HAŞMET BABAOĞLU

Haftanın notları: Yalan hayatımız!

Şuraya not düşmüş olayım...
Dünya Sağlık Örgütü çok yakında "iklim krizi"nin global bir sağlık sorununa dönüştüğünü ilan etmeye hazırlanıyor...
"İklim değişikliğinin yol açtığı hastalıklar" diye bir şeyi önümüze koyup yine devasa yetkilerine dayanarak bütün dünyayı hizaya sokmaya kalktıklarında ne yapacağız; oturup düşünmekte fayda var.

***

Geçen pazartesi "öğretmenler" sorunumuzu yazdım, hatırlarsınız.
Okurlarım sağolsunlar, ülkenin dört bir yanından yağmur gibi mesaj yağdırdılar. O arada yeni Milli Eğitim Bakanı'mız Yusuf Tekin de esas meselenin "öğretmen yetiştirmek" olduğunu vurguladı, sevindim, umutlandım.
Meğer bir de "veliler" sorunumuz varmış ki, fena!
Neler neler anlattı öğretmen dostlar...
Çocuğu 1. sınıfa giden bir velinin sınıf öğretmenine gidip "Çocuğum okuyup yazmayı öğrenmek istemiyorsa zorlayamazsınız, ister öğrenir, ister öğrenmez" dediği bir ortam...
Velhasıl, toplumca kopmuş gitmişiz.

***

Sınıfta kalmanın olmadığı bir sistemin olumlu yanlarıyla olumsuz yanlarını iyi tarttık mı?
Öğretmenlerden dinlediklerimden sonra bundan artık emin değilim.

***

Bağdat Caddesi tayfası bir kafede oturmuş laflıyorlar. Yaşlar 45-60 arası...
Masadaki iki erkek sinmiş, ağızlarını açsalar kadınlar hemen sözlerini kesiyor.
Konu tabii ki memleketi bir ağızdan kötülemek ve her şeyden şikâyet etmek.
Bir süre sonra tükeniyor ve başka bir konuya geçiyorlar: Sürekli hayatından şikâyet eden, etrafı kötüleyen "toksik" insanlardan kaçmak gerektiğini konuşmaya başlıyorlar.
İki tavır arasındaki çakışmayı hiç akıllarından geçirmiyorlar.
Oysa her sandık vakti geldiğinde halk da bu toksik sosyal kesime "Otur oturduğun yerde!" diyor işte...

***

Kalp krizleri ve kanser vakaları konusunda apaçık rakamlara ihtiyacımız var.
Ne oluyor yahu?

***

Uzun bir aradan sonra Netflix'te zevkime ve arayışıma uygun bir dizi buldum.
Elena Ferrante'nin 2019'da piyasaya çıkan "Yetişkinlerin Yalan Hayatı" romanını dizi yapmışlar; şahane olmuş.
Dizinin her bölümüne yayılmış sinematografik tadı çok sevdim.
Dizide Giovanna'nın "Günah diye bir şey yok" diyen arkadaşlarına söyledikleri aklımda kalmış: "Günah vardır: Dostluğun olmadığı, sevginin olmadığı ve güzel bir şeyin boşa gittiği yerde günah vardır."
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.