"Çağdaşlık" kılıfıyla ayrımcı zihniyet! Tijen Mergen'den Müslümanları hedef alan skandal sözler

"Çağdaşlık" kılıfıyla ayrımcı zihniyet! Tijen Mergen'den Müslümanları hedef alan skandal sözler

Boğaziçi Üniversitesi'nin 159. Mezuniyet Töreni, halkın değerlerine düşman elitist zihniyetin çirkin saldırısına sahne oldu. İş kadını Tijen Mergen, evlatlarının en mutlu gününde yanlarında olan muhafazakar aileleri ve pırıl pırıl öğrencileri sosyal medya hesabından hedef alarak adeta nefret söyleminde bulundu. Toplumun dini değerlerini "çağdaşlık" maskesi altında ötekileştirmeye çalışan Mergen'in skandal ifadeleri, 28 Şubat zihniyetinin izlerinin hâlâ sürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu iş kadını Tijen Mergen, üniversitenin 159. Mezuniyet Töreni'nin ardından LinkedIn hesabından toplumun sinir uçlarına dokunan skandal bir paylaşım yaptı.

Kampüsteki atmosferden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getiren Mergen, "Türkiye'de yaşanan toplumsal dönüşümün mezun olduğum üniversitenin kampüsüne de yansıdığını üzülerek izledim" ifadelerini kullandı.

"Çağdaşlık" kılıfıyla ayrımcı zihniyet! Tijen Mergen'den Müslümanları hedef alan skandal sözler - 1

"ÇAĞDAŞLIK" KILIFIYLA AYRIMCI ZİHNİYET

Farklılıklara saygı söyleminde bulunmasına rağmen muhafazakar kesimi üniversite ortamına yakıştıramayan Mergen, skandal paylaşımında halkın kıyafetine yönelik tahammülsüz tavrını açıkça ortaya koydu.

Tijen Mergen, "Çarşaflı öğrenciler, anneler, takke takan babalar, yıllarca emek verip o gurur gününü yaşamaya gelen binlerce insan. Türkiye'nin önde gelen bilim yuvasında daha çağdaş bir portre görmek isterdim." ifadeleriyle muhafazakar aileleri ve dış görünümlerini hedef aldı.

Yazısı boyunca "farkındalık" ve "hoşgörü" vurgusu yapan Mergen'in, kullandığı ifadeler tepki topladı.

"Çağdaşlık" kılıfıyla ayrımcı zihniyet! Tijen Mergen'den Müslümanları hedef alan skandal sözler - 2

28 ŞUBAT ZİHNİYETİ YİNE HORTLADI

İş kadını kimliğiyle tanınan Tijen Mergen'in bu yaklaşımı, hafızalarda 28 Şubat döneminin karanlık ve baskıcı üniversite atmosferini yeniden canlandırdı.

"Çağdaşlık" adı altında yalnızca kendi ideolojisine yakın kişilere yaşam alanı tanımak isteyen bu faşizan tutum, halkın büyük çoğunluğunun sert tepkisiyle karşılaştı. Öte yandan Mergen'in geçmişi de bu zihniyetin tesadüf olmadığını ortaya koydu.

Mergen'in, geçmişte Türkan Saylan'ın kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Aydın Doğan'ın vakfı tarafından yürütülen projelerde liderlik yapmış olması, saldırgan tutumunun kaynağını bir kez daha gözler önüne serdi.

Tijen Mergen'in açıklaması şu şekilde:

Boğaziçi Üniversitesi'nin 159. Mezuniyet Haftası'nda kampüsteydim...

Bu yıl, Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği olarak mümkün olduğunca yeni mezunlarımızla bir araya gelmeye çalıştık. Mezun olmanın sadece diploma almak olmadığını; bir ömür boyu sürecek bir dayanışma ağına, güçlü bir topluluğa ve ortak değerlere sahip olmanın önemini anlatmaya çalıştık. Çünkü gerçek network, aynı değerleri paylaşan insanlarla yıllar boyunca yan yana yürüyebilmektir.

Kampüste dolaşırken bir kez daha şunu hissettim: Boğaziçi artık Türkiye'nin küçük bir yansıması olmuş. Her kesimden, her yaşam tarzından aileler çocuklarının mezuniyet heyecanını paylaşmak için oradaydı. Çarşaflı öğrenciler, anneler, takke takan babalar, yıllarca emek verip o gurur gününü yaşamaya gelen binlerce insan... Türkiye'nin önde gelen bilim yuvasında daha çağdaş bir portre görmek isterdim. Yıllar içinde Türkiye'deki değişimin aynen üniversitemde de olduğunu içim burkuk seyrettim.

Gençlerin, haklı olarak, eski görkemli toplu mezuniyet törenlerinin yapılamamasını protesto etmelerini de dikkatle izledim. Hepimiz bir zamanlar binlerce mezunun aynı sahneyi paylaştığı, ailelerin tribünleri doldurduğu, dünyanın saygın üniversitelerinde olduğu gibi büyük mezuniyet törenlerini yaşadık. O coşkuyu özlememek mümkün değil.

Yine de umudumu koruyorum.

Bir gün Boğaziçi'nin de, Türkiye'nin de, farklılıkların sadece zenginlik olarak görüldüğü; ortak değerlerin ayrılıklardan daha güçlü olduğu, daha özgür, daha çağdaş, daha kapsayıcı ve daha aydınlık günlere kavuşacağına inancım tam.

"ÇAĞ DIŞI SORUNLARIN KONUŞULMASINDAN HİCAP DUYUYORUZ"

Boğaziçi Üniversitesi mezuniyet töreninde yaşanan ve 28 Şubat karanlığını hatırlatan dışlayıcı söylemlere sert tepki gösteren Hukukçu Av. Tuba Arslan, A Haber'de değerlendirmelerde bulundu. Arslan, "Artık bu mağduriyetleri dile getirmekten biz yorulduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye Yüzyılı'na hazırlanan bir Türkiye'nin artık bu kılık kıyafet gibi çağ dışı sorunları ulusal televizyonlarda konuşmasından bile hicap duyuyoruz. Çünkü artık farklılıkların birlikte güçlendiği ve zenginlik olarak ifade edildiği bir dünya temelinde yaşamaya çalışıyoruz. Ama maalesef gün geçmiyor ki bir haşemalı kadına saldırı olmasın veya kamuda çalışan başörtülü bir memura nefret söylemleri içeren sözler söylenmesin" ifadelerini kullandı.

28 ŞUBAT ZİHNİYETİ YENİDEN HORTLADI

Türkiye'nin çok daha önemli gündemleri olduğunu belirten Arslan, "Bugün hortlayan bu 28 Şubat zihniyeti, bize geçmişte yaşanan haksızlıkları unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor. Bir üniversitenin mezuniyet törenine katılan bir hanımefendi, yaptığı açıklamayla o karanlık günleri yeniden hatırlattı. Kendisinin özlem duyduğu; genç kızları üniversiteye kaydetmek için ikna odalarına alan zihniyet mi? Bölüm birincisi dahi olsa kılık kıyafetinden dolayı öğrencilerin ağzının kapatılarak törenlere alınmadığı bir çağdaşlık anlayışı mı? Bu hangi çağdaşlık anlayışına göre insanları sınıflandırabiliyorlar, doğrusu merak ediyorum" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"KENDİ VESAYET DÜNYALARINDA HAPSOLMUŞLAR"

Söz konusu mezuniyet törenindeki açıklamaları değerlendiren Tuba Arslan, "Hanımefendinin açıklaması kültürel zenginlikten bahsederek gayet iyi başlıyor ancak sonrasında öyle bir nefret kusuyor ki, bahsettiği zenginliğin ancak kendi vesayet dünyasında onaylanan şeylerden ibaret olduğu anlaşılıyor. Bir farklılığı zenginlik olarak görme gibi bir zihni dünyasının olmadığını, takkeli ve çarşaflı insanların orada olmasından duyduğu rahatsızlıkla ifade ediyor. Başta söylediği ile sonda söylediği tamamen çelişiyor. Bunların Türkiye tasavvurunun sadece küçük bir elit zümre çevresinden ibaret olduğunu söylemek mümkün" dedi.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BAŞÖRTÜLÜ KADINLARI SADECE TEMİZLİKÇİ GÖRMEK İSTİYORLAR"

Bu zihniyetin başörtülü kadınlara biçtiği role dikkat çeken Arslan, "Bunlara göre başörtülü kadınlar, Yeşilçam senaryolarından alışık olduğumuz gibi sadece temizlikçilerin veya okul müstahdemlerinin başörtüsü takabildiği bir Türkiye'yi hayal ediyorlar. Ama Türkiye 2011 ve 2013 yılından itibaren başörtülü veya başı açık kadınlara istedikleri gibi giyinebilme özgürlüğünü sağlamış ve çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmış bir ülkedir. Türk kadınına sağlanan bu ifade hürriyetinin yaşandığı bir coğrafyada, yeniden bu mücadelelerin farkında olmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"MUSEVİ VEYA HİNTLİ OLSAYDI SESSİZ KALIRLAR MIYDI?"

Programda gündeme gelen, "Aynı ortamda kipa takan Musevi veya dastar dolamış Hintli öğrenciler olsaydı bu tepki verilir miydi?" şeklindeki soru üzerine Arslan, "Bence de konuşmayacaktı. Tamamıyla bir İslam düşmanlığı, İslami değerlere düşmanlık üzerinden şekillenen bir görüşle karşı karşıyayız. Başörtülü bir kadının Boğaziçi Üniversitesi gibi sayılı bir üniversiteden mezun olabilmesinden veya takkeli, sakallı bir babanın çocuğunun orada eğitim görmesinden, kendi elit dünyalarının işgal edildiğini düşünerek rahatsız oluyorlar" dedi.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"EĞİTİM HAKKI EVRENSEL BİR GÜVENCEDİR"

Eğitim hakkının dokunulmazlığını hatırlatan Tuba Arslan, "Eğitim hürriyeti evrensel bir haktır. Çok öykündükleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de vardır, Resulullah'ın Veda Hutbesi'nde de geçer. Zamanında bu hak engellenmeye çalışıldı ama şu an anayasal bir güvenceyle bütün kadınlar bu hakka haizler. Bu tarz söylemlerin ancak kadınlarımızın çalışma ve eğitim azmini pekiştireceğini düşünüyorum" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin