İran’dan İsrail’e stratejik hamle: Savunma değil sensörler hedefte

Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, A Haber’de yaptığı değerlendirmelerde İran’ın son saldırı stratejisinde doğrudan hedef yerine savunma altyapısını hedef alarak İsrail ve ABD’nin erken uyarı sistemlerini zayıflatmayı amaçladığını söyledi. Fazla, bölgedeki radar ağlarının devre dışı bırakılması, füze savunma zincirinde kritik boşluklar oluştururken, gelişmiş güdüm teknolojileri ve çoklu başlık sistemleri tehdidin boyutunu artırdığını söyledi.
İran ve İsrail arasındaki gerilim, konvansiyonel bir çatışmanın dağılmasının yüksek teknolojili bir istihbarat ve savunma savaşına dönüştü. Tahran'ın bölgedeki ABD ve müttefik radarlarını imha ederek İsrail'i dağıtma stratejisi, nükleer tesislerin güvenliğinden hipersonik füze teknolojilerine kadar tüm dengeleri sarsıyor. Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, A Haber ekranlarında İran'ın 'erken uyarı hattını' nasıl değiştirileceğini, Demir Kubbe'yi aşan manevra kabiliyetlerini ve Çin-Rusya uydularıyla kurulan yeni 'direniş' denklemlerini tüm teknik detaylarıyla anlattı.
HEDEFTEKİ RADAR AĞLARI VE STRATEJİK ANLAMI
Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Daha önceki İran saldırılarına baktığımızda Katar'da, Bahreyn'de, Kuveyt'te, Birleşik Arap Emirlikleri'nde, Suudi Arabistan'da, Ürdün'de ve Irak'ta bu bölgelerin vurulduğunu görüyoruz. Bu noktaların vurulmasının temel amacı, erken uyarı sağlayan radar ağlarını devre dışı bırakmaktır" ifadelerini kullandı. Fazla, erken tespitin kritik önemine değinerek, "Düşmanı ne kadar erken tespit ederseniz, hava savunma sistemleriniz o kadar etkili tepki verir" sözleriyle aktardı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
ERKEN UYARI HATTI VE MÜTTEFİK VERİ AKIŞI
Fazla, radarların belirli menzillere sahip olduğunu ve bazı alanları doğrudan göremediğini belirterek, "Bu boşluğu kapatmak için müttefik radarlarından gelen verilerin aktarılması gerekiyor. Ancak bu veriler kesildiğinde İran'ın ilk hamlesi, özellikle ABD ve İsrail'in ileri radar ve sensörlerini devre dışı bırakarak İsrail'i daha savunmasız hâle getirmek oluyor" ifadelerini kullandı.
KATMANLI SAVUNMA ZİNCİRİ
Fazla, modern hava savunmasının çok katmanlı yapısını anlatırken, "Her sistemin kendi radarı var ancak bunlar tehdidi daha geç fark ediyor. Örneğin THAAD sistemi yaklaşık 150 kilometreye kadar tespit yapabiliyor. Bu mesafe erken uyarı için yeterli değil. Uzaktan gelen veri sayesinde füzenin henüz havadayken nereye düşeceği hesaplanabiliyor" sözleriyle aktardı. Fazla, komuta kontrol sistemi devreye girerek, "İlk müdahale Ürdün'deki bir sistemle yapılabilir. Engellenemezse Akdeniz'deki bir hava savunma muhribi SM-3 ile uzayda müdahale edebilir. Ardından Arrow 3, Arrow 2 ve son aşamada Davut'un Sapanı ile Demir Kubbe sistemi devreye girer" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
SENSÖR KAYBI VE ETKİLERİ
Fazla, sensörlerin zayıflatılmasının görüş kabiliyetini ciddi şekilde düşürdüğünü belirterek, "Her sistemin kendi radarı var ancak bunlar tehdidi daha geç fark eder. Uzaktan gelen veri sayesinde füzenin düşeceği yer önceden hesaplanabilir" sözleriyle aktardı. Sensör verilerinin kesilmesinin, füze savunma zincirinde kritik boşluklar yarattığını vurguladı.
CEP (CIRCULAR ERROR PROBABILITY) VE HASSAS VURUŞ
Fazla, balistik füzelerde doğruluk payının önemine dikkat çekerek, "Dairesel Hata Payı yani CEP, bir mühimmatın hedefe ne kadar yakın düştüğünü gösterir. Gelişmiş sistemlerde askeri GPS ile bu hata payı 1 metreye kadar düşebilir" ifadelerini kullandı. Atalet Seyrüsefer Sistemi sayesinde dış müdahaleye karşı direnç sağlandığını, ancak zamanla küçük sapmalar oluştuğunu belirtti. Fazla, bu sapmaların uydu verileriyle düzeltildiğini sözlerine ekledi.







