3. Dünya savaşının ayak sesleri! İran'daki saldırılar din savaşı değil Petro-Dolar çatışması | A Haber ekipleri ateş hattında

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
3. Dünya savaşının ayak sesleri! İran'daki saldırılar din savaşı değil Petro-Dolar çatışması | A Haber ekipleri ateş hattında

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş, Orta Doğu’yu adeta bir barut fıçısına çevirdi. Tahran ile Tel Aviv arasındaki güç mücadelesinin perde arkası A Haber’de analiz ediliyor. ABD ve İsrail’in nihai hedefinin Ali Hamaney’i devirmek olduğu öne sürülürken, öldürülen liderin yerine oğlu Mücteba Hamaney’in geçmesi Washington ve Tel Aviv cephesinde soğuk duş etkisi yarattı. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu Tel Aviv'de gün boyunca füze saldırılarının sürdüğünü vurgulayarak Steve Witkoff ve Jerad Kushner'in İsrail ziyaretini ertelediğini belirtti. Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar İran'daki saldırıların din savaşı olmadığını belirterek "Bu savaş Petro-Dolar çatışması. Temelinde Amerikan'ın hedefi rejimi değiştirmek değil, rejimin davranışını değiştirmek" dedi.

Orta Doğu'da 28 Şubat'tan bu yana gerilim dinmiyor. ABD-İsrail hattında yaşanan gelişmeler bölgeyi yeniden bir çatışma sarmalına sürükledi. Ekber Karabağ Tahran'dan son durumu ve sahadaki gelişmeleri aktarırken, Emine Kavasoğlu Tel Aviv'den İsrail'in operasyon planlarına dair detayları paylaşıyor. Bölgedeki kritik gelişmeler, sahadan en sıcak görüntüler ve büyük güç mücadelesinin perde arkası A Haber'de.

İŞTE 07-10 MART 2026 TARİHLERİNDE ABD-İSRAİL'İN İRAN'A KARŞI SAVAŞINDA YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

02:59

"DİN SAVAŞI DEĞİL PETRO-DOLAR ÇATIŞMASI"

ABD-İsrail'in İran'a başlattığı savaşın 11. gününde Trump, yeni lider Mücteba Hamaney'e tehditler savurarak suikast sinyali verirken saldırıların devam edeceğini vurguladı. Öte yandan savaşın mali boyutu merak konusu olurken A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Gece Ajansı programına konuk olan Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar savaşın son durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

"TRUMP'IN HEDEFİ REJİMİN DAVRANIŞINI DEĞİŞTİRMEK"

İran'a yönelik saldırıların mahiyetini Trump doktrini üzerinden analiz eden Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, "Saldırının ana hedefi işgalsiz savaş. Yani bir işgal harekatı düşünülmüyor" ifadelerini kullandı. Bu çatışmanın bölgesel bir savaş değil, küresel bir hesaplaşma cephesi olduğunu vurgulayan Tutar, "Yeni bir dönem var. Şu anda çok kutuplu bir dönemdeyiz. Rusya'yı, Çin'i veya Türkiye'yi bir kenara iterek tek başınıza hareket edemezsiniz." sözleriyle aktardı. Çatışmanın bir din savaşı olmadığını, bunun sadece bir makyaj olduğunu söyleyen Tutar, "Bu bir din savaşı değil emperyalist savaş, Petro-Dolar endeksi... Temelinde Amerikan'ın hedefi rejimi değiştirmek değil, rejimin davranışını değiştirmek" değerlendirmesinde bulundu. Venezuela örneğini hatırlatan Tutar, Trump'ın lider kadrosunu alarak devlet mekanizmasını ayakta bıraktığını ve rejimin davranışını şekillendirdiğini belirtti.

AMERİKA İSRAİL'İ İSRAİL DE AMERİKA'YI KULLANIYOR

Saldırılarda İsrail'in ön planda olmasının Amerika'daki yansımalarına da değinen Tutar, "Amerika'da da tartışılıyor; yani bu savaşı kim başlattı, İsrail başlattı Amerika peşine düştü. Ben o kanaatte değilim. Zaten Trump da, Rubio'nun yaptığı açıklamalar da biraz şeyi gösteriyor. Yani 'biz İsrail'i zorladık'..." ifadelerini kullandı. ABD'nin emperyalist paylaşım stratejisinde İsrail'i bir araç olarak gördüğünü vurgulayan Tutar, "İsrail'i istediği şekilde, istediği yolda kullanabiliyor. Tabi İsrail de bunun şeyiyle, gazıyla şöyle bir şey yapılıyor Amerika'da mesela şu anda İsrail'in imajını aklamak için: İşte biz İsrail'i bu savaşa zorladık, İsrail bizim müttefikimiz, bizim adımıza 2000 kilometre ötedeki bir ülkeyi, bir hedefleri bizim için bombalıyor. Bizim böyle bir müttefikimiz var mı dünyada?" sözleriyle aktardı. Amerikan kamuoyundaki İsrail karşıtlığını azaltmak için, "Bu savaşı biz yürütüyoruz, İsrail'i de bu anlamda biz kullanıyoruz" şeklinde yeni bir söylem geliştirildiğini de ifade etti.

YENİ SYKES-PICOT İHTİMALİ VE HARİTA DEĞİŞİKLİĞİ

İsrail'in yeni bir Ortadoğu dizaynı hedeflediğine dair söylemlerin ABD'de çok fazla karşılık bulmadığını söyleyen Tutar, "İsrail'in mesela işte gündeme getirdiği, 'İran'a yönelik savaş 2026 Sykes-Picot'ya, yeni bir Sykes-Picot'ya yol açacak' şeklindeki açıklamalara da mesela Amerikan yönetimi, kamuoyu çok fazla destek vermiyor" ifadelerini kullandı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu konuya dikkat çektiğini hatırlatan Tutar, "Bugün Sayın Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar da biraz buna göndermeydi. Yani güç harita değişikliğine yol açabilecek bir şey değil bu savaş. Çünkü niye? Eğer böyle olsaydı, örneğin 1991'deki Irak bombardımanındaki yöntemi izlerdi" sözleriyle ABD'nin farklı bir strateji izlediğini belirtti.  
 

00:15

İRAN'DAN TEL AVİV'E BOMBARDIMAN

İran'ın İsrail'e yönelik saldırıları sürerken gece saatleri Tel Aviv'e yeniden füze attı. İsrail'de Demir Kubbe devreye girerken bölgede panik yaşandı. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ve kameraman Niyazi Kurt Tel Aviv'deki son gelişmeyi aktardı. 

1 TONLUK FÜZELERLE VURDULAR: TEL AVİV'DE BÜYÜK YIKIM

Bölgedeki sıcak gelişmeleri Tel Aviv'den aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Bir saat önce oldukça yoğun bir saldırı yine yaşandı Tel Aviv'de. Devrim Muhafızları bir uydu merkezinin vurulduğunu açıkladılar" ifadelerini kullandı. Hizbullah'ın da radar merkezlerini ve Tel Aviv'e sadece 10-15 kilometre uzaklıktaki Sde Micha üssünü hedef aldığını belirten Kavasoğlu, "28 Şubat'tan bu yana belki de en hareketli gününü yaşadı Tel Aviv. Saat 12 itibarıyla 1 tonluk savaş başlıklı füzelerle saldırıların gerçekleşeceği duyurulmuştu. Havada ağırlıkları 2 ila 5 kilogram arasında değişen 24 ayrı parçaya ayrıldı o füzeler ve maddi hasara neden oldu" sözleriyle sahadaki yıkımı aktardı.

İSRAİL KAYIPLARI GİZLİYOR: SOKAKLARDA SIKI SANSÜR

Saldırılarda yaşanan can kayıplarına ve İsrail'in uyguladığı katı sansüre dikkat çeken Kavasoğlu, "28 Şubat'tan bu yana ilk kez iki kişi hayatını kaybetti. Şu ana kadar toplamda 11 sivilin hayatını kaybettiğini biliyoruz ama İsrail medyasında hayatını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğu söyleniyor," ifadelerini kullandı. Füze yağmurunun Bat Yam, Bnei Brak, Petah Tikva ve Tel Aviv'in merkezinde etkili olduğunu dile getiren deneyimli gazeteci, "Daha önce de anlattığım gibi, yine yoğun güvenlik önlemleri alındı ve o saldırıların düzenlendiği herhangi bir noktanın görüntülenmesine de izin verilmedi" sözleriyle İsrail'in gerçekleri gizleme çabasına vurgu yaptı.

İRAN VE HİZBULLAH'TAN EŞ ZAMANLI İHA VE FÜZE SALDIRISI 

İran'ın askeri anlamda geri adım atmayacağının altını çizen Kavasoğlu, "İran, savaş kapasitemiz sonlanmadı açıklamasını yapıyor. Stratejimizi değiştirdik, artık uzun menzilli füzelerle daha sık aralıklarla daha hedefe yönelik saldırılar gerçekleştireceğiz dediler" sözleriyle aktardı. İran'ın balistik füzeleriyle eş zamanlı olarak Hizbullah'ın da sınır bölgelerinde yoğun İHA saldırıları başlattığını ifade eden Kavasoğlu, "Elah Vadisi bölgesinde bir siber iletişim merkezinin hedef alındığı duyuruldu. Hayfa'daki üslere de yine yoğun bir saldırı olduğunu söyleyelim. Nevatim ve Ramat David gibi üslerin orada bulunması sebebiyle hiç şüphesiz o noktalar da önemli" ifadelerini kullandı. Hayfa'da eğitime verilen araya da değinen Kavasoğlu, belediye başkanının bombardıman sürerken çocukların hayatını tehlikeye atarak okulları açmaya kesinlikle karşı çıktığını belirtti.

WITKOFF VE KUSHNER ZİYARETİNİ ERTELEDİ 

Saldırıların arka planında Washington ve Tel Aviv arasında tırmanan bir gerilim olduğuna dikkat çeken Kavasoğlu, "İran'da hedef alınan petrol rafinerilerinin bulunması sebebiyle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasında bir gerilim olduğu söyleniyordu. Yarın iki önemli ziyaretçisi olacaktı İsrail'in, Trump'ın danışmanları Witkoff ve Kushner burada olacaklardı. Ancak o ziyaretlerinde iptal olduğu bilgisi geldi," ifadelerini kullandı. Çatışmaların küresel piyasalara yansımasına da değinen Kavasoğlu, "Kısa süre önce Trump'ın yaptığı açıklamalarla birlikte petrolün varili 117 dolarlardan 85 dolara kadar düştü" sözleriyle aktardı.

23:23

"FÜZELERİ TÜRKİYE'YE BİZ ATMADIK"

Orta Doğu'da tansiyonun yükseldiği bir dönemde Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında kritik bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Görüşmede, Türkiye topraklarına düşen ve etkisiz hale getirilen füze meselesi tüm detaylarıyla masaya yatırıldı.

İran tarafı saldırı iddialarını kesin bir dille reddederken, gerçeğin ortaya çıkması için "ortak araştırma grubu" kurulması önerisinde bulundu. Bölgedeki sıcak gelişmeleri A Haber muhabiri Ekber Karabağ aktardı.

İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, görüşmenin en kritik maddesini Türkiye sınırları içine düşen ve etkisiz hale getirilen füze oluşturdu. Konuyla ilgili detayları paylaşan A Haber muhabiri Ekber Karabağ, Mesud Pezeşkiyan, "Türkiye’de bugün olan bu füze meselesiyle ilgili oraya düşen ve etkisiz hale getirilen mesele konusunda ortak araştırma grubu oluşturulmasına sıcak baktıklarını" ifade ettiğini belirtti. 

İran tarafı, Türkiye’ye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediklerinin altını çizerek, hedefte bölgesel iş birliklerinin olduğunu savundu. Mesud Pezeşkiyan, "Bazı devletler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve kendi deyimiyle Siyonist rejim, komşu ve İran'ın komşularıyla kendisi arasında işte bazı ihtilaflar yaratmaya çalışıyor" sözleriyle provokasyon uyarısında bulundu.

İran’ın komşularıyla olan ilişkilerinde saldırgan bir tutum içinde olmadığını kaydeden Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerden bize saldırı olmadığı sürece biz onların topraklarına bir saldırımız söz konusu olamaz" ifadelerini kullandı.

16:36

MÜCTEBA HAMANEY’E TAHRAN SOKAKLARINDA BÜYÜK DESTEK!

İran’da yeni lider Mücteba Hamaney için Tahran’ın kalbi İnkılap Meydanı’nda on binlerce kişi bir araya geldi. Şehrin batı bölgelerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların gölgesinde yapılan gösterilerde, İran halkı yeni liderine biat etti.

A Haber muhabiri Ekber Karabağ, Tahran sokaklarındaki tarihi hareketliliği ve halkın nabzını yerinden aktardı. Devletin zirvesinden sokağa kadar İran, Mücteba Hamaney isminde kenetlendi.

 

3. Dünya savaşının ayak sesleri! İran'daki saldırılar din savaşı değil Petro-Dolar çatışması | A Haber ekipleri ateş hattında - 1

TAHRAN’DA TARİHİ BİAT: DEVLETİN ZİRVESİ KENETLENDİ
Mücteba Hamaney’in göreve seçilmesinin ardından İran’da yönetim kademeleri tam kadro biat tazeledi. Tahran’dan son durumu bildiren Ekber Karabağ, "Mücteba Hamaney için Tahran’da an itibarıyla destek gösterileri yapılıyor. Kendisi seçildikten hemen sonra Cumhurbaşkanından Yargı Başkanına, ordudan Devrim Muhafızlarına kadar ülkede herkes kendisine biat etti" bilgisini paylaştı. Hamaney’in, Uzmanlar Meclisi tarafından oyların üçte ikisinden fazlasını alarak bu göreve atandığını belirten Karabağ, liderlik seçiminin ardından Geçici Liderlik Konseyi’nin de resmen feshedildiğini aktardı. 

SALDIRILARA RAĞMEN HALK SOKAKTAN ÇEKİLMİYOR
Tahran’ın çeşitli noktalarından patlama sesleri yükselirken halkın meydanları terk etmemesi dikkat çekti. Karabağ, "İnkılap Meydanı’nda gösteriler sürerken Tahran’ın batı bölgesinde onlarca noktaya saldırı söz konusuydu. Ancak bu saldırılara rağmen insanlar hala sokaklarda ve İran’ın yeni liderine bu şekilde destek vermeye devam ediyorlar" ifadelerini kullandı. Bölgedeki güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığı, özellikle askeri barikatların yoğunlaştığı bildirildi. 

 

3. Dünya savaşının ayak sesleri! İran'daki saldırılar din savaşı değil Petro-Dolar çatışması | A Haber ekipleri ateş hattında - 1

İRANLI VATANDAŞLARDAN "CANIM FEDA OLSUN" MESAJI
Meydanı dolduran İranlıların duygularını mikrofonuna taşıyan Ekber Karabağ, bir vatandaşın yeni lider için, "Canım ona feda olsun" ifadelerini kullandığını aktardı. Bir başka İranlı ise Kur'an-ı Kerim’den ayetlerle durumu özetleyerek, "Allah bir nimeti bizden alırsa, yerine başka bir nimet verir. Ayetullah Ali Hamaney elimizden alındı, onun yerine Mücteba Hamaney bize verildi" şeklinde konuştu. Halkın büyük bir kısmının yeni lideri "ümitsizliğe karşı bir umut" olarak gördüğü belirtildi. 

BATI’YA VE İSRAİL’E SERT TEPKİ: "KAHROLSUN NETANYAHU"
Gösterilerde sadece biat değil, aynı zamanda Batı dünyasına yönelik öfke de hakimdi. Meydanlarda yükselen sloganları aktaran Karabağ, halkın hep bir ağızdan, "Kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail, kahrolsun vatan hainleri" dediğini belirtti. Özellikle Trump ve Netanyahu aleyhine atılan sloganlarla İran halkının dış müdahalelere karşı sert duruşunu sergilediği, Mücteba Hamaney liderliğinde bu mücadelenin daha da sertleşeceği mesajının verildiği sözleriyle aktarıldı.

14:20

MÜCTEBA HAMANEY SONRASI İRAN’I NE BEKLİYOR?

Washington ve Tel Aviv hattında planlanan "rejim değişikliği" senaryoları duvara tosladı! Ali Hamaney’in tasfiyesiyle İran’ın kaosa sürükleneceğini ve komuta kademesinin dağılacağını bekleyen Batılı güçler, Mücteba Hamaney’in sürpriz liderliğiyle sarsıldı.

A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, A Haber canlı yayınında saldırılarda ailesini kaybeden "öfkeli ve şahin" bir liderin başa geçtiğine dikkat çekerek; Devrim Muhafızları’ndan orduya kadar tüm kurumların Hamaney çevresinde kenetlenmesinin İsrail için "kötü haber" olduğunu vurguladı.

BİR HAMANEY GİTTİ, DİĞERİ GELDİ

İsrail ve ABD’nin nihai hedefinin rejim değişikliği olduğunu ancak sahadaki gerçeklerin bu beklentiyle uyuşmadığını belirten Orhan Sali, "İsrail ve ABD bu savaşa başlarken en büyük hedefi Hamaney'i devirmekti. Ancak işler istedikleri gibi gitmedi. Bir Hamaney gitti, başka bir Hamaney geldi. Hamaney'in ölümü sonrası rejimin hızla dağılacağını, sokakların karıştırılacağını bekliyorlardı ama planlar istedikleri gibi gitmedi. Oğul Hamaney'in başa gelmesi Amerika ve İsrail açısından oldukça kötü bir an." ifadelerini kullandı.

DEVRİM MUHAFIZLARI'NIN "GÖLGE BAŞKANI" SAHNEYE ÇIKTI

Yeni lider Mücteba Hamaney’in askeri kanat üzerindeki sarsılmaz gücüne değinen Sali, "Mücteba Hamaney 57 yaşında. Babasını, annesini, kız kardeşlerini ve yeğenlerini bir hafta önce ortak saldırıda kaybetmiş bir adamdan bahsediyoruz. Mücteba'nın bugüne kadar Devrim Muhafızları üzerindeki etkisi ve nüfuzu zaten biliniyordu. İkinci Ordu dediğimiz bu yapının aslında yıllardır gölge başkanıydı. Dün itibarıyla Birinci Ordu, yani devlet ordusu da Mücteba'ya bağlılığını bildirdi." sözleriyle rejimin askeri kanadının tek yumruk olduğunu aktardı.

"ARTIK KARARI TRUMP DEĞİL, TAHRAN VERECEK"

Savaşın gidişatında inisiyatifin İran’ın eline geçtiğini savunan Orhan Sali, "Trump her ne kadar 'savaşı ne zaman bitireceğimi Netanyahu ile konuşup ben belirleyeceğim' dese de artık bu karar sürecine İran müdahil oldu. Amerika petrol ve enflasyon gibi konularda daha konformist ve kırılgan bir yapıdayken, İran artık hayatta kalma mücadelesi veren ve kaybedecek bir şeyi olmayan bir konumda. Şimdi asıl soru şu: Amerika bombalamayı durdursa bile İran, İsrail'i ve Amerikan varlıklarını vurmayı durduracak mı?" değerlendirmesinde bulundu.

50 YILLIK HAZIRLIK VE "KÖR NOKTA" STRATEJİSİ

İran’ın lojistik gücünün ve stratejik derinliğinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Sali, "Amerika B-1, B-52, F-35 ve uzun menzilli füzelerle, elindeki tüm kapasiteyle vurdu. Eğer şu anda bir rejim değişikliği yapamazlarsa, bundan sonra hiçbir zaman yapamayacaklar. Çünkü 50 yıldır iki taraf da bu savaşa hazırlanıyor. İran'ın elinde füzeler tükendi mi soruları soruluyor ama lojistik dengesi ve arkadaki kör noktaları çok fazla. Tahran yönetimi pes edecek gibi görünmüyor; aksine Hamaney'in gelişiyle daha da cesaretlenmiş durumdalar." ifadelerini kullandı.

13:45

ABD VE İSRAİL’DEN TOPYEKÛN İMHA OPERASYONU!

Ortadoğu’da savaşın ateşi Mısır’dan Körfez’e kadar tüm coğrafyayı sardı! ABD ordusunun neredeyse yarısını bölgeye yığdığı dev operasyonda, İran ve müttefikleri tam bir "kuşatma hilali" içerisine alındı.

A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, A Haber canlı yayınında Lübnan’daki işgal hazırlığından Hürmüz Boğazı’ndaki enerji krizine, ABD’nin bölgedeki devasa üs yapılanmasından sivil katliamlarına kadar karanlık tabloyu harita üzerinde deşifre etti. İsrail donanması Beyrut’u denizden vururken, ABD’nin B-52 ve F-22’leri bölgeyi ateş çemberine çevirmiş durumda.

LÜBNAN’DA "LİTANİ" PLANI: İŞGAL Mİ HAZIRLANIYOR?

İsrail’in Lübnan üzerindeki saldırılarının tesadüfi olmadığını ve stratejik bir hattı hedeflediğini belirten Orhan Sali, "İsrail, Lübnanlıların Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesini istiyor. Litani Nehri boylu boyunca Lübnan'ı geçiyor ve İsrail'in hedefinde bu bölgede kalan yerleri işgal etmek olduğu iddia ediliyor. Golan Tepeleri'ni zaten işgal etmişti; şimdi Lübnan'ın Suriye ile ilişkisini tamamen kesmek için bu güney hattını ele geçirmeye hazırlanıyorlar." sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti. Sali, İsrail donanmasının Beyrut’u denizden füzelerle vurduğunu, "Başkent Beyrut ve çevresindeki alanda savaş gemilerini konuşlandırmış durumdalar. Şehri denizden attıkları füzelerle hedef alıyorlar." ifadeleriyle aktardı.

ENERJİ PİYASALARI NEFESİNİ TUTTU: HÜRMÜZ AÇILACAK MI?

Küresel ekonomiyi sarsan Hürmüz Boğazı’ndaki de facto kapalılık hali, petrol fiyatlarını kontrol edilemez bir noktaya taşıdı. Sürecin belirsizliğini vurgulayan Sali, "Herkes Hürmüz Boğazı ne zaman açılacak diye bekliyor çünkü petrol fiyatları sürekli yükseliyor. Trump 'savaşı durduruyorum' dese bile hemen Hürmüz açılır mı, İran buna yanaşır mı? Dünya enerji piyasaları ve ekonomi çok ciddi bir sıkıntı içerisinde." değerlendirmesinde bulundu.

47 YILLIK HAZIRLIK: ABD’NİN "ÜSLER ÇEMBERİ" DEŞİFRE OLDU

ABD’nin bölgeye yaptığı askeri tahkimatın on yıllara dayanan bir stratejinin sonucu olduğunu ifade eden Orhan Sali, "Bu tablo son 47 yılın özeti. Amerika bugünlere hazırlanıyordu. Bölgeye ordusunun neredeyse yarısını çıkarmış durumda. Üç uçak gemisi, B-2, B-52 ve B-1 bombardıman uçakları konuşlandırıldı," dedi. ABD’nin sadece Körfez’de değil, geniş bir alanda B planı uyguladığını belirten Sali, "Girit’ten Sofya’ya, Diego Garcia’dan Cibuti’ye kadar devasa bir askeri tahkimat söz konusu. Portekiz’den Almanya’ya kadar uzanan bir çevrede bölgeye yönelik yığınak yapılmış durumda." sözleriyle kuşatmanın derinliğini anlattı.

"KANLI HİLAL" HATTI: TAHRAN HEDEF TAHTASINDA

İran’ın dört bir yanındaki ABD üslerinden kalkan uçaklarla baskı altında tutulduğunu vurgulayan Sali, "Kuveyt’te Arifcan Kampı, Suudi Arabistan’da Prens Sultan Üssü, Katar’da El Udeyd ve BAE’de El Zafra... F-35A’lar, F-22 Raptorlar ve THAAD bataryaları bu hattı koruyor. Rum kesimindeki İngiliz üsleri bile Amerikalılar tarafından kullanılmaya başlandı. Topyekûn şu hilal gibi uzanan hatta İran'ın hedef altında olduğunu görebiliyoruz." şeklinde konuştu. Sali ayrıca, İran’ın Bahreyn’deki 5. Filo’yu sürekli hedef aldığını belirterek, "Tahran yönetimi pes edecek gibi görünmüyor; aksine yeni liderliğin gelişiyle daha da cesaretlenmiş durumdalar." sözleriyle sahadaki direncin sürdüğünü ifade etti.

13:40

İRAN'DAN TEL AVİV'E FÜZE SAĞANAĞI

Orta Doğu'da tansiyon bir kez daha zirveye tırmandı. İran tarafından ateşlenen ve ağırlığı 2 ile 5 kilogram arasında değişen 24 ayrı parçadan oluşan füzeler, İsrail'in kalbi Tel Aviv'i vurdu. Şehrin 6 farklı noktasına düşen parçalar büyük bir yıkıma neden olurken, İsrail yönetiminin tüm sansür çabalarına rağmen hasarın boyutu sosyal medya üzerinden dünyaya yayıldı. Bölgedeki kaosu ve füzelerin meydana getirdiği tahribatı A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu Tel Aviv'den aktardı.

TEL AVİV SEMALARINDA PANİK VE ÖLÜM

Saldırının hemen ardından olay yerinden bildiren Emine Kavasoğlu, "Yaklaşık yarım saat önce bir kez daha İran tarafından ateşlenen o füzeler başkent Tel Aviv'e isabet etti. Yaşanan patlamalar sonrasında şu ana kadar bir kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Hava savunma sistemleri müdahale etse de füzelerin 24 ayrı parçaya bölünmesi, tahribatın pek çok noktaya yayılmasına yol açtı" ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, İsrail medyasının görüntüleri kısıtladığını ancak onlarca araç ve binanın ağır hasar altında kaldığını sözlerine ekledi.

İRAN’IN YENİ TAKTİĞİ: UZUN MENZİLLİ FÜZELER DEVREDE

İran’ın saldırı stratejisindeki değişime dikkat çeken Kavasoğlu, "İran tarafından yapılan açıklamalarda, 9 gündür birinci ve ikinci nesil füzelerle İsrail topraklarının hedef alındığı ancak artık yeni taktiğin uzun menzilli füzeler olacağı belirtildi. Nitekim Hürremşah füzeleri bugün Tel Aviv’e doğru ateşlendi ve her ateşlendiğinde yoğun bir hasara yol açtı" sözleriyle sahadaki durumu özetledi.

İSRAİL ORDUSUNDAN İLK KAYIP İTİRAFI

Savaşın askeri bilançosuna dair kritik bir bilgiyi paylaşan Kavasoğlu, "İsrail yönetimi, can kayıplarıyla ilgili net bir açıklama yapmaktan kaçınsa da bugün ilk kez iki askerini kaybettiğini duyurdu. Bu, savaşın gidişatı açısından İsrail tarafı için önemli bir kırılma noktası olarak görülüyor" bilgisini aktardı.

PETROL PİYASASINDA 200 DOLAR KABUSU

Saldırıların küresel ekonomiyi de sarsmaya devam ettiğini belirten Emine Kavasoğlu, "Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması nedeniyle Brent petrol fiyatları 117 doların üzerine çıktı. İran tarafı, eğer bu durum devam ederse petrol fiyatlarının 200 dolara çıkabileceği uyarısında bulundu. Bu, son yılların en büyük petrol arz şoku olarak nitelendiriliyor" ifadelerini kullandı.

TAHLİYE KARMAŞASI VE İPTAL EDİLEN DİPLOMASİ

İsrail’deki günlük yaşamın felç olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, "Tahliye olmak isteyenler için uçak seferleri başlatıldı ancak hava saldırıları nedeniyle uçaklar tam kapasiteyle kalkamıyor; 200 kişilik uçaklara sadece 50 yolcu alınabiliyor. Bu da bilet fiyatlarının fahiş şekilde artmasına yol açtı. Diğer yandan, Trump'ın danışmanları Kushner ve Bitkoff’un yarın yapması beklenen kritik ziyaretin de güvenlik gerekçesiyle iptal edilebileceği konuşuluyor" sözleriyle haberini tamamladı.

Ahaber
12:09

İRAN'IN DENİZ GÜCÜNÜ YOK ETME PLANI

Küresel güç mücadelesinde kartlar yeniden karılıyor! Haziran 2025’teki "12 Gün Savaşı"ndan bu yana geçen sekiz ay, Washington’ın asıl hedefinin sadece Tahran değil, Pekin’i çevrelemek olduğunu gözler önüne serdi. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Filiz Katman, A Haber canlı yayınında Trump yönetiminin Venezuela’dan Hürmüz’e uzanan "gölge filo" operasyonlarını ve "Kutsanmış Yol" adı verilen yeni ticaret koridoru için İran’ın deniz gücünü yok etme stratejisini deşifre etti. Enerji ve ticaretin dar geçitlerinde yaşanan bu savaş, dünyanın nefesini kesme noktasına geldi.

VENEZUELA’DAN RUSYA’YA "GÖLGE FİLO" KISKACI

ABD’nin son sekiz aydır basının gözünden kaçan çok kritik hamleler yaptığını belirten Dr. Filiz Katman, "Temmuz 2025 itibarıyla ABD yönünü Venezuela'ya çevirdi. Venezuela, İran, Rusya ve Çin ile oluşturulan 'gölge filo' üzerinden yapılan petrol ticaretine karşı ABD çok ciddi hamleler yaptı, ölümler yaşandı ve Rus tankerlerine el koydu. Temel mevzu, Çin'in ucuza petrol tedarikini kesmekti. Trump, 45. başkanlık döneminden beri Çin'i durdurabilecek her hamleyi gündeme getiriyor." ifadelerini kullandı.

DAR GEÇİTLER VE BOĞULMA NOKTALARI: PANAMA VE HÜRMÜZ

Dünyanın stratejik boğaz noktalarındaki gerilimin küresel bir nefes darlığına yol açabileceğine dikkat çeken Katman, "Dünyanın dar geçitleri diyebileceğimiz noktalarda bir stres yaratırsanız dünya boğulma noktasına gelebilir. Panama bu noktada karşımıza çıkıyor, Hürmüz bunlardan bir tanesi. Trump, Çin'in mal ve hizmet taşımasını engellemek için bu noktaları kademeli olarak hedef alıyor. İran 15 Şubat'tan itibaren Hürmüz Boğazı'nı de facto kapatacağının sinyalini vermişti." sözleriyle stratejik tabloyu aktardı. Trump’ın "İran’ın deniz kuvvetlerini tamamen yok edeceğiz" açıklamasının tesadüf olmadığını vurgulayan Katman, "Bu koridoru kontrol eden kenar kuşağı kontrol eder, kenar kuşağı kontrol eden ise dünyanın kalbi olan Asya'yı kontrol eder." değerlendirmesinde bulundu.

NETANYAHU’NUN HARİTASI: "KUTSANMIŞ YOL"A İRAN BARİKATI

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler kürsüsünden gösterdiği haritaların bugünkü savaşın kodlarını barındırdığını ifade eden Dr. Filiz Katman, "Netanyahu'nun 'Kutsanmış Yol' dediği hat, Hindistan'dan başlayıp BAE ve Suudi Arabistan üzerinden Hayfa Limanı'na, oradan Avrupa'ya giden bir hattır. İran tam olarak bu üç noktayı; BAE, Suudi Arabistan ve Hayfa'yı hedef alıyor. Dolayısıyla burada bir koridorlar savaşı var." sözleriyle bölgesel çatışmanın asıl nedenini açıkladı.

SİYASETİN SOĞUK YÜZÜ VE İNSANİ DRAM: "ÖLEN KIZ ÇOCUKLARI VAR"

Stratejik hamlelerin arkasında büyük bir insani trajedinin yaşandığını hatırlatan Katman, saldırıların hedef seçimine dair sert eleştirilerde bulunarak, "Büyük güçler mevzusunun altında aslında bireyler var. Hedef almakla ilgili bir sürü hikaye söylendi ama sonuçta burada ölen kız çocukları var. Bazı sapkın inanışlara sahip olanların bunu araçsallaştırdığı, ancak olanın yine annelere ve babalara olduğunu söylemek gerekiyor." ifadelerini kullandı. Uzman, stratejik hedeflerin gölgesinde kalan sivil kayıpların, "teopolitik" gerekçelerin ardına gizlenemeyecek kadar ağır bir gerçeklik olduğunu vurguladı.

10:57

TRUMP'IN "ENERJİ HATTI" PLANIYLA ÇİN VE RUSYA HEDEFTE

İsrail ve ABD’nin İran’daki enerji tesislerini hedef almasıyla petrol fiyatları ikiye katlanırken, küresel piyasalar tam bir kaosun eşiğine geldi. Stratejist Mustafa Aşkın, A Haber canlı yayınında Aralık ayından bu yana petrolün varil fiyatındaki yüzde yüzlük artışa dikkat çekerek, bu krizin sadece bölgeyi değil, Çin’den Hindistan’a kadar tüm dünya ekonomisini sarsacak bir enflasyonist dalgayı tetiklediğini vurguladı. Trump’ın "kaotik" ekonomi politikalarıyla birleşen savaş, dünyayı stagflasyon tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

"PETROL VE DOĞAL GAZ İKİYE KATLANDI"

Savaşın ekonomik cephesindeki yıkıcı tabloyu rakamlarla ortaya koyan Stratejist Mustafa Aşkın, "Aralık ayında petrolün varil fiyatı 60 dolardı. Biraz önce baktığımda 120 dolara çıkmış olduğunu gördüm. Yüzde yüzlük bir artıştan bahsediyoruz. Çok ciddi bir artış bu. Diğer taraftan doğal gaz fiyatlarında da benzer bir oran söz konusu." sözleriyle piyasalardaki devasa yükselişi aktardı. Trump’ın gümrük vergileri ve sert politikalarıyla zaten kırılgan olan küresel düzenin daha da bozulduğunu belirten Aşkın, "Küresel olarak baktığınızda, petrol ve doğal gaz fiyatlarının yaratacağı enflasyonist baskıyı giderek daha fazla hissedeceğiz. Büyümeyle ilgili kayıplar yaşanacak." ifadelerini kullandı.

TESİSLER VURULDU: "SAVAŞ BUGÜN BİTSE BİLE KRİZ BİTMEYECEK"

Körfez’deki üretim ve dolum tesislerinin hedef alınmasının kalıcı hasarlara yol açtığına dikkat çeken Aşkın, "Son iki gündür özellikle petrol üretim ve dolum tesislerinin vurulmuş olması, savaş bugün bitse bile sürecin uzayabileceği beklentisini artırdı. Petrol ve doğal gaza ulaşım dünya ekonomisi anlamında zaman alacak bir sürece girdi. Çünkü karşılıklı olarak birbirlerinin limanlarını vuruyorlar." değerlendirmesinde bulundu. Bu durumun domino etkisi yaratacağını vurgulayan stratejist, "Gübre fiyatlarından temel gıda fiyatlarına kadar olumsuz bir dizi gelişmeyi göreceğiz. Küresel anlamda stagflasyonist bir dalga peşimizden sürüklenecek." sözleriyle uyardı.

TRUMP’IN ASIL HEDEFİ: ÇİN, RUSYA VE HİNDİSTAN EKSENİ

İran operasyonunun perde arkasında yatan büyük ekonomik savaşa değinen Mustafa Aşkın, "Trump'ın yapmaya çalıştığı şey, özellikle Çin, Rusya, Hindistan gibi ülkelerin enerji ve üretim maliyetlerini artırmak, enerji hatlarını kesmek ve üzerlerindeki baskıyı artırmaktır. Venezuela ve İran hamleleri bu bağlamda düşünülebilir. Çünkü bu ülkelerin en büyük alıcıları Uzakdoğu ülkeleridir." şeklinde konuştu. ABD yönetiminin "ikircikli" tavırlar sergilediğini belirten Aşkın, "Görüntüde İran savaşı gibi olsa da, ana hedefin Rusya-Çin-Hindistan grubu olduğu düşüncesindeyim." ifadelerini kullandı.

NÜKLEER BAHANE, TESLİMİYET HEDEF: "SADDAM SENARYOSU MU?"

İran’ın nükleer kapasitesinin bir savaş dayanağı olarak kullanıldığını hatırlatan Aşkın, geçmişteki Irak işgaliyle paralellik kurarak, "Irak'ta da benzer şeyi yapmışlardı; 'Saddam nükleer silah imal ediyor' deyip saldırmışlardı ve herhangi bir şeyin olmadığını daha sonra itiraf etmek zorunda kalmışlardı. Her ne kadar İran'da bir zenginleştirme söz konusu olsa da, ne yazık ki bu savaşta bir dayanak olarak kullanılıyor." dedi. Dünyada bir uzlaşı ortamı kalmadığını ve risklerin arttığını belirten stratejist, "Trump canı istediği gibi davranıyorsa, başka ülkeler de 'biz de istediğimiz gibi davranırız' mantığıyla hareket edebilir. Süreç giderek tehlikeli bir hal alıyor." sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

10:02

İRAN'DA HALKI SOKAĞA DÖKMEK İÇİN ENERJİ VE SU SAVAŞI BAŞLADI!

İsrail ve ABD’nin İran üzerindeki operasyonlarında ikinci perde açıldı! Üst düzey isimlerin tasfiyesiyle beklediği sonucu alamayan şer ittifakı, şimdi de sivil hayatı felç ederek halkı rejime karşı ayaklandırmayı hedefliyor. Daily Sabah Koordinatörü Mehmet Çelik, petrol rafinerileri ve su arıtma tesislerine yönelik saldırıların "halkı mobilize etme" stratejisinin bir parçası olduğunu vurgularken, Mücteba Hamaney döneminin bu kaosun tam ortasında başladığına dikkat çekti.

"REJİMİ DESTEKLEMEYİN" MESAJI

İran üzerinde kurulan baskının boyut değiştirdiğini belirten Mehmet Çelik, operasyonun yeni safhasını, "Birinci evrede üst düzey yetkililerin vurulması beklenen etkiyi yaratmadı. İkinci evrede petrol depolarının ve rafinerilerin vurulması aslında halkın üzerinde bir etki sağlayıp, enerji olmadığı zaman hayatın her safhasını etkileyerek halkı rejime karşı mobilize etme adımıdır." sözleriyle analiz etti. Stratejinin doğrudan sivilleri hedef aldığını vurgulayan Çelik, "Su arıtma tesislerinin de vurulduğunu biliyoruz. Bu, 'Siz bu rejimi desteklemeye devam ederseniz, günlük yaşamınıza etki eden her yeri hedef alırım' mesajıdır. Halkı ayaklanmaya sevk eden bir aşamadır." ifadelerini kullandı.

TRUMP VE NETANYAHU ARASINDAKİ "METOT FARKI"

ABD ve İsrail’in İran’ın geleceğine dair farklı senaryolar üzerinde çalıştığını ifade eden Çelik, "İsrail tarafında rejimin tamamen çökertilmesi ve elimine edilmesi varken, Trump tarafında 'Ben yeni gelecek liderle uyumlu bir şekilde çalışabilirim' pozisyonu mevcut. Trump, kontrolünde olan bir İran istiyor; bütün fokusları kendi üzerinde toplayıp bunu seçim karnesine pozitif yazdırmaya çalışan bir şovmen gibi hareket ediyor." değerlendirmesinde bulundu. Çelik ayrıca, bölgedeki savaşın genişlemesinin İsrail’in stratejisine hizmet ettiğini söyleyerek, "İran'ın saldırı çeperini genişletmesi tam Lindsey Graham gibi figürlerin istediği bir şeydir. Savaşın kontrolünün kendilerinde olduğu mesajını veriyorlar." sözlerini ekledi.

Mücteba Hamaney: Ses Tonu Bile Bilinmeyen "Şahin" Lider

İran'da babadan oğula geçen bir sistemin ayak seslerinin duyulduğunu belirten Mehmet Çelik, Mücteba Hamaney’in profiline dair, "Mücteba Hamaney, Ayetullah mertebesinde bir figür değil, yeterli kalifikasyonu olmayan bir dini lider. Askeri kanatla uzun yıllara dayanan ilişkisi var ama halkın önünde olmayan, sesinin tonu bile herkesçe bilinmeyen bir isim." dedi. Yeni liderin ailesini kaybettiği saldırılar sonrası takınacağı tavra dikkat çeken Çelik, "Babasını, annesini ve eşini kaybettiği bir saldırı sonrasında nasıl bir tutum sergileyeceği, bir şahin olarak mı devam edeceği yoksa sistemin pasifize mi olacağını göreceğiz." ifadelerini kullandı.

"BÜYÜK İSRAİL" VE KUTSAL MABETLER ÜZERİNDEKİ TEHLİKE

Siyonist rejimin dini referanslarla meşrulaştırdığı yıkım planlarına değinen Çelik, "Büyük İsrail bir komplo teorisi olarak görülürdü ama şu an atılan adımları ve paylaşılan haritaları görüyoruz. Süleyman Mabedi'nin inşası gibi hedefler için mabetler ve hastaneler onlar için birer araçtır. Gazze’deki soykırım bir uyanışa sebep oldu; İran'da bunun tekrarlanması İsrail ve ABD’yi bütün vicdanlarda hapsedecektir." sözleriyle tehlikenin büyüklüğüne işaret etti.

08:40

SAVAŞIN GÖLGESİNDE STRATEJİK HALEFİYET VE "BESİC" GÜCÜ!

İsrail ve ABD'nin nokta operasyonlarıyla sarsılan İran'da, Dini Lider Ali Hamaney'in ardından haleflik tartışmaları yeni bir boyuta taşındı. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Yıldırım Deniz, A Haber canlı yayınında normal şartlarda dini yeterliliği tartışılan Mücteba Hamaney'in yükselişini, bölgedeki varoluşsal savaşın ve Devrim Muhafızları ile Besic üzerindeki sarsılmaz nüfuzunun bir sonucu olarak değerlendirdi. Tahran'daki "ateşten gömlek" liderlik yarışı, istihbarat zafiyetleri ve rejimin kılcal damarlarındaki milis yapılanmasıyla yeniden şekilleniyor.

DİNİ YETERLİLİK TARTIŞMASI VE SAVAŞIN GETİRDİĞİ MECBURİYET

İran'da liderlik makamı için dini otoritenin mutlak kabul görmesi gerekirken, Mücteba Hamaney isminin öne çıkması ezberleri bozuyor. Dr. Yıldırım Deniz, "Normal koşullarda Mücteba Hamaney'in İran gibi bir devletin başına geçmesi bence çok mümkün olmazdı. Çünkü Mücteba Hamaney, Ayetullah Humeyni ya da Ayetullah Ali Hamaney gibi dini yeterliliği her kesim tarafından kabullenilmiş bir lider değil. Dini yeterliliği var fakat bununla alakalı içeride çok tartışmalar var." sözleriyle içerideki meşruiyet krizine dikkat çekti.

Hamaney'in Kum kentindeki eğitimine 30'lu yaşlarında başlamasının geleneksel kariyer basamaklarına aykırı olduğunu belirten Deniz, "Normalde dini alanda kariyer yapacaksa çok daha erken yaşlarda bu eğitimi alması gerekirken, o herkesin tersine 30'lu yaşlarda Kum kentine gidiyor. Ancak şu an ülke bir varoluşsal mücadele içerisinde olduğu için her kesim birbirine kenetlenmiş durumda." ifadelerini kullandı.

DEVRİM MUHAFIZLARI VE "SİVİL ORDU" BESİC'İN TAM DESTEĞİ

İran'ın askeri yapısındaki çift başlılığın Mücteba Hamaney için bir avantaj olduğunu vurgulayan Deniz, "İran'da bir normal ordu var, bir de onun gibi ikinci bir ordu olan Devrim Muhafızları Ordusu var. Devrim Muhafızları şu anda su götürmez bir şekilde hakim konumda ve Mücteba Hamaney'i kayıtsız şartsız destekliyorlar." dedi. Rejimin en kritik gücü olan Besic yapılanmasına da değinen Deniz, "Besic dediğimiz örgüt rejimin halkın en kılcal damarlarına kadar inen, sivil ve gözü kara yapılanmasıdır. Sayıları 100 bin ile 300 bin arasında değişen bu grubun uzun süre bağlı olduğu kişi Mücteba Hamaney'dir. Bu güç, olası iç karışıklıklarda sahaya inip sorunları doğrudan çözmeye yönelik hareket eder." şeklinde konuştu.

HALK AYAKLANMALARI VE "VATAN HAİNLİĞİ" KISKACI

Saldırılar öncesi İran'ı sarsan protestoların akıbetine dair çarpıcı bir tahlil sunan Dr. Yıldırım Deniz, "28 Şubat saldırılarından hemen önce İran'ın en büyük problemi halk ayaklanmasıydı. Saldırılarla beraber bu ayaklanmalar deyim yerindeyse bir molaya gitti. Savaş döneminde ayaklanan insanlar direkt vatan haini yaftası yiyeceklerdir, bu Doğu toplumlarının olaya bakışıdır." değerlendirmesinde bulundu. Deniz ayrıca, halkın onayının mevcut yönetim için ikincil planda kaldığını belirterek, "Halkın Mücteba Hamaney'i onaylaması ya da onaylamaması durumu, şu an İran'ı yöneten insanların çok da umurunda değil." sözlerini ekledi.

TAHRAN TERK EDİLMİYOR: "ATEŞTEN GÖMLEK"

Liderlik merkezinin neresi olacağı sorusuna net bir yanıt veren Deniz, "Yeni lider bence daha güvenli bir yerdedir ama yine Tahran'dadır. Çünkü rejimin kalbi orası. Hani böyle bir dönemde liderlik yapacaksa bir insan, bu ateşten gömlektir. Ben orada liderlik yapacak olsam Tahran'ı asla terk etmezdim, işin ucunda hayatımı kaybetmek dahi olsa." dedi. Ali Hamaney'in vurulmasından dersler çıkarıldığını belirten Deniz, "Ali Hamaney'in kurmaylarıyla bir toplantıda vurulması bir istihbarat sızıntısını gösteriyor. Yeni liderin seçiminin zamana yayılması ve görkemli bir devir teslim yapılmaması, bu sızıntılardan ders çıkardıklarının bir göstergesidir." ifadeleriyle süreci özetledi.

04:38

MÜCTEBA HAMANEY'İN LİDERLİĞİ TRUMP'A MEYDAN OKUMA MI?

İran'da yeni liderin Ayetullah Ali Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'in göreve geldiğinin açıklanmasının ardından dikkat çeken bir fotoğraf paylaşıldı. Aynada Mücteba  Hamaney'in görüntüsünün arkasından baba Hamaney'in silueti yer aldı. İran'dan yapılan bu paylaşımın anlamı ne? Oğul Hamaney'in yeni lider olmasının ardından Tahran rejiminde ne gibi değişiklikler olacak? A Haber canlı yayınına katılan Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, İran'da alınan karara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

ALİ HAMANEY VE REJİMİN DERİNLEŞEN TIKANIKLIK

İran'da Ali Hamaney'in sadece bir lider değil, aynı zamanda sistemin kilitlenmişliğinin bir sembolü olduğunu belirten Bercan Tutar, "Ali Hamaney, İran'da rejimin tıkanmışlığının ve toplumla devletler arasında o devasa ayrılığın en büyük simgesidir. Uzlaşmaz ve sertleşmeyle işleyişik bir kırılmaya yol açan Hamaney, sistemin bir çıkmaza sürüklenmesi" kullanıldı. Tutar, rejimin meşruiyet hakkına dikkat ederek, "Hamaney, dini desteklide beklenen mertebede görülmediği için bu açıkları üzerinden Devrim Muhafızları tarafından sağlanan askeri baskıyla durdurmaya çalıştı. Bu da dini meşruiyetin askeri postaların alınmasına neden olduğu" dedi. 

"DEVRİM MUHAFIZLARININ TEK HEDEFİ REJİMİ KORUMAKTIR"

Devrim Muhafızları'nın açıklıklarının İran'ın gelişmiş refahıyla hiçbir şekilde örtüşmediğini vurgulayan Bercan Tutar, "Devrim Muhafızları'nın tek ve mutlak hedef rejimi korumaktır. Onlar için insanların maruz kaldıkları ekonomik koşullar veya şehirlerin yıkılması ikinci planıdır. Bütün İranlılar feda edilsin ama rejim ayakta kalsın anlayışı, bu şekilde artırılarak değerlendirmesinde bulunuldu. Tutar, bu anlayışın halk nezdinde büyük bir öfkeye dönüştüğünü belirterek, "İran halkı artık 'Benim rızkımı neden Hizbullah'a, Husilere veya Suriye'ye gönderiyorsun?' diyerek isyan ediyor. Vatandaş, kendi geçmişinden 'Eşit muamele' beklerken, rejimin harcamaları altında eziliyor" ifadelerini kullandı. 

MÜCTEBA HAMANEY DÖNEMİNDE NELER OLACAK? 

Ayetullah Ali Hamaney'in yerine liderliğine kavuşan Mücteba Hamaney'in de babasıyla benzer bir yol izleyeceği belirten Tutar, "Yeni dönemde bu katı ideolojik politikaların devam ettirilmek istendiğini görüyoruz. Ancak nükleer fetva gibi kritik programlar yapılacak bir geri adımın sistem içinde büyük güçlere yol açabileceği korkusu değişimi kilitleniyor" dedi. Liderlik değişiminin bolluğunu karşılamaktan uzak olduğunu söyleyen Tutar, "Mücteba Hamaney'in başa çıkması için anayasal düzenlemeler yapıldı ancak bu insanların içindeki o derin yarayı kullanmayacak, aksine rejim ile halk arasındaki mesafeyi daha da açacaktır" tespitinde bulundu.

VEKİL GÜÇLER STRATEJİSİ ÇÖKÜYOR MU?

İran'ın Ortadoğu genelinde "vekil güçler" üzerinden yerleşik hakimiyeti hem sistemin hem de dışarıda sarsıldığını kaydeden Bercan Tutar, "Irak'ta Sadr ve Sistani gibi bölgede İran'dan uzaklaşması, rejimin bölgesel kalelerinin sarsıldığını gösteriyor. İçerideki gücü ise 'Benim paramla neden başka yerde savaş yürütüyorsun?' Artık parçalar daha yüksek sesle istemek" ifadelerini kullanıldı. Tutar, rejimin bu baskıcı ve ideolojik odaklı dış politikasının, İran'ın geleceğin en büyük engel haline geldiğini belirterek, "Bu cinsiyetlerle siyasetin devam ettirilmesi, İran'daki toplumsal krizleri daha da derinleştirecek" sözleriyle konuşmasını noktaladı. 

00:22

İRAN'DA YENİ DİNİ LİDER MÜCTEBA HAMANEY

İran Uzmanlar Meclisi Gilan Vilayeti Üyesi Seyyid Ali Hüseyni Eşkevari, İsrail- ABD'nin 28 Şubat’taki saldırısında ölen Ali Hamaney’in oğlu “Mücteba Hamaney’i yeni lider olarak seçtiklerini” belirtti.

Eşkevari, sosyal medyada yer alan açıklamalarında, Uzmanlar Meclisi’nin, ülkenin yeni liderini seçtiğini söyledi.

Uzmanlar Meclisi’nin büyük bir çoğunlukta yeni liderin ismi üzerinde mutabık kaldığını belirten Eşkevari, “İnşallah Hamaney ismi İran’ın yeni lideri olarak devam edecek.” dedi.

Öte yandan Uzmanlar Meclisi Başkan Yardımcısı Ayetullah Hüseyni Buşehri ise yeni liderin yakın zamanda tanıtılacağını belirtti.

A Haber muhabiri Ekber Karabağ, Mücteba Hameney'in yeni lider olarak açıklanmasının ardından Tahran'daki son bilgileri paylaştı. 

"Az önce İran devlet televizyonu yeni liderin Seyid Mücteba Hamaney olduğunu açıkladı. Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney ülkenin üçüncü lideri olarak seçildiği yönünde İran medyasında haberler var. Aynı şekilde Tasnim Haber Ajansı acil koduyla Mücteba Hamaney'in yeni lider olduğunu duyurdu." dedi. 
 

23:26

"İRAN MESELESİ DOĞRUDAN ÇİN'İN ÖNÜNÜ KESMEK"

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla tırmanan gerilim, sadece bir sınır çatışması değil, küresel güçlerin yeni bir dünya düzeni kurma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Stratejist ve Yazar Murat Akan A Haber'de Canan Barlas ile Gündem programında savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak İran'ın operasyonunun 2000'li yıllardaki kökeninin Neocon raporlarına dayandığını ve asıl hedefin Çin'in önünü kesmek olduğunu belirtti. 

HAMANEY PLANI TERS TEPTİ: İRAN HALKI KENETLENDİ

İran'da rejime yönelik saldırıların başladığın aksine bir sonuç doğurduğunu belirten Murat Akan, "İran'da Ali Hamaney'i öldürerek, yani baştaki kişiyi hedef alarak bu savaşı kısa sürede bitireceklerini zannettiler. Ancak tam anlamıyla bir durum yaşandı; bu hamle halkı kenetledi ve birleştirdi". Bölgedeki dalgalanmaların hala aktif olduğunu gösteren Akan, "İletişim kesildi, bir başlamasızlık söz konusu deniliyor ama atılan füzelere baktığınızda İsrail'e şu anda en etkili füzeler atılıyor. Bu da mekanizmasının hala tıkır tıkır patlamalarını kanıtlıyor" sözleriyle sahadaki gerçekliği aktardı.

20 YILLIK KARANLIK RAPOR: ABD'NİN ENERJİ HAKİMİYETİ PLANI

Ortadoğu'daki savaşın tesadüfi olmadığını, yıllar öncesinden planlandığını söyleyen Murat Akan, "2000'li yıllarda Neocon tarafından yazılan, içinde Dick Cheney ve Donald Rumsfeld gibi isimlerin bulunduğu 'ABD Ulusal Savunmasının Yeniden İnşası' raporunu çok önemsiyorum. 2001 yılında ABD Güvenlik Strateji Belgesi olarak kabul edilen bu raporda, Ortadoğu'daki enerji yataklarına ve santrallerine hakim olma misyonuyla işaretleniyor" sözleriyle büyük oyunlarına temellerine işaret etti.

ASIL HEDEF ÇİN: VENEZUELA SENARYOSU MU UYGULANIYOR?

İran'a yönelik operasyonun küresel ekonomik savaşın bir parçası olduğunu savunan Murat Akan, "İran meselesi bana göre doğrudan Çin'in önünü kesmekle ilgili." dedi. ABD ve Çin arasında bir topyekün savaşı beklemediğini belirten Akan, "Çin ile ABD'nin veya Rusya ile ABD'nin doğrudan bir savaşa gireceğini düşünüyorlar. Onlar büyük devletler; bunlarda 1945'te Yalta'da oturdukları gibi, bu savaş sonunda da Ortadoğu'yu kendi çıkarları paylaşacakları tespitinde bulundu."

YENİ BİR PAYLAŞIM SAVAŞI 

İran operasyonunun nihai amacını deşifre eden Murat Akan, "İran operasyonu, İsrail'in güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olarak uzanan, Ortadoğu'da yeni bir paylaşım ve bölünme savaşının verildiğini gösteriyor. Şu an bu planın ve yeni paylaşım hazırlıkları devam ediyor" diyerek bölgesel kartlardan dağıtıldığını vurguladı. 

22:43

TÜRKİYE'NİN KKTC'YE F-16 KONUŞLANDIRMASI NE ANLAMA GELİYOR?

Orta Doğu'da savaş gerilimi artarken İran'ın misilleme saldırısı olarak Kıbrıs'ın güneyini hedef almasıyla Akdeniz'de hareketlilik yaşanıyor. Bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı, KKTC'nin güvenliğinin sağlanması amacıyla, 6 adet F-16 savaş uçağını adaya gönderecek. A Haber'de Canan Barlas ile Gündem programına konuk olan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, Türkiye'nin KKTC'ye F-16 göndermesinin nedenlerini ele aldı. 

GKRY'DE KİRLİ PLANI

Kıbrıs adasında askeri dengelerin her iki taraf için de eşit olması gerektiğini vurgulayan Doç. Kemal Olçar, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin askeri varlığıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin askeri varlığı eşit olmalıdır. Bunu Birleşmiş Milletler ve her iki taraf da takip ediyor" sözleriyle uluslararası dengeye dikkat çekti. Ancak 2020 yılında ABD'nin attığı adımın GKRY'nde silahlanmanın hızla artarak bu dengeyi bozduğunu belirten Olçar, "2020 yılında ABD, Rum yönetiminin kara para aklamayı ve yasa dışı faaliyetlerini durdurduğu iddiasıyla askeri destekleri kaldırıldı. Hemen ardından ABD, Illinois eyaletinden ulusal muhafızları kurtarma adı altında bölgesel göndererek askeri faaliyetleri desteklemeye başladı" dedi. 

"DENKLİĞİ SAĞLAMAK İÇİN SİHA ÜSSÜ KURDUK"

Güney Kıbrıs'ın ABD desteğiyle silahlanma hızının kuzeyi üzerine Türkiye'nin ürettiği bir hamle yapabilen kaydeden Olçar, "Güneyin askeri varlığından bizim kuzeydeki varlığımızdan daha fazla olmaya başlayınca, biz de buna karşılık denklik sağlamak amacıyla orada bir SİHA merkezi kurduk" dedi. Bölgede Patriot hava savunma sistemi çalışmalarının da konuşulduğunu belirtti. 

ŞER İTTİFAKI: YUNANİSTAN, İSRAİL VE RUM YÖNETİMİ

Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi kuşatmaya yönelik yerleşik ittifaklara değinen Kemal Olçar, "Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail arasında üçlü bir savunma paktı imzalandı. Bu paketin müşterek askeri faaliyetlerini icra ediyorlar" dedi.  Rum yönetiminin bir hamleyle bir çıkış üçüncü gidişi başlattığını belirten Olçar, "GKRY'nin güneyindeki bir liman, başta İsrail olmak ABD ve bazen Rusya gibi üçüncü olarak kullanılmak üzere açıldı. Bu liman hamlesi bölgede dengeyi tamamen iptal etti" bildiriminde bulundu.

TÜRKİYE'NİN HAMLESİ KİME KARŞI?

Kıbrıs'a gönderilen F-16'ların KKTC'nin güvenliği sebebiyle gönderildiğini ifade eden Doç. Kemal Olçar, "Biz bu uçakları F-16'ları İran'a karşı yollamıyoruz. Bu hamle tamamen Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin yapmış olduğu bazı askeri faaliyetlerin durdurulması" dedi. Türkiye'nin bölgedeki barışın teminatı olduğunu hatırlatan Olçar, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığı emrine göre bu unsurların Doğu Akdeniz'deki kendi haklarını ve iç varlığını koruma altında bulunduğunu" söyleyerek konuşmasını noktaladı. 
 

20:15

TEL AVIV'DE FÜZE PANİĞİ!

Bölgede tansiyon düşmek bilmezken, Tel Aviv semaları İran’dan ateşlenen füzelerin hedefi oldu. O anları canlı yayında aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Bugün dördüncü kez füzeler ateşlendi ve an itibarıyla Tel Aviv semalarından hava saldırısı görüntüleniyor" ifadelerini kullandı. Patlama seslerinin yankılandığı bölgeden bilgileri paylaşmaya devam eden muhabir, "Bulunduğumuz noktanın hemen karşı tarafında üç ayrı patlama yaşandı, biz yayına hazırlandığımız dakikalarda devamı gelip gelmeyeceğini kontrol ediyoruz" sözleriyle sahadaki dehşeti gözler önüne serdi.

HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ YETERSİZ KALDI
İran’ın kısa süre önce duyurduğu balistik füze saldırısının ardından İsrail’de siren sesleri kesilmedi. Hava savunma sistemlerinin devreye girmesine rağmen hasarın önüne geçilemediğini belirten Kavasoğlu, "Hava savunma sistemleri her ne kadar devreye girse de, başkent Tel Aviv’in pek çok noktasında ağır hasar geldiği bilgisi var" şeklinde konuştu. Füzelerin imha edilse dahi parçalarının büyük tehlike saçtığını aktaran Kavasoğlu, "İmha edilen balistik füze parçaları Tel Aviv’in çeşitli noktalarına düştü, bunlardan birkaç tanesi merkezdeydi" dedi. 

İRAN’DAN YENİ NESİL FÜZE VE STRATEJİ MESAJI
Saldırının boyutuna ilişkin çarpıcı veriler paylaşılırken, İran’ın hedefleri hakkında önemli bilgiler verildi. Haberde, "İran, ABD ve İsrail üslerine yönelik 200 noktayı hedef aldı, bu üslerin yüzde 60’ı Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerine, yüzde 40’ı ise İsrail üslerine yönelikti" bilgisi paylaşıldı. İran makamlarının tehdit dolu açıklamalarına da yer verilerek, İran tarafı, "Birinci ve ikinci nesil füzelerimizi kullandık, bundan sonra yeni bir taktik uygulayacağız ve uzun menzilli füzelerimizle saldırmaya devam edeceğiz" ifadeleriyle saldırıların şiddetinin artacağını duyurdu. 

SOKAKLAR BOŞALDI: HAYALET ŞEHİR GÖRÜNÜMÜ
Saldırılar sonrası başkent Tel Aviv’de hayat durma noktasına geldi. Sirenlerin çalmasıyla halkın sığınaklara akın ettiğini belirten Kavasoğlu, "Başkent Tel Aviv’de sokaklarda yine hiç kimse yok, sirenlerin duyulmasıyla birlikte tek tük insan da en yakın sığınaklara gitti ve şehir hayalet bir şehir görünümünü andırmaya başladı" sözleriyle bölgedeki son durumu aktardı. Onlarca yaralının olduğu bölgede İsrail ordusunun ilk kez askeri kayıplarını da açıkladığı bilgisi metne eklendi.

18:02

TAHRAN'DA MAHŞERİ KALABALIK: ZEHİRLİ HAVAYA RAĞMEN 'İNTİKAM' YEMİNİ!

İran'ın başkenti Tahran'da tansiyon her geçen dakika yükseliyor. Dün gece petrol tesislerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların ardından şehirde hava adeta zehir solurken, binlerce İranlı 'İnkılap Meydanı'nda bir araya geldi. Hem yasın hem de öfkenin hâkim olduğu meydanda, İsrail ve ABD karşıtı sloganlar eşliğinde "yola devam" mesajı verildi. A Haber Muhabiri Ekber Karabağ bölgeden son durumu aktardı. 

HAVADA ZEHİR SOLUNUYOR: ASİT YAĞMURU VE MASKE UYARISI
Petrol tesislerine düzenlenen saldırıların ardından Tahran’da hava kirliliği korkutucu boyutlara ulaştı. Şehrin üzerinde asılı kalan kirli tabaka nedeniyle Sağlık Bakanlığı yetkilileri, vatandaşlara sokağa çıkmamaları yönünde acil çağrıda bulundu.

Sabah saatlerinde etkili olan asit yağmuruna dikkat çeken yetkililer, sokağa çıkmak zorunda kalanların ise mutlaka maske takması gerektiğini vurguladı. Ancak hayati tehlike arz eden bu hava durumuna rağmen İran halkı, ülkenin en işlek noktalarından biri olan İnkılap Meydanı’nı boş bırakmadı. 

İNKILAP MEYDANI'NDA DEV KARE: "YOLUN DEVAM EDECEK"
Meydanda toplanan devasa kalabalık, ellerinde İran bayraklarıyla ülke yönetimine ve silahlı kuvvetlere desteklerini haykırdı. Meydanın tam ortasına asılan Ayetullah Ali Hamaney’in dev posteri ise dikkatlerden kaçmadı. Posterde yer alan "İran'ın sevgili efendisi, senin yolun devam edecektir" ifadesi, direnişin kararlılıkla süreceği mesajını tüm dünyaya ilan etti. 

"GÖZYAŞINI BİR KENARA BIRAKTIK, İNTİKAM ALACAĞIZ"
Meydandaki atmosferi ve halkın duygularını aktaran bir din görevlisi, "Liderimizin şehadeti nedeniyle yastayız ancak biz Hazreti Hüseyin gibi yas tutanlardanız; gözyaşımızı bir kenara bıraktık, artık onun yolunda devam edecek ve intikam alacağız" ifadelerini kullandı. Liderlerine olan bağlılıklarını dile getiren bir diğer vatandaş ise, "Liderimizi şehit ettiler ancak onun kanı bu milletin damarlarında dolaşıyor; liderimiz ailesini ve torunlarını bu yolda feda ettiği gibi biz de kendimizi feda etmeye hazırız" sözleriyle kararlılığını dile getirdi. 

SALDIRILARIN GÖLGESİNDE DİRENİŞ SLOGANLARI
Henüz birkaç gün önce meydanın çok yakınındaki bir polis merkezine saldırı düzenlenmiş olmasına rağmen, Tahran sokaklarındaki kalabalık geri adım atmıyor. Hoparlörlerden yükselen "Kahrolsun İsrail, Kahrolsun Amerika" sloganları eşliğinde tepkilerini dile getiren İranlılar, devletlerine ve ordularına olan güvenlerini tazeliyor. Başkentteki bu gerilimli ama bir o kadar da kararlı bekleyiş, bölgedeki dengelerin ne denli hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

 

17:20

ABD'NİN PASİFİK KORKUSU VE ÇİN'İN JİLİN-1 SİSTEMİ

Orta Doğu’daki çatışmalar küresel dengeleri sarsarken, Washington merkezli dezenformasyon ağları Çin’in uzay teknolojilerini hedef tahtasına oturttu. Pekin yönetimi, 300’den fazla Jilin-1 uydusu üzerinden ABD mühimmat sevkiyatlarını anlık takip ettiği yönündeki iddiaları "hegemonik korkuların yansıması" olarak nitelendirirken; ABD ordusunun aynı anda iki farklı cephede savaşma kapasitesinin kalmadığına yönelik analizler bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı.

CASUSLUK İDDİALARINA PEKİN’DEN SİVİL YANIT

Washington ve Batı merkezli düşünce kuruluşları, Çin'in yörüngedeki Jilin-1 uydu ağını Orta Doğu’da bir istihbarat laboratuvarı olarak kullandığını öne sürüyor. A Haber Muhabiri Mehmet Zeyrek, "İddialara göre Çin'in yörüngedeki 300'den fazla Jilin-1 uydusunu kullanarak Amerika'nın füze rotalarını ve mühimmat ikmallerini saniye saniye izlediği ve bölgeyi bir istihbarat laboratuvarına çevirdikleri öne sürülüyor." sözleriyle iddiaları gündeme taşıdı.

Ancak Pekin cephesi, bu teknolojik ağın askeri değil sivil amaçlı olduğunun altını çiziyor. Zeyrek konuya ilişkin olarak, "Pekin merkezli medya organlarında bu uydu takımının aslında askeri bir casusluk ağı değil; tarım, çevre izleme, afet yönetimi ve şehir planlaması gibi dünyanın en büyük sivil şehir planlaması için kullanılan bir uydu takımı olduğunu okuyoruz." ifadelerini kullandı.

İRAN'A VERİ AKIŞI VE DEZENFORMASYON TARTIŞMASI

Batı medyasında yer alan bir diğer kritik iddia ise Çin'in elde ettiği anlık istihbaratı Tahran yönetimiyle paylaştığı yönünde. Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Zeyrek, "Çin'in elde ettiği anlık uydu görüntülerini İran ile paylaştığı ve operasyonel verileri doğrudan Tahran yönetimiyle paylaşarak bu süreçte Amerikan hedeflerini gösterdiği öne sürülüyor. Ancak bu süreçte baktığımızda bu da bir dezenformasyon olarak değerlendiriliyor Pekin tarafında." bilgisini paylaştı.

Çinli uzmanlar, Pekin’in kriz anlarında gizli iş birliği yerine açık diplomasiyi tercih ettiğini vurgularken, Zeyrek, "Çin bir ülkeye destek verecekse bunu gizlemek yerine açıktan yapacağı da her fırsatta vurgulanıyor." sözlerini ekledi.

ABD'NİN "ÇİFT CEPHE" ÇIKMAZI VE PASİFİK'TEKİ GÜÇ KAYBI

Orta Doğu’daki savaşın Amerika’nın askeri lojistik ve stratejik zayıflıklarını ifşa ettiği savunuluyor. Özellikle ABD'nin Pasifik’teki gücünü kaydırarak Orta Doğu’ya odaklanması, askeri uzmanlar tarafından bir zafiyet göstergesi olarak yorumlanıyor.

A Haber Muhabiri Mehmet Zeyrek, "Amerika iki noktada aynı anda savaş yürütebilecek bir kapasitesinin olmadığı açıkça ortaya çıktı. Çünkü Orta Doğu'daki savaş gemisini Pasifik'ten çekmişti Amerika. Bu da yetmezmiş gibi Güney Kore'den Patriotlarını istemişti ve Pasifik'te gücünü yarı yarıya azalttığını görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumun bölgedeki diğer aktörleri de harekete geçirdiğini belirten Zeyrek, "Nitekim Kuzey Kore bile bu süreci göz önünde bulundurarak nükleer gücün daha da artırılması talimatını verdi, ordusuna tam kapasite savaşa hazırlanın talimatını verdi." ifadeleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

"SOĞUK SAVAŞ ZİHNİYETİ" VE BAĞIMSIZ İNOVASYON

Çin ordusu, modernizasyon çalışmalarının başka ülkelerin savaş taktiklerini kopyalamak üzerine değil, kendi Ar-Ge kapasitesiyle yürütüldüğünü savunuyor. Batı'nın suçlamalarını eleştiren Zeyrek, "Pekin yönetimi, bu tür iddiaların tipik bir Soğuk Savaş zihniyetinin ürünü olduğunu değerlendiriyor. Asıl sorgulanması gereken şeyin Çin'in teknolojik gelişimi değil, Amerika'nın Asya'daki müttefiklerini tehlikeye atarak Orta Doğu'daki savaş makinesini sürekli olarak nasıl beslediği olarak karşımıza çıkıyor." diyerek Çin tarafının bakış açısını özetledi.

Zeyrek, Çin'in tüm dünyayı yakından takip ettiğini ancak bunun doğrudan bir istihbarat paylaşımı anlamına gelmediğini, "Çin'in İran ile doğrudan bir istihbarat paylaşımının söz konusu olmadığı da her fırsatta stratejistler ve uzmanlar tarafından dile getiriliyor." sözleriyle aktardı.

16:43

A HABER İRAN FÜZESİNİN DÜŞTÜĞÜ NOKTADA

A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu ve Kameramanı Niyazi Kurt, İran'in füze saldırısı düzenlediği Tel Aviv'den özel görüntüleri ekranlara getirdi. 

Kavasoğlu, füze saldırısında, aralarında ağır yaralıların da bulunduğu  7 siyonistin hastaneye kaldırıldığını aktardı. Ayrıca İsrail işgal güçlerinin, İran füzelerinin düştüğü yere sansür uyguladığını ve yıkımların olduğu yerlere gazetecilerin ve fotoğrafçılarn alınmadığını belirtti. Kavasoğlu, görüntü almaya çalışan gazetecilerin ise müdahaleye tabii tutulduğunu aktardı. Ağır hasar alınan bölgelerin e az 2 günün ardından basın mensuplarına açıldığını belirtti. 

Sosyal medyadan ya da bir takım kanallardan paylaşılan görüntülerin dahi İsrail'i tedirgin ettiğini ifade eden Kavasoğlu, İsrail işgal güçlerinin, basın mensuplarını engellemek için her türlü önlemi aldığını söyledi.

Ahaber
15:50

İRAN HÜRREMŞEHR FÜZELERİYLE TEL AVİV'İ VURDU

Ortadoğu'da savaşın seyri değişiyor! İran ve Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları tüm şiddetiyle devam ederken, İsrail'in başkenti Tel Aviv semalarında peş peşe patlama sesleri yankılandı. İsrail'in "Demir Kubbe" hava savunma sisteminin çaresiz kaldığı ve radarlarının kör edildiği saldırılarda İran, misket bombası taşıyan yeni nesil "Hürremşehr" füzeleriyle Tel Aviv'in kalbini vurdu. Şehir merkezinde ağır hasar oluşurken, acil servisler onlarca yaralı olduğunu duyurdu. Ülkeden kaçış için başlatılan sivil uçuşlar ise havada yaşanan can pazarı nedeniyle iptal edilmek zorunda kaldı. Bölgedeki sıcak gelişmeleri Tel Aviv'den anbean aktaran A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu, korku dolu o anları canlı yayında anlattı.

YENİ NESİL FÜZELER DEVREDE

İsrail'in başkentinde sirenlerin hiç susmadığını ve peş peşe patlamalar yaşandığını belirten A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu, "Yaklaşık 3-4 saatlik aranın ardından yeniden siren sesleri yükselmeye başladı ve kısa süre içinde hava saldırıları gerçekleşti. Çok parçalı füzelerin imha edildiğini duyduk, 16 parçalı bir füze olduğu bilgisi düştü. Bu füzeler havada 10-15 parçaya ayrılıyor ve içinde misket bombaları olduğu iddiası var. O parçaların yayılmasıyla birlikte gökyüzünde alev alev kırmızı toplar gördük," ifadelerini kullandı. İran'ın kapasitesini artırdığına dikkat çeken Kavasoğlu, "İran dün yaptığı açıklamada, yeni nesil füzelerimizi henüz kullanmaya başlamadık demişti. Yüzde yüz kapasiteyle yeni füzelere geçeceklerini açıklamalarından kısa süre sonra İsrail'in hemen kalbine, Tel Aviv'e ardı ardına saldırılar düzenlendi," sözleriyle aktardı.

"DEMİR KUBBE EFSANESİ ÇÖKTÜ, RADARLAR KÖR OLDU"

İsrail hava savunma sisteminde yaşanan büyük zafiyete ve halkın paniğine değinen Emine Kavasoğlu, "Artık siren seslerine güvenimizin kalmadığını söylüyorduk. Çünkü İran ordusu ve Hizbullah tarafından ateşlenen balistik füzeler imha edilmeye çalışılırken bir yandan da radarların kör olduğu belirlenmişti. Demir Kubbe ve uyarı sistemleri de o efsane sıfatını kaybetmiş gibi görünüyor," ifadelerini kullandı. Çatışmaların sadece Tel Aviv ile sınırlı kalmadığını belirten Kavasoğlu, "Sadece Tel Aviv merkezinde değil, Bnei Brak ve Petah Tikva gibi noktalarda da şarapnel parçaları düştü. İsrail ordusu dün denizaltı filosunun bulunduğu Hayfa'daki deniz üssünün de gelişmiş füzelerle hedef alındığını açıklamıştı," sözleriyle yaşanan yıkımı anlattı.

ONLARCA YARALI VAR! KAÇIŞ UÇUŞLARI İPTAL EDİLDİ

Şehir merkezine düşen füzeler nedeniyle can kayıplarının ve yaralanmaların arttığını ifade eden Emine Kavasoğlu, "Acil servisten paylaşılan bilgilere göre çok sayıda yaralı olduğu söyleniyor. Hem Bnei Brak'ta, hem Petah Tikva'da hem de Tel Aviv merkezinde çok sayıda yaralı var," ifadelerini kullandı. İsrail'den ayrılmak isteyenler için hava sahasında yaşanan kaosa da değinen Kavasoğlu, "Bugün İsrail'den yurt dışına ticari uçuşlar başlamıştı. İsrail'den tahliye olmak isteyen İsrail vatandaşları ya da turistler için uçuşlar açılmıştı ancak şu an için o uçuşlar yeniden iptal edilebilir. Yoğun bir hava saldırısı var ve gökyüzünde sadece askeri uçakların hareketliliği başladı," sözleriyle sahadaki son durumu aktardı.

15:14

TEL AVİV SEMALARINDA PEŞ PEŞE PATLAMALAR

Ortadoğu'da gerilim zirveye tırmanırken, İsrail'in başkenti Tel Aviv güne siren sesleri ve şiddetli patlamalarla başladı. A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu'nun canlı yayın yaptığı anlarda gökyüzünde peş peşe patlamalar yaşandı. İran'ın "yeni nesil füzeler" ile vurduğu Tel Aviv semalarında, misket bombası taşıdığı belirtilen Hürremşehr füzeleri Demir Kubbe tarafından imha edilmeye çalışılırken gökyüzünü alev topları kapladı. 

"ŞİDDETLİ PATLAMALAR GELMEYE DEVAM EDİYOR"

Bölgede suların bir an olsun durulmadığını ve Tel Aviv'de siren seslerinin yeniden yükseldiğini belirten A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu, "Yaklaşık 3-4 saatlik aranın ardından yeniden siren sesleri yükselmeye başladı ve kısa süre içinde de bir hava saldırısı başlayacak. Arka tarafımda hemen hava savunma sistemlerinin müdahale ettiği bir saldırı başladı," ifadelerini kullandı. Yayının ilerleyen dakikalarında gökyüzündeki füzeleri gösteren Kavasoğlu, "Evet, şu anda bir patlama meydana geldi bulunduğumuz noktada. Şiddetli bir patlamaydı... Füzeler imha ediliyor. Şiddetli 3, ayrı ayrı 4, 5, 6 patlama gelmeye devam ediyor," sözleriyle bölgedeki korku dolu anları saniye saniye aktardı.

KÖR OLAN RADARLAR VE MİSKET BOMBALI HÜRREMŞEHR FÜZELERİ

İsrail hava savunma sistemlerinde yaşanan zafiyete ve halkın sirenlere olan inancını yitirdiğine dikkat çeken Kavasoğlu, "Artık siren seslerine güvenimizin kalmadığını söylüyorduk günlerdir yayınlarda. Zira siren sesleri çalmasına rağmen herhangi bir patlama yaşamıyordu. Bunun nedeni radarların kör olması olarak açıklanmıştı," ifadelerini kullandı. Gökyüzündeki duman bulutlarının ne anlama geldiğini anlatan Kavasoğlu, "Yine gökyüzünde parça parça bulut kümeleri oluştu ve bu da Hürremşehr füzelerini anımsatıyor aslında bize. Çünkü ilk olarak Hürremşehr füzelerinin hava savunma sistemleri tarafından imha edilmesine tanık olduğumuzda 10-15 parçaya ayrıldığını görmüştük ki içinde misket bombaları olduğu iddiası da vardı. O parçaların yayılmasıyla birlikte gökyüzünde alev alev kırmızı toplar görmüştük. İran, yeni nesil füzelerimizle saldırmaya devam edeceğiz açıklamasını yapmıştı," sözleriyle aktardı.

İSRAİL ORDUSUNDAN İLK ASKERİ KAYIP İTİRAFI

Çatışmaların başından bu yana kayıplarını saklayan İsrail'in ilk kez ölüm haberi verdiğini söyleyen Kavasoğlu, "İsrail ordusu ilk kez bir askeri kayıp açıkladı. Savaşın bir haftası geride kaldı ve İsrail hiç askeri kayıplarına dair bir bilgi paylaşmamıştı. Bugün ise yine İsrail ordusu tarafından iki askerin öldüğü bilgisi paylaşıldı Lübnan sınırında. Buldozerdeki askerlere düzenlenen saldırı sebebiyle iki askerin hayatını kaybettiği açıklandı," ifadelerini kullandı.

"BİR HAFTADA 6 BİN 500 BOMBA ATTILAR"

İsrail'in bölgeyi nasıl bir ateş çemberine çevirdiğini rakamlarla açıklayan Kavasoğlu, "İsrail bir haftada 6 bin 500 bomba attığını söyledi İran'a ki 12 gün savaşlarında bu bomba sayısı 4 bin 500'dü. Yine aynı zamanda İsrail donanması tarafından ardı ardına açıklamalar yapıldı Lübnan'a yönelik. Beyrut, Sur, Sidon ve Trablusşam banliyölerini hedef aldıklarını duyurdular," sözleriyle aktardı. 

14:55

İSRAİL VE MOSSAD'IN KİRLİ PLANI DEŞİFRE OLDU! İRAN'I KARIŞTIRAN OYUNUN PERDE ARKASI

A Haber canlı yayınına katılan Gazeteci Bekir Atacan, İran'da başlayan ve bölgeyi ateşe atma potansiyeli taşıyan isyan hareketinin arkasındaki karanlık planı deşifre etti. Atacan, Mossad'ın 1960'lardan beri bölgedeki tüm gruplarla temas halinde olduğunu ve mevcut karmaşanın İsrail'in bir iç huzursuzluk yaratma projesi olduğunu belirtti. İsrail'in kullandığı yapay zeka teknolojisiyle Türk gazetecilerin de bulunduğu otelin nasıl nokta atışıyla vurulduğunu anlatan Atacan, bölgedeki grupların mezhepsel ve siyasi bölünmüşlüğü nedeniyle bu planın başarı şansının olmadığını vurguladı.

A Haber ekranlarında kanlı savaşın perde arkasını aralayan Gazeteci Bekir Atacan, İran'daki olayların basit bir ayaklanma olmadığını, arkasında İsrail istihbaratı Mossad'ın on yıllardır yürüttüğü bir stratejinin yattığını aktardı.

BÖLGEDEKİ GRUPLAR TEK PARÇA DEĞİL

Bölgedeki Kürt nüfusunun homojen bir yapı olmadığını ve kendi içlerinde derin ayrılıklar yaşadığını belirten Bekir Atacan, "Üç ana gruptan oluşuyor. Kuzeyde ayrı bir grup, ortada ayrı bir grup var. Bunlar homojen bir yapı değil" sözleriyle tablonun karmaşıklığına dikkat çekti. Türkiye sınırına yakın olanların Sünni, İran'a yakın olanların ise Şii olduğunu belirten Atacan, "Bu alt güneydekilerle kuzeydekiler anlaşamıyor, çünkü mezhepsel farklılıklar var. Dolayısıyla aralarında devamlı böyle çatışmalar var" diyerek gruplar arası birliğin imkansız olduğunun altını çizdi.

MOSSAD 1960'LARDAN BERİ DEVREDE

İsrail'in bölgedeki faaliyetlerinin yeni olmadığını vurgulayan Atacan, Mossad'ın kirli planının köklerinin çok eskiye dayandığını söyledi. Atacan, "1960’tan beri İsrail olarak, Mossad olarak görüşmeler devam ediyor. Buradaki hareketin başlamasının ana sebeplerinden birisi de Mossad’ın isteğiyle oluyor bu" ifadelerini kullandı. Bu ayaklanma girişiminin, İsrail'in İran'da bir iç huzursuzluk yaratarak bölgeyi istikrarsızlaştırma hedefinin bir parçası olduğunu belirtti.

TÜRK GAZETECİLERE NOKTA ATIŞI! YAPAY ZEKA İLE VURDULAR

A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun ve kameramanı Hüseyin Koçak'ın kaldığı otele yapılan saldırının tesadüf olmadığını, İsrail'in kullandığı ileri teknolojiyle gerçekleştirildiğini açıklayan Atacan, şok edici detayları paylaştı. İsrail'in "Cloud" adını verdiği bir yapay zeka sistemi kullandığını belirten Atacan, "Bu sistemle kimin hangi otelde, hangi odada olduğunu yüzde yüz biliyorlar. Dolayısıyla bile bile vuruyorlar. Yüzde 100, yüzde 99 demiyorum bakın. Tam onlar hedefi seçiyor ve orada öncelik tanınıyor. Gazeteci, sivil, turist ayrımı gözetmiyorlar" sözleriyle saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu ortaya koydu.

"ATEŞE ATILMAK İSTEMİYORUZ"

Bölgedeki bazı grupların, geçmişte yaşadıkları tecrübelerden ders çıkardığını ve İsrail'in oyununa gelmek istemediğini aktaran Atacan, özellikle Barzani yönetiminin temkinli duruşuna dikkat çekti. Atacan, bu grupların, "Biz tekrar ateşe atılmak istemiyoruz. Çünkü burada bizim yok olmamız, ölümlerimize sebep olması söz konusu" diyerek ABD ve İsrail'den yazılı ve Birleşmiş Milletler tasdikli garantiler almadan böyle bir maceraya atılmayacaklarını net bir şekilde dile getirdiklerini söyledi. Atacan, bölgedeki gruplar arası bölünmüşlük ve Türkiye gibi barış isteyen aktörlerin varlığı sayesinde bu kirli planın başarıya ulaşma ihtimalinin çok düşük olduğunu sözlerine ekledi.

Ahaber
12:45

İRAN'DA İHANET ŞEBEKESİ!

Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Ortadoğu'da kartların yeniden karıldığı kritik süreci A Haber ekranlarında analiz etti. İsrail'in İran'daki yeni lider seçimine yönelik açık tehditlerini ve bölgedeki suikast zincirini değerlendiren Başbuğ, Tahran'ın iliklerine kadar işleyen bir "ihanet şebekesi" ile karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Başkan Erdoğan'ın "orman kanunları" vurgusuna dikkat çeken Başbuğ, İsrail'in Lübnan üzerinden savaşı tüm bölgeye yayma planının perde arkasını deşifre etti.

İRAN'DA İSTİHBARAT ZAFİYETİ VE İÇERİDEKİ HAİNLER

İran'da üst düzey isimlere yönelik gerçekleştirilen nokta operasyonların tesadüf olamayacağını belirten Coşkun Başbuğ, "Ben Hamaney'in ölümünde içeriden destek almadan böyle bir eylemin gerçekleşeceğine asla ihtimal vermem. Reisi, Hamaney ve Haniye suikastleri dahil; içeride bilgi veren, İsrail-Amerika ve İran ortak yapımı bir suikast süreci yaşandığı kanaatindeyim. İsrail; yattığı saate, konuta, odaya, hatta otel numarasına kadar bu bilgilere ulaşıyorsa İran'ın acilen kendini sorguya çekmesi lazım. Bu istihbari altyapı veya iş birliği olmadan yaşanmaz. İran'ın içerisinde, iliklere kadar işlemiş kirli bir ihanet şebekesi var" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'İN YENİ LİDER TEHDİDİ: "HEM SEÇENİ HEM SEÇİLENİ VURURUM"

İsrail'in İran'daki halefiyet sürecine yönelik savurduğu tehditlerin psikolojik bir savaş unsuru olduğunu kaydeden Başbuğ, "İsrail, 'Bir lider seçeceksiniz; bu liderin seçiminde rolü olan kim varsa benim için hedeftir, hepsini yok edeceğim' diyerek bir psikolojik baskı yaratmaya çalışıyor. Sanki her yere hakimmiş gibi bir hava oluşturuyorlar. Ancak İran, bu tehdide boyun eğip geri adım atarsa halkı nezdinde daha büyük travmalara sebebiyet verir. Başsız bir toplum psikolojik travma yaşar; bu yüzden İran 40 günlük yas süresini beklemeden liderini seçip kamuoyuna duyuracaktır" sözleriyle sürecin kritik ehemmiyetine değindi.

HALEFİYET YARIŞI: MÜCTEBA, LARİYCANİ VE ARAFİ

Yeni lider adayları arasındaki dengeleri yorumlayan Terör ve Güvenlik Uzmanı Başbuğ, "Lariycani, Mücteba ve Arafi arasında bir yarış olacağı kanaatindeyim. Hamaney'in oğlu Mücteba'nın, babadan oğula sistem tartışmalarına rağmen bu süreçten sonra şansı artmış olabilir. Lariycani ise Hamaney'in ölmeden önce öne çıkarttığı, merkezi yönetimi hedefleyen ve Pezeşkiyan'ın yetkilerinin bir kısmını devrettiği çok önemli bir isim. Bu adayların hepsi zaten Hamaney çizgisinde olan kimlikler. Muhtemelen isim üzerinde mutabık kalındı ve kısa süre içinde açıklanacaktır" açıklamasında bulundu.

LÜBNAN'DA "YENİ GAZZE" PLANI MI?

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının tesadüf olmadığını ve savaşı bölgeye yayma amacı taşıdığını ifade eden Başbuğ, "İsrail, Beyrut'u bombalayarak savaşı bölgeye yaymaya çalışıyor. Lübnan, İsrail'in epeyden beri yedek bir bölge olarak konumlandırdığı bir yer. Gündem değiştirmek gerektiğinde hemen orayı hedef alıyorlar. Lübnan şu an başsız bir gövdeye benziyor; hükümet yok, devlet yapısı yok. İsrail burada dini temelli bir iç savaş planlıyor. Eğer bu plan tutarsa Lübnan kan gölüne döner. İsrail, yeni bir bölge yaratma adına Lübnan'ı hedefe koydu" şeklinde konuştu.

İSRAİL'İN KAYIPLARI VE KARARTMA UYGULAMASI

İsrail Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı yaralı rakamlarının gerçeği tam yansıtmadığını savunan Başbuğ, "İsrail, İran'la savaşın başlamasından bu yana 1929 yaralının hastanelere kaldırıldığını açıkladı. Ben bu rakamların doğru olduğuna inanmıyorum, çok daha fazlası vardır. Sıcak savaşın ortasında bu rakamlar çok daha yüksektir ancak İsrail kamuoyunu konsolide etmek için bir karartma uyguluyor" ifadelerini kullandı.

11:41

TEL AVİV'DE KAOS

İsrail ve İran hattında gerilim tırmanırken, Tel Aviv semalarında sessizlik yerini büyük bir belirsizliğe bıraktı. A Haber Muhabiri Emine Kavasoğlu'nun Tel Aviv'den aktardığı bilgilere göre, İsrail ordusu Lübnan sınırındaki birliklerini iki katına çıkarırken, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir kara harekatı için nükleer tesisleri ve stratejik petrol adasını ele geçirme planları masada. İran'ın siber saldırılarla İsrail radarlarını kör etmesi "Demir Kubbe" efsanesini sarsarken, ülkeden kaçmak isteyen İsrailliler için sıkı kısıtlamalarla sivil tahliye uçuşları başlatıldı. Ayrıca İsrail içindeki olağanüstü halin kalkmasıyla Tel Aviv sokaklarının büyük protestolara sahne olması bekleniyor.

LÜBNAN SINIRINDA BİRLİKLER İKİ KATINA ÇIKARILDI

Tel Aviv'de şu an için sessizliğin hakim olduğunu ancak saatler önce hava saldırısı uyarılarının yapıldığını belirten Emine Kavasoğlu, "İsrail ordusu Lübnan sınırındaki birliklerini iki katına çıkarmaya karar verdi. Zira Lübnan'ın hedef alınmasının ardı ardına sınır köylerinin hedef alınmasının ardından, İsrail'de şöyle bir panikte başlamış durumda İsrail ordusundan, artık Hizbullah'ın taktik değiştirdiği ve Lübnan-İsrail sınırının hemen yanı başındaki köyleri hedef aldığı, yerleşimcileri hedef aldığı iddiası var. Dolayısıyla iki katına çıkarılmış durumda an itibariyle sınırdaki birlikler" ifadelerini kullandı. Kuzeyde ardı ardına İHA saldırısı uyarılarının geldiğini vurgulayan Kavasoğlu, "Nahariye, Celile ve Akka içinde yine İHA saldırıları uyarısı geldi. Hizbullah tarafından gönderilen insansız hava araçlarıyla ardı ardına saldırılar düzenlendiğine dair de açıklamalar yapılıyor" sözleriyle aktardı.

İSRAİL'DEN İRAN'IN YENİ LİDERİNE SUİKAST TEHDİDİ

İran dini lideri Hamaney'in olası halefiyle ilgili İsrail cephesinden gelen tehditlere değinen Kavasoğlu, "İran bir kez daha tehdit etti ve 'hangi ismin açıklanırsa açıklansın hedef alınacağını, vurulacağını' söyledi. Ve önümüzdeki günlerde 10 yıllardır toplanmayan Meclis, Kum'da toplanacak dedi. Bu toplantıya katılacak herkesi uyarıyoruz, hepiniz meşru hedefsiniz açıklamasında bulundu" ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, İran'ın yerine seçilecek herhangi bir ismin İsrail tarafından hedef tahtasına konulduğunu belirtti.

3. Dünya savaşının ayak sesleri! İran'daki saldırılar din savaşı değil Petro-Dolar çatışması | A Haber ekipleri ateş hattında - 1
KARA HAREKATI İÇİN SEÇENEKLER MASADA

Masada İran'a yönelik ciddi işgal ve el koyma planları olduğunu ifade eden Kavasoğlu, "Kara harekatı için seçenekler masada. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail olası bir kara harekatını başlatacak mı? İran'ın uranyumunun yüzde 60 zenginleştirilmiş kısmına el koyma planı üzerinde çalışıyor Amerika ve İsrail. Bunun yanı sıra seçenekler arasında uranyumun, seyreltilmiş uranyumun tamamen İran'dan çıkarılması var" sözleriyle aktardı. Kavasoğlu, ABD'nin kritik bir adımı daha planladığını belirterek, "Yine Beyaz Saray petrol ihracatının yüzde 90'ının geçtiği Hark Adası'nı ele geçirmeyi planlıyor... Yine İran'ın nükleer silah deposunun ele geçirilmesi için de Amerika Birleşik Devletleri'nden özel bir ekibin gelmesi de masada" ifadelerini kullandı.

YERLEŞİMCİLERDEN FİLİSTİNLİLERE KANLI SALDIRI

İşgal altındaki topraklarda yaşanan sivil katliamlara da değinen Kavasoğlu, "Dün akşam saatlerinde Kirbet Ebu Falah köyünde İsrailli yerleşimcilerin, Filistin topraklarındaki Filistin'in sahiplerine saldırdıklarına dair bir bilgi var. 3 kişi öldürüldü. İsrail de buna karşılık komik bir açıklama yaptı aslında ve dedi ki; 'Her türlü şiddet olayının karşısındayız, hukuku kendi eline alan hiç kimseye hiçbir vatandaşımıza izin yok, güvenlik ve istikrar zedelenmesin' dedi. Sanki yıllardır buna çanak tutulmamış gibi böyle bir açıklama geldi" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'DEN KAÇIŞ UÇUŞLARI BAŞLADI, SOKAKLAR KARIŞABİLİR

İsrail'den ayrılmak isteyenler için sıkı kurallarla tahliye uçuşlarının başladığını belirten Kavasoğlu, "Bugün itibariyle İsrail'den tahliye olmak isteyenler için ilk uçaklar havalanmaya başladı, sivil uçaklar havalanmaya başladı. Bu uçuşlar da şu şekilde yapılıyor hemen de onu da anlatayım; 50'şer kişi var o uçaklarda, 50'den fazla kişinin uçağa binmesine izin verilmiyor ve günde birkaç sefer olmak üzere de tekrarlanacak" sözleriyle aktardı.