Bir şiirle başladı: Başkan Erdoğan'ın önündeki engeller nasıl aşıldı? İşte AK Parti'nin kurulduğu yıllarda yaşadıkları

Bir şiirle başladı: Başkan Erdoğan'ın önündeki engeller nasıl aşıldı? İşte AK Parti'nin kurulduğu yıllarda yaşadıkları

Türkiye'nin siyasi tarihine damga vuran AK Parti, 14 Ağustos 2001'de başlayan siyasi yolculuğunda 25 yılı geride bıraktı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde siyasi yasaklardan kapatma davalarına kadar birçok engelle karşılaşan AK Parti, kurulduktan yalnızca 15 ay sonra tek başına iktidara geldi.

Türkiye'nin siyasi tarihine damga vuran, 14 Ağustos 2001'de "Aydınlığa Açık, Karanlığa Kapalı" sloganıyla yola çıkan AK Parti, bugün 25. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Kurulduktan sadece 15 ay sonra tek başına iktidara gelen ancak daha ilk günlerinden itibaren vesayet odaklarının kumpasları, siyasi yasaklar ve kapatma davalarıyla durdurulmak istenen Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 25 yıllık siyasi yolculuğunda kirli oyunları tek tek bozarak milletin hizmetkarı olmayı sürdürdü. İşte bir şiirle başlayan mahkumiyetten, dünya liderliğine uzanan o destansı yolculuğun engellerle dolu ilk yılları.

BİR ŞİİRLE GELEN MAHKUMİYET VE MİLLETİN İRADESİ

Takvimler 6 Aralık 1997'yi gösterdiğinde, Siirt'te düzenlenen bir miting Türk siyasetinin akışını değiştirecekti. Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ziya Gökalp'in bir şiirini okuduğu için 10 ay hapis cezasına çarptırılarak siyasetten uzaklaştırılmak istendi. Erdoğan o günlerde, "Ben içeride çok çalışacağıma söz veriyorum" ifadelerini kullanarak teslim olmayacağını ilan etmişti. Cezaevinden çıktıktan sonra arkadaşlarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kuran Erdoğan, "Bugün Türk siyaset tarihinde her yönüyle şeffaf, seçmenin sorgulamasına ve denetimine açık yepyeni bir siyasal yapılanma modelinin kurulduğu gün olarak geçecek" sözleriyle AK Parti'nin temellerini atmıştı.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

VESAYET ODAKLARININ KİRLİ OYUNLARI VE "MUHTAR BİLE OLAMAZ" DEDİRTEN YASAKLAR

2002 seçimlerinde "Tek Başına İş Başına" sloganıyla sandıkları patlatan AK Parti, halkın büyük teveccühüyle iktidara gelse de vesayet odakları kirli planlarından vazgeçmedi. Seçim zaferinin ardından Erdoğan, "Hiçbir zaman zafer sarhoşluğuyla zamanlarımızı israf etmeyeceğiz. Çünkü bize zafer sarhoşluğu yakışmaz. Zaferi kutlarız ama vatana hizmetle bulunacağının duyarak kutlarız" diyerek millete hizmet aşkını vurguladı. Ancak siyasi yasağı nedeniyle milletvekili seçilemeyen ve Başbakan olamayan Erdoğan'a karşı, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve bazı yargı mensupları engel üstüne engel çıkardı. AK Parti'nin kurucu liderinin siyasi haklarını iade eden yasa değişikliği, Sezer tarafından "kişiye özel" olduğu gerekçesiyle veto edildi.

(foto:ahaber.com.tr)(foto:ahaber.com.tr)

KUMPASLAR BİR BİR BOZULDU: SİİRT'TEN DOĞAN GÜNEŞ

AK Parti'ye karşı açılan kapatma davaları ve Erdoğan'ın önüne çekilen setler, milletin desteğiyle yerle bir oldu. Hakkındaki tüm engelleme çabalarına karşı meydan okuyan Erdoğan, "Bu tür oyunlarla hiçbir zaman bu yürüyüş durdurulamaz. Niye? Çünkü biz gerekirse milletimize olan bu sevdamız uğruna bedel ödemeye hazırız" sözleriyle kararlılığını tüm dünyaya duyurdu. 2003 yılında Siirt'te yapılan ara seçimlerde halkın yüzde 85 gibi rekor bir desteğini alan Erdoğan, milletvekili seçilerek Meclis'e girdi.

MİLLETİN EMANETİ VE BAŞBAKANLIK YEMİNİ

Yasakların halk iradesiyle aşılmasının ardından, 59. Türkiye Cumhuriyeti hükümetini kurma görevi Başkan Erdoğan'a verildi. Meclis kürsüsüne çıkan Erdoğan, "Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim" ifadeleriyle yemin ederek Başbakanlık koltuğuna oturdu. 2001 krizine sebep olan aktörlerin ve bankaların içini boşaltanların karşısında dimdik duran Erdoğan, "Yoksulluğun ilacı nedir? Yolsuzlukların ortadan kaldırılmasıdır. Yolsuzlukları kim kaldıracak? AK Parti! Bunu böyle biliniz" sözleriyle yeni bir dönemin, Türkiye Yüzyılı'nın kapılarını araladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin