Yunanistan ve Rum yönetimi neden Mısır’da? A Haber'de çarpıcı analiz: “Reelpolitiği gören Kahire Ankara’ya yanaşıyor”
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin İsrail ile birlikte Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı ittifak arayışları ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın bölgedeki yansımaları masaya yatırıldı. Küresel siyonist paradigmanın çatırdadığını belirten uzman isimler, Türkiye'nin tarihi coğrafyasına dönüşünün İsrail ve Yunanistan'da büyük bir paniğe neden olduğunu A Haber’de vurguladı. Bölgedeki güç dengelerinin Türkiye lehine değiştiğine dikkat çeken Sabah Gazetesi Yazarı Bercan Tutar, Mısır'ın reelpolitiği görerek yeni yükselen güç Türkiye'ye yanaştığını ifade etti.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Mısır'la temasları, Doğu Akdeniz'deki hesapları yeniden gündeme taşıdı. İsrail öncülüğünde Türkiye karşıtı bir ittifak oluşturma arayışında Mısır'ın hangi tarafta duracağı merak konusu olurken, Ankara'nın bölgedeki yükselişi dengeleri değiştiren en önemli faktörlerden biri olarak öne çıktı. Konuyu A Haber'de değerlendiren Sabah Gazetesi Yazarı Bercan Tutar ve Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burak Küntay dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Mısır'ın anlaşma karşısındaki sessizliğine dikkat çeken Sabah Gazetesi Yazarı Bercan Tutar, "Mısır'a Mekke Paktı ile ilgili bir soru sorulduğunda Mısırlı yetkililer, Suudi Arabistan'la 1960'larda zaten benzer bir anlaşma yaptıklarını söylüyorlar. O anlaşmada yer alan, bir ülkeye saldırının diğerine de saldırı kabul edileceği şartını hatırlatarak, aslında otomatik olarak Mekke Paktı'nın üyesi olduklarını demeye getiriyorlar. Bunu emekli büyükelçiler tarafından El-Ahram ve Şarkul Avsat gibi gazetelerde dile getirdiler" ifadelerini kullandı.
"İSRAİL VE YUNANİSTAN BÜYÜK BİR PANİK İÇİNDE"
Uluslararası ilişkilerde ideolojik ihtiraslarla jeopolitik gerçeklerin farklı olduğuna ve dünyanın jeopolitik bir döneme doğru gittiğine dikkat çeken Bercan Tutar, "İdeolojik ihtiraslarınız jeopolitik hedeflerinizi karşılamayabilir. Tıpkı İsrail'in 'Vaadedilmiş Topraklar' diyerek Nil ve Fırat arasına hükmetme, Orta Doğu'da yeni harita dizayn etme ihtiraslarına jeopolitik imkanlarının yetişememesi gibi. Türkiye ise jeopolitik olarak yükseliş dönemindeki ülkelerden bir tanesi. Tarihsel olarak Osmanlı'nın Yavuz Sultan Selim döneminde Mısır ve Suriye'yi fethederek başlattığı yeni diriliş süreci gibi, şu an aynı süreçten geçen bir Türkiye var" sözleriyle aktardı.
Türkiye'nin rakiplerinin tarihsel olarak egemenliği altında yaşamış İsrail veya Yunanistan gibi ülkeler olamayacağını vurgulayan Tutar, "İsrail'in korkusu, Türkiye'nin o tarihsel coğrafyasına dönüşünden kaynaklanıyor. Osmanlı çekildiği için bu coğrafyada var olan İsrail, şimdi Türkiye geri döndüğü için panikte. Aynı şekilde Yunanistan da panikte. Küreselci siyonist paradigmanın her tarafından çatırdadığı bir jeopolitik döneme giriyoruz" şeklinde konuştu.
MISIR REELPOLİTİĞİ GÖRÜYOR VE TÜRKİYE'YE YANAŞIYOR
Mısır'ın İsrail ve Batı destekli kamp karşısında jeopolitik olarak yenildiğini hatırlatan Tutar, "Arap dünyası 1967 savaşlarından sonra İsrail'i tanımama ve temasa geçmeme yönünde deklarasyon yayınlasa da Mısır bu konuda biraz pes edip Camp David'de anlaşma imzaladı. Ancak Suudi Arabistan bu direnişini hala devam ettiriyor ve İsrail'le normalleşme sürecine karşı duruyor. Bunun nedeni de Türkiye'nin yükselişidir. Soğuk Savaş dönemindeki ideolojik kamplaşma üzerinden Batı'nın kurguladığı paradigma artık yıkılıyor, yerine aktörlerin rasyonel olduğu jeopolitik bir paradigma geliyor. Mısır o reelpolitiği görüyor ve yükselen güç Türkiye'ye yanaşıyor, buna eklenmek zorunda" ifadelerini kullandı.
Yunanistan'ın mitolojik, İsrail'in teolojik ögelerle hareket ettiğini belirten Tutar, karşılarında ise tarihin getirdiği imkanları uluslararası hukuka uygun şekilde sonuna kadar kullanan Türkiye'nin bulunduğunu ve tüm İslam dünyasının bu paktın doğal bir üyesi olduğunu sözlerine ekledi.
BÖLGENİN DÖRT SACAYAĞI
Bölgedeki güç dengelerine ilişkin harita üzerinden değerlendirmelerde bulunan Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burak Küntay, "Suudi Arabistan kurulduğundan beri Mısır, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan bu bölgenin dört tane sacayağıdır. İster beğenilsin ister beğenilmesin uluslararası ilişkilerin bir realitesi var. İran'a İsrail ve Amerika tarafından yapılanları kimse tasvip etmiyor ama İran'ın bizden daha güçlü olmasını ister misiniz?" şeklinde konuştu.
Bu soruya yanıt veren Yusuf Alabarda, "İstemeyiz tabii ki, bu reelpolitik" ifadelerini kullandı.
"DÜNYA BUGÜN BİZDEN YANA DÖNÜYOR"
Uluslararası ilişkilerde dengelerin menfaatler üzerine kurulduğunu belirten Prof. Dr. Burak Küntay, "Aynı şey Mısır-Türkiye için geçerli. Bunlar iki kere iki dört. Orada Mısırlı ya da Suudi bir din kardeşimize herhangi bir kötü şey olmasını istemeyiz fakat I. Dünya Harbi esnasında İngiliz lobisiyle, Gertrude Bell'ler, Lawrence'larla bize karşı Osmanlı'ya savaş açtılar. Uluslararası ilişkilerde menfaat öne çıktığı zaman kimse başka bir şeye bakmaz" sözleriyle aktardı.
Mısır'ın Kavalalı döneminden ve Kral Faruk'lardan itibaren Osmanlı karşısında kendini yeni bir belirleyici güç olarak oturttuğunu söyleyen Küntay, "Cemal Abdül Nasır'la birlikte Arap milliyetçiliğinin merkezini, Suudi Arabistan ise Sünni ümmetinin merkezini kendi ukdesi altına aldı. Bu dört ülke birbiriyle savaş halinde olmak istemez ama bir tanesinin kendinden daha güçlü olmasını da istemez, bu dengenin muhafaza edilmesini ister. Bugün bütün oklar hangi ülkelerin lehine derseniz; Türkiye ile Suudi Arabistan'ın. Dünya bizden yana dönüyor ve biz de savunma sanayisi atılımlarıyla doğru adımları atıyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin etnik, dini ve mezhepsel ideolojik meselelerle zayıflatılmaya çalışıldığına dikkat çeken Küntay, "Siz enfeksiyona açık hale getirmezseniz kendinizi bir şey olmaz. Mısır, Mekke Anlaşması'na yarın imza atar, atmaz; gözlemciyim der, içindeyim der. Tarihteki Bağdat Paktı'na, SEATO'ya bakın; bunların ne şartlarda kurulduğuna ve patladığına bakın. Çok açık ve net söyleyeyim; yarın Türkiye İsrail'le bir harbe girse, teknik olarak Türkiye'ye en önce destek vermesi gereken ittifak NATO'dur ancak NATO Türkiye'ye destek vermez" şeklinde konuştu.

