A HABER GALERİ
'Tapınak Şövalyeleri’nin yeniden doğuşu!
Yeni Zelanda'da cuma namazı sırasında camiye yapılan hain terör saldırısı sonucu Tapınak Şövalyeleri'nin isimleri yine gündeme geldi. Cami katliamcısı terörist Brenton Tarrant yayınladığı manifestoda Tapınak Şövalyeleri ile iletişim halinde olduğunu açıklaması gündeme bomba gibi düştü. Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Tapınak Şövalyeleri hakkında bir yazı kaleme aldı. İşte Hilal Kaplan'ın yazısı ve Tapınak Şövalyeleri ile ilgili merak edilenler...
Yeni Zelanda'da cuma namazı sırasında camiye yapılan hain terör saldırısı sonucu Tapınak Şövalyeleri'nin isimleri yine gündeme geldi. Cami katliamcısı terörist Brenton Tarrant yayınladığı manifestoda Tapınak Şövalyeleri ile iletişim halinde olduğunu açıklaması gündeme bomba gibi düştü. Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Tapınak Şövalyeleri hakkında bir yazı kaleme aldı. İşte Hilal Kaplan'ın yazısı ve Tapınak Şövalyeleri ile ilgili merak edilenler...
Yeni Zelanda'daki terör saldırısının faili, arkasında 74 sayfalık bir metin bırakmış. Saldırıdan on dakika önce Yeni Zelanda Başbakanlık Ofisi'ne de gönderilen metnin çoğunluğu sanki sorgudaymış gibi kendisine yönelttiği sorular ve onlara verdiği cevaplardan oluşuyor.
Hristiyan olup olmadığı sorusuna 'Karar verdiğimde size de söylerim' diye cevap veren terörist, amaçlarından birisinin "Türkiye ile NATO'nun arasını açmak" olduğunu yazmış. Buna göre NATO, Avrupalı ülkelerin ordusu olmalı ve Türkler de aslî yerine, yani "düşman güç" olmaya geri itilmeliymiş.
Metindeki en ilginç noktalardan birisi, teröristin saldırıdan "Yeniden Doğan Tapınak Şövalyeleri"ni haberdar ettiğini ve onların desteğini aldığını söylediği bölümdü. Tapınak Şövalyeleri, Ortaçağ'da Müslümanlara karşı savaşan Haçlılarla özdeştir malum. Ancak Masonların da onların sembollerinden bazılarını kullanmaya devam ettiklerini biliyoruz. Dahası, 2011 yılında, Norveç'te 77 kişiyi öldüren ve 'beyaz milliyetçi' teröristlerin idolü sayılan Anders Breivik de kendi manifestosunda şöyle yazmıştı:
"Ben Londra, İngiltere'deki kurucular toplantısındaki Norveç delegesiyim ve İsa'nın ve Süleyman Mabedi'nin Yoksul Şövalyeleri'nin (PCCTS) 8. yüksek şövalyesiyim." Breivik, Londra'daki bu toplantıya gelen üyeler içindeki en genç katılımcı olduğunu ve davetlilerin "dezavantajlı kesimden gelen, hayata öfekli dazlak kafalılar" olmadığını, başarılı ve zengin kesimlerden olduğunu yazmıştı. Ayrıca kurucu ve akıl hocası olan kişiden de "Richard" lakabıyla bahsetmiş ve bu kişinin bir İngiliz olduğunu iddia etmişti. "Haçlılarla ne alakası var?" diye soran kaldıysa: Teröristler ve akıl hocaları birebir Haçlı atalarına gönderme yapıyorlar; bilin istedim.
TAPINAK ŞÖVALYELERİ KİMLER?
Yeni Zelanda'daki katil yayınladığı manifestoda kendisinin Tapınak Şövalyeleriyle irtibatlı olduğunu, saldırıdan önce onlarla irtibata geçtiğini ve onları model aldığını söylüyor. Bu açıklamanın ardından akıllara takılan soru şu: 49 kişinin katili Tarrant'ın irtibatta olduğunu iddia ettiği Tapınak Şövalyeleri kimler?
TAPINAK ŞÖVALYELERİ NEDİR?
Adları dizilere, filmlere, kitaplara konu olan Tapınak Şövalyeleri
Tarihin en gizemli topluluklarından biridir. Tapınakçılar olarak da adlandırılırlar. Fransızca'da "Templiers" , İngilizce'de "Templars" olarak adlandırılan bu şövalyelerin gizemi günümüzde de varlığını korumaktadır.
NE ZAMAN VE NEDEN KURULDU?
Tapınak Şövalyeleri olarak bilinen tarikat, Fransız Hugues de Payen -nam-ı diğer Büyük Üstat- tarafından 1119 yılında Kudüs'te kuruldu. Öncelikli amaçları Hristiyan hacıları korumak olan ve başlangıçta 9 şövalyeden oluşan bu grup, 1129 yılında Katolik Kilisesi tarafından resmen tanındı.
Müslümanlığın kanlı düşmanları olan Tapınak Şövalyeleri'ni yakından tanıyalım.
Dokuz şövalye, dokuz sene boyunca Kudüs'e gelen hacıların yol güvenliğini sağladılar. Avrupa'dan gelen bu dokuz şövalye sürekli hikayerler anlattılar ve Hıristiyanlar bu dokuz kişiye İsa'nın yoksul şövalyeleri adını verdiler.
Champagne kontunun bağlılarından bir asilzade olan Hugues De Payen isminde bir keşiş sekiz keşiş arkadaşıyla beraber 1118 yılında Süleyman tapınağında tapınak şövalyeleri tarikatını kurdular. Ve dokuz yıl boyunca aralarına kimseyi almadılar.
GİZEMLERİ YÜZÜNDEN HALK GÖZÜNDE BÜYÜTTÜ
1128 yılına gelindiğinde ünleri bütün dünyaya yayıldı. Avrupa'daki dini otoriterler yaptıkları dini görevden dolayı tapınak şövalyelerini övdüler. Tapınak şövalyeleri bu dokuz yıllık süre zarfında Kudüs'te hacıların güvenliğini sağladılar.
Bu dönemde haklarında pek çok efsane çıktı. Bunun birkaç nedeni vardı. İlk neden aralarına kimseyi almamaları. İkinci neden Payen dışında kim oldukları bilinmemeleri. Üçüncü sebebe ise mistik ve dönemin en üst düzeydeki ilimleriyle uğraşmaları ve sembolik olmaları onları insanların kafasında büyütülmesine neden oldu.
Avrupa da bu dönemde özellikle Clarvaux Papazı Aziz Bernard onlar için bir risale yazdı. Ve yaptıklarını Hıristiyanlığın özeti ve varılabilecek en üst mertebe addetti.
KİLİSE ELİYLE LEGAL HALE GETİRİLDİLER
1127 yılında dokuz şövalye Avrupa'ya döndüler ve Aziz Bernard tarafından görkemli bir şekilde karşılandılar. Ocak 1128 yılında trayes de kilise konseyi toplandı. Konsey tapınak şövalyelerini resmen tanıyıp, dini- askeri bir formatı kabul ettiler. Ve ilk defa Hıristiyanlık tarihinde keşişler askerler gibi yaşadılar. Hugues de Payen' e ''büyük üstad '' lakabı verildi. Bu konseyde tapınak şövalyeleri açlığa, iffete riayet edeceklerine dair yemin ettiler. Saçları kısa, sakalları uzun, beyaz rahip elbiseleri veya zırh üstüne rahip elbiseleri ve pelerin giyeceklerdi. Bu kıyafetleri Avrupa da giymek sadece onlar has kılındı. Bu sayede artık toplumda rahat rahat tanınacaklardı.
Tapınak şövalyelerini diğer keşişlerden ayıran en temel fark aynı zamanda asker olmalarıydı. Tarikatın şartları çok ağırdı. Örneğin; bir şövalye esir düşerse, merhamet dilenmesine veya fidye karşılığında kurtulması yasaktı. Ölünceye kadar mücadele ve savaşmak zorundadır.
1139 yılında papa 2. Innocent tarafından bir ferman yayınlandı; bu fermana göre tapınak şövalyeleri papanın dışında başka hiçbir dini otorite veya güce karşı sorumlu değildir. Bu olaydan önce zaten Avrupa'dan resmen şövalyelere para yağarken artık bu paraları kullanacakları bir alan oldu. 1159 yılına gelindiğinde bu ferman sayesinde papadan sonraki en etkili güç haline geldiler.
Ve tarikat Fransa, İngiltere, İskoçya, kuzeybatı Avrupa, ispanya, Portekiz, İtalya, Avusturya, Almanya, Macaristan ve Kudüs'ten araziler satın aldılar. Bazı bölgelerde gizli okullar kurdular. Bu okullar aynı Kudüs tepkiler gibi işliyordu. Ve bu dönemlerde Avrupa'nın her yerinden tarikata girmenin şartının bütün mal varlığını bağışlama olmasına rağmen Avrupa da birçok zenginin, prensin, kralın çocukları bu tarikata üye oldular.
Tapınak şövalyeleri 1146 yılından sonra beyaz üzerine kırmızı haçlı bayrağı kullanmaya başladılar. 2. Haçlı seferine de bu bayraklarla katıldılar. Haçlı seferine katılmadan önce tarikat İslam dünyasıyla da diyalog halindeydi. Ama sadece en iyi bildikleri şey olan para yoluyla insanları kullanmaktı.
Bu dönemde İslam dünyasından özellikle Hasan Sabbah ile araları çok iyiydi. Ve Sabbah'ın keşleri bunlara çok fazla saygı duyuyorlardı. Zamanla öyle bir güçlendiler ki 1215 yılında İngiliz kralı John'a baskı uygulayarak Magna Carta'yı imzalattılar.
2. haçlı seferini kaybetmeleri üzerine bu dönemde 13. Yüzyılın başında kral John kardeşi eski kral Rıchard'tan Kıbrıs adasını satın aldılar. Ve Kudüs tekrar Müslümanların eline geçince merkezlerini Kıbrıs'a taşındılar. Bu tarihten sonra artık askeri alandan çok diplomasi ve politika alanına yöneldiler. Artık askeri yönlerini suikast veya zorla bir şey yaptıracaklarsa esrarengiz bir olayla yaparlardı.
Tapınak şövalyelerine para yatıran bir kişi güvenliğin çok sıkıntılı olduğu bir zamanda parasını istediği yerden çekebilirdi. Parayı yatıran kişiye uzman oldukları geometri ile ilgili kavramların şifreli kodlamasıyla bir makbuz verilirdi. Bu makbuzu göstermesi yeterliydi. Londra ve Paris'te resmi binaları vardı paralar genelde buraya yatırılırdı. Bu dönemde Paris ve Londra Avrupa'nın finans merkezi haline geldiler ve halende finans merkezleridirler.
1306 yılına kadar Avrupa da kolay kolay bir sıkıntıyla karşılaşmadılar. Bu tarihte Fransa kralı 4. Philippe tapınak şövalyelerinin bu kadar zengin olması ve devamlı yönetime müdahale etmeleri yüzünden, tapınak şövalyelerini ülkesinden kovma kararı aldı. Hemen harekete geçti. Kral Philippe bu konuyla ilgili bir talimat hazırlattı. Talimat ülkenin her yanında birden açıklanıp yürürlülüğe konulacaktı.
13 Ekim 1307 Cuma günü güneş battığı zaman talimat açıklandı. Talimata göre, Fransa'daki bütün tapınak şövalyelerinin malları müsadere edilerek el konuldu ve tarikata üye olan herkes tutuklandı. Bu talimat ile Philippe ülkesini temizledi tapınakçılardan fakat istediği hazineyi elde edemedi. Oysaki tapınakçılar kralın yapacaklarını bir gün önceden haberdar oldular. O gece hazineleri Paris'ten tarikatın deniz kıyısındaki la Rochelle kıyısına arabalarla getirdiler. Hazine 18 kadırga gemiye yüklendi.
Hazineden bir daha haber alınamadı. Yakalanan tapınakçılar Philippe'nin emriyle birçoğu yakıldı. Bir kısmı da hapishaneye atıldılar onlarda işkenceler altında can verdiler. 1312 yılında papalık Philipe'nin baskılarına dayanamayıp tapınak şövalyeleri üzerinde korumasını kaldırdı. Büyük üstad Jacques De Molay şövalyelerinin Normandiye'deki kalfası Geoffroi De Charney ateş üzerinde kızartılarak ölüme mahkûm edildi. Kalfanın idamıyla tapınak şövalyeleri tarih sahnesinden resmi olarak silindiler. Ama Fransa dışında bazı ülkelerde legal ve illegal olarak varlıklarını sürdürdüler.
Tapınak şövalyeleri ortadan kaldırılmasına rağmen haklarındaki esrar perdesi kalkmadı. Kalfa Charney yakılarak öldürülmesi olayı günümüze kadar bu tarikatın mistik güçleri olduğuna inandırmıştır insanları. Kalfa yakılarak öldürüldüğü sırada dumanlardan boğulmak üzereyken vücudunu saran alevlere beddua etmiştir. Rivayete göre kendisine bu zulmü reva gören Papa Clement ve kral Philippe'ye çağrıda bulunarak bir yıl içinde tanrının ilahi mahkemesinden önce kendisine katılmalarını istemiştir.