“Epstein İttifakı” Tahran duvarına çarptı! “İran değil Batı bloğu bölündü”
Küresel güç mücadelesinin kilit noktası haline gelen Hürmüz Boğazı ve İran-ABD gerilimi, dünya düzenini sarsan yeni bir kırılma yaratıyor. A Haber ekranlarında çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Gaffar Yakınca; Birleşmiş Milletler’in 51. maddesinden enerji koridorlarındaki krize ve “Epstein İttifakı” olarak tanımladığı Trump-Netanyahu ile Batı blokunun çöküşüne kadar kritik başlıkları masaya yatırdı. Meşru müdafaa sınırlarının tartışıldığı, enerji hatlarının kilitlendiği bu süreçte “kim kazandı?” sorusu gündemdeki yerini korurken, küresel dengeler ateş hattında yeniden şekilleniyor.
Hürmüz Boğazı merkezli tırmanan İran-ABD gerilimi, bölgesel bir kriz olmanın ötesine geçerek küresel güç dengelerini sarsan kritik bir kırılma noktasına dönüştü. A Haber ekranlarında yapılan değerlendirmelerde, uluslararası hukuk tartışmalarından enerji arz krizine uzanan süreçte dünyanın yeni bir jeopolitik hesaplaşmanın eşiğinde olduğu vurgulandı.
HUKUK DUVARINA ÇARPAN ABD STRATEJİSİ VE MEŞRU MÜDAFAA
Küresel diplomasinin en sıcak başlığı olan Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 51. maddesi üzerinden değerlendirmelerde bulunan Gaffar Yakınca, "Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 51. maddesi ülkelere saldırı durumunda meşru müdafaa hakkı veriyor. Bu müdahalenin sınırı ise saldırıyı bertaraf edecek kadar ve uluslararası düzeni tehlikeye atmayacak ölçüde olmasıdır. Ancak bu sınır oldukça flu. Siz kendinize yönelik saldırıyı bertaraf etmek için elinizde boğaz kapatma gibi bir imkan varsa bunu da kullanırsınız" ifadelerini kullandı. Yakınca, "Abluka ya da boğaz kapatma gibi hamleler tarihte de kullanılan savaş unsurlarıdır" sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

"KAPIYI KIRIP EVE GİRDİNİZ": ABD'NİN ULUSLARARASI HUKUK ÇIKMAZI
ABD'nin uluslararası destek arayışının karşılık bulmadığını vurgulayan Gaffar Yakınca, "Amerika'nın 'uluslararası hukuk çiğneniyor' çağrısına kimse karşılık vermedi çünkü başlangıçta hukuku kendisi ihlal etmişti. Kapıyı kırarak eve giriyorsunuz, içeride ev sahibi size karşılık verince yardım istiyorsunuz ama kimse sizi haklı bulmuyor. Ya da izinsiz girdiğiniz bir bahçede köpek sizi yakalıyor, sonra 'beni kurtarın' diyorsunuz. Bekçi de size 'asıl sorun sende' diyor. Mevcut durum tam olarak bu" şeklinde konuştu.
HÜRMÜZ BOĞAZI: İRAN'IN ELİNDEKİ DEVASA KALDIRAÇ
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine dikkat çeken Yakınca, "Hürmüz, İran açısından muazzam bir kaldıraç haline geldi. 'İran mı kazandı, Amerika mı kazandı?' sorusu tartışmalı. Savaşlarda bir taraf teslim olmadıkça net kazanan belirlenemez. Ancak sonuçlara baktığımızda İran'ın direndiğini ve öne sürülen tezlerin boşa çıktığını görüyoruz" dedi.

"EPSTEIN İTTİFAKI" VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYALLERİNİN ÇÖKÜŞÜ
Savaşın başındaki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Yakınca, "Başlangıçta 'bir darbe vurulacak, lider ortadan kaldırılırsa İran çöker' deniyordu. Netanyahu da Trump da bunu dile getiriyordu. Ben buna 'Epstein ittifakı' diyorum. Ancak bu senaryo gerçekleşmedi. İran bölünmedi; aksine Amerikan yönetimi ve Batı bloğu kendi içinde bölündü. NATO içinde farklı sesler yükseldi, Amerika yalnızlaştı" ifadelerini kullandı.
BATI'NIN HAM HAYALİ: İRAN'IN BÖLÜNMESİ
Batı'nın İran'a yönelik öngörülerinin tutmadığını belirten Yakınca, "İddia şuydu: İran kendi içinde parçalanacak. Ancak bu gerçekleşmedi. Hatta 'İran birkaç parçaya bölünecek' söylemleri dillendirildi ve buna inananlar da oldu. Oysa bu, Libya, Irak ve Suriye için de kurulan hayallerin bir benzeriydi" dedi.

AMERİKAN NİZAMININ ÇÖKÜŞÜ VE "TRUMP" PROFİLİ
ABD'nin stratejik yön arayışına değinen Yakınca, "Amerikan düzeninin ihtiyaçlarıyla izlediği istikamet birbiriyle örtüşmüyor. Tek kutuplu dünyanın sona erdiğini görüyorlar ve çok kutuplu dünyaya hızla uyum sağlamak istiyorlar. Bunun için de hızlı hareket eden, risk almaktan çekinmeyen bir lidere ihtiyaç duyuyorlar. Trump bu profile uyuyor. Hatta süreç sonunda Trump'ı harcamaları da ihtimal dahilinde" şeklinde konuştu.
BATI'NIN ENTELEKTÜEL İFLASI
Batı'daki düşünce kuruluşlarını eleştiren Yakınca, "Bir dekadans süreci yaşanıyor. Amerikan ve Atlantik nizamı çözülüyor ve bu çöküş önce entelektüel alanda başlar. Trump'a akıl veren think-tankler 'Hamaney ölürse sistem çöker' diyordu ama yanıldılar" dedi.
Yakınca ayrıca, "Bu düşünce kuruluşları bize de akıl vermeye çalışıyor. Oysa kendi öngörüleri çökmüş durumda. Artık bu akla ihtiyacımız yok" ifadelerini kullandı.
KÜRESEL BOĞAZLAR SAVAŞI GENİŞLİYOR
Enerji geçiş noktalarının yeni kriz alanlarına dönüşebileceğini belirten Yakınca, "Hürmüz meselesiyle birlikte diğer boğazlar da gündeme geliyor. Endonezya 'benim de payım var' diyor. Malakka hattı, Singapur, Malezya ve Babülmendep gibi noktalar kritik hale geliyor. Bu mesele çözülmeden enerji krizi de çözülmez" dedi.

ENERJİ KRİZİ DERİNLEŞİYOR
JP Morgan verilerine dikkat çeken Yakınca, "Arz kesintisi nedeniyle günlük 13.7 milyon varil kayıp var. Talep düşmesine rağmen dünyada hâlâ günlük 3 milyon varil açık bulunuyor. Asya'daki kimya tesisleri kapanıyor, havayolu şirketleri uçuş iptal ediyor ama buna rağmen açık kapanmıyor. Tablo giderek kötüleşiyor" şeklinde konuştu.
ENFLASYON VE PAKİSTAN ZİRVESİ
Ekonomik etkilerin kaçınılmaz olduğuna vurgu yapan Yakınca, "Bu süreç enflasyonist baskıyı artıracak. Üretim düşüyor, maliyetler yükseliyor" dedi.
Yakınca sözlerini, "Kısa vadede petrol hattı projeleri çözüm değil. Bunlar uzun vadeli adımlar. Ancak önümüzdeki Pakistan zirvesinden kesinlikle bir anlaşma çıkacak" ifadeleriyle tamamladı.


