Vesayetçi zihniyet yine sahnede! Medya üzerinden eski Türkiye özlemi

Vesayetçi zihniyet yine sahnede! Medya üzerinden eski Türkiye özlemi

Türkiye'nin siyasi geçmişinde derin yaralar açan vesayetçi zihniyetin medya ve siyaset üzerindeki baskıcı uygulamaları, A Haber ekranlarında mercek altına alındı. Gazeteci Ertuğrul Özkök'ün skandal ifadeleri sonrası Tarihçi-Yazar Dr. İsmail Öz ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Ayhan Sarı, geçmişin darbeci dilinin bugün "yeni nesil siyaset" maskesiyle nasıl yeniden servis edildiğini ve azınlığın çoğunluk üzerindeki tahakküm kurma çabalarını çarpıcı örneklerle deşifre etti.

Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damga vuran vesayet tartışmaları yeniden gündeme geldi. A Haber canlı yayınında konuşan Tarihçi-Yazar Dr. İsmail Öz, bazı çevrelerin güçlü siyasi iradeye hiçbir zaman inanmadığını belirterek, fırsat buldukları her dönemde gerçek niyetlerini ortaya koyduklarını söyledi.

"DEĞİŞMEDİLER HEP AYNI YERDE DURUYORLAR"

Programda söz alan Tarihçi-Yazar Dr. İsmail Öz, vesayet odaklarının güçlü bir iktidar ve istikrarlı bir devlet yapısı karşısında stratejik bir geri çekilme yaşadıklarını belirterek, "Aslında bunlar inançlarından dolayı güçlü iktidar ve istikrarlı devlet yapısını önemli bir katalizör olarak görüyorlar. Bu istikrarın ve güçlü bir toplumsal tabana sahip iktidarın karşısında, büyük kitlelere hitap ederken sanki temkinli konuşuyormuş gibi bir rol oynadılar. Ancak beyinlerinin arka tarafında buna hiçbir zaman inanmadılar; hep aynı yerde duruyorlardı. Zaman zaman manevra alanı bulduklarını düşündükleri anlarda bu dillerini ifşa ederek aslında kendilerini ele verdiler ve vermeye de devam ediyorlar" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

DARBECİ ZİHNİYETİN MEDYA DİLİ VE ÖZGÜRLÜK KISITLAMALARI

28 Şubat sürecinde medyanın üstlendiği role dikkat çekilen yayında, "Gerekirse silah bile kullanırız" manşetlerinin atıldığı ve hükümetlerin darbeci bir zihniyetle devrilmeye çalışıldığı hatırlatıldı. Başörtüsünün bir "kaos" olarak nitelendirildiği o dönemde, insanların eğitim, çalışma ve sosyal haklarının ellerinden alındığı vurgulanırken; "İnsanın fikri neyse zikri de odur" gerçeğinin bugünlerde yeniden gün yüzüne çıktığı belirtildi. Söz konusu zihniyetin, inançlı insanların hakim, savcı veya doktor olmasını engellemeye çalışan baskıcı tutumu eleştirilerek, bu düşüncelerin aslında hiç değişmediği ifade edildi.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"TÜRKİYE BU TABLOYU KALDIRIR MI?" PROVOKASYONU

Dr. İsmail Öz, AK Parti'nin ilk iktidara geldiği günlerde medyada yapılan algı operasyonlarından bir örnek vererek, "AK Parti'nin iktidar olduğu seçim akşamı bir televizyon yayınındaydım. O dönem ankormanlik yapan ve şimdi vefat etmiş olan bir zat, ekranda sürekli çarşaflı ve başörtülü fotoğrafları döndürerek 'Türkiye bu tabloyu kaldırır mı?' sorusunu saatlerce tekrarladı. İşte 23 senedir bu ülkede yaşıyoruz; bu ülke neyi kaldıramadı? Ne koptu, ne gerçekleşti? Hatta bazı kesimlerin, iktidara karşı protest bir tavır takınmak adına normalde tercih etmeyecekleri kadar uç bir serbestiyet içerisinde yaşamayı 'inadına' bir tercih haline getirdiklerini görüyorum. Avrupa'da bile bu tarz bir yaşam biçiminin olmadığını, çünkü oradaki insanların 'mış gibi' yapma derdinin bulunmadığını söyleyebilirim" sözleriyle aktardı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

YENİ SİYASET MASKESİ ALTINDA ESKİ MEVZULAR

Türkiye'de yeni bir siyasi çıkış arayanların, eski ve vesayetçi mevzuları "yeni nesil siyaset" gibi pazarlamaya çalıştığına dair değerlendirmelerin yapıldığı programda, bu durumun aslında toplumda karşılığı kalmayan bir zihniyetin son çırpınışları olduğu kaydedildi. Çağdaşlığı sadece Batı özentisi bir yaşam biçimi olarak gören ve inançlı insanları "gerici" olarak yaftalayan bu grubun, yeni siyasi oluşumlar üzerinden yeniden umut devşirmeye çalıştığı ifade edildi.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

AZINLIĞIN TAHAKKÜMÜNE "DUR" DENİLDİ

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Ayhan Sarı, vesayetçi kitlenin asıl hedefinin ümitsizliğe düşmüş kendi tabanlarını mobilize etmek olduğunu belirterek, "Bakın, o dönem atılan '411 el kaosa kalktı' haberlerine bakıyoruz; 518 milletvekilinin 411 tanesi bir yasa lehine oy kullanmış ama manşet 'Türban Türkiye'yi böldü' diyor. %80'lik bir çoğunluğun iradesi söz konusuyken, %10'luk bir azınlığa göre ülke bölünüyor. Bu kesimler, on yıllarca bu ülkenin ekonomisini, kültürünü, iç ve dış politikasını sadece o %10'luk kitleyle belirlediler. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte bu düzene 'dur' denildi. Ülkeyi artık azınlığın değil, %70-80'lik çoğunluğun inançları ve düşüncelerinin yöneteceği, hakim kültürün bu olacağı bir döneme girildi. Bunların asıl derdi budur; artık Türkiye'de bir önemleri kalmadı" açıklamalarında bulundu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin