Arif Ahmet Denizolgun’un sır ölümünde iddianame tamamlandı
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen dev soruşturmada skandal detaylar deşifre edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli vefatın ardından merhum bakanın üzerinde bulunan ve kritik mesajlar, fotoğraflar ile notlar barındıran sır cep telefonunun kasten yok edildiğini tespit etti. Başsavcılık, Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçundan dava açarken, özel doktor ve Adli Tıp görevlilerinin de aralarında bulunduğu 4 şüpheli hakkında iddianame düzenledi.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı. Denizolgun'un özel doktoru, 3 ATK görevlisi ile 4 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada yıllar sonra dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun'un ölümünün ardından muhafaza altına alınan ancak daha sonra izine ulaşılamayan cep telefonuna ilişkin Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile oğlu Hilmi Tuna Kuriş hakkında dava açtı.
Başsavcılık, iki sanığın "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçundan TCK 281/1 kapsamında cezalandırılmasını talep etti.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun
ÖNCE PARMAK İZİ İNCELEMESİ YAPILDI
İddianameye göre Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı. Telefon daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasına gönderildi.
Ardından tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların, 4 Mayıs 2017 tarihli kararla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmesine karar verildi.
Hilmi Tuna Kuriş
AVUKAT: "ÇUVALI HİLMİ TUNA KURİŞ'İN YÖNLENDİRMESİYLE EVE GÖTÜRDÜM"
İddianamede tanık olarak ifadesine başvurulan avukat Abdurrahim Çelik'in anlatımı da dosyanın önemli delilleri arasında yer aldı. Çelik, tereke eşyalarını çuval içerisinde teslim aldığını, içindeki eşyalara bakmadığını, ancak eşya listesinin bulunduğunu anlattı.
Tanık, daha sonra Hilmi Tuna Kuriş ile görüştüğünü ve onun yönlendirmesi üzerine çuvalı Kısıklı'daki eve götürerek burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini beyan etti.








