"Evlatlarınızı kendi ellerinizle iğdiş etmeyin!" | A Haber’de anne babalara tarihi uyarı

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
"Evlatlarınızı kendi ellerinizle iğdiş etmeyin!" | A Haber’de anne babalara tarihi uyarı

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan, 9 canın yitip gittiği okul saldırıları Türkiye’nin yüreğini dağlarken, bu korkunç şiddet sarmalının arka planındaki "ebeveyn hataları" ve "dijital bağımlılık" tehlikesi A Haber ekranlarında masaya yatırıldı. A Haber’de konuşan Klinik Psikolog Dr. Rukiye Karaköse, "sıcak temas" noktalarından biri olan aile içi iletişimdeki büyük kırılmalar olduğunu belirterek, dehşet anlarının yaşandığı bu "sosyal" kıskaçta, çocukların beynini adeta iğdiş eden hatalardan kurtuluş reçetesini açıkladı.

Teknolojinin evlerin içine kadar sızdığı, dijital bağımlılığın adeta bir "ateş hattı" oluşturduğu modern çağda, ebeveynlerin çaresizliği ve düştüğü büyük hatalar dehşet verici boyutlara ulaştı. Klinik Psikolog Dr. Rukiye Karaköse, A Haber ekranlarında yaptığı sarsıcı açıklamalarda, çocukların "hevesi kaçsın" diye poligona götürülmesinden, yemek yesin diye ekran karşısına mahkum edilmesine kadar yapılan tüm yanlışları tek tek deşifre etti.

POLİGONDAKİ YANLIŞ VE TAKLİT DEHŞETİ

Okul saldırılarının ardından ailelerin içine düştüğü büyük çaresizliği ve "çocuğun hevesi kaçsın" denilerek yapılan ölümcül hataları değerlendiren Klinik Psikolog Dr. Rukiye Karaköse, "Çocuk gördüğünü işliyor, gördüğünü yapıyor. Orada bir rol model alma da var. Yani kızınca hangi kelimelerle kızıyorsak, sevinince ne söylüyorsak, bir sorun çözme yöntemi olarak neyi kullanıyorsak çocuk da bizi taklit ediyor. Bizde bir aksan varsa onu da alıyor, güzel bir söz varsa onu da alıyor; alışkanlıklarımızı da kopyalama yöntemiyle öğreniyor çocuk, rol model alıyor" ifadelerini kullandı. Ailelerin "nereden tutacağını bilemediği" bu hassas süreçte, ebeveynlerin her adımının çocuk tarafından milimetrik bir şekilde kopyalandığını vurgulayan Karaköse, sorunun kaynağının bizzat rol modellerde olduğunun altını çizdi.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

HOBİSİZ EBEVEYNİN DİJİTAL MİRASI

Çocukların bağımlılığa giden yolda aslında ebeveynlerinin boşluklarını takip ettiğini belirten Dr. Rukiye Karaköse, "Dolayısıyla kendini oyalayacak başka bir uğraşısı yoksa ebeveynin; hobisi yoksa, bir sanatla ilgilenmiyor, kitap okumuyor, çiçek bakmıyor, işte başka bir yapıcı üretken bir alanda herhangi bir faaliyeti yoksa, rahatlamak kafasını boşaltmak için sadece ekrana kilitleniyorsa çocuk çok küçük yaştan bunu öğreniyor" şeklinde konuştu. Ebeveynin kendi hayatında bir anlam ve meşguliyet üretmemesinin, çocuğu kaçınılmaz olarak dijital bir girdabın içine ittiğini ifade eden Karaköse, çocukların sadece gördükleri hayatı yaşadığını dile getirdi.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

DİJİTAL DADI TUZAĞI VE OTİZM RİSKİ

Ekrana maruz bırakılan çocukların beyinlerinde yaşanan tahribatı sarsıcı bir dille anlatan Klinik Psikolog Dr. Rukiye Karaköse, "Bir de zaten çocuk yaşta da söylediğiniz gibi; yemek yedirmek için, oyalamak için, bizi rahat bıraksın diye ekrana maruz bırakılıyor çocuklar. Bu dijital bir dadı gibi çocuğu oraya teslim etmek demek. Yani otizmin tetiklenmesine kadar pek çok zararı var çok fazla ekran maruziyetinin, çok akan görüntülerin; saymakla bitmiyor" sözleriyle tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Çocuğun eline tablet verip "rahat nefes alan" ailelerin aslında çocuklarının nörolojik gelişimini büyük bir risk altına attığını vurguladı.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

0-3 YAŞ ARASI EKRAN YASAK: BEYİN GELİŞİMİ İĞDİŞ EDİLİYOR

Çocuk gelişimindeki o en kritik evre olan 0-3 yaş dönemi için net bir sınır çizen Dr. Rukiye Karaköse, "0-3 yaş ekran süresinin sıfır olması lazım. Hiçbir şekilde maruz bırakmamak, ondan sonra da belki kontrollü bir çok eğitici bir çizgi film; temiz içerikli, bizim öncesinde ebeveyn olarak dijital okuryazarlık ya da medya okuryazarlığı becerilerimizle denetlediğimiz, uygundur dediğimiz, bazen de uzmanların denetleyip bize önerdiği ki güzel bu konuda çalışmalar yapan uzmanlar var. Bunları çok kontrollü 3 yaştan sonra işte 10 dakika, 15 dakika; öyle kısıtlı söylememiz, göstermemiz gerekiyor ki hem 0-3 yaşta çocuğun beyin gelişimi daha çok hızlı ve çok akışkanken maalesef iğdiş ediyoruz onların beyinlerini hem de annesinin babasının elinde hiçbir hobi, hiçbir kitap görmeyen bir çocuk mecbur bunu yapıyor" açıklamalarında bulundu.

"SÖYLEDİĞİMİZLE YAPTIĞIMIZ ÇELİŞİRSE BAŞARAMAYIZ"

Ebeveynlerin sadece sözle eğitim vermeye çalışmasının bir sonuç getirmeyeceğini belirten Karaköse, "Yani söylediğimizle yaptığımız çelişirse bunu başaramayız, biz örnek olacağız. Bir de çocuğa bunları yaptırırken şunu unutmayacağız bir şeyleri yasaklarken ya da yapma derken: Tabiat boşluk kabul etmez. Bir şekilde doldurur" diyerek ebeveynlerin çocuklarına karşı bizzat yaşayan bir örnek olması gerektiğini vurguladı. Eğitimin bir "ayna" etkisi yarattığını belirten Karaköse, "yapma" denilen şeyin yerinin mutlaka doldurulması gerektiğine dikkat çekti.

TABLETİ ALINCA YERİNE SPOR VE SANAT KOYUN

Çocuğu dijital bağımlılıktan kurtarmanın yolunun onu hayatın içine dahil etmekten geçtiğini savunan Klinik Psikolog Dr. Rukiye Karaköse, "Bizim o çocuğun elinden tableti aldığımızda şöyle elini kolunu bağlayıp oturmasını beklemeyeceğiz. Spora götüreceğiz, sanatla meşgul edeceğiz; virtüöz olmasın. Önemli olan zararlı şeylerden belli bir yıl boyunca o 18'e kadar uzak kalsın bize yeter. Kasları kemikleri gelişsin; spor yapsın, yuvarlansın, bir enstrüman denesin, biraz boya ziyan etsin yeri geliyor ama o tabiat o boşluğu kabul etmeyecek, bizim doldurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Karaköse, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi için sanatın ve sporun bir lüks değil, hayati bir zorunluluk olduğunu belirterek ebeveynleri bu büyük boşluğu doldurmaya çağırdı.

Mobil uygulamalarımızı indirin