Anglo-Sakson zihniyeti iş başında: Direnen "terörist", işgalci "medeni" oldu!
Ortadoğu'nun ateş hattında barut fıçıları bir bir patlarken, savaş sadece cephelerde değil, kelimelerin ve zihinlerin derinliklerinde de tüm şiddetiyle devam ediyor. ABD ve İsrail ekseninde şekillenen yeni dünya düzeni, on yıllardır kullanılan "demokrasi" ve "özgürlük" maskelerini bir kenara fırlatarak savaşı doğrudan dinsel bir zemine oturtmaya başladı. Batı'nın asırlık "vahşi" ve "medeni" ayrımı, bugün Ortadoğu'nun mazlum halklarına karşı modern bir "Haçlı zihniyeti" ile yeniden hortlatılıyor. Siyasetin kirli dehlizlerinden yükselen bu dinsel söylemler, bölgeyi bin yıllık bir kaosa sürükleme potansiyeli taşırken, A Haber Editörü Hayrullah Ergüner analiz haberinde meselenin perde arkasını tüm yönleriyle analiz etti.
Ortadoğu'da sular durulmak bilmezken, Washington cephesinden gelen bir açıklama diplomatik nezaketi yerle bir ederek savaşın gerçek yüzünü bir kez daha ifşa etti.
MASKE DÜŞTÜ: İSLAM DOĞRUDAN HEDEFTE
Ortadoğu'daki savaşın dili artık hiç olmadığı kadar çıplak ve saldırgan. Bugüne kadar savaşlarını "terörle mücadele" kılıfına uyduran ABD yönetimi, artık doğrudan inançları hedef alıyor. ABD'nin yeni dönemdeki etkili isimlerinden biri olan Pete Hegseth, "İster Sünni olsunlar ister Şii, çünkü bu bir Şii rejimidir, Sünni ya da Şii fark etmeksizin düşmanımız İslam'dır." ifadelerini kullanarak, Batı'nın on yıllardır süren retoriğini yerle bir etti. Bu cümle, sadece bir açıklama değil, bir kırılma noktası olarak tarihe geçti. Artık sahnede özgürlük masalları değil, doğrudan bir inanca karşı açılmış savaşın ilanı var.
AMERİKAN İÇ SİYASETİNDE EVANJELİK KUŞATMA
Bu sertleşen üslubun arkasında yatan iç siyaset dinamikleri de oldukça dikkat çekici. Gazeteci Mete Sohtaoğlu, bu söylemlerin Amerikan iç siyasetindeki karşılığına dikkat çekerek, "Bu açıklamalar, Trump'a oy veren kitleyi konsolide etme amacı taşıyor. Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Trump'ın ruhani ve Evanjelik figürlerle düzenlediği ayin seansları bunun en somut işareti. Trump'ın seçmen kitlesine baktığımızda yüzde 70-80 oranında Evanjelik tarikatına mensup kişilerin olduğunu görüyoruz. Bu, Amerika'nın yeniden küllerinden doğduğu ve Evanjelik görüşe bağlı olarak tüm dünyaya Amerikan barışını, yani Pax Americana'yı getirdiği bir dönemin müjdecisi olarak sunuluyor" şeklinde konuştu.
SİYONİZMİN KANLI COĞRAFYASI: SINIRLARI OLMAYAN İŞGAL
Tarihin tozlu sayfalarını geri sardığımızda, Siyonizm projesinin nasıl adım adım bir işgal mekanizmasına dönüştüğünü görüyoruz. Theodor Herzl'in bir vatan fikriyle başlattığı süreç, bugün coğrafi bir canavara evrilmiş durumda. Yabancı yetkililer, o dönemde "Filistin'e gelen her Yahudi, kurulması planlanan Siyonist devletin yapısındaki bir tuğladır" sözleriyle projenin temelini anlatırken, 1948'de İngilizlerin çekilmesiyle sahne tamamen İsrail'e bırakıldı. David Ben-Gurion, "İsrail topraklarında bir Yahudi devleti kuruyoruz" diyerek işgalin resmi fitilini ateşledi.
BAŞKAN ERDOĞAN'IN TARİHİ SORUSU: İSRAİL NERESİDİR?
Bu yayılmacı politika, bölge liderlerinin de en büyük gündem maddesi olmaya devam ediyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in sürekli genişleyen sınırlarına dikkat çekerek, "Bu İsrail neresidir? Acaba bu İsrail'in toprakları nereleri kapsıyor? 1947'de İsrail neresiydi? Ardından 1949 ve 1967'de neresiydi? Ve şu anda İsrail neresi?" sorularını yönelterek, dünya kamuoyuna işgalin boyutlarını haykırdı.