskelenin saldırıya uğradığını bildirmişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) açıklamasında ise dün Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisine yapılan saldırıya karşılık İran kıyısındaki hedeflerin vurulduğu belirtilmişti.

DEVRİM MUHAFIZLARI: SALDIRILARA SEÇTİĞİMİZ ZAMAN VE YERDE KARŞILIK VERECEĞİZ

İran Devrim Muhafızları Ordusu: ABD'nin saldırısına seçtiğimiz zaman ve yerde karşılık vereceğiz 

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin, ülkelerinin güneyindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kentine saldırısının "bertaraf edildiğini" ve saldırıya "seçecekleri zaman ve yerde karşılık vereceklerini" duyurdu.

İran basınında yer alan Devrim Muhafızları Ordusunun açıklamasında, "Deniz ve hava kuvvetlerimiz bu saldırıyı bertaraf etmeyi başardı. Saldırgan güçleri geri çekilmeye zorladı ve böylece İran'ın toprak ve karasuları üzerindeki egemenliğini korudu." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada şunları kaydedildi:

"Bu saldırganlığın cevapsız kalmayacağını ve cevabımızın seçtiğimiz zaman ve yerde hızlı ve kararlı olacağını vurguluyoruz. Herhangi bir yeni aptallığın, bölgedeki saldırganların yanılsamalarını paramparça edecek sert bir karşılıkla karşılanacağı konusunda uyarıyoruz."

İran basını, Sirik kentinde patlama seslerinin duyulmasının ardından şehirdeki iskelenin saldırıya uğradığını bildirmişti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) açıklamasında ise dün Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisine yapılan saldırıya karşılık İran kıyısındaki hedeflerin vurulduğu belirtilmişti.
 

İRAN BASINI: SİRİK KENTİNDE BULUNAN İSKELE SALDIRIYA UĞRADI

İran devlet televizyonunun askeri kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Sirik kentindeki Taheruyi İskelesi, düşman saldırısına uğradı.

Kaynak ayrıca, İran Silahlı Kuvvetleri’nin gün içerisinde Hürmüz Boğazı’ndan "izinsiz" geçmeye çalışan bazı gemilere uyarı atışları yaptığını ve bu atışların Sirik kentinden yapıldığını belirtti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada ise dün Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisine yapılan saldırıya karşılık olarak İran kıyısındaki hedeflerin vurulduğu ifade edildi.

 

ABD İRAN'I VURDU! HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA GERİLİM TAVAN YAPTI

Hürmüz Boğazı’nda sular ısınıyor, bölge barut fıçısına dönmüş durumda. İran’ın Sirik bölgesinde meydana gelen şiddetli patlamalar ve ABD’nin hava saldırısı düzenlediğine dair gelen son dakika bilgileri dünyayı ayağa kaldırdı. Singapur bandıralı bir gemiye yönelik saldırının ardından gelen misilleme iddiaları ve Lübnan-İsrail hattındaki gizli pazarlıklar, Orta Doğu’da yeni bir savaşın fitilini ateşledi.

HÜRMÜZ’DE PATLAMA SESLERİ: SIRIK BÖLGESİ HEDEFTE
Bölgedeki sıcak gelişmeleri aktaran A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "İran devlet televizyonu, Hürmüz bölgesindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik bölgesinde bazı patlama seslerinin duyulduğunu belirtiyor ancak sebebine dair henüz net bir bilgi paylaşılmış değil" sözleriyle ilk bilgileri paylaştı. Gerilimin tırmandığı noktaya dikkat çeken Karabağ, "Dün bu saatlerde Singapur bayraklı bir ticari gemiye yönelik saldırı gerçekleşti. Bu saldırının, İran’ın bölgedeki rota belirleme konusundaki tehdit dolu açıklamalarının ardından gelmesi dikkat çekici" ifadelerini kullandı.


Tahran’daki atmosferi aktarmaya devam eden Ekber Karabağ, "İsviçre’de yapılan görüşmelerde İran, ABD ve Lübnan’ın içinde olduğu bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde çalışıldı. Ancak İran, sadece çatışmaların durmasını değil, İsrail güçlerinin Lübnan’dan tamamen çekilmesini şart koşuyor" sözleriyle İran’ın kırmızı çizgilerini belirtti. Karabağ ayrıca, "Doha merkezli kurulan ortak iletişim hattı üzerinden İranlı ve ABD’li üst düzey askeri yetkililerin doğrudan temas kurması planlanıyordu ancak gelinen noktada tansiyon çok yüksek" dedi.

 

CENTCOM: İRAN'A YÖNELİK HAVA SALDIRILARI GERÇEKLEŞTİ

ABD ordusu da "dün Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemiye düzenlenen saldırıya yanıt olarak" İran'a hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

CENTCOM: "ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) kuvvetleri, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan bir ticari gemiye dün düzenlenen saldırıya güçlü bir yanıt olarak, 26 Haziran'da İran'a yönelik hava saldırıları gerçekleştirdi.

İran'ın 25 Haziran'da "M/V Ever Lovely" adlı gemiyi tek yönlü bir saldırı dronuyla vurmasının ardından, ABD uçakları İran'a ait füze ve dron depolama alanları ile kıyı radar mevzilerini vurdu. Singapur bayraklı kargo gemisi, İran'ın saldırısı sırasında Umman kıyıları boyunca Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yapmaktaydı.

İran kuvvetlerinin ticari taşımacılığa yönelik bu haksız saldırganlığı, ateşkesi açıkça ihlal etmiştir. Dahası, İran'ın bu tehlikeli eylemleri, hayati öneme sahip uluslararası ticaret koridorundan geçen ticaret hacmi giderek artarken seyrüsefer serbestisini baltalamıştır.

CENTCOM kuvvetleri, boğazdan geçiş yapan ticari gemilere güvenli geçiş koordinasyonu ve desteği sağlamaya devam etmektedir. ABD ordusu, İran ile yapılan anlaşmanın tüm unsurlarına uyulmasını, riayet edilmesini ve anlaşmanın tam anlamıyla yürürlükte kalmasını sağlamak için bölgedeki varlığını ve teyakkuz halini sürdürmektedir."

HÜRMÜZ'DE PATLAMALAR

ABD-İran arasında ateşkes krizi sürerken Hürmüz'de patlamaların yaşandığı bildirildi. 

 

"İRAN 4 KEZ ATEŞKESİ İHLAL ETTİ"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a ait dronların Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankeri hedef aldığını ve bunun "ateşkesin aptalca ihlali" olduğunu savundu.

ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ı "ateşkesi ihlal etmekle" suçladı.

Trump, açıklamasında, Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin İran'a ait 4 dron tarafından hedef alındığını, bu dronlardan birinin tankerin üst güvertesine isabet ettiğini ancak tankerin yoluna devam ettiğini belirtti.

Diğer 3 dronun ise ABD ordusu tarafından düşürüldüğünü aktaran Trump, "Açıkçası bu, ateşkes anlaşmamızın aptalca bir ihlalidir." ifadesini kullandı.

İSRAİL VE ABD, BEN GURİON HAVALİMANI'NDAKİ AMERİKAN ASKERİ UÇAKLARIN TAHLİYESİNİ HIZLANDIRACAK

İran'a yönelik saldırılar dolayısıyla İsrail'in Ben Gurion Havalimanı'na konuşlandıran Amerikan askeri uçaklarının tahliyesinin hızlandırılması konusunda Tel Aviv ve Washington yönetimlerinin anlaştığı bildirildi.

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, Ben Gurion Havalimanı'nda bulunan onlarca uçak tahliye edilecek.

İsrail Ulaştırma Bakanlığının havalimanında konuşlu uçakların tahliyesinin hızlandırılması konusunda ABD ordusuyla anlaşmaya vardığı aktarılan haberde, böylece, temmuz ve ağustos aylarında yaklaşık 200 bin yolcunun biletinin iptal edilme tehdidinin ortadan kalkacağı kaydedildi.

İsrail basını, ABD ile varılan anlaşma kapsamında 30 Haziran Salı gününe kadar Ben Gurion Havalimanı'ndaki 30 Amerikan uçağının kademeli olarak ülke genelindeki hava üslerine nakledileceğini ve daha sonraki aşamada ise havalimanından 20 uçağın daha tahliye edileceğini yazdı.

Haberde, 16 Haziran'dan bu yana havalimanından 15 Amerikan uçağının tahliye edildiği belirtildi.

İSRAİL SAVUNMA BAKANI KATZ, İRAN'I TEHDİT ETTİ

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin Lübnan'da işgal ettikleri bölgelerden çekilmeleri yönündeki mesajına tehditle yanıt verdi.

Katz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı İbranice ve Farsça paylaşımlarda, Kaani hakkında daha önce sosyal medyada yayılan bir takım iddialara işaret ederek "Görünüşe göre işbirlikçi imajı, bu gülünç tehditler yığınına kıyasla ona çok daha fazla yakışıyordu." ifadesini kullandı.

"Eğer İran İsrail'e saldırırsa, bu şimdiye kadarki en büyük hatası olacak." tehdidinde bulunan Katz, böyle bir durumda hiçbir şeyin kendilerini durduramayacağını ileri sürdü.

LÜBNAN İLE ATEŞKES İSRAİL KABİNE TOPLANTISINDA SİVİL VE ASKERİ YETKİLİLERİ KARŞI KARŞIYA GETİRDİ

İsrail'de kabine toplantısında, aşırı sağcı bakanlar işgal altındaki Lübnan topraklarında "askerlerin haksız yere kısıtlandığını" savunarak ateşkesin sonlandırılmasını isterken, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise "Ateşkesi siz istediniz." diyerek cevap verdi.

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, dün akşam toplanan Bakanlar Kurulu'nda işgal altındaki Lübnan'da İsrail askerlerinin yaralanmasının, "ateşkes anlaşmasını çökertmek için bir fırsat" olduğunu savundu.

Ateşkesin çökertilmesi çağrısında bulunan Ben-Gvir, birkaç İsrail askerinin Hizbullah'ın saldırısıyla yaralanmasının ardından, "Yüzlerce hedefi vurabilir ve onları bombalayabiliriz." ifadelerini kullandı.

Aşırı sağcı Ulusal Misyon Bakanı Orit Strook da ateşkes konusunda Ben-Gvir'e katılarak, Lübnan'daki İsrail askerlerinin "kendilerini bir atış poligonundaymış gibi hissettiklerini" vurguladı.

Strook, İsrail askerlerinin "her tehdide" anında karşılık vermeleri gerektiğini söyledi.

"ATEŞKESİ SİZ İSTEDİNİZ"

Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Ben-Gvir ve diğer bakanların şikayetlerine, "Ateşkesi siz istediniz." diyerek yanıt verdi.

Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz da ateşkesi savundu.

Aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir de Zamir'in çıkışına itiraz ederek, ateşkes istemediğini söyledi.

Bakan Katz, "Ateşkesin avantajları ve dezavantajları var ancak hiçbir askeri tehlikeye atmıyoruz. Her asker anında karşılık verebilir." ifadelerini kullandı.

Başbakan Netanyahu ise "Sahadaki askerler her türlü anlık tehdide anında yanıt veriyor. Hiçbir askeri kısıtlamıyoruz." iddiasında bulundu.

Kabinede Lübnan ateşkesi konusundaki çatlak, ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da 3 gündür yürütülen İsrail-Lübnan görüşmeleri sırasında gerçekleşti.

LÜBNANLI YETKİLİ, İSRAİL'İN BELİRLİ BİR TAKVİM İÇİNDE ÜLKEDEN TAMAMEN ÇEKİLMESİNDE ISRARCI OLDUKLARINI SÖYLEDİ

Lübnanlı üst düzey resmi bir kaynak, Washington'da İsrail ile yürütülen müzakerelerde Lübnan heyetinin, İsrail ordusunun ülkenin güneyinden belirli bir takvim çerçevesinde tamamen çekilmesi yönündeki talebinde ısrarcı olduğunu belirtti.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın, İsrail'in Lübnan topraklarından belirli bir takvim çerçevesinde tamamen çekilmesi konusundaki ısrarı ve bu tutumunu sürdürmesi, 5. tur müzakerelerin bir gün daha uzatılmasına neden oldu." dedi.

Kaynak, taraflar arasında bir "niyet bildirgesi" üzerinde uzlaşılması halinde, İsrail'in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesinin bu metnin temel unsurlarından biri olması gerektiğini vurguladı.

İsrail'in çekilmesi öngörülen "pilot" ya da "örnek" bölgelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan kaynak, Lübnan'ın bu bölgelerin hangi alanları kapsayacağının net şekilde belirlenmesini istediğini ifade etti.

Kaynak, Beyrut yönetiminin söz konusu bölgelerin, Lübnan ordusunun konuşlanabileceği "Sarı Hat" içerisinde yer almasını şart koştuğunu, İsrail güçlerinin zaten bulunmadığı bölgelerin bu kapsamda değerlendirilmesini kabul etmediğini söyledi.

HİZBULLAH LİDERİ: İSRAİL KOŞULSUZ OLARAK LÜBNAN'DAN ÇEKİLMEK ZORUNDA

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail'in işgal ettiği Lübnan topraklarından koşulsuz şekilde çekilmekten başka seçeneği olmadığını belirterek, iki ülke arasında ilişkilerin normalleşmesine de kesin olarak karşı çıktıklarını söyledi.

Aşura dolayısıyla düzenlenen etkinlikte on binlerce destekçisine televizyondan hitap eden Kasım, "İsrail'in Lübnan topraklarımızın tek bir karışında bile kalma seçeneği yok. İsrail, tüm Lübnan topraklarından koşulsuz olarak çekilmek zorundadır." ifadelerini kullandı.

Lübnan ve İsrailli yetkililerin Washington'da doğrudan görüşmeler yürüttüğü bir dönemde konuşan Kasım, Hizbullah'ın İsrail ile herhangi bir normalleşmeyi kabul etmeyeceğini vurguladı.

"AŞAĞILANMIŞ VE YENİLMİŞ BİR ŞEKİLDE"

Kasım, "Ne normalleşmeyi, ne düşmanlık halinin sona erdirilmesini, ne İsrail'in herhangi bir kazanım elde etmesini ne de Lübnan topraklarında kısmi dahi olsa varlık göstermesini kabul ederiz." dedi.

Hizbullah lideri sözlerini, "İsrail aşağılanmış ve yenilmiş bir şekilde Lübnan'dan ayrılmak zorundadır. Olan da bu olacaktır." ifadeleriyle tamamladı.

UAEA BAŞKANI: İRAN İLE VARILAN ANLAŞMA NÜKLEER DENETÇİLERE ERİŞİM HAKKI TANIYOR

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, ABD ile İran arasında varılan geçici barış anlaşmasının, Birleşmiş Milletler nükleer denetçilerine İran'daki tesislere erişim hakkı tanıdığını söyledi.

Grossi'nin açıklaması, Tahran yönetiminin, Washington ile nihai bir anlaşmaya varılıncaya ve yaptırımlar kaldırılıncaya kadar bazı kritik nükleer tesislerin denetçilere kapalı kalacağını belirtmesinin ardından geldi.

ABD ile İran geçen hafta, İran'ın nükleer programı da dahil olmak üzere taraflar arasındaki en zorlu anlaşmazlıkların çözümü amacıyla 60 günlük müzakere sürecinin önünü açan bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, çarşamba günü yaptığı açıklamada, UAEA denetçilerine yeniden erişim izni verilmesine yönelik herhangi bir plan bulunmadığını söylemişti.

GROSSİ: DENETİMLER MUTLAKA YAPILMALI

Ancak Japonya'da düzenlediği basın toplantısında konuşan UAEA Başkanı Rafael Grossi, denetimlerin mutlaka yapılması gerektiğini vurguladı.

"Bir anlaşma var ve bu anlaşmaya uyulabilmesi için UAEA'nın erişim sağlaması ve denetim yapması gerekiyor." diyen Grossi, "Kısa süre içinde İran'da olmayı umuyoruz." ifadelerini kullandı.

İLK HEDEF NÜKLEER MATERYALLERİN KONTROLÜ

Grossi, Birleşmiş Milletler denetçilerinin teknik konuları görüşmek üzere İranlı yetkililerle ilk temaslarını da gerçekleştirdiğini açıkladı.

İran'a yapılacak ilk ziyaretin temel amacının, daha önce denetlenen nükleer malzemeler üzerindeki UAEA mühürlerinin bozulup bozulmadığını ve herhangi bir nükleer malzemenin kaybolup kaybolmadığını kontrol etmek olacağını belirtti.

"İyi niyet açıklamaları tek başına yeterli değil. Çok güçlü bir doğrulama sistemine sahip olmamız gerekiyor." diyen Grossi, kapsamlı denetim mekanizmasının önemine dikkat çekti.

ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM BELİRSİZLİĞİ SÜRÜYOR

Öte yandan İran, ABD ve İsrail'in düzenlediği saldırılar sonrasında zenginleştirilmiş uranyumunun ne kadarının korunduğu ya da bu malzemenin nerede bulunduğu konusunda UAEA'ya herhangi bir bilgi vermedi.

UAEA'nın tahminlerine göre İran'ın, çatışmalar başlamadan önce yüzde 60 saflığa kadar zenginleştirilmiş yaklaşık 440,9 kilogram uranyuma sahip olduğu değerlendiriliyor.

Ajansa göre bu miktar, daha yüksek seviyede zenginleştirilmesi halinde yaklaşık 10 nükleer silah üretmeye yetecek düzeyde bulunuyor.

İRAN: İSRAİL ASKERİ UÇAKLARININ KOMŞU ÜLKELERİN HAVA SAHASINDAKİ FAALİYETLERİNİ TEHDİT OLARAK ALGILIYORUZ

İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı, İsrail'e ait askeri uçakların İran'a komşu ülkelerin hava sahasında faaliyet yürüttüğünü belirterek, bu girişimlerin tehdit olarak algılandığını duyurdu.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı'na göre, Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı, konuya dair bildiri yayımladı.

Bildiride, İsrail'e ait askeri uçakların İran'a komşu ülkelerin hava sahasında faaliyet yürüttüğü ve bu faaliyetlerin İran'a doğru gerçekleştiği vurgulanarak, bu girişimlerin tehdit olarak algılandığı ve tehlikeli bir girişim olduğu belirtildi.

"CEVAP HAKKIMIZI SAKLI TUTUYORUZ"

ABD'nin İsrail'i "kontrol altına" alamaması halinde, İran'ın kendisine yönelik tehditlere müsamaha göstermeyeceği ve tehlikeli eylemlere karşı cevap hakkını saklı tuttuğu kaydedildi.

Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı tarafından yayımlanan bildiride, İsrail askeri uçaklarının hangi ülkelerin hava sahasında faaliyet yürüttüğü ve söz konusu faaliyetlerin içeriği hakkında ise bilgi verilmedi.

Bazı uluslararası basın-yayın organları, ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar sırasında İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) Demir Kubbe Hava Savunma Sistemleri ile asker gönderdiğini iddia etmişti.

ABD-İRAN ANLAŞMASININ ARDINDAN 8 GÜNEY KORE GEMİSİ DAHA HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAN AYRILDI

ABD ile İran arasında geçen hafta varılan ateşkes anlaşmasının ardından, Güney Kore tarafından işletilen 8 gemi daha Hürmüz Boğazı'nı güvenli şekilde geçti. Böylece stratejik su yolunda bulunan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı 5'e düştü.

Yonhap haber ajansının, Güney Kore Okyanuslar ve Balıkçılık Bakanlığına dayandırdığı habere göre, boğazdan ayrılan son gemilerle birlikte Hürmüz Boğazı'nda kalan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı önemli ölçüde azaldı.

Bakanlık, gemilerin Hürmüz Boğazı'nı sorunsuz şekilde geçerek normal faaliyetlerini sürdürdüğünü açıkladı. Gemilerde, Güney Kore'ye gitmekte olan bir gemi de dahil olmak üzere toplam 37 Güney Koreli denizcinin bulunduğu belirtildi.

Son ayrılışların ardından Basra Körfezi bölgesinde görev yapan Güney Koreli denizci sayısının 47 olduğu, bunlardan 30'unun yabancı bayraklı gemilerde görev yaptığı ifade edildi.

İSRAİL İŞGAL GÜÇELRİ ATEŞKESE RAĞMEN LÜBNAN'A SALDIRDI

 İsrail işgal güçlerinin, ateşkese ve ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine hava ve topçu saldırıları gerçekleştirdi.

İsrail, bölgedeki ateşkese ve Lübnan'ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdü.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre İsrail savaş uçakları, sabah saatlerinde Yukarı Nebatiye beldesinin çevresini 2 ayrı hava saldırısıyla hedef aldı.

İsrail topçuları akşam saatlerinde Beraşit ve Beyt Yahun beldelerinin çevresine yaklaşık 10 top mermisi atarken, eş zamanlı Beyt Yahun yönüne makineli tüfeklerle ateş açtı.

Öte yandan İsrail işgal güçlerinin dün Nebatiye'ye bağlı Meyfedun beldesinde insansız hava aracıyla bir araca düzenlediği saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmişti.

İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.

İNGİLTERE: ABD-İRAN MUTABAKATININ ARDINDAN BİR GEMİ İLK KEZ SALDIRIYA UĞRADI

İngiltere Deniz Ticaret Örgütü, ABD ile İran'ın mutabakat zaptından sonra ilk defa Hürmüz Boğazı yakınlarında bir geminin saldırıya uğradığını bildirdi.

İngiltere Deniz Ticaret Örgütü'nden (UKMTO) yapılan açıklamada, Umman açıklarında seyir halindeki bir kargo gemisine kaynağı belirsiz merminin isabet ettiği kaydedildi. Kargo gemisinin köprü kısmında hasar oluştuğu belirtilen açıklamada, saldırıya maruz kalan gemide can kaybı veya yaralanma olmadığı ifade edildi.

Açıklamada, Umman açıklarından geçtiği sırada geminin saldırıya uğradığı yönünde ihbar alındığı ve gemide çevre kirliliğine yol açabilecek bir durum olmadığı aktarıldı. İlgili makamların olayla ilgili soruşturma başlattığı vurgulanarak, bölgeden geçen gemilere dikkatli olmaları ve şüpheli herhangi bir durumda İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Merkezi'ne bildirmeleri uyarısı yapıldı.

ABD VE KİK'TEN ORTAK AÇIKLAMA: HÜRMÜZ'DE GEÇİŞLER ÜCRETSİZ OLMALI

ABD ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, İran ile nihai bir anlaşmaya varılması için müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerden herhangi bir ücret istenmesinin kabul edilmeyeceğini belirtti.

Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyani'nin başkanlığında Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlenen ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun da katıldığı KİK toplantısının kapanış bildirisi yayımlandı.

İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptının memnuniyetle karşılandığı bildiride, İran'ın nükleer silah edinmesini engelleyecek nihai bir anlaşmaya varılması için müzakerelerin devam etmesi gerektiği vurgulandı.

İran ile her türlü ticaret ve yatırımın, Tahran yönetiminin, mutabakat zaptı ile nihai anlaşmaya bağlı kalmasına, istikrarsızlaştırıcı davranışlara son vermesine bağlı olduğu kaydedildi.

BOAĞZDAN GEÇİŞ ÜCRETİ TALEBİ KABUL EDİLMEYECEK

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının önemine işaret edilen bildiride, boğazda seyrüsefer özgürlüğünün bölgesel ve küresel güvenlik için hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Bildiride, boğazdan geçişlerden herhangi bir ücret istenmesinin kabul edilmeyeceği vurgulandı.

Lübnan güvenliği, istikrarı, toprak bütünlüğü ve egemenliğine desteğin yinelendiği bildiride, İsrail ile Lübnan arasında ABD'deki müzakerelerin taraflar arasında kalıcı barışa giden yolu hazırladığı aktarıldı.

Bildiride Gazze'yle ilgili olarak ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sonlandırmak için sunduğu planın desteklendiği belirtildi ve Gazze halkının göç etmeye zorlanmayacağı ve Gazze'den gidenlerin de geri dönme hakkına sahip olacağı vurgulandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin