Varoluşun şifreleri: Dindarlık ve tebessümün gizemli bağı

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Varoluşun şifreleri: Dindarlık ve tebessümün gizemli bağı

İnsanın dünyadaki serüveni, her şeyden önce "var olduğunun" farkına varmasıyla başlar. Metafiziksel bir perspektifle ele alındığında dindarlık, yalnızca ritüeller toplamı değil; varlık nimetini derinden hissetmek, bu büyük lütfu idrak etmek ve bu idrakı kalbi bir teşekkürle taçlandırmaktır. A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Sahur Vakti programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Demirli insanın varoluşsal durumunu ve mutluluk ile olan ilişkisini ele aldı.

Ramazan ayı, insanın sadece açlıkla değil, varoluşuyla yüzleştiği müstesna bir zaman dilimidir. Gün boyu nefsini terbiye eden insan, iftar sofrasında yalnızca ekmeğe değil, "var olma" nimetine de şükreder. Çünkü mutluluk çoğu zaman sahip olduklarımızda değil, var olduğumuzu idrak edebilmemizde gizlidir. İşte bu idrakın en saf dışa vurumu tebessümdür; yüzün basit bir hareketi değil, ruhun derinliklerinden yükselen bir teşekkürdür. Ramazan, insanın kendi varlığıyla barıştığı, iç huzurun yüzüne yansıdığı o sahici gülümsemeyi yeniden hatırlattığı bir arınma mevsimidir.

A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Sahur Vakti programına konuk olan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Demirli insanın varoluşsal durumunu ve mutluluk ile olan ilişkisini ele aldı.

Foto: A Haber - Ekran GörüntüsüFoto: A Haber - Ekran Görüntüsü
TEBESSÜM: RUHUN DIŞA VURAN MUTLULUĞU

Hayatın her anında gülümseme değişimine farklı bir pencere açan Ekrem Demirli, "Var olmak insan için büyük bir lütuf ve iyilik mevcuttur. Bu uluslararası var olmaya bir karşılık vermek gerekir. Tebessüm aslında varlığımızın gülmesidir, içteki huzurun yüze vurmasıdır" sözleriyle derinliğine dikkat çekti. Kapitalist sistemin dayattığı "mesleki gülümseme" ile samimi gülümseme arasındaki fark net bir şekilde ortaya koyan Demirli, "Tebessüm yüzün değil, için hareketidir. Kahkahada içten gelen bir sıkıntı varken bile bir gürültü oluşturabilirsiniz ama ancak gülümseme için gülüşün gülümsemesidir" ifadelerini kullanıldı.

Foto: A Haber - Ekran GörüntüsüFoto: A Haber - Ekran Görüntüsü

DİNDARLIK: VARLIK NİMETİNİ İDRAK ETMEK

Dindarlık var olma niyetini idrak etmektir diyen Ekrem Demirli "Dindarlık, bu nimetten dolayı mutlu olmaktır. Bizim mutluluğumuzun varlığımız hikmetle ilgilidir. Dindarlık bize varlığımız hakkında bir iyilik tespitini kapsama olarak yüklüyor" şeklinde konuştu. Varlığın dildeki karşılığının büyük bir olgu olduğunu gösterdiği, "Varlığımıza teşekkür etmek için söylediğimiz 'Elhamdülillah' cümlesi, aslında bütün dini hayat merkezidir" sözleriyle dindarlığın özünü aktardı.

Foto: A Haber - Ekran GörüntüsüFoto: A Haber - Ekran Görüntüsü

VARLIĞIN ÜÇ TEMEL SÜTUNU: BEN, SEN VE DÜNYA

Varlık bilincinin üç sac ayağı üzerine kurulu olduğunu ifade eden Ekrem Demirli, bu idrakın genişletildiğinde "öteki" kavramın hayati önemini taşıdığını belirtti. Demirli "Varlık haberlerinin bir ayağı benim üzerime, bir ayağı senin üzerine, bir ayağı ise bütün varlıklar üzerine kuruludur. Karşımdaki 'sen' yani başka, bu idrakin olmak için ayrılmış; çünkü dilimiz ve zihnimiz ötekiyle olan ilişkimizle şekillenir" değerlendirmesinde bulundu. Bu üçlü ilişkilerin birleştiği noktada var oluşu büyük bir hayır olduğunu söyleyen Demirli, "Varlığın bu kademelerini idrak etmek, dindarlığın tam olarak başladığı noktadır" ifadesini kullandı.

Foto: A Haber - Ekran GörüntüsüFoto: A Haber - Ekran Görüntüsü

İLK EMİR VE BESMELE'NİN SIRRI

İslam'ın ilk emri olan "Oku" (İkra) ayetinin yaratılış perspektifiyle olan bağını anlatıyor ve bu emrin aslında bir başlangıç bilincinin bulunduğunu ifade eden İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Demirli "İlk emir aslında bize yaratılış hakkında bir perspektif gösterir. 'Yaratan Rabbinin adıyla oku' demek, aslında her şeyden önce Allah'ın adını zikretmek, yani Besmele çekmektir. Hahamın adını okumak, her şeyin başında gelen mutlak bir esastır" dedi. Kur'an-ı Kerim'in başlangıcının varlığının bilinciyle iç içe olduğunu vurgulayan Demirli "Seni var olanın adını konuşmak için önce 'Ben varım' diyebilecek bir bilince sahip olman gerekir. Din, bu var oluşun bilincini sarsarak bizi yaratıcının adıyla buluşturur" ifadelerini kullandı.

Mobil uygulamalarımızı indirin