Cumhuriyetçiler neden kaybetti? ABD seçimlerinin perde arkası A Haber'de: "Netanyahu Trump'ı oyuna getirdi"
ABD'deki ara seçim sonuçları ve Washington'da sarsılan siyasi dengeler, gün boyu A Haber ekranlarında değerlendiriliyor. Teksas'taki kayıp ve Cumhuriyetçilerin seçim performansı üzerinden Trump yönetimine yönelik etkiler masaya yatırılırken, "Netanyahu Trump'ı oyuna getirdi" değerlendirmesi de gündeme damga vuruyor. Uzman isimler, sandıktan çıkan mesajları ve seçim sonuçlarının küresel siyasete olası yansımalarını canlı yayında analiz ediyor.
ABD'de gerçekleştirilen kritik ara seçimler, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçiler açısından ağır bir siyasi sınavı beraberinde getirdi. Demokratların Senato'da çoğunluğu ele geçirmesiyle Washington'daki siyasi dengeler değişirken, Cumhuriyetçilerin geleneksel kaleleri olarak görülen eyaletlerde yaşanan kayıplar Beyaz Saray'ın geleceğine ilişkin tartışmaları alevlendirdi. Yükselen benzin fiyatları, İran politikası, Epstein dosyaları ve seçmen tepkisi, sandıktan çıkan sonucun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Seçim sonuçlarının Trump yönetimine etkisi, Cumhuriyetçilerin neden oy kaybettiği ve Demokratların elde ettiği üstünlüğün ABD siyasetinde nasıl bir dönemin kapısını aralayacağı mercek altına alınıyor. Netanyahu'nun Trump üzerindeki etkisinden İran gerilimine, ekonomik sorunlardan Beyaz Saray'ı bekleyen olası soruşturmalara kadar kritik gelişmeler, A Haber canlı yayınlarında uzman isimler tarafından değerlendiriliyor.
İşte ABD'deki tarihi seçim sonuçlarına ilişkin uzmanların A Haber ekranlarındaki çarpıcı yorumları ve dikkat çeken analizleri...
CANLI ANLATIM
"NETANYAHU GÜDÜMÜNDEKİ TRUMP AKILCI POLİTİKADAN KOPTU"
İran savaşı ve nükleer silah ihtimalinin seçim sonuçlarıyla birlikte yeni bir boyuta evrildiğini belirten Dr. Mehmet Çelik, "Mantık silsilesi içerisinde düşünen bir siyasi liderin bunu artık masadan kaldırması, İran'la müzakere yolunun daha da açılması gerektiğini düşünmesi gerekir. Ancak karşımızda Donald Trump olduğu için ve bunun ötesinde Netanyahu'nun güdümünde bir İran politikası izleyen bir ABD Başkanı bulunduğu için bunu kestirmemiz şu anda zor. Trump üzerindeki etki sadece Netanyahu'nun telefonu değil, ABD'deki Yahudi lobisinin bu fikirleri desteklemesiyle oluşan bir kombinasyondur. Ancak sonuçlar bu savaş politikasının tabana yayılamadığını, halkın ve hatta Yahudi toplumunun büyük bir kısmının buna destek vermediğini gösterdi" ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNDE "İDEOLOJİK DEMOKRATLAR" ENGELİ
Seçimlerin Türkiye boyutunu ve savunma sanayii dosyalarını değerlendiren Dr. Mehmet Çelik, "Donald Trump'ın lider düzeyinde sürdürdüğü ilişki bu sefer pürüzlerle karşı karşıya kalabilir. Sonuç alınmak istenen dosyaların kapatılması veya yeniden açılması meselesinde Demokratların pragmatik veya çıkar düzeyinde değil, ideolojiyi önceleyen Türkiye karşıtı bir yaklaşımları var. Dolayısıyla orada bazı sorunlar yaşanabilir" değerlendirmesinde bulundu.
İki ülke arasındaki kurumsal hafızaya ve Suriye'deki son duruma dikkat çeken Çelik, "Türkiye'nin ABD ile ilişkileri sadece bir başkanla gelip giden bir ilişki düzeyi değil. Kurumsal açıdan baktığımız zaman on yıllardır süren bir ilişki var. Bunların en büyüklerinden bir tanesi Suriye'deydi. Suriye'de denklem artık değişti ve oradaki fotoğrafın Demokratlar açısından ne anlama geldiğini önce bir görmemiz gerekiyor" sözleriyle aktardı.
MİCHİGAN'DA İLKLERİN ZAFERİ: "UMARIM SONU OBAMA GİBİ OLMAZ"
Michigan'da Cumhuriyetçi rakibini mağlup ederek ABD tarihinin ilk Müslüman Senatörü unvanını alan Dr. Abdurrahman Muhammed El-Sayed'in zafer konuşmasını yorumlayan Dr. Mehmet Çelik, "El-Sayed'in o konuşma tarzında ve üslubunda biraz Obama tarzını, kendisini Obama'ya benzetmesini görüyorum. Umarım sonu Obama gibi olmaz. Obama'nın söyledikleriyle, yola çıktığı argümanlarla çıkıştaki argümanları bir değildi. El-Sayed çok farklı bir profil; üslubunda ondan aldığı bir ilham var ama enerjisi de çok farklı" ifadelerini kullandı.
Arap ve Müslüman seçmenin Trump'ı sandıkta cezalandırdığını kaydeden Çelik, "Michigan seçmeni içerisindeki Arap ve Müslüman seçmen daha önce başkanlık seçiminde Trump'a destek vermişti. O seçmen şu anda Donald Trump'ı cezalandırıp, onun sert, ırkçı ve İslam karşıtı söylemlerine karşı çok net bir duruş sergiledi. ABD kamuoyunda, hatta Avrupa ve dünya kamuoyunda İsrail'e karşı yeni bir duruş belirginleşiyor" dedi.
DEMOKRATLARDA DERİN KİMLİK KRİZİ VE DÜNYAYA YANSIYAN FATURA
Seçim zaferine rağmen Demokrat Parti içinde büyük bir çatlağın baş gösterdiğini ifade eden Dr. Mehmet Çelik, "Demokratlar açısından şu anda bir zafer var ama aynı zamanda bir kimlik krizi de var. Bir tarafta Haley Stevens gibi Demokrat Parti'den çıkıp Cumhuriyetçi adayı destekleyeceğini söyleyen isimler var. İsrail konusunda, İran savaşında, iç siyasetteki sağlık harcamalarında ve göçmenler konusunda Demokratların hepsi aynı düşünmüyor. Demokratlar açısından ciddi bir kimlik arayışı süreci başlayacaktır" şeklinde konuştu.
Amerikan seçmeninin küresel hezimete karşı fatura kestiğini vurgulayan Dr. Çelik, "Trump'ın NATO'ya karşı söylemleri ve AB ülkelerinin yalnız bırakılması sonucu ABD prestiji yerlerde sürünüyordu. Seçmen Trump'a 'Benim ekonomimi mahvettin, Orta Doğu'da ilişkileri sorunlu hale getirdin, savaşları bitireceğim dedin yeni savaş başlattın, geleneksel müttefiklerimizin hepsiyle aramızı bozdun' diyerek tepki gösterdi. Trump 'Ben kaybetmedim, İran savaşımdan pişman değilim' dese de bu yol artık pürüzlü bir yoldur. Demokratlar İsrail'e silah satışından İran savaşına kadar her adımda pürüz çıkaracak ve soruşturmalar başlatacaktır" sözleriyle konuşmasını noktaladı.
"1993'TEN SONRA BİR İLK; TEKSAS BİLE DEMOKRATLARA GEÇTİ"
Senato'daki dengelerin altüst olduğunu belirten A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, "Senato'da Demokratlar an itibarıyla 7 yeni sandalye kazandı. Bu kazanılan sandalyelere baktığımız vakit Cumhuriyetçilerin kalesi diye tabir edilen eyaletler de var. Örneğin Teksas; Teksas yıllardır, 1993'ten beri iki senatörünün tamamını da Cumhuriyetçi olarak Washington'a gönderiyordu. 1993'ten bugüne ilk kez bir Demokrat senatör Teksas'tan Senato'ya gitti. Bu durum aslında Cumhuriyetçiler içerisinden de Trump'a karşı çok büyük bir tepki ve ayrışma olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.
MİCHİGAN'DA MÜSLÜMAN ADAY ZAFERE ULAŞTI, YAHUDİ LOBİLERİ TRUMP'I YALNIZ BIRAKTI
Tarihi zaferlerin yaşandığı eyaletlerden birinin Michigan olduğunu aktaran Sali, "Michigan'da Müslüman Demokrat aday El-Sayed, Rogers'a karşı yaklaşık yüzde 5'lik bir farkla seçimleri kazandı. Rakibi son günlerde Cumhuriyetçilere destek verdiğini açıklamasına rağmen El-Sayed galip geldi. Trump seçim kampanyasında El-Sayed'in Müslüman Kardeşler ile olan ilişkisini öne sürüp ismiyle dalga geçmişti. Bu durum çok büyük tepkiye yol açtı, sandığa gitmeyecek olanlar bile sandığa koştu ve Michigan'da katılım rekor kırdı" dedi.
Yahudi lobilerinin ve toplumunun Trump'a desteğini çektiğini vurgulayan Sali, "El-Sayed'e oy verenlerin arasında çok geniş bir Yahudi kitlesi de vardı. Çıkıp 'Biz Yahudiyiz ama El-Sayed'i destekliyoruz' dediler. Aslında İsrail lobisi ya da Yahudi lobisi arasında da çok büyük bir bölünme var. Amerika'daki Yahudilerle İsrail'deki Yahudiler arasında ciddi görüş ayrılıkları oluşmuş durumda. Trump, başta AIPAC olmak üzere Yahudi lobilerinin desteğini aldığını sanıyordu ama öyle olmadığı görüldü; lobiler Trump'ı desteklemedi ve yalnız bıraktı. Netanyahu'nun da kampanya döneminde Trump karşıtı politikalar izlediğini biliyoruz" sözleriyle aktardı.
BEYAZ SARAY'DA "ÇİFTE VETO" KABUSU: ÇALIŞMAYAN BİR HÜKÜMET SİSTEMİ
Trump'ın önündeki 2 yıllık sürecin büyük bir kriz ve manipülasyona gebe olduğunu belirten Orhan Sali, "Trump için önümüzdeki 2 yıl 'topal ördek' dönemi olacak ve dışarıdaki lobilerin manipülasyonuna çok daha açık bir başkan göreceğiz. Trump bu süreçte savaşı büyütmek isteyebilir ancak sadece Demokratların muhalefetiyle değil, kendi partisi içindeki büyük bir direnişle karşılaşacak. Çünkü 2028 seçimlerinde Cumhuriyetçiler hezimetin büyümesini istemiyor. Ne Demokratlar ne Cumhuriyetçiler artık yeni bir savaş istemiyor; sandık bu mesajı net verdi" değerlendirmesinde bulundu.
Kongre'deki komisyon başkanlıklarının 3 Ocak itibarıyla Demokratlara geçeceğine dikkat çeken Sali, "Artık 'çifte veto' dönemine giriyoruz. Hem Demokratlar tarafından veto gelecek hem Başkan tarafından veto edilecek. Amerika Birleşik Devletleri çalışmayan bir hükümet sistemine ve büyük bir zıtlaşmaya doğru gidiyor. Hatırlarsanız Kongre baskını sürecinde Amerika adeta bir iç savaşın eşiğine, uçuruma sürüklenmişti. Önümüzdeki 2 yıl çok daha uzun ve gerilimli bir süreç olacak" ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER, F-16 VE F-35 DOSYALARI NASIL ETKİLENECEK?
Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasındaki iyi diyaloğun bilindiğini ancak Kongre'deki yeni aritmetiğin Türkiye dosyalarına da yansıyacağını ifade eden Sali, "Bu tablonun şüphesiz bizi etkileyecek sonuçları var. Halihazırda alt komisyonlarda Türkiye ile alakalı görüşülen bazı tasarılar var. F-16 motorlarının Türkiye'ye satılmasıyla ilgili tasarılar geçmişti. Masada CAATSA yaptırımları ve F-35 görüşmeleri bulunuyor. Eğer Trump bunları yeniden komisyonlarda gündeme getirirse muhalefetin çok ciddi itirazlarıyla karşılaşacak. Demokratlar komisyonlarda sadece Türkiye ile ilgili değil, Trump'ın çözmek istediği veya getirdiği tüm konulara doğrudan 'veto' yani 'hayır' diyeceklerdir. Bu kilitlenme kritik savunma başlıklarında da kendini hissettirecektir" sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.
CUMHURİYETÇİLERİN KALELERİ ÇÖKTÜ
Seçmen tepkisinin yalnızca kararsız eyaletlerle sınırlı kalmadığını belirten Gazeteci Güngör Yavuzaslan, "Tepkinin birkaç salıncak eyaletten ibaret olmadığını, genel bir tepki olduğunu görüyoruz. Cumhuriyetçilerin güvendiği eyaletlerde; Teksas, Kansas, Güney Carolina ve Michigan'da Demokratların açık bir üstünlüğü var. En fazla seçmene sahip eyaletlerden biri olan ve 2028 seçimlerini doğrudan etkileyecek Teksas gitti" ifadelerini kullandı.
Halkın iki yıllık faturayı doğrudan yönetime kestiğini vurgulayan Yavuzaslan, "Hayat pahalılığı, İran savaşının getirdiği ekonomik yük ve yönetimden duyulan derin hoşnutsuzluk sandığa yansıdı. ABD halkı, iki yıllık Trump yönetiminin karnesini açıkça veto etti" dedi.
BEYAZ SARAY'I TERLETECEK SENARYO: SORUŞTURMALARIN ÖNÜ AÇILDI
Senato'da Demokratların 52'ye 40 üstünlük kurması ve Temsilciler Meclisi'ndeki benzer tablonun Beyaz Saray'ı felç edeceğine dikkat çeken Yavuzaslan, "Trump Beyaz Saray'da oturmaya devam edecek ama hareket alanı daraldı. Demokratlar iki kanadı da kontrol edecek. Yaklaşan bütçe pazarlıklarında Demokratlar bütün tuşlara sert basacak. Üst düzey atamalarda Senato onayı gerektiği için büyük pazarlıklar yaşanacak ve Demokratlar kendilerine yakın isimleri zorlayacak. Ancak Trump'ı asıl terletecek olan mesele, Beyaz Saray yönetimi hakkında açılacak soruşturmaların önünün açılmasıdır" sözleriyle aktardı.
Siyaset dışı kurumsal güçlerin de yeni bir tavır alacağını dile getiren Yavuzaslan, "Pentagon'dan istihbarat örgütlerine ve silah lobilerine kadar tüm güç dengeleri, Trump'ın bu siyasi zayıflamasına karşı yeniden pozisyon alacaktır. Trump'ı kesinlikle kolay günler beklemiyor" değerlendirmesinde bulundu.
"TRUMP TOPU TACA ATIYOR, PETROL DEVLERİ KÂRINI 153 MİLYAR DOLAR ARTIRDI"
Trump'ın "İsrail zenginleşti, yıllık 4 milyar dolarlık askeri yardımı keseceğiz" yönündeki söylemlerinin bir algı oyunundan ibaret olduğunu kaydeden Güngör Yavuzaslan, "Trump burada topu taca atıyor. Pentagon'un bütçesinden verilen askeri desteği söylemiyor, sadece Beyaz Saray onayıyla giden kısımdan bahsediyor. Beyaz Saray'da kim oturursa otursun, Evanjelist-Siyonist ittifak nedeniyle İsrail'e karşı bir denge gütmek zorundadır. Trump sadece günü kurtarma peşinde olan, algılar üzerinden bu yenilgiyi zafere dönüştürmeye çalışan uyanık bir siyasetçi" ifadelerini kullandı.
Ekonomik çöküşün ve akaryakıt zamlarının halk üzerindeki yıkıcı etkisine değinen Yavuzaslan, "ABD sokaklarında sağlık sigortaları, pazar-market masrafları ve benzin fiyatları üst üste konulduğunda halk ezildi. Trump Venezuela'nın petrolüne çöktü, 'Her şey çok iyi olacak' dedi ama olmadı. Akaryakıt fiyatları tırmanırken kim kazandı biliyor musunuz? ABD'li petrol şirketleri kârlarını tam 153 milyar dolar artırdı. ABD seçmeni hem Gazze'deki vahşeti durdurmayan yönetime hem de cebini yakan akaryakıt krizine karşı cevabını sandıkta tokat gibi verdi" sözleriyle aktardı.
