SORU - YANIT KISMI
İSVEÇ VE FİNLANDİYA'NIN NATO ÜYELİĞİ MESELESİ
Yapılan görüşmelerde açıklamaların pozitif yöne evrildiğini görüyoruz. En son terör örgütünün birtakım sembollerinin yansıtılması gibi unsurlar asla kabul edilemez. Müttefiklerimizin şunu iyi anlaması gerekiyor; sizin egemenliğinizin altında terör örgütleri bu faaliyetleri yapabiliyorlar mı? Buna göz yumuluyorsa bu zaten iki yüzlülüktür. Şöyle düşünsünler; İsveç ya da Finlandiya'nın buradaki büyükelçilikleri ya da başkonsolosluklarına DEAŞ sembolünü yansıtılması onlar için ne ifade eder? Esas mesele şu; söz verip de tutmayan çok müttefik ve batı ülkesi gördük. Biz NATO'nun genişlemesini destekliyoruz. NATO'dan ayrıldıktan sonra NATO'ya dönüşüne izin verdiğimiz Yunanistan FETÖ'den PKK'yı fiilen desteklediği ülke durumunda. Suriye'de hangi müttefiklerimizin terör örgütüne destek verdiğini, eğitim verdiğini biliyoruz. Hangi müttefiğimizin ülkesine bağlı çimento fabrikasının gidip, orada karargah yaptığını biliyoruz. Bu yasal düzenlemeler yeterli olmadığı müddetçe evet dememiz sözkonusu olmaz.
ABD'NİN "PENÇE-KILIÇ" AÇIKLAMALARI
Beyaz Saray açıklaması daha doğru açıklama. Türkiye'nin kendini savunma ve terörle mücadele hakkı var. Pentagon açıklamasında, bizim askeri operasyonlarımızın kendilerini tehlikeye attığını söylüyorlar. Böyle bir şey sözkonusu olamaz. Operasyonlarımız terör örgütünün sözde karargahlarına noktasal operasyondur. Siz buralara yakın yerlerde ne yapıyorsunuz? Nihayetinde ABD, NATO'da müttefikimiz. Bu kadar yakınsanız terör örgütlerine, bir NATO müttefiki olarak terör örgütlerini sizin orada bertaraf etmeniz lazım. Bu kadar yakın olduğunuz yerden Karkamış'a roket atılıyor, öğretmenimiz şehit oluyor. O zaman bunu niye engellemiyorsunuz. Bu biz karışmıyoruz, destek veriyoruz itirafıdır. Sizin müdahale etmemeniz bizim güvenliğimizi tehlikeye atıyor. Türkiye sınırının güvenli olduğuna emin olmak istiyoruz diyorlar. Bundan neyi kast ediyor; biz terör örgütlerine karşı operasyon yaptığımızda Türkiye sınırını kendi güvenliği açısından tehdit olarak görüyor. Böylesine müttefiklik pratiğiyle bağdaşmayan bir açıklama olur mu?

"ONU VURACAĞIZ, KİM NE DERSE DESİN"
Kim ne derse desin bizi tehdit eden terör örgütü gördüğümüz zaman vururuz, bertaraf ederiz. Asla ve asla sınırlarımızı, vatandaşlarımızı tehdit etmesine göz yumamayız. Biz PKK, YPG, PYD terör örgütlerine DEAŞ'la mücadele için destek veriyoruz denmesi yalandır. Biz bunu Afganistan'da gördük. Sınırımızın yanına yaklaşmış, paçavra asmış, sözde karargah kurmuş, ülkemizi tehdit ediyor. Onu vuracağız, kim ne derse desin.
Beklentimiz egemen bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarına saygı duymaları gerekmektedir. Buna zarar verecek eylemlerden, devletimizi incitecek sözlerden kaçınmalarını diliyoruz.
12 BARONUN "OPERASYON" KARŞITI SÖYLEMİ
Barolar hukuk kurumlarıdır. Ne beklersiniz; hukukun üstünlüğüne, anayasal düzenin korunmasına dönük hassasiyet beklersiniz. Türkiye'de yıllardır hukukun üstünlüğünü tehdit eden, anayasal düzeni tehdit eden en büyük unsurların başında PKK terör örgütü geliyor. Tutup da, bir yerde savaş politikası lafını görüyorsunuz, bilin ki terör örgütünün sözcülüğüdür. Hukuku çok iyi bilmesi gereken barolar tutup açıklama yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin meşru devlet olarak terörle mücadele olarak yaptığı operasyonlara savaş politikası deyip, sonra barışa çağırıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'ni terör örgütüyle eşdeğer görmek bir hukuksuzluktur. Böyle bir şey olabilir mi? Hukukun korunması için terörle mücadeleyi en yüksekte tutması gereken hukuk organizasyonudur. Baroların terör örgütünün kullandığı kavramları kullanarak açıklama yapması son derece vahimdir. Halbuki burada Türkiye Cumhuriyeti'ne söylenenlerin onda birini terör örgütüne söyleyebilirler mi? Çıksın PKK, YPG, PYD terör örgütü diye adını söyleyerek açıklama yapsın da görelim. Hani bir söz vardır ya, mutfakta biri mi var diye. Mutfakta birileri var. PKK terör örgütlerinin talimat verdiği açıklamalardaki dilin aynısını görüyoruz. Mutfakta evet biri var, onun da kim olduğunu herkes biliyor.
KILIÇDAROĞLU'NUN "VİZYON BELGESİ"
Sayın Kılıçdaroğlu'nun gerçekten vizyon belgesini açıklamasını arzu ederiz. Yeni sorunlar, yeni meydan okumalar var dünyada. Siyasetin nasıl çözüm önereceği konusunda yarışmak istiyoruz biz. Demokratik siyaset toplumun taleplerinin siyasi düzeyde temsil edilmesi anlamına gelir. CHP tarihi boyunca toplumun taleplerinin vesayet adına budanması temelinde bir temsil geliştirdi. Dar bir anlayış içerisinde devleti tanımladı, toplumu karşı konumlandırdı ve siyaseti boğdu. Sayın Kılıçdaroğlu'nun siyaset vizyonunun ne olacağını göreceğiz. Siyasetin projeler, vizyon düzeyinde yarışması toplumumuza karşı ödevimizdir. Siyasetimizi yeni ortaya çıkan meydan okumalar karşısında reformlar geliştirerek, Türkiye'nin altyapısını, üstyapısını önümüzdeki yüzyıla hazırlayarak zaten gösteriyoruz. Geçmişte askeri, yargı vesayeti ile engellemeye çalışıyorlardı direndik, mücadele ettik. Günümüzde yalan siyaseti olarak karşımıza çıkıyorlar. Siyaseti rekabet alanı olarak görelim, kimlikçi bir husumet alanı olmaktan siyaseti çıkarmak herkesin boynunun borcudur. Biz eser siyaseti yapmaya çalışıyoruz, onlar engellemeye çalışıyorlar. Terörle mücadeledeki tavırlarında, TOBB gibi büyük projeler karşısında yaptıkları açıklamalarda görüyoruz. Suriye'de mücadelemizde nasıl eleştirel yaklaşımlarını görüyoruz. Keşke bunları yapmasalar ve vizyonda rekabet etsek. Karşımıza bir vizyon çıkarsa o vizyon temelinde rekabet etmek, siyaset üretmek için sabırsızlanırız. Kendimize güveniyoruz. İnşallah yine bir Zihni Sinir projesiyle karşı karşıya kalmayız.

SEÇİM TAKVİMİ DEĞİŞİR Mİ?
Biz sevgili öğrencilerimizin hiçbir sınavını seçim takvimine denk getirmeyiz. Bununla ilgili olarak ÖSYM çalışma yapıyor. Yakın zamanda kamuoyuyla paylaşırlar. Seçim takviminin değişmesiyle ilgili bir değerlendirmemiz yok. Tabii ki seçim günü sınav olmayacağına göre. Prensip olarak seçim takvimi ile sınav takvimi üst üste gelmez. Onunla ilgili açıklama yapılacaktır.
FLAŞ EYT AÇIKLAMASI: SON AŞAMADA
EYT meselesiyle ilgili çalışma tamamlanmak üzere. Sayın Cumhurbaşkanımıza çok kısa zamanda son hali sunulacak. Son aşamayı geçtikten sonra meclis takvimi ile ilgili bilgi verebilirim. Acil gündemlerden bir tanesi, hemen hemen tamamlanmak üzere. Bugünkü sunum, bölgesel ve küresel gelişmelerin değerlendirilmesi ve terörle mücadele gündemimizdi.

TÜRKİYE'NİN MISIR HAMLESİ VE SİSİ İLE GÖRÜŞME
Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın son düştüğü durum, diplomasi, dış politika tarihinde böylesine zavallı duruma çok az düştüğünü gördük. En son Libya'ya gitti. Uçaktan inecek iken, Libya Dışişleri Bakanı'nın orada olduğunu öğrenince, havaalanında uçaktan inmedi. Çocukça tavırla, uçağın kapısını kapattı, havalandı. Tekrar Bingazi tarafına gitmek için iniş izni istedi. Libya hükümeti iniş izni vermedi. Bunun üzerine Malta'ya gitti, uçağın sinyalini kapatarak, Libya'nın egemenlik haklarını çiğneyerek Bingazi'ye gitti. Böyle saçma sapan hareket edilebilir, ne kadar zavallıca tutum. Tek motivasyonları Türkiye aleyhine ne iş yaparız. Akdeniz'deki anlaşmayı berhava etmek üzere, BM'yi meşru hükümetini yıkmaya çalışan öbür güçlere destek vermek için gitti. Kendi aramızda şöyle espri yapmıştık. Cumhurbaşkanımızın Mısır'la görüşmesi gerçekleşince, Dendias oraya gider dedik. Türkiye'nin aleyhine hangi imzayı atarız diye bir motivasyon içinde oldukları için. Türkiye ile Mısır ilişkilerinde Doğu Akdeniz'de birtakım adımların boşa çıkmasından korkarak bunu yapıyor. Bu bir devletin dış politikası değil; bu bir çadır dış politikasıdır. Türkiye ve Erdoğan karşıtlığına konumlanmış bir şey bu. Herkes biliyor ki, Avrupa'nın şımarık çocuğu, Avrupa'nın başına da bela. Birtakım kültür kodları yüzünden bunları idare ediyor. Türkiye aleyhine kimin peşine giderseniz gidin bir faydası olmayacaktır. Yunanistan'ın zor zamanlarında, ekonomik kriz yaşadılar, doğal afetler yaşadılar, Türkiye bunu istismar etmedi. Türkiye aleyhine yaptığı faaliyetleri hepsini not ediyoruz. Türkiye'nin başka ülkelerle ilişkisini geliştirmesinin ardından yine o ülkelere gideceklerse, Türkiye'nin halihazırda verimli ilişki olan ülkelere gidilecekse, öyle adımlar atacağız ki, Miçotakis ile Dendias havada dolaşmaktan yere inemeyecekler.