13 binden anında 130 bine! Komandolar Söke'de | A Haber’de çarpıcı analiz: 12 mil hayali Yunan'ın kabusu olur
Ege ve Doğu Akdeniz'de tansiyonu yükselten Atina yönetiminin provokasyonları, Gayri Askeri Statüdeki Adaları (GASA) silahlandırma hamleleri ve karasularını 12 mile çıkarma planları A Haber’de masaya yatırıldı. Ege Ordusu'nun caydırıcı gücüne ve Türkiye'nin haklı tezlerine dikkat çeken uzman isimler, Yunanistan'ın bir 'oldu bitti' peşinde koştuğunu vurgulayarak, uluslararası hukuku hiçe sayan kışkırtmalara karşı Ankara'nın sahada ve masada tavizsiz duruşunu sürdüreceğinin altını çizdi.
A Haber ekranlarında Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki son gelişmeler masaya yatırıldı. Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, Takvim gazetesi yazarı Ekrem Kızıltaş ve Uğur Özgöker, Yunanistan'ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırma girişimlerini, 12 mil dayatmasını ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgedeki caydırıcı gücünü tüm ayrıntılarıyla değerlendirdi.
"13 BİNDEN ANINDA 130 BİNE ÇIKABİLİR"
Yunanistan'ın provokatif adımlarına karşı Türkiye'nin güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Yunanistan'ın gözünü korkutması lazım. Çünkü 1975 yılında Ege'deki bu komutanlık biraz bu Yunanistan'ın densizliklerine dur demek için kurulan bir ordu. Ve NATO'ya tahsisli bir ordu değil, o çok önemli. Türkiye'nin en büyük ordusu 1. Ordu Komutanlığı'dır; altında 4 tane kolordu vardır. 2. ve 3. ordular nispeten daha küçüktür, Ege Ordusu ise daha da küçüktür. Ancak 'çerçeve ordu' veya NATO konseptindeki adıyla 'framework headquarters' dediğimiz bir usul vardır. Bir orduyu kendisine bağlanacak kolorduları, tümenleri, tugayları ve taburları müstakil olarak yönetecek şekilde bütün altyapısıyla hazırlarsınız. Başında 4 yıldızlı orgeneral ve karargah altyapısı bulunur. Barış döneminde bağlı birkaç tugay varken, olası bir harekât durumunda mevcudu yaklaşık 13 bin olan bu kuvvetin mevcudu 130 bine çıkabilir. Çünkü altyapısı buna göre hazırdır" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
Ege Ordusu tarafından icra edilen tatbikatların önemine değinen Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "EFES Tatbikatı sadece kağıt üzerinde oynanan bir tatbikat değildir; kara, deniz, hava ve özel kuvvetlerin katıldığı müşterek ve fiili atışlı bir tatbikattır. Orada kara unsurları atışlar yaparken denizden amfibi çıkarma gerçekleştirilir. Eş zamanlı olarak hava hücum harekatıyla, yani uçar birlik harekatıyla helikopterlerle asker indirilir ve kıyı başı hava kuvvetlerinin atışlarıyla yumuşatılır. Bu senaryo dünyada bilinen klasik müşterek bir amfibi harekat modelidir" sözleriyle durumu aktardı.
DOĞUDAN BATIYA BİRLİK KAYDIRILMASI: KOMANDOLAR SÖKE'DE
Aydın'ın Söke ilçesine sevk edilen komandoların stratejik anlamına işaret eden Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Tunceli Hozat'tan gelen bu komandoların hareketliliğini iyi okumak lazım. İç güvenlik harekatı kapsamında Türk ordusunun ve devletinin verdiği başarılı mücadele sonucu artık doğu bölgelerinde eskisi kadar yoğun bir askeri konuşlanmaya ihtiyaç kalmadı. Eskiden batıdan doğuya rotasyon yapılırken kriz şimdi batıda. Yunanistan boş durmuyor. 1914'te 6 büyük devlet tarafından, 1947 Paris Antlaşması'yla da 12 Ada ve Meis'in kendilerine verilmiş olmasına rağmen Türkiye'nin sabrını sınıyorlar. Batı'yı arkasına alarak 1821'den 1947'ye kadar genişleyen Yunanistan'ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmesi gerekir. Başbakan seviyesinde bunu seçim propagandası yaparak adaların statüsünü dünyaya ilan edercesine bozuyorlarsa, Türkiye'nin bir tugayını batıya konuşlandırmasına da ses çıkarmayacaklar. Hatta yakında başka tugayların da gelebileceğini hesaba katmalıdırlar" dedi.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
Yunan hükümetinin tavrını değerlendiren Takvim Gazetesi Yazarı Ekrem Kızıltaş, "Miçotakis'in galiba yapabilecek başka bir şeyi kalmadı. Türkiye aleyhtarlığı yaparak, Türkiye'yi kışkırtarak oy devşirmeye çalışıyor. Gayri askeri olması gereken adalara asker eşliğinde çıkarma yapıp bunu dünyaya servis etmek, yarın öbür gün arzu edilmeyen bir gelişme yaşandığında onlara 'Kendim ettim kendim buldum' türküsünü söyletir" ifadelerini kullandı.
Bu adımların uluslararası hukuk zeminindeki karşılığına dikkat çeken Dr. Hüseyin Fazla, "Tam bir casus belli olarak biz bunu belki doğrudan kullanmayacağız ama uluslararası hukukun tamamen dışında olan bu durumu Yunanistan adeta övünerek dünyaya ilan ediyor. Bunun geçerli hiçbir açıklaması yoktur" değerlendirmesinde bulundu.



