İsrail’in “altıgen ittifakı” tuzağı! Körfez’de yeni bloklaşma sinyali

İsrail’in “altıgen ittifakı” tuzağı! Körfez’de yeni bloklaşma sinyali

Orta Doğu’da savaşın gölgesinde yeni cepheler kurulurken, Körfez’deki dengeler de sarsılıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail ile geliştirdiği stratejik yakınlaşma, Suudi Arabistan ile yaşanan ayrışma, Mısır’ın dikkat çeken askeri hamleleri ve enerji koridorları üzerinden yürüyen büyük güç mücadelesi bölgede tarihi bir kırılmanın işaretlerini veriyor. A Haber’de konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, İsrail’in hedefi yalnızca askeri üstünlük değil; Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir jeopolitik düzen inşa etmek” olduğunu söyleyerek “altıgen ittifakına” ilişkin konuştu.

Orta Doğu'da savaşın gölgesinde Körfez'de dengeler değişirken, İsrail ile yakınlaşan Birleşik Arap Emirlikleri'nin attığı adımlar bölgedeki ayrışmayı daha da derinleştiriyor. A Haber'de konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, Emekli Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ermağan önemli açıklamalarda bulundu.

KÖRFEZ'DE YENİ AYRIŞMA! BAE FİŞEĞİ ÇEKTİ

Programda gündeme gelen en dikkat çekici başlıklardan biri, Körfez ülkeleri arasındaki derin görüş ayrılıkları oldu. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'nin son dönemde attığı adımların bölgesel dengeleri ciddi biçimde etkilediği vurgulandı.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, savaş başlamadan önce İran'a karşı Körfez ülkelerinin yekpare bir cephe oluşturmasının beklendiğini ancak süreç içerisinde tam tersi bir tablo ortaya çıktığını belirterek, "Savaşın gidişatıyla birlikte Körfez ülkeleri içerisinde artık ciddi bir ayrışma görüyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri bu fişeği çeken ülke oldu" ifadelerini kullandı.

Dr. Anar Ali, BAE'nin özellikle Suudi Arabistan'dan giderek uzaklaşan bir dış politika izlediğine dikkat çekerek Sudan, Somali ve Libya örneklerini sıraladı. Libya'da her iki ülkenin de Hafter güçlerini desteklediğini ancak perde arkasında birbirleriyle nüfuz mücadelesi verdiğini aktaran Ali, Yemen'de ise Suudi Arabistan'ın Güney Geçiş Konseyi'ne yönelik sert askeri müdahalesiyle BAE güçlerinin bölgeden çıkarılmasının istendiğini hatırlattı.

Dr. Anar Ali: İran’a karşı Körfez ülkelerinin yekpare bir cephe oluşturmasının beklendiğini ancak süreç içerisinde tam tersi bir tablo ortaya çıktığını söyledi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Dr. Anar Ali: İran’a karşı Körfez ülkelerinin yekpare bir cephe oluşturmasının beklendiğini ancak süreç içerisinde tam tersi bir tablo ortaya çıktığını söyledi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

İSRAİL'E YAKINLAŞAN KÖRFEZ BLOKU

Dr. Anar Ali, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve ilerleyen süreçte Kuveyt'in de İsrail ile daha yakın ilişkiler geliştireceğini ifade ederek, "Bu ülkelerin yavaş yavaş İsrail'in güdümüne girdiğini, İsrail ile savunma ve diplomatik alanda çok daha yakın ilişkiler kurduğunu göreceğiz" şeklinde konuştu.

26 Nisan'da Birleşik Arap Emirlikleri'ne "Demir Kubbe" hava savunma sisteminin sevk edildiğine dair haberlerin gündeme geldiğini hatırlatan Ali, İsrail'de kullanılan siren sistemlerinin benzerinin BAE'de kurulmasının planlandığını, İsrailli askeri yetkililerin bu kapsamda ülkeye gittiğine ilişkin bilgilerin uluslararası basında yer aldığını söyledi.

26 Nisan’da Birleşik Arap Emirlikleri’ne “Demir Kubbe” hava savunma sisteminin sevk edildiğine dair haberlerin gündeme geldi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)26 Nisan’da Birleşik Arap Emirlikleri’ne “Demir Kubbe” hava savunma sisteminin sevk edildiğine dair haberlerin gündeme geldi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

BAE İÇİNDE BİLE ÇATLAK VAR!

Programda dikkat çeken bir diğer başlık ise Birleşik Arap Emirlikleri içerisindeki iç görüş ayrılıkları oldu. Dr. Anar Ali, Abu Dabi ile Dubai arasında özellikle dış politika konusunda ciddi yaklaşım farklılıkları bulunduğunu belirtti.

Dr. Anar Ali, "Dubai daha pragmatist ve ticaret odaklı düşünüyor. Abu Dabi'nin Orta Doğu'daki çatışmalara bu kadar angaje olmasına karşı içeride ciddi itirazlar var" diyerek, Dubai'nin küresel finans merkezi kimliğinin bölgesel savaş atmosferinden olumsuz etkilendiğini vurguladı.

Dubai'nin, Körfez'in "istikrar adası" olarak inşa edildiğini aktaran Ali, bölgede yükselen çatışma atmosferinin uluslararası sermayeyi ürküttüğünü ve bu nedenle içeride sessiz fakat önemli bir fikir ayrılığı oluştuğunu ifade etti.

Dubai, Körfez'in istikrar adası olarak inşa edildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Dubai, Körfez'in istikrar adası olarak inşa edildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

İSRAİL'İN "ALTI GEN İTTİFAKI" PLANI

Uzmanlara göre İsrail'in hedefi yalnızca mevcut güvenlik risklerini bertaraf etmek değil; aynı zamanda bölgesel bir stratejik blok oluşturmak.

Dr. Anar Ali, İsrail'in kurmaya çalıştığı yapıyı "Altıgen İttifak" olarak tanımlayarak, "İsrail bu cepheyi mümkün olduğunca genişletmek istiyor. Hindistan'ı da bu yapının içine çekmeye çalışıyor. Körfez'de ise Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt'i; Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs ve Yunanistan'ı bu hattın bir parçası haline getirmeyi hedefliyor" ifadelerini kullandı.

Dr. Anar Ali, Körfez ülkelerinin İsrail üzerinden ABD siyasetine etki etmeye çalıştığını belirterek, "İsrail lobisinin Washington üzerindeki etkisini gördüler. İsrail ile yakın ilişkiler kurarak ABD'nin kendi lehlerine politikalar geliştirmesini sağlamayı amaçlıyorlar" dedi.

"İSRAİL GÜÇLÜ ARAP DEVLETİ İSTEMİYOR"

Dr. Anar Ali, İsrail'in bölgesel stratejisinin temelinde güçlü Arap devletlerinin ortaya çıkmasını engelleme düşüncesi olduğunu ifade ederek, "İsrail ne güçlü komşu devlet ister ne de Arap ülkeleri arasında güçlü bir birlik oluşmasını ister" şeklinde konuştu.

Uzmanlara göre savaş süreciyle birlikte Körfez'de yaşanan bölünme, İsrail'in bölgesel hedefleri açısından önemli bir avantaj sağladı. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'in İsrail ile geliştirdiği yakın ilişkilerin bu stratejinin parçası olduğu vurgulandı.

EASTMED VE IMEC PROJELERİ NEDEN TIKANDI?

Programda enerji koridorları ve küresel ticaret hatları da masaya yatırıldı. İsrail'in Doğu Akdeniz gazını Güney Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya taşımayı hedeflediği EastMed projesinin ciddi finansman sorunları nedeniyle ilerleyemediği belirtildi.

Dr. Anar Ali, "Bu projeler için gerekli sermaye bulunamadı. Ayrıca hattın bir bölümü Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge alanından geçiyor. Türkiye gibi büyük bir askeri gücü bypass ederek bu projeleri yürütmek kolay değil" dedi.

Ali, dünyanın büyük enerji şirketlerinin riskli bölgelerde yatırım yapmaktan kaçındığını vurgulayarak, İsrail'in bazı projelerinin bu nedenle "fuzuli proje" haline geldiğini söyledi.

AKABE HAMLESİ VE BAE-İSRAİL SİMBİYOZU

Emekli Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla ise Ürdün'ün Akabe Limanı'nın Birleşik Arap Emirlikleri tarafından uzun süreli kiralanmasının dikkat çekici bir gelişme olduğunu belirtti.

Fazla, "İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında simbiyotik bir ilişki gelişiyor. Hem savunma alanında hem ticarette çok farklı yeni gelişmeler görebiliriz" sözleriyle Körfez-İsrail hattındaki stratejik yakınlaşmanın derinleştiğine dikkat çekti.

Hüseyin Fazla, “İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında simbiyotik bir ilişki gelişiyor.ʺ (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Hüseyin Fazla, “İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında simbiyotik bir ilişki gelişiyor.ʺ (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"TÜRKİYE'NİN JEOPOLİTİK KONUMU GÖZ ARDI EDİLEMEZ"

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ermağan ise Türkiye'nin jeopolitik konumunun göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

Ermağan, EastMed gibi projelerde Türkiye'nin tamamen dışlanmasının mümkün olmadığını belirterek, "Azerbaycan ile birlikte yürütülen projelerde Türkiye'yi bypass etmek gerçekçi değil" ifadelerini kullandı.

Hindistan'ın dahi son dönemde Türkiye ile çalışma yollarını aradığına dikkat çeken Ermağan, IMEC projesindeki istikrarsızlığın Ankara'nın önemini daha da artırdığını vurguladı.

ORTA KORİDOR DÜNYANIN YENİ TİCARET DAMARI OLABİLİR

Programın en kritik başlıklarından biri ise "Orta Koridor" projesi oldu. Çin'den başlayıp Kazakistan, Özbekistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Zengezur Koridoru ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan hattın küresel ticarette yeni dönemin ana güzergâhı olabileceği ifade edildi.

Dr. Anar Ali, mevcut güney hattının limanlara ve boğazlara bağımlı olduğunu, savaş ve kriz dönemlerinde büyük risk taşıdığını belirterek, "Orta Koridor tam kapasiteyle çalıştığında ticaret süresi 60 günden 15 güne düşecek. Bu olağanüstü bir avantaj" dedi.

TÜRKİYE KİLİT ÜLKE KONUMUNDA

Uzmanlara göre Orta Koridor'un en kritik ülkesi Türkiye. Dr. Anar Ali, Dünya Bankası destekli INRAIL projesine dikkat çekerek, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Gebze ile Çatalca arasında inşa edilecek 127 kilometrelik demiryolu hattının stratejik önem taşıdığını anlattı.

Dr. Anar Ali, "Bu proje bile dünyanın Orta Koridor'a verdiği önemi gösteriyor. Türkiye bu süreçte çok kritik bir fırsat penceresi yakalamış durumda" ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin