Menderes’ten Uşak’a CHP’li belediyelerde skandal zinciri: "Ben yürüyen parayım bebeğim!"

Menderes’ten Uşak’a CHP’li belediyelerde skandal zinciri: "Ben yürüyen parayım bebeğim!"

Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek hakkında başlatılan rüşvet ve yolsuzluk soruşturması, CHP belediyelerindeki yönetim krizini ve gayriahlaki ilişkiler ağını bir kez daha gözler önüne serdi. "Ben yürüyen parayım, her işten payımı alırım" ifadelerinin geçtiği WhatsApp yazışmaları gündeme bomba gibi düşerken, hukukçular ve uzmanlar bu kirli çarkın işleyişini, şoförler üzerinden dönen para trafiğini ve "siyasi operasyon" kalkanı arkasına sığınan pişkinlik siyasetini masaya yatırdı.

İzmir'deki Menderes Belediyesi soruşturmasına ilişkin ortaya çıkan skandal WhatsApp yazışmaları ve rüşvet iddiaları kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Konuyu A Haber ekranlarında değerlendiren Hukukçu Av. Hadi Dündar, Akademisyen Dr. Eray Güçlüer ve Gazeteci Abdülkadir Selvi dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

MENDERES BELEDİYESİ'NDE "YÜRÜYEN PARA" SKANDALI

Programda Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek hakkındaki soruşturmanın detaylarına ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek hakkındaki iddialar ve ortaya çıkan yazışmalar yapay zekanın bile yüzünü kızartacak cinsten. 'Ben yürüyen parayım bebeğim, her işin karşılığında para alırım, herkes beni saf sanıyor ama ben bu salakları kullanıyorum' diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. İddialara göre rüşveti 'Rüzgar' isimli birinin topladığı, 2 milyonun 1 milyonunun ise Başkan'a gittiği söyleniyor. Başkan'ın ise 'Ben de aptala yatıyorum, payımı alıyorum, bana bir şey olmaz' dediği öne sürülüyor"

Hukukçu Av. Hadi Dündar, soruşturmalardaki kilit noktaya dikkat çekerek, "O şoför kısmı çok önemli. Bu belediye soruşturmalarının neredeyse tamamında para alışverişinin şoförler üzerinden yapıldığını görüyoruz. İBB soruşturmasında da benzer şekilde şoförler dosya kapsamında tutuklanmıştı" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

YAPAY ZEKA SAVUNMASI VE YARGI SÜRECİ

Soruşturma sürecinde sanık avukatlarının "Görüntüler yapay zeka ürünü" iddiasını değerlendiren Akademisyen Dr. Eray Güçlüer, "Bu yazışmaların yapay zeka olup olmadığı bilirkişi marifetiyle çok kısa sürede tespit edilebilir. Kimse adliyeyi her gelenin kullanabileceği bir araç sanmasın. Hakimler maddi delilleri ortaya çıkarmak için kılı kırk yarıyor. Eğer bu yazışmalar gerçekse, bugün 'eşime güveniyorum' diyerek basın açıklaması yapanlar ne diyecek?" sözleriyle tepki gösterdi.

Güçlüer delil niteliğine vurgu yaparak, "Yazışmalar yapay zeka olsa bile sadece bir ekran görüntüsüyle hüküm kurulmaz. Bu suçun işlendiğini gösteren organize bir yapı, nüfuz kullanımı ve ruhsat karşılığı alınan paralar gibi teknik veriler gerekir. Dosyada birçok mağdur var ve ifade verecekler. Soruşturma derinleşerek devam ediyor" açıklamasında bulundu.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

CHP'NİN "SİYASİ OPERASYON" KALKANI

Soruşturmaların hukuki derinliğine dikkat çeken Av. Hadi Dündar, "Dosyalar ortaya çıkana kadar 'siyasi dava' diyenler, mesajlar yayınlanınca konuyu kapatmak zorunda kalıyor. Eğer bir soruşturma neticesinde tutuklamalar oluyorsa, bu makamların ne kadar titiz çalıştığını gösterir. Sulh Ceza Hakimliği tutuklama veriyorsa, dosya içerisinde bizim görmediğimiz somut deliller var demektir" şeklinde konuştu.

Dr. Eray Güçlüer, muhalefetin yayın politikasını eleştirerek,"Hukukçumuz burada teknik açıklamalar yapıyor ama karşı tarafta sadece 'siyasi operasyon' söylemi var. Bu bir acizliktir. Varsa deliliniz ortaya koyun. Topluma karşı sorumlu olan yayıncıların bu 'zehirli' dilden vazgeçmesi lazım. Genel yargıyı hiçe sayan bu tavır doğru değildir" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

ÖZGÜR ÖZEL'İN "İÇİŞLERİ BAKANI OLUR" DEDİĞİ İSİM

Gazeteci Abdülkadir Selvi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in İlkay Çiçek hakkındaki geçmiş sözlerini hatırlatarak, "Özgür Özel, 'İlkay'a İzmir'i, İstanbul'u verin yönetir, İçişleri Bakanlığı'nı bile yönetir' demişti. İşte İçişleri Bakanlığı'na layık gördüğü kişi rüşvet ve ahlaksızlık iddialarıyla ortaya çıktı. Bu fütursuzluğun sebebi, arkalarındaki her şeyi savunan kitledir" dedi.

Selvi, geçmişteki skandalları ve savunma biçimlerini örnek göstererek, "İstanbul'da kameraları bantlayıp balya balya paralarla yakalananları, 'üzerine çorba dökülmesin' diye savundular. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın otel odası görüntülerini 'siyasi operasyon' diye nitelediler. CHP Sözcüsü Deniz Yücel ve Kadın Kolları Başkanı koşa koşa gidip bu isimlere sahip çıktı. Bu koruma kalkanı olduğu sürece rüşvet çarkı böyle fütursuzca döner" sözleriyle eleştirilerini sürdürdü.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

SİSTEMLİ RÜŞVET VE PİŞKİNLİK SİYASETİ

Geçmişteki "Civan Gate" olayına atıfta bulunan Abdülkadir Selvi, "Kemal Horzum'a 'nasıl kredi aldın' dediklerinde, 'paylaştıktan sonra sorun yok müdürüm' demişti. Şimdi de aynı sistem var; paylaştıkları için ve arkalarında 'AKP operasyonu' diyen bir yönetim olduğu için rahatlar. Hatta kendi içlerinden biri, İsmail Saymaz gibi, uyuşturucu testi pozitif çıkan birine 'ayıptır' dediğinde bile linç ediliyorlar. Bu bir kafa konforudur. 'Siyasi operasyon' deyip kendilerini temizlediklerini sanıyorlar. Atatürk'ün partisi olduklarını iddia edenler, bu ahlaksızlıklara ve yolsuzluklara sessiz kalarak partiyi kirletiyorlar" ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin