
"ÖLMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ"
Soruşturmayı yürüten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Cinayet Suçları Soruşturma Bürosu, olayla ilgili iddianameyi hazırladı. Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede cinayetin detaylarına yer verildi. İşlediği vahşi cinayeti ayrıntılarıyla anlatan Mustafa Murat Ayhan, garsonluk yapan genç kızla bir kafede tanıştığını ve iş vaadiyle birbirlerine telefonlarını verdiklerini söyledi. Bir süre sonra genç kızın koronavirüse yakalandığını öğrendiğini belirten Ayhan, şöyle konuştu:
"Bana yan odadaki ablasının kendisi ile ilgilenmediğini, 5 gündür bir şey yemediğini, ilaçlarını alamadığını ve ölmek istediğini söyledi. Her yerinin ağrıdığını ağlamaklı bir sesle mesaj attı. Ben de kendisini aradım ve yardımcı olacağımı söyledim. Azra'yı Kültür Mahallesi'ndeki petrol istasyonundan aldım. Önce yemek yedik. Sonra ilaçlarını aldım. Şehirde otomobille tur attık. 29 Temmuz gecesi saat 00.40'ta Azra yanında kalmak için bir arkadaşını aradı. Ancak arkadaşı sanırım uyuduğu için telefona cevap vermedi. Onu evine bırakmak istedim ama ablası ile kalmak istemediğini söyledi. Ben de evimizin 3+1 olduğunu ve bende kalabileceğini teklif ettim.

"HAREKETSİZ KALDIĞI ANA KADAR BOĞAZINI SIKTIM"
Bana 'Rahatsızlık vermezsem, sende kalırım' dedi. 01.30 sıralarında evime gittik. Azra'ya oğlumun odasında kalmasını teklif ettim ama o kovid olduğu için salonda yatmayı tercih etti. Ben de odama geçip alkol aldım. 08.30'da personelim geldi. Ona apartmanın girişinde iş yeri anahtarını verdim ve sonra tekrar odama geçtim. Saat 13.00 sıralarında odamdan çıktım. Azra'ya baktığımda üzerinin açık olduğunu gördüm. Örtmek için yanına oturdum. Üzerini örttüğüm esnada elim kalçasına değdi. Panikle uyanıp 'Sen ne yapıyorsun?' diyerek bağırdı ve yüzümün sol tarafını tırmaladı. Panikledim. O anda 'Sus ne bağırıyorsun?' diyerek iki elimle Azra'nın boğazını sıkmaya başladım. Ta ki Azra'nın hareketsiz kaldığı ana kadar boğazını sıktım. Azra'nın nefes almadığını, nabzının atmadığını fark edince öldüğünü anladım."

CİNAYETİ TÜM AYRINTILARIYLA ANLATTI
Azra'nın cep telefonunu, bir çift terliği ve içki şişelerini küçük boy çekmeli el valizine koyarak deniz kenarına gittiğini aktaran Mustafa Murat Ayhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Telefonu parçalayarak Boğaçayı'na attım. Terliği ve alkol şişelerini de çöp konteynerine koydum. Sonra eve gittim. Azra'nın cesedinden nasıl kurtulacağımı düşündüm. Sitede kamera olduğu için cesedi parçalayıp, valizle çıkarmaya karar verdim. Alışveriş merkezine giderek, ağaç kesiminde kullanılan testere aldım. Cesedi banyodaki küvete taşıdım. Mutfaktaki et kesmede kullandığım bıçağı alarak Azra'nın başını gövdesinden ayırdım. Kestiğim başı çöp poşetine koydum. Akan kanı ise küvetteki suyu açarak gitmesini sağladım. Sonra askılıklı spor çantasının içine koyduğum Azra'nın başı ile Kepez üstündeki seyir terasına çıktım. Çantayı sırtıma takıp ormanın iç kısımlarına doğru gittim ve uçurum gibi yüksek yerden, çantadan çıkardığım Azra'nın başını attım."