AK Parti'de Fatma Betül Sayan Kaya için "hukuki süreç" vurgusu: Farklı adımlar atılacak
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, fon soruşturmasına ilişkin, usulsüzlük ve yolsuzluğa bulaşanların hesap vereceğini belirterek, “Cumhurbaşkanımızın ‘Hesap sorulacak’ ifadesi bizim pusulamızdır. Taviz vermeden hareket edeceğiz” dedi. Çelik ayrıca Fatma Betül Sayan Kaya’nın MYK ve MKYK üyeliklerinden affını istediğini, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu talebi kabul ettiğini açıkladı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik İstanbul'da düzenlenen Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programında önemli açıklamalarda bulundu.
Ömer Çelik'in açıklamaları:
"İSTANBUL'UN BÜTÜN İLÇELERİNDE ÇALIŞIYORUZ"
Şimdi bugün İstanbul'un bütün ilçelerinde genel başkan yardımcılarımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz, MKYK üyelerimiz, bütün kurul üyelerimiz, şimdiye kadar görev yapmış milletvekili arkadaşlarımız ve diğer görevli arkadaşlarımızla birlikte topyekûn AK Parti ailesi olarak vatandaşlarımızla buluşmayı İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Cumhurbaşkanımızın sevgilisi, hepimizin sevdası İstanbul'umuzda bugün ulaşabildiğimiz kadar haneye ulaşıp, ulaşabildiğimiz kadar vatandaşımızla hasbihal ederek Büyük Türkiye Yüzyılı buluşmasını İstanbul zemininde gerçekleştirmiş olacağız.
Şu an itibarıyla bütün arkadaşlarımız sahada, İstanbul'un bütün ilçelerinde bu çalışmalar yapılıyor. Her bir ilçede sadece bir merkezde yapılmıyor. Bahsettiğim arkadaşlarımız, milletvekillerimiz ve diğer görevli arkadaşlarımızın her biri ilçelerin değişik bölümlerine de yayılarak, tabiri caizse bir ilçemizi baştan sona, bütün hücreleriyle, bütün zerreleriyle, bütün unsurlarıyla ele alarak bu buluşmayı gerçekleştiriyoruz.

"BURASI MİLLETİN PARTİSİDİR"
Bizim her zaman söylediğimiz bir şey vardır. AK Parti'yi millet kurdu, tabelasını biz astık deriz. Dolayısıyla burası milletin partisidir. İl başkanlıklarımız, ilçe başkanlıklarımız milletin evidir. Burası her bir vatandaşımıza, özellikle hangi partiden olursa olsun, hangi partiye oy verirse versin, bizim il başkanlıklarımız, ilçe başkanlıklarımız, belediye başkanlıklarımız onların evidir. Her zaman onları misafir ederiz, her zaman onlarla hasbihal ederiz. Bütün teşkilatımızla gurur duyuyoruz. Ana kadememiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız 7 gün 24 saat esasına göre, Cumhurbaşkanımızın "Particiliğin esası teşkilatçılıktır." düsturu doğrultusunda son derece dinamik çalışmalar yapıyor.
Biraz evvel arkadaşlarımızla sohbet ettik. Bu sohbet neticesinde de yine burada da görüyoruz. Genel merkezimizde de görüyoruz. Bakanlar Kurulumuzda da bütün ilçelerimizde de görüyoruz. Sayın Başkanımız, AK Parti bir Türkiye ile dünya markası olacağı dediği zaman ilk başlarda bu anlaşılmamıştı. Fakat bugün AK Parti'nin bir Türkiye markası olduğu zaten aşikâr, tartışma götürmez. Dünya markası olduğu da tartışma götürmez. Bu tip teşkilat ziyaretlerimizde özellikle kadın kollarından, gençlik kollarından yetişen genç arkadaşlarımızın bugün ana kademede, partinin üst düzey birimlerinde görev alması da AK Parti'nin nasıl bir siyaset okulu olduğunu, hem siyaset adamı yetiştiren hem devlet adamı yetiştiren, ne kadar büyük bir misyona sahip olduğunu bir kere daha göstermektedir. Bunu bu ilçemizde de başka ilçelerimizde de müşahede ediyoruz.

"BM'DE TÜRKİYE RÜZGARI ESTİ"
Tabii, dünya siyasetinin gündemi, Türkiye siyasetinin gündemi, Cumhurbaşkanımızın bütün açıklamalarını merkeze alan, o doğrultuda şekillenen pek çok boyutta ilerliyor. Özellikle Cumhurbaşkanımızın yeni gerçekleştirdiği Birleşmiş Milletler ziyaretinde bir Türkiye rüzgârının estiğini, herkesin Cumhurbaşkanımızla görüşmek, dünya meselelerini istişare etmek için ne kadar yoğun bir çaba içerisinde olduğunu hep beraber gördük. Bir şey söylüyoruz. Özellikle İsrail'in Gazze'de soykırımı başlatmasından bu yana diyoruz ki, insanlık için en büyük kötülük soykırım organizasyonu. Bu soykırım şebekesi Netanyahu ekibidir. Bunun karşısında insan haysiyetini koruyan, insan onurunu koruyan İnsanlık İttifakı'nın en gür sesi de Sayın Cumhurbaşkanımızdır, diyoruz. Ve bir kere daha görüldü ki, Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler'e hitap ederken bütün salon dolup taştı. Yüksek bir ilgi ve alakayla hem ikili temaslar diğer toplantılar gerçekleştirildi.
"İNSANLIK BARIŞININ BAŞINDAKİ EN BÜYÜK BELA İSRAİL'DİR"
Sayın Cumhurbaşkanımızın, bütün bir dünyadaki kurallı düzeni temsil eden Birleşmiş Milletler'in, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin veto insafına kalmamalıdır görüşünün ne kadar adaletli ve hakkaniyetli bir yaklaşım olduğu net bir şekilde görülüyor. O sebeple bugün Birleşmiş Milletler reformu, "Dünya 5'ten büyüktür" ifadesiyle Cumhurbaşkanımızın başlattığı bu çağrı, dünyada genel kabul gören bir çağrı haline gelmiştir. Bir diğer hususu hatırlatmak isterim. Bugünlerde bu çok daha önemli. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanımızın verdiği diğer bir güçlü mesaj vardı. O da, konuşurken kürsüde, yıllar içerisinde değişen İsrail haritasını göstererek, bütün dünyaya "İsrail'in sınırları neresidir?" diyordu Cumhurbaşkanımız. Gerçekten bu çok önemli bir konudur. Bugün Lübnan'ı Litani Nehri'ne kadar işgal eden, Suriye'de Hermon Dağı'nın ötesine geçerek Golan Tepeleri'ni zaten işgal etmişti, işgal çabalarını sürdüren, oradaki ayrılıkçı Dürzi lideri kışkırtarak daha fazla parça koparmak isteyen İsrail'in, Netanyahu'nun 7 Ekim olaylarından hemen sonra yaptığı "Orta Doğu'daki haritaları değiştireceğiz, devlet koridorunu kuracağız, Arz-ı Mevud'u gerçekleştireceğiz" gibisinden bir takım işgalci niyetlerini açıkça beyan etmesi gösterdi ki, aslında bugün bölge barışının ve insanlık barışının başındaki en büyük bela, en büyük sorun İsrail'dir.
"NETANYAHU BİR KATİL VE SUÇLUDUR"
Ve İsrail'deki Netanyahu yönetiminin soykırım şebekesidir. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında, bugün Netanyahu'nun orada konuşurken yalnızlaşması çok net bir tabloyu göstermektedir. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, Birleşmiş Milletler herkesin konuşabildiği yer olması gerekirken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın sözünün orada ifade edilmesinin engellenmesi de Birleşmiş Milletler'in meşruiyet kaybı açısından altı çizilmesi gereken bir husustur. Burada şunun net bir şekilde söylenmesi lazım. Netanyahu konuşma yaparken elinde insanları öldürdükleri çağrı cihazıyla oraya çıkması karşısında tabii ki haklı tepkiler oldu. Silah olarak sivil araçları, sivil aletleri kullandıkları için bununla çıkması kınandı. Buna karşılık biz de şunu dedik. Orada tabii asıl katliam silahı o çağrı cihazından çok Netanyahu'nun şahsiyetidir. Dünyanın trajedisi de şudur. Esasında orada Netanyahu sanık kürsüsünde yargılanması gereken biri iken onun Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşuyor olması, dünyanın da kurallı düzenin trajedisidir. Netanyahu bugün İnsanlık Mahkemesi önünde sanık kürsüsünde, insanlığa karşı işlediği suçlar, soykırım suçları ve insancıl hukuka karşı işlediği suçlar bakımından yargılanması gereken bir katildir ve bir suçludur. Sanık kürsüsünde olması gereken birinin Birleşmiş Milletler kürsüsünde katliam propagandası yapması, Birleşmiş Milletler kürsüsü'nü katliam ve soykırım propagandasının sahnesi haline getirmesi, Birleşmiş Milletler'in de dünyanın da trajedisidir. Esasında Birleşmiş Milletler'e sokulmaması gereken, insanlık adına kurulmuş bir mahkemede, sanık kürsüsünde katil ve soykırımcı olarak yargılanması gereken birisinin, Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında söyledikleri hezeyandan ibarettir. Ve bir katilin itirafnamesinden başka bir şey değil.



