Demokrasiye kara leke: 12 Mart Muhtırası | Sivil siyasette ikinci müdahale

Demokrasiye kara leke: 12 Mart Muhtırası | Sivil siyasette ikinci müdahale

Türk demokrasi tarihinin en karanlık dönüm noktalarından biri olan 12 Mart 1971 Muhtırası'nın üzerinden 55 yıl geçti. 27 Mayıs darbesinin ardından sivil siyasete vurulan ikinci büyük müdahale olarak tarihe geçen muhtıra, Türkiye'yi yıllarca sürecek siyasi ve toplumsal bir istikrarsızlığın içine sürükledi. Dokuz yılda 11 hükümetin değiştiği bu kritik sürecin perde arkası, bilinmeyen yönleri ve demokrasiye etkileri A Haber'in hazırladığı özel belgeselle mercek altına alındı.

Türkiye, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin yaralarını sarmaya çalışırken, Başbakan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilmesiyle sonuçlanan süreç, ülkeyi derin bir siyasi türbülansa sürükledi.

Bu gerilimli atmosferde, 16 Şubat 1969'da tarihe "Kanlı Pazar" olarak geçen olaylar yaşandı. İstanbul'da Amerikan 6. Filosu'nu protesto eden gruplara yönelik müdahale sonrası çıkan çatışmalarda 2 kişi hayatını kaybederken, yüzlerce kişi yaralandı. Siyasi kulislerde Demokrat Partililerin haklarının iadesi tartışılırken, Türk Silahlı Kuvvetleri bu girişimlere sert tepki gösterdi.

DIŞ BASKILAR VE SOKAK OLAYLARIYLA KUŞATILAN DEMİREL HÜKÜMETİ

1969 seçimlerinde tek başına iktidara gelen Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi, hem içeride hem de dışarıda yoğun baskılarla karşı karşıya kaldı.

Özellikle haşhaş ekimi konusunda ABD'nin ağır baskısı altında kalan hükümet, bir yandan üniversitelerde yükselen öğrenci olayları, diğer yandan işçi eylemleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. 15-16 Haziran 1970'te sendikal yasaya karşı on binlerce işçinin katılımıyla düzenlenen büyük yürüyüşlerin ardından İstanbul ve Kocaeli'de sıkıyönetim ilan edildi.

Bu kritik süreçte, ordunun yönetime el koyma ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Süleyman Demirel, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin Cumhuriyet'in ve rejimin bekçiliği, yurdun iç ve dış tehlikelere karşı savunulması görevlerini bırakıp memleket idaresini ele alması halinde, bizatihi korumakla mükellef oldukları rejim, Cumhuriyet ne hale gelir?" sözleriyle demokrasiye sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

TASARIM-AATASARIM-AA

ORDU, MUHTIRAYI SAAT 13.00'TE RADYODAN DUYURDU

Tarihler 12 Mart 1971'i gösterdiğinde, TRT radyolarından yükselen anons, sivil siyasetin bir kez daha askeri müdahaleyle karşı karşıya kaldığını ilan etti. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet komutanlarının imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a gönderilen muhtırada, hükümetin istifa etmemesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyacağı bildirildi.

TSK Komuta Kademesi tarafından yayımlanan muhtırada, "Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetlerinin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir" ifadelerine yer verildi.

Muhtırada ayrıca, bu şartların yerine getirilmemesi halinde "TSK, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır" denilerek açık bir müdahale tehdidinde bulunuldu.

Demokrasiye kara leke: 12 Mart Muhtırası | Sivil siyasette ikinci müdahale - 1

İSTİKRARSIZLIĞIN KAPISI ARALANDI: 9 YILDA 11 HÜKÜMET DEĞİŞTİ

Demirel hükümetinin istifaya zorlanmasıyla başlayan "ara rejim" döneminde temel hak ve özgürlükler ağır darbe aldı. Çok sayıda gözaltı ve işkence iddiasının gölgesinde, 6 Mayıs 1972'de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildi.

Siyasi istikrarın tamamen sarsıldığı bu süreçte, Nihat Erim'in "partiler üstü" hükümetiyle başlayan dönemde, 1980 yılına kadar geçen 9 yıl içinde tam 11 hükümet değişti. 12 Mart Muhtırası'yla açılan bu karanlık dönem, Türkiye'yi 12 Eylül 1980 darbesine götüren sürecin en önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin