Çocukları tuzağa böyle çekiyor! Okul saldırıları sonrası akıllarda bu soru var

Peş peşe gelen okul saldırıları, gözleri son yıllarda hızla yayılan şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına çevirdi. Adeta bir salgına dönüşen bu tür oyunlar, çocukların zihnini esir alarak toplumsal bir tehdit haline geldi. Türkiye, çevrimiçi oyun bağımlılığında dünya genelinde 4. sıraya yerleşirken, 30 milyonu aşkın kişinin bu karanlık dünyada vakit geçirmesi tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. A Haber ekranlarında konuyu değerlendiren uzmanlar, dijital platformlardaki şiddet ve radikalleşme sarmalının artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu vurgularken, ailelere, "zombileşen nesil" konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.
Dijital dünyanın yarattığı tahribatın sahadaki yansımaları Türkiye'yi sarsmaya devam ediyor. Peş peşe gelen okul saldırılarının temelinde dijital bağımlılık yatıyor.
A Haber ekranlarında konyu değerlendiren uzmanlar, "Dijital mecralardaki amansız salgın artık çocukları şiddet ve cinsellik tuzağına itiyor. Eskişehir'deki saldırganın kendisini 'temizleyici aziz' olarak tanımlaması ve eylemlerini canlı yayınlaması, gerçeğin sanalla nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE OYUN BAĞIMLILIĞINDA DÜNYA LİSTESİNDE
Korkutan istatistiklere göre oyun bağımlılığı konusunda Türkiye açısından ciddi tehlike çanları çalıyor. 30 milyon kişi çevrimiçi oyunlarda vakit geçiriyor. Özellikle 16-24 yaş aralığında Türkiye, dünya genelinde 4. sırada yer alıyor. Geleneksel çocuk yetiştirme metotlarının yerini dijital ortama bırakmasıyla birlikte, çocukların algoritmik döngüler içinde hapsolması dikkat çekiyor.
Uzmanlar sanal dünyadaki tehlikelere dikkat çekti.
Şiddetin nasıl organize edildiğine dikkat çeken uzmanlar, "Çocukların iletişim kurduğu Telegram gibi platformlarda kontrol dışı paylaşımlar yapılıyor. Yazılımlarla geliştirilen botlar üzerinden şiddet içerikli görseller ve radikal söylemler yayılıyor. Bu gruplar içinde eylem yapan çocuklar 'kahraman' ilan edilerek diğerleri de suça teşvik ediliyor" açıklamasında bulundu. Özellikle dijital algoritmaların oluşturduğu haz ve dopamin döngüsünün, çocukları empati yeteneğinden yoksun, duyarsız bireylere dönüştürdüğü belirtildi.
AİLELERE KRİTİK UYARILAR:
Ebeveynlerin çocuk üzerindeki denetiminin hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, "Sınır koymak için çocuğun ergenlik dönemi beklenmemeli. Ergenlik, sınırın en zor kabul edildiği dönemdir. Dijital okuryazarlık aileden başlamalı, çocukların ekran şifreleri ve kimlerle mesajlaştığı mutlaka takip edilmeli" ifadelerini kullandı. Uzmanlar ayrıca, "Oyunlar mutlaka salon gibi ortak alanlarda oynanmalı ve belli bir süre sınırı olmalı. Radikal, ırkçı ve nefret söylemlerine karşı aileler her zamankinden daha dikkatli olmalı" sözleriyle ebeveynleri uyardı.





