Çelik Kubbe'nin oyun değiştirici sistemi: Gürz katliamcı İsrail'in gözünü korkuttu!

Çelik Kubbe'nin oyun değiştirici sistemi: Gürz katliamcı İsrail'in gözünü korkuttu!

Türkiye'nin savunma sanayiinde attığı stratejik adımlar dünya başkentlerinde ve özellikle soykırımcı İsrail'de çok yakından takip ediliyor. ASELSAN tarafından geliştirilen ve 'oyun değiştirici' olarak nitelendirilen yeni mobil hava savunma sistemi Gürz uzman isimlerce A Haber’de masaya yatırıldı. Alanında uzman isimler, Gürz'ün teknik üstünlüklerinden Çelik Kubbe mimarisine, küresel çaptaki silahlanma yarışından 2030'lu yıllara yönelik askeri senaryolara kadar kritik değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin yeni nesil mobil hava savunma sistemi Gürz, sahip olduğu radar, füze ve 35 milimetrelik top sistemiyle savunma alanında dikkatleri üzerine çekti. Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, Gürz'ün Korkut ve Sungur gibi mevcut sistemleri mobil bir platformda birleştirdiğini belirtirken, Doç. Dr. Kemal Olçar ise sistemin taarruzi harekat gerçekleştiren birliklerin korunmasında kritik rol oynayabileceğini söyledi.

GÜRZ BİR SAVUNMA MI YOKSA TAARRUZ SİLAHI MI?

İsrail'in yakından izlediği ve "oyun değiştirici" olarak lanse edilen yeni yerli hava savunma sistemi Gürz'ün stratejik önemine değinen Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "ABD'deki bazı yayın kuruluşları Türkiye bir şeyi ürettiği zaman sanki bu büyük bir tehditmiş, 'Türkiye fazla oluyor' gibi olayı biraz abartıyorlar. Aslında burada Gürz dediğimiz sistem, envanterimizde var olan Korkut top sistemi ile Sungur füze sistemini 8x8 hareketli ve tekerlekli yeni bir araç üzerinde birleştiren bir yapıdır. Rusların Pantsir sistemi gibi nokta hava savunma sistemidir. Bir tugay intikal halindeyken onu korumak için ya da sabit bir tesisi savunmak için kullanılır. İnsansız hava araçlarına, uçaklara veya helikopterlere karşı AESA radarıyla kilit atarak menziline göre füze ya da 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat ateşler. Makine ve Kimya Endüstrisi'nin ürettiği Tolga sistemi de benzer bir örnektir. ASELSAN'ın geliştirdiği bu 8x8 tekerlekli sistem, hareket halindeyken duraksamadan atış yapabiliyor ve konvoyların dışarıdan ekstra bir desteğe ihtiyaç duymadan kendini korumasını sağlıyor. Neticede bu tamamen savunma amaçlıdır, kimseyi tehdit etmez" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Sistemin sadece savunma boyutuyla sınırlandırılamayacağını vurgulayan Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, "Bence gayet taarruzi bir silah. Zaten günümüzde savunma sistemleri doğrudan taarruzi harekata dönüşmüş durumdadır. Bir tugay hareket ediyorsa bir hedefe gidiyor, bir harekat icra ediyor demektir. İsrail'i telaşlandıran asıl unsur, taarruzi harekat icra edebilecek bir tugayın bünyesinde hem Sungur füzesi hem de 35 milimetrelik parçacıklı mühimmat atabilen, kendi radarına sahip böyle komplike bir sistemin bulunmasıdır. Eskiden hava savunma silahları çakılı ve sabit dururdu; yerleri kolayca tespit edilip imha edilirdi. Gürz'ün sürekli yer değiştirebilmesi, onu imha edilmesi son derece zor taktik seviyede bir yetenek haline getiriyor" şeklinde konuştu.

MOBİL YAPISI VE ÇELİK KUBBE ENTEGRASYONU

Sistemin mobil kabiliyetinin sağladığı avantaja dikkat çeken Dr. Hüseyin Fazla, "Sabit sistemler bir köprüyü korumak gibi noktalarda kullanılabilir ve onları sürekli hareketli yapmak ekstra maliyettir. Taşınabilir sistemleri söküp takmak ise ciddi bir zaman maliyeti doğurur. Gürz'de ise buna gerek yok; araç tamamen bu görev için dizayn edilmiştir. Üzerinde radarı, elektronik harp sistemleri, topu, hem kısa hem de orta menzilli füze sistemleri entegre vaziyettedir. Hareket halindeyken anında reaksiyon gösterebilmesi ve mobil olması en büyük değeridir" sözleriyle aktardı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Gürz'ün Türkiye'nin katmanlı hava savunma konseptindeki yerine işaret eden Doç. Dr. Kemal Olçar, "Bunlar Çelik Kubbe'nin temel bileşenleridir. 35 milimetrelik Korkut, füzelerini de atabilen Gürz, Göksur ve lazer silahı Ejderha gibi pek çok katmanlı silah sistemi bulunuyor. Bu unsurların hepsi tek bir çatı altında birleştirildiğinde ortaya çok daha caydırıcı bir boyut çıkıyor. Bunlar gizli saklı teknolojiler değil, İsrail de bunu buradan duysun" değerlendirmesinde bulundu.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

BALİSTİK TEHDİTLER VE YEDİNCİ KATMAN İHTİYACI

Sistemin angajman limitleri ve küresel hava savunma mimarileriyle kıyaslamasını yapan Dr. Hüseyin Fazla, "Gürz, Demir Kubbe mekanizmasına entegre edilen araçlar gibidir ancak Davud'un Sapanı (David's Sling) seviyesinde değildir; daha alt kademede yer alır. En fazla 70 kilometreye kadar radar takibi yapıp daha kısa menzildeki hedeflere angaje olabilir. Balistik füzelere karşı görev yapamaz. Uçaklar 2 Mach hızındayken, terminal safhasında ses hızının 23 katına (23 Mach) ulaşan balistik füzeleri durdurmak zaten çok zordur. Balistik füzelerin uzayda, yaklaşık 100 kilometre irtifada önlenmesi gerekir. O irtifaya THAAD ve Arrow sistemleri ulaşabiliyor, Davud'un Sapanı ise yetişemiyor. Biz hava savunmamızı 6 katman yaptık ancak uzay sınırını kapsayan 7'nci katmanı da hayata geçirmek zorundayız" dedi.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

KÜRESEL SİLAHLANMA VE 2030 SENARYOLARI

Bölgede Yunanistan, Türkiye ve İsrail ekseninde tırmanan askeri harcamaların geleceğine dair soruya yanıt veren Doç. Dr. Kemal Olçar, "Bütün bu hazırlıkların hedefinde 2030'lu yıllar var. 2030'lu yıllarda kritik gelişmeler yaşanacak ve tüm planlamalar buna göre şekillendiriliyor. Alman ordusunun yeniden yapılanma planına bakın; personel, teşkilatlanma, teçhizat ve doktrin açısından yoğun bir hazırlık var. Tarihte Almanlar Birinci Dünya Savaşı'na da 8 yılda hazırlanmıştı" ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin