
SAHTE BELGE VE TEHDİTLERLE YENİ KUMPAS GİRİŞİMİ! BAKANLARA YÖNELİK ALGI OPERASYONUNUN PERDE ARKASINDA NE VAR?
Gelişmeleri Ajans Akşama Doğru programında değerlendiren Gazeteci Mahmut Övür, 17-25 Aralık sürecine benzer bir kumpas aklının devrede olduğunu belirterek, siyaset üretemeyen muhalefetin ve dış odakların Türkiye'yi zaafa uğratmak için kirli bir algı operasyonu yürüttüğünü vurguladı.
Canlı yayında söz konusu iddiaların perde arkasını değerlendiren Gazeteci Mahmut Övür, "Bir taşla birkaç kuş vurmaya çalışan kirli bir akıl var devrede. Siyaset üretemeyen, aciz kalan bu siyasetçilerin de devreye girmesiyle daha da mühim bir noktaya geldi. Mesele burada şu: Mevcut iktidar bu meselenin üzerine ne kadar gidiyor, gitmiyor mu? Tersine, bu süreci başlatan bizzat iktidarın kendisi. O zaman geriye ne kalıyor? Siyaset üretemeyen zavallı aktörlerin buradan nemalanmaları kalıyor." ifadelerini kullandı. Meselenin çok boyutlu olduğuna işaret eden Övür, "Dışarıdan FETÖ gibi ya da Türkiye'nin zayıflamasını isteyen küresel ve bölgesel güçlerin hepsi sanal medya üzerinden inanılmaz bir devreye giriş sergiliyor. İki bakanın adı geçiyor, hatta bir İYİ Partili milletvekili için de aynı isim benzerliğinden bir algı operasyonu yürütmeye çalıştılar. 17-25 Aralık sürecinde bu kirli girişimin bizzat tanığı olduk, arkasından 15 Temmuz darbe girişimi geldi. Türkiye terörsüz Türkiye projesiyle ve bölgesel ilişkileriyle çok güçlü bir noktadayken bunu zayıflatmanın yolunu arıyorlar ancak bu tür operasyonlar artık toplum nezdinde devrini tamamlamıştır." şeklinde konuştu.
"SELDEN KÜTÜK KAPMAYA ÇALIŞIYORLAR"
Bakan Bolat'ın açıklamalarını ve piyasadaki algı çabalarını yorumlayan Gazeteci Mahmut Övür, "Niyet kötü olunca her şeyi kullanan bir akla dönüşüyor. Ben de yıllardır borsayla ilgileniyorum, Aselsan gibi önemli şirketlere küçük birikimlerimi yatırıyorum. Sayın Bakan da öyle, binlerce yatırımcımız da öyle. Ama ne yazık ki manipülatörler ve spekülatörler buna alan açmıyor. İşin bir de Londra ve New York gibi küresel finans merkezleri ayağı var; 2018'de Rahip Brunson meselesinde Trump'ın ekonomik tehditleriyle bunu çok net yaşadık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu süreci de atlatacağını belirten Övür, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki hassasiyeti çok açık, meselenin üzerine kararlılıkla gidiliyor. Muhalefet ise selden kütük kapmaya çalışır gibi buradan bir şey çıkarmaya gayret ediyor çünkü çaresiz durumdalar. Siyaset üretemeyen muhalefet aktörleri yeni bir alan açamadığı için bu tür mide bulandırıcı süreçlerden medet umuyor. Ancak Türkiye bu operasyonları da geride bırakacak güçtedir." sözleriyle değerlendirmesini noktaladı.

"17-25 ARALIK'TAKİ GİBİ YİNE DÜĞMEYE BASTILAR"
Canlı yayında operasyonun perde arkasını anlatan Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran, "Fethullahçı Terör Örgütü ve uluslararası sermaye düğmeye bastı. Yani biz 17-25 Aralık FETÖ'nün yargı darbe girişiminde gördük. FETÖ, yasa dışı ses kayıtlarıyla, teknik takiple Cumhurbaşkanını, ailesini, bakanları, bürokratları takip etti; yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla, sahte isimlerle dinlediler, hiçbir şey çıkmadı. Ve bu sahte delilleri Amerika'daki yargıya teslim ettiler Halkbank davasında, hiçbir şey çıkmadı. Hedef Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ailesiydi. Bu kumpas ortaya çıktı" ifadelerini kullandı.
Sürecin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından hemen sonraya denk gelmesine dikkat çeken Kenan Kıran, "Şimdi ne hikmetse Sayın Devlet Bahçeli bir açıklama yaptı. Salı günü, 6 Ekim'de dedi ki; 'Türkiye'nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacak. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yürütecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan'dır.' MHP bu fon olayında Cumhurbaşkanımızın adaylığını açıkladı. 'Erdoğansız Türkiye' projesine Sayın Devlet Bahçeli, 'Üçüncü kez adayımız Recep Tayyip Erdoğan'dır' dedi ve Cumhur İttifakı'na destek verdi" şeklinde konuştu.
CHP içerisindeki çözülmelere ve AK Parti'ye geçişlere değinen Kıran, "Sonra biz neyi yaşadık? 420 tane CHP belediyesi var değil mi? Dün akşam Gece Ajansı'nda da listesini verdik; 37 tane CHP'li belediye başkanı AK Parti'ye geçti. CHP'nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Erdoğan'a güvendi ve AK Parti saflarına geçti, CHP'nin sembol ismi... İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da 'Ben AK Parti'ye, Recep Tayyip Erdoğan'a destek veriyorum' dedi ve AK Parti'ye geçti. Şimdi MHP Genel Başkanı'nın açıklamaları, CHP'li belediyelerde rüşvet ve yolsuzluğun ayyuka çıkması ve ardından CHP'li belediye başkanlarının AK Parti'ye geçmesi bu kesimi rahatsız etti. 'Bu fon olayı üzerinden Erdoğan'ı, Sayın Cumhurbaşkanımızı, AK Parti'yi devre dışı bırakırız, yeni bir operasyon yapabiliriz' dediler ama olmadı. Devlet Bahçeli, CHP'li meclis üyeleri, belediye başkanları AK Parti'ye, Recep Tayyip Erdoğan'a, Devlet Bahçeli'ye destek verdiler. Olmayınca ne yaptılar? Düğmeye bastılar, iftira mekanizması başladı" sözlerini kaydetti.

"FUAT AVNİ'LİK GÖREVİNİ ŞİMDİ KİMLER YAPIYOR?"
Konuşmasına devam eden Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran, Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki kaset kumpaslarını hatırlatarak, "O dönemde hatırlarsan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu 'Aramıza FETÖ ajanları sızdı' demişti ve 17-25 Aralık yargı darbe girişiminde FETÖ'nün yasa dışı ses kayıtlarını Meclis'te dinletti, 25 Şubat 2014'tü yanlış hatırlamıyorsam, seçimden hemen önce. Ne oldu? Tutmadı. Yani siz Cumhurbaşkanı'nın ailesini, bakanları takip ediyorsunuz; yolsuzluk ve rüşvet aldığını iddia ediyorsunuz, belgelediğinizi savunuyorsunuz; e sosyal medya var, uluslararası ajanslar var, ortaya çıkartabilirsiniz. Erdoğan'ın, ailesinin, yakınlarının rüşvete yönelik bir iddialarını ortaya çıkartamadılar. Şimdi düğmeye bastılar" dedi.
Kıran, "Kılıçdaroğlu aramıza FETÖ ajanları sızdı dedi, partimize FETÖ ajanları sızdı dedi. Ve bu açıklamanın ardından CHP'de bir değişim yaşandı. Özgür Özel ve ekibi, Ekrem İmamoğlu ve ekibinin monte ettiği, yolsuzluk ve rüşveti savunmak için kurultay davasını hatırlayın; pavyonda delegeler '1500 dolar aldım, 1000 dolar aldım, imzamı attım' tanıklıklarıyla Özgür Özel'in parayla delegelerin satın alınmasıyla genel başkan olduğunu gördük. Özgür Özel ve ekibi şimdi ortaya çıktı. Yolsuzluk ve rüşveti, Ekrem İmamoğlu'nu savunmak için parti kurdular 'Yeni Parti' adında. CHP Genel Başkanı olduğu dönemde Sayın Özgür Özel 42 defa Silivri Cezaevi'ni ziyaret etti Ekrem İmamoğlu ve ekibinden talimat alabilmek için. Genel merkezini bu kadar ziyaret etmemiştir" ifadelerini kullandı.
Fon operasyonunun tetikçilerine sert tepki gösteren Kenan Kıran, "Şimdi bakıyoruz, eskiden Fuat Avni vardı, şimdi bakıyoruz suç duyurusunda da bulunulmuş; Murat Ağırel, İsmail Saymazlar... Ya siz ülkenin ekonomisini yöneten Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a iftira attınız. Sayın Bakanımız dün gece yarısı açıkladı. Basın Müşaviri Bekir Kaplan var, 'Ben Bakana ulaşamadım, iddianın doğru olduğunu düşünüyordum, paylaştım' diyor. Var mı böyle bir alçaklık, namussuzluk?" dedi.
Sunucunun araya girerek, "Bekir Kaplan'a sosyal medyadan bile ulaşırsınız, gece yarılarına kadar ayakta olan sevdiğimiz bir arkadaşımız. Bir alo deseniz her türlü ulaşırsınız" ifadeleri üzerine Kıran, "Listesinde olmayan Murat Ağırel arıyor, 'Bana dönmedi' diyor; canlı yayında telefon görüşmeleri uyuşmuyor. Bakan müşavirine ulaşmadan, bilgiyi teyit etmeden iftirada bulunuyorsunuz Sayın Ömer Bolat'a. Ömer Bolat tüm gerçekleri açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Göktaş'a iftirada bulundular. İki bakan, az değil! Yine Cumhurbaşkanımız ve bakanları hedef alındı" dedi.
İftira zincirinin bir diğer halkasına değinen Kenan Kıran, "Bakıyorum, Ümit Özlale... Kendisiyle ilgili fona para aktardığına yönelik sosyal medyada haberler çıktı. Ümit Özlale dedi ki; 'Sosyal medya hesabı çıkıp benim de fonda param olduğu yalanını yayıyor.' İsim benzerliği çıkmış, tepki gösteriyor. 'Dayandıkları kanıt benimle aynı adı taşıyan başka bir İzmirliye ait. İftira ellerinde patlayınca özür diliyorlar. O yatırımcının kimlik bilgilerine, hangi fonda ne kadar parası kaldığını gösteren kayda nasıl ulaştınız, bu bilgiler size kimden geldi?' diyor. E bu bilgiler kimden geldi Ümit Özlale'ye? Bu fon olayında Ümit Özlale adındaki bir yatırımcının para yatırdığına ilişkin bilgilerin yalan olduğunu söylüyorsunuz, isim benzerliği... Aynı iftirayı Sayın Ümit Özlale yapıyor İYİ Parti'den CHP'ye geçen İzmir Milletvekili. Ali Mahir Başarır gitti yine bakanları hedef aldı. Özür dilediler mi? Hiçbir zaman!" şeklinde konuştu.
"MEDYA A.Ş.'DE RÜŞVET ÇARKI DÖNERKEN BAKANLARA SALDIRIYORLAR"
Ekrem İmamoğlu ve ekibinin karıştığı rüşvet skandallarına dikkat çeken Kenan Kıran, "Borsada, piyasada ekonomi etkilenmedi mi dün geceden beri? Ticaret Bakanımızın fonda parası olduğu iddiasını Murat Ağırel sundu. 'Yeni Parti' yolsuzluk ve rüşveti savunan bir parti, ben açık söylüyorum. Siz Ekrem İmamoğlu ve ekibinin yolsuzluk ve rüşvetini savunabilmek için Ekrem İmamoğlu tarafından kurulmuş bir partisisiniz. Gittiniz yine FETÖ taktikleriyle Ömer Bolat'ı, Mahinur Göktaş'ı hedef aldınız. Yine ekonomi, yine Cumhurbaşkanımız ve ailesi hedef alındı. Ekrem İmamoğlu ve ekibi şu an Silivri'de yargılanıyor. İş adamları... Bugün Medya A.Ş.'de Pınar Hanım var, Murat Ongun'a dedi ki: 'Siz neden bana yolsuzluğu gizlediniz, beni mağdur ettiniz?' İş adamı diyor ki: '10 milyon lira rüşvet verdim.' Medya A.Ş.'nin başkanı Pınar Hanım, Murat Ongun'a söylüyor: 'Sizin yüzünüzden cezaevinde yatıyorum.' Ortada yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet var" dedi.
Kenan Kıran sözlerini şu çarpıcı ifadelerle noktaladı: "'Pazartesi açıklayacağım' dediniz; açıkladığınız isimler, bakanlar Ömer Bolat ve Mahinur Aktaş ile ilgili iddialar yalanlandı, isim benzerliği ortaya çıktı. Özür dileyecek misiniz Türk halkından? Benim borsadaki param nerede bu açıklamaların ardından? İki bakanı hedef aldınız; 17-25 Aralık'ta nasıl Cumhurbaşkanının ailesini hedef alıp düşürmek istediyseniz, yine düğmeye bastınız. Tek hedef Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'sız bir Türkiye. Hayalleri bu! Çünkü Sayın Devlet Bahçeli tam zamanında Cumhurbaşkanımızın yanında olduğunu açıkladı."