ÜST DÜZEY 'CHP' İSTİFASI
Gelişme üzerine İYİ Parti'de üst düzey bir 'CHP' istifası patlak verdi. İYİ Parti İstanbul Milletvekili Sibel Yanıkömeroğlu ittifakı bahane ederek partisinden istifa etti.
Yanıkömeroğlu yaptığı açıklamada "CHP'nin işbirliği önerisinin reddedilmesi bardağı taşıtan damla oldu; istifamı verdim. Millet bize bu sistemi değiştirelim diye oy verdi. Milletvekili olarak bu misyona devam edeceğim" dedi.
"İŞ BİRLİĞİ İÇİN MÜCADELE ETTİM"
Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, İstanbul ve Ankara'da iş birliği yapılmaması gerekçesiyle partiden istifa ettiğini açıkladı.
Güner, yaptığı açıklamada, "Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara'da iş-birliği için mücadele ettim ve GİK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim. Çıkan kararı savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir." dedi.
ÜÇOK GÖREVDEN ALINDI
CHP ile ittifakı açık bir şekilde savunan İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Ahmet Zeki Üçok görevden alındı.
SON OLARAK DA İBRAHİM ÖZKAN VE 5 MECLİS ÜYESİ
İYİ Parti'deki istifa furyasında son olarak İbrahim Özkan ve 5 Meclis üyesini gördük.
İbrahim Özkan, GİK toplantısı öncesinden bu yana iş birliği yapılmasını istedi. İYİ Parti Genel Merkezi, görevden aldı ancak yeniden seçildi. Özkan'ın yeniden seçilmesini sağlayan isimler de dahil 7 kişi ihraç için disipline sevk edildi. Tüm bu olaylar yaşanırken parti içindeki kaosu körükleyen Ekrem İmamoğlu, İbrahim Özkan'ı aradı.
Özkan ve beraberindeki 5 üye (Oğuz Sarul, Sinan Gümüş, Uluer Kaya, Yakup Fındık, Bora Kılıç) ihraç kararını beklemeden iş birliği yapılmadığı gerekçesiyle istifa etti.

AKŞENER'İ ELEŞTİRDİ
"Ekrem İmamoğlu'nu destekleyelim" diyen İbrahim Özkan ve diğer 5 üyenin istifasının ardından bugün İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan haberlerimizi doğrulayan bir açıklama geldi.
İmamoğlu yaptığı açıklamada "İYİ Parti hakkında yorum yapamam. Bu onların iç meselesi. Orada bir kavga bir gürültü varsa bundan üzüntü duyarım. Ben de uyandırdığı his bu. Keşke kendi içlerinde daha bütünlükçü bir yapıları olsa. Üzüntü duyuyorum." ifadelerini kullandı.
"BENİM KULAĞIM KÖTÜ SÖZLERİ DUYMAZ"
Ekrem İmamoğlu kendisine İYİ Partili isimlerden "CHP'nin eş genel başkanı" benzetmesi yapıldığına yönelik gelen soruya "Benim kulağım kötü sözleri hiç duymuyor" diyerek geçiştirdi.
OPERASYON SİYASETİ
İbrahim Özkan ve 5 üyenin istifasının ardından CHP'nin İYİ Parti'deki eline dikkat çeken İYİ Part Sözcüsü Kürşad Zorlu, "Bu ismi geçen arkadaşlardan (İstifa eden İBB Belediye Meclis Üyeleri) bir tanesi, bugün İstanbul dışında yakın bir ilin Belediye Meclis üyemizi arıyor. Diyor ki, "biz bu akşam bir TV kanalında bazı arkadaşlarla topluca istifa ettiğimizi meclis üyeleri olarak ifade edeceğiz. Siz de bulunduğunuz ilde istifa edin. CHP'li bir ismin adını vererek "size onunla bir görüşme ayarlayalım hemen" diyor. Bunun adı operasyon siyasetidir" ifadelerini kullandı.
İMAMOĞLU KİMİ SATIN ALACAĞINI BİLİYOR
Yaşanan tüm bu gelişmeleri köşesine taşıyan Hürriyet gazetesi yazarı Nedim Şener, "Ekrem İmamoğlu kimi satın alacağını biliyor" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Şener, Ekrem İmamoğlu'nun İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in altını boşalttığını ifade ederek şunları yazdı:
erkes CHP'deki gerçek patronun İmamoğlu olduğunu anladı. İmamoğlu'nun yanında el pençe durmaktan, başını sallamaktan ve genel başkan rolü oynamaktan başka bir şey yapmayan Özgür Özel'in, İYİ Parti ile işbirliği girişiminden sonuç alamadığını görünce yine devreye girdiği görülüyor.
AKŞENER'İN ALTINI BOŞALTIYOR
Böylece, İYİ Parti Genel İdare Kurulu kararının aksine CHP ile işbirliğini savunan İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan ve adamlarıyla nasıl bir ilişkisi olduğu da ortaya çıktı. Parti üyeliğinden istifa eden İbrahim Özkan, İBB Meclisi'ndeki İYİ Partili üyelerin oylarıyla yeniden grup başkanı seçildi. Bu durum kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilen İYİ Parti temsilcileriyle Ekrem İmamoğlu'nun onlarla kurduğu ilişkinin gücünü de gösteriyor.

Belki de bu gücü en açık ortaya döken ise yine İYİ Parti'den istifa eden, İmamoğlu ile pazarlığa oturan İbrahim Özkan oldu. Saraçhane'deki İBB binasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Özkan ilginç ayrıntılar verdi...
ÖZEL'İ AKŞENER'E YOLLADI
2024 seçimlerinde işbirliği yapılması için İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüşen Özkan, "Bir şeyler yapılmalı" dedikten birkaç gün sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i ziyaret ettiğini söyledi. Böylece Özgür Özel'i, Akşener'e Özkan'la görüşen İmamoğlu'nun yolladığı ortaya çıktı. İşbirliği teklifi GİK'te reddedilince, Özkan bu kez İmamoğlu ile "arka kapı diplomasisi" adını verdiği pazarlığa oturmuş. İmamoğlu, "GİK kararı varken teklif götürmenin nezaketsizlik" olacağını söylemiş ama yine de "Beklenti ne olabilir?" diye sormuş.
2019'daki yerel seçimlerdeki gibi, "Arnavutköy, Esenler, Bağcılar ve Kâğıthane" gibi ilçelerin değil, kazanılacak üç ilçenin İYİ Parti'ye verilmesini istemiş. İstanbul'un 3 ilçe belediye başkanlığını, CHP'nin elindeki 14 belediyede başkan yardımcılığını ve İBB'de 25 büyükşehir meclis üyesi verilmesini istedi. İmamoğlu da bunu kabul etti ve konuyu CHP Genel Başkan Özgür Özel'e ve yetkili kurullara aktaracağını söylemiş. CHP ile üç belediye başkanlığı konusunda anlaştıklarını fakat Buğra Kavuncu'nun "Beşiktaş'ı dahi verseler bu konu biz bizim için bitmiştir" sözünden sonra süreç bitmiş.
'İSTANBUL NİMET NİMET'
İlginç olan ise İmamoğlu'nun bu teklifi görüşmesi, CHP'yi yönetmesi. Tabii en ilginci ise "kazanılacak ilçeleri" babasının malı gibi İYİ Parti'ye terk edebilmesi. İYİ Parti ile masaya konulan 3 ilçe, 25 İBB meclis üyeliği, 14 belediye başkan yardımcılığı pazarlığını görünce insanın aklına İmamoğlu'nun şu sözleri geliyor, "İstanbul nimet nimet..."
Bu görüşmelerin arka kapı pazarlığı değil arkadan iş çevirme olduğunu İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural sosyal medyadan yaptığı açıklama ile göstermiş. Vural, hem İYİ Parti adına İbrahim Özkan'a hem de onunla pazarlığa oturan CHP'li İmamoğlu'na şunları söylemiş;
"CHP ile arka kapı pazarlığı yapılmış! Hangi sıfat ve yetkiyle? Parti tüzel kişiliğinin kararı nerede? Kimle yaptın pazarlığı? Bir de bunu çıkıp anlatabiliyor? Diğeri de partisinin kurumsal iradesi olmadan makam dağıtıyor! Kim bu? Partinden yetki aldın mı? Sanki babalarının malı gibi! İşte siyasetin şahsileşmesinin sonuçları... Adamcı zihniyet. Kurumların iradesi yok. Devlet benim zihniyetinden farkı ne? Al gülüm ver gülüm şahıs siyaseti...
İMAMOĞLU İÇİN HER YOL MÜBAH
Etik yok, parti iradesi yok. Siyasetin hukuku, etiği, ilkesi olmaz mı? Yetkililer ön kapıdan girip işbirliği yapabilir miyiz derken, arka kapıda bazı muhteremler pazarlık yapmış! Hangi etiğe, hukuka, ilkeye sığar bu tezgâh altı pazarlık ve ifşası? Sonra da makam, mevki dağıtanlara 'Truva Atı' rolü veriliyor! Partinin hükmi şahsiyetine saldırılıyor! Ona oy veren seçmen iradesi çarpıtılmak isteniyor! Bu bir kumpas. Bunun millete, demokrasiye hiçbir faydası olamaz."
Siyaseti halka hizmetten çok şahsi kariyer hedefine ulaşmanın aracı olarak gören, bu nedenle 5 yıllık İBB Başkanlığı'nı da cumhurbaşkanı adaylığı hayali ile geçiren, bundan sonra da tek amacı çok istediği o koltuğa oturmak olan İmamoğlu tipi siyasetçi için siyasette her yol mübahtır.