HAŞMET BABAOĞLU

Unuttuk mu?

"Günde iki kez bir hemşire geliyor, önüne bir sürü ilaç koyuyor ve içmesini istiyordu. Kendisi ile ilgilenen doktorun bir göz hastalıkları doktoru olduğunu öğrenince çok şaşırmıştı. Oksijen maskesini çıkarmamasını ve ilaçları mutlaka kullanması gerektiğini defalarca tembihlemişlerdi. (...) Hakkında yapılan kapı önü konuşmaları onu tedirgin ediyordu. Doktorlardan biri 'Hastanın adını aşı listesinde bulduk, ayın 8'inde aşı olmuş; aşı kaynaklı bir durum mu, yoksa yeni mutant bir virüs aldı mı, anlamaya çalışıyoruz?' diyerek durumu bir diğer doktora anlatıyordu. Diğer doktor, hastanın durumunun iyi olmasına karşın asla topluma salıverilmemesi gerektiğini söylüyordu (...) Hafızası yerine gelmişti. Hemşireye epilepsi tanısı olduğunu ve ilaç kullandığını belirtti. Odasına sevinçle gelen doktora da aynı şeyleri tekrarladı. Herkes mutlu olmuştu.
Bay K. geniş pencereli ve aydınlık bir odaya alındı. Odanın bir kenarında duran kameraya bakılırsa burası bir çekim odasıydı.
Önündeki duvarda koca bir enjektör resminin altında yazan 'Dünyayı bizim aşımız kurtaracak' yazılı tabela dikkatini çekti. Biraz sonra doktorlar grubu odaya girdiler. Bir doktor, Bay K.'ya gelip, üzerinde iki paragraf bulunan bir kâğıt uzattı.
'Kendinizi iyi hissediyorsanız, çekime başlayalım' dedi. 'Yapmanız gereken, ben konuşmamı bitirdikten sonra sizin şu kâğıtta yazanları yüksek sesle okumanız' diye ekledi."

***

Ne günler yaşadık, değil mi?
Delip de geçen günler...
Unutursak...
Ne yaşadığımızı baştan öğrenip anlamazsak, gelecek geldiğinde halimiz harap demektir.

***

Girişte okuduğunuz "hikâye"yi iki değerli hekimin kaleme aldığı bir kitaptan alıntıladım.
Kitabın adı: "Covid-19 Dava'sı-Kısa Öyküler." Yazarları Doç. Dr. Ferhat Aslan ve Prof. Dr. Haluk Vahaboğlu.
Bilenler bilir, iki hekim de Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlarıdır.
Kitap kapağının alt tarafında şöyle yazmışlar ki çok haklılar: "Franz Kafka'ya 21. Yüzyıldan sevgilerle..."
Dava, Kafka'nın "Dava"sı gibi gerçekten de...

***

Niye bu kitap?
Onu da şöyle açıklıyorlar: "Yazdığımız bilimsel makaleler ve söylemlerimiz birilerinin ilgisini çekmedi. Bu yüzden biz de herkesin hikâyesini yazalım dedik." Okura şu seslenişleri ise can acıtıyor...
"Lütfen... Ellerini iyi yıkamadın ama... Olur olur, dezenformasyon oluyor da dezenfektan niye olmasın?"
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.