Diplomasi rüzgarına Başkan Erdoğan mührü! Türkiye barış masasının kurucularından oldu

ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren küresel krizde Türkiye, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğü "stratejik otonomi" hamlesiyle oyun kurucu rolünü bir kez daha kanıtladı. Savaşın ilk anından itibaren ateş hattında barışın sesi olan Ankara, sergilediği tavizsiz duruşla Washington ve Tel Aviv’in saldırgan politikalarını frenleyerek tarafları müzakere masasına oturmaya zorladı.
Türkiye, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde küresel siyasetin merkezine oturarak, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren devasa krizde "oyun kurucu" rolünü bir kez daha tescilledi.
Savaşın ilk anından itibaren sahada varlığını hissettiren Ankara, sergilediği tavizsiz duruşla Washington yönetimini İran ile müzakere masasına oturmaya mecbur bıraktı.
Diplomatik bir deha ile yürütülen bu süreç, sadece bölgenin değil, tüm dünyanın kaderini değiştirecek tarihi bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
ANKARA'NIN NET DURUŞU WASHINGTON'U FRENLEDİ
Küresel güç dengelerinin sarsıldığı bu kritik dönemde, Türkiye'nin sergilediği kararlılık diplomatik koridorlarda yankılanmaya devam ediyor.
Türkiye'nin stratejik hamlelerini değerlendiren Akademisyen Dr. Yusuf Bahadır Keskin, "Bu süreçte Türkiye'nin İran'a yönelik saldırılara karşı net duruşu, belki Amerika Birleşik Devletleri'ni bugün masaya oturma noktasında daha ikna edici bir yol izlemeye mecbur bıraktı" ifadelerini kullandı.
Keskin, Ankara'nın bu müdahalesi olmasaydı bölgenin çok daha büyük bir yıkımla karşı karşıya kalacağını vurgulayarak, "Yani bölge ülkelerinden bu desteği alabilmiş olsaydı Trump ve peşindeki İsrail yönetimi, İran'a yönelik çok daha güçlü ve uzun sürecek bir saldırıyı amaçlıyor olabilirlerdi" sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)
ERDOĞAN BÖLGE ÜLKELERİNE YÖN VERDİ: BARIŞIN MİMARI ANKARA
Başkan Erdoğan'ın krizin ilk anlarından itibaren başlattığı diplomasi trafiği, bölgedeki saflaşmayı da engelledi. Türkiye'nin barışçıl çabalarını aktaran Akademisyen Dr. Yusuf Bahadır Keskin, "Ama Türkiye bu noktada gerek kendisi bir yol izledi; yani barışa yönelik ve ateşkesin sağlanmasına yönelik son günlerde. Bunun dışında bölge ülkelerini de Erdoğan aslında doğru şekilde yönlendirdi" ifadelerini kullanarak, Türk diplomasisinin yönlendirici gücüne vurgu yaptı.
STRATEJİK OTONOMİ: TÜRKİYE HER BLOKLA AYNI MASADA
Türkiye'nin dünyada eşine az rastlanır bir diplomasi kapasitesine ulaştığına dikkat çekilen dosya haberde, Ankara'nın hem Batı hem Doğu ile kurduğu denge "stratejik otonomi" olarak nitelendirildi.
Başkan Erdoğan, BMGK’deki konuşmasında Gazze'deki açlık ve İsrail'in devam eden operasyonları hakkında ʺBu cinnet hali artık devam edemezʺ demişti
Bu gücün arabuluculuktaki etkisini anlatan Akademisyen Dr. Yusuf Bahadır Keskin, "Bu arabuluculuk görüşmelerinde siyasi liderlerin ve ülkelerin dış politik duruşları çok büyük önem arz ediyor. Yani Türkiye'nin bu noktada gerçekten bütün taraflarla iletişime geçebilecek kapasitesi var çünkü dış politikada kendisine stratejik bir otonomi arayışından bahsetmek mümkün" değerlendirmesinde bulundu.
Keskin, Türkiye'nin bu benzersiz pozisyonunu, "Bir taraftan NATO'nun en güçlü üyelerinden bir tanesi, öbür tarafta bütün Avrupa ülkeleriyle çok iyi ilişkileri var. Ama bunu yürütürken Körfez ülkeleriyle veya İran'la da aynı şekilde güçlü ilişkiler kurabilen bir aktör" sözleriyle aktardı.
MAZLUMLARIN SESİ VE GAZZE SAVUNUCUSU TÜRKİYE
Ankara'nın masadaki gücü sadece askeri ve siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir üstünlüğe dayanıyor. Türkiye'nin Filistin davasındaki liderliğine değinen Akademisyen Dr. Yusuf Bahadır Keskin, "Keza Filistin davasında önemli bir savunucu konumunda; Filistin'i müdafaa eden, Gazze'deki süreci durdurmaya çalışan önemli bir aktör. Bu stratejik otonomi kapasitesi Türkiye'nin, bu noktada arabuluculuk konusunda her iki tarafla da sağlıklı iletişim kurabilmesi için ciddi bir güç sağlıyor Türkiye'ye ve Erdoğan'a" ifadelerini kullandı.











