Bölgesel güçten küresel aktörlüğe! NATO’dan Türk savunma sanayiine övgü dolu sözler
Türkiye, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde konuşan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Savunma için ihtiyaç duyduğumuz birçok kritik malzemeyi Türk savunma sanayii karşılıyor." sözleriyle Türkiye'nin savunmadaki yükselişine dikkat çekti. Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 23 yılda savunma sanayiinde hangi atılımlar hayata geçirildi? İşte Rutte'nin dikkat çektiği 23 yıllık savunma sanayii dönüşümümüz...
Dünya, Orta Doğu'da tırmanan gerilimi ve çatışma atmosferini endişeyle takip ederken, Türkiye sınırlarının hemen yanı başında yükselen tehditlere karşı adeta bir istikrar kalesi gibi yükseliyor.
Tarihi misyonundan ödün vermeyen Ankara, denizlerdeki hakimiyeti, göklerdeki üstünlüğü ve karadaki sarsılmaz gücüyle dosta güven, düşmana korku salmaya devam ediyor. Mühimmat ve donanım kapasitesini her geçen gün artıran Türkiye, artık sadece bölgesel bir güç değil, oyun kurucu bir küresel aktör olarak öne çıkıyor.
SARSILMAZ YOL HARİTASI ÇİZİLDİ
Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde "Tam Bağımsız Türkiye" hedefi doğrultusunda savunma sanayiinde hayata geçirilen yatırımlar, Türkiye'nin denizden havaya, karadan siber vatana kadar her alanda gücünü artırmasını sağladı.
Bölgedeki güvenlik risklerine karşı kapsamlı bir savunma stratejisi oluşturan Ankara, yerli ve millî savunma sanayiindeki atılımlarla caydırıcılığını önemli ölçüde güçlendirdi.
Türkiye'nin savunma sanayiindeki bu yükselişi uluslararası platformlarda da dikkat çekiyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin savunma sanayiindeki başarısına işaret ederek, "Savunma için ihtiyacımız olan malzemeyi Türk savunma sanayii karşılıyor." ifadelerini kullandı.
Rutte'nin sözleri, Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 23 yılda gerçekleştirilen savunma sanayii hamlelerinin uluslararası alanda da karşılık bulduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Rutte'nin açıklamaları aslında üç önemli mesaj içeriyor:
1. Türkiye yalnızca savunmasını güçlendirmiyor.
Türk savunma şirketleri NATO ülkelerinin ihtiyaç duyduğu sistemleri de üretiyor.
2. Savunma sanayii artık ortak üretim modeliyle ilerliyor.
Ankara, Avrupa ve ABD ile ortak tedarik zincirinin önemli halkalarından biri haline geliyor.
3. NATO, Türkiye'yi stratejik üretim merkezi olarak görüyor.
ASELSAN başta olmak üzere Türk şirketleri, ittifakın savunma kabiliyetini destekleyen kritik aktörler arasında gösteriliyor.

MAVİ VATAN'IN ÇELİK ZIRHI: MİLGEM VE YERLİ FIRKATEYNLER
Türk deniz kuvvetlerinin dışa bağımlılığını bitirmek amacıyla hayata geçirilen MİLGEM projesi, Türkiye'nin denizlerdeki yeni imzası oldu. Ada sınıfı korvetlerle başlayan ve İstif sınıfı fırkateynlerle devam eden bu süreçte, TCG İstanbul'un ardından TCG İzmir ve TCG İzmit fırkateynlerinin eş zamanlı olarak denize indirilmesi Türk donanmasının gücünü perçinledi.
Modern radar sistemleri, ADVENT savaş yönetim sistemi ve yerli silahlarla donatılan bu gemiler, sadece bölgesel suları değil, açık denizlerdeki milli menfaatleri de en üst düzeyde koruyor. Projenin bir sonraki aşaması olan TF-2000 hava savunma muhripleriyle birlikte Türkiye, hava savunma ihtiyaçlarını denizden de karşılayacak ileri düzey bir destroyer kapasitesine ulaşacak.
TCG Anadolu SİHA gemisi
DÜNYANIN İLK SİHA GEMİSİ: TCG ANADOLU GÖREVE HAZIR
Başkan Erdoğan'ın talimatıyla 2015 yılında başlatılan ve %70 yerlilik oranıyla inşa edilen TCG Anadolu, Türk donanmasının en büyük ve en caydırıcı gücü olarak envantere girdi. Üzerine iniş-kalkış yapacak Bayraktar TB3 SİHA'lar, KIZILELMA ve HÜRJET ile dünyada ilk kez bir "SİHA Gemisi" konseptini başlatan TCG Anadolu, 231 metrelik dev gövdesiyle bir yüzer kale vazifesi görüyor.
İçindeki havuza 4 adet çıkarma gemisi alabilen, tanklardan zırhlı araçlara kadar 94 adet aracı taşıma kapasitesine sahip olan bu devasa platform, tam teşekküllü hastanesiyle de insani operasyonlarda Türkiye'nin küresel yardım eli olma özelliğini taşıyor. Türkiye, bu dev projelerle dostuna güven, düşmanına ise her geçen gün artan bir korku salmaya devam ediyor.









