2008'de Ganymed'in yanısıra BioNTech'i kurdular. Başlangıç sermayesi olan 180 milyon doların büyük kısmını Andreas ve Thomas Strüngmann kardeşler sağladı.
Türeci ve Şahin'i geniş kitlelere tanıtan en önemli buluşları ise kapkaranlık koronavirüs pandemisi döneminde umut ışığı veren ve temeli yıllardır yürüttükleri kanser araştırmalarında edindikleri tecrübeye dayanan koronavirüs aşısı oldu. Buldukları aşının tescillenmesi ve tedavide gösterdiği başarıyı ortaya koyan araştırmalar BioNTech'in değerini kısa sürede katladı. BioNTech'in piyasa değeri 20 milyar dolara ulaştı ve şirkette yüzde 18 pay sahibi olan Uğur Şahin birdenbire Almanya'nın en zengin ilk 100 insanı arasına girdi.

MÜTEVAZILIKLARI DİKKAT ÇEKTİ
Türeci ve Şahin, yakaladıkları başarıya ve bir anda artan servetlerine rağmen mümkün olduğunca medyadan uzak kalmaya çabaladı. Verdikleri sınırlı söyleşilerde de hep mütevazı bir tavır sergileyip, az ve öz konuştular. Aşıyı, tekniklerini, RNA yöntemi ile ilgili endişeleri, komplo teorilerini ele alan programlarda sabırla anlattılar. Sözcükleri tarta tarta, yavaş yavaş seçtiler. Tarz olarak yumuşak oldukları kadar içerikte de bir o kadar kararlı ve emin oldukları görüldü.
Uğur Şahin'in her sözcüğü titizlikle seçme uğraşı, kelimeleri üç kez, dört kez tekrarlayarak en doğrusunu bulması çabası, kazandıkları parayı nereye harcayacakları sorusuna, paraya değil, araştırmaya kafa yorduklarını söylemesi, yanlış bir bilgiyi düzeltirken zaman zaman utangaç bir çocuk edasıyla tebessümü, onların başarının ışığında güneşlenmekten çok sadeliğe sığındığını gösterdi.

Yine medyada nadir görünen Türeci'nin de aynı şekilde mütevazılığı, sükuneti ve azmi en son verdiği 8 Mart mesajında da tekrar belli oldu. O mesajında Türeci, engelli parkur yarışçısı Amelia Boone'un, "Ben en güçlü değilim, en hızlı da değilim. Ama acı çekmede ve sebat etmede gerçekten iyiyim" sözlerine atıfta bulundu ve kadınlara, "Geniş bir vizyona sahip olun ve karşılaştığınız engellerden bağımsız olarak azimle o vizyona bağlı kalın" diye seslendi.
Türeci-Şahin çiftinin başarısı çok küçük bir kesim hariç Almanya'da da büyük gurur ve mutluluk yarattı. O küçük ırkçı kesimin karalama çabaları da zaten onların ışığında sönüp gitti.
