Tatbikat değil gerçek harekat provası! F-15'ler İran sınırında: 1300 km'lik sır uçuşun şifresi A Haber’de deşifre oldu

Tatbikat değil gerçek harekat provası! F-15'ler İran sınırında: 1300 km'lik sır uçuşun şifresi A Haber’de deşifre oldu

İsrail savaş uçaklarının İran sınırına kadar ilerleyerek geri dönmesi, bölgedeki gerilimi tırmandırırken operasyonun arkasındaki askerî stratejiye ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler gündeme geldi. Söz konusu uçuşun İran'ı tuzağa çekmek amacıyla gerçekleştirilen bir yem mi yoksa kapsamlı bir harekâtın provası mı olduğu tartışılırken, Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, ekranlara yansıyan harita üzerinden operasyonun perde arkasını anlattı. F-15I uçaklarının teknik sınırlarından havada yakıt ikmaline, Süleymaniye'deki terör yapılanmalarından olası bir saldırı öncesinde devreye giren 3 ila 7 günlük kritik harekat takvimine kadar birçok başlığa değinen Olçar, sahadaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İsrail savaş uçaklarının İran sınırına kadar ilerleyip geri dönmesi, askeri ve stratejik açıdan farklı yorumları beraberinde getirdi. Kimileri bu uçuşu İran'ı karşılık vermeye kışkırtmaya yönelik bir provokasyon olarak değerlendirirken, kimileri de olası bir saldırının ön hazırlığına işaret ettiğini savundu. Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, sürecin perde arkasını A Haber'de deşifre etti.

1300 KİLOMETRELİK ROTADA YAKIT VE MÜHİMMAT HESABI

İsrail uçaklarının sınır hattındaki hareketliliğini değerlendiren Akademisyen Doç. Dr. Kemal Olçar, uçakların menzili ve mühimmat kapasitesine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi bu kaç kilometre mesafe? 1300 kilometre, 800 milden fazla. Bu uçaklar F-15I tipi uçaklar. Tel Aviv'den kalktıklarını varsayın, sınıra kadar gidiyorlar. Sınırdaki varış noktası da Süleymaniye. Bunlar tesadüf değil. 1300 kilometre giden bu uçakların menzili 1965 kilometre. Yani 1965 kilometre kadar mesafe gidebiliyorlar, dönüşte ise yarı yolda kalıyorlar. Bunlara harici üç tane drop tank taktığınızda menzilleri 4631 kilometreye çıkıyor. F-15'in tipine göre değişmekle birlikte menzil minimum 4600-4700 kilometreye ulaşıyor ve uçaklar gidiş-dönüş yapabiliyor. Fakat bu yakıt tanklarını taktığınızda toplam mühimmat taşıma kapasitesi olan 7300 kilogram yüzde 40'a düşüyor. Yaklaşık 3000 kilogramlık, yani 3 tonluk mühimmat taşıyabiliyorlar. Bu da çok az. Böyle bir derin harekâtı gerçekleştirebilecek kapasitenin oldukça altında. Bu nedenle kendi orijinal dâhilî tanklarıyla gitmek zorundalar."

Doç. Dr. Olçar, İsrail'e ait F-15I savaş uçaklarının İran sınırına kadar uzanan 1300 kilometrelik uçuşu, olası bir askerî harekatın hazırlığı olduğunu savundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Doç. Dr. Olçar, İsrail'e ait F-15I savaş uçaklarının İran sınırına kadar uzanan 1300 kilometrelik uçuşu, olası bir askerî harekatın hazırlığı olduğunu savundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

HAVADA İKMAL VE 'DAVUT HAVA KORİDORU' TEST EDİLDİ

Uçakların dönüş rotasındaki teknik zorunluluklara dikkat çeken Doç. Dr. Olçar, havada yakıt ikmali ve hava koridoru testine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Dönüşte mutlaka Amerikalıların elindeki, son dönemde yapay zekâ yüklenen KC-46 ve KC-135 tanker uçaklarıyla bu bölgede yakıt ikmali yapmak zorundalar. Bu ne demek? Birincisi, yakıt ikmali provası. Bu uçaklar 1300 kilometre gidip geri dönerken havada yakıt ikmali yaptılar. İkincisi, koridor testi yaptılar. İşte 'Davut Koridoru' dediğimiz koridor... İnsanlar hep karadan, çölden nasıl gideceklerine bakıyordu. Oysa bu, bir hava koridorunun testidir."

Doç. Dr. Kemal Olçar, İsrail savaş uçaklarının havada yakıt ikmali yaparak olası saldırı rotasını ve hava koridorunu test ettiğini öne sürdü (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Doç. Dr. Kemal Olçar, İsrail savaş uçaklarının havada yakıt ikmali yaparak olası saldırı rotasını ve hava koridorunu test ettiğini öne sürdü (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

ÇİN RADARLARINA KARŞI KİLİTLENME DENEMESİ

Operasyonun bir diğer amacının bölgedeki gelişmiş radar ağının kapasitesini ölçmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kemal Olçar, üçüncü testin radar sistemlerine yönelik gerçekleştirildiğini ifade etti. Olçar, "Bir prova daha yapıldı: Bölgedeki radarlar test edildi. Radarlar kilitlendiği zaman F-16'lar bunu hisseder. Hangi radarlar? Çin radarları. İsrail ve Amerikalılar, Çin radarlarından oldukça endişeliler. Dolayısıyla Çinlilerin İran'a vermiş olduğu radar sistemlerine kilitlenip kilitlenmediğini test ettiler. Üçüncü test de buydu" ifadelerini kullandı.

İsrail ve ABD'nin, İran'ın Çin tarafından sağlanan radar sistemlerinin kapasitesini ölçmek amacıyla uçuş gerçekleştirdiği iddia edildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)İsrail ve ABD'nin, İran'ın Çin tarafından sağlanan radar sistemlerinin kapasitesini ölçmek amacıyla uçuş gerçekleştirdiği iddia edildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

SÜLEYMANİYE HATTI, PJAK VE YAKIN HAVA DESTEĞİ PLANI

Bölgedeki aktörler arasındaki koordinasyona dikkat çeken Doç. Dr. Olçar, Süleymaniye hattındaki yapılanmaların olası bir harekâttaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Olçar, şu ifadeleri kullandı:

"Dördüncü test şu: Bu bölgede Süleymaniye grubuyla bir senkronizasyon, bir orkestrasyon var. Hiçbir şey tesadüf değil. Orada ABD'nin savaşın başında indirdiği ve Necef çöllerinden yürüyerek, göstere göstere o bölgeye giden bir mekanize taburu var. İkincisi, hemen karşıda PJAK ve dört Kürt terör grubu daha bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu harekâtın Süleymaniye-Tahran vektörünü ortadan kaldırdı. Ancak şu anda bu terör örgütlerinden kimse bahsetmiyor, adeta unutturuldular.

Uçaklar, koridorun güneyinden Irak'a geçerek Süleymaniye'ye ve İran sınırına ulaştı, ardından kuzeyinden devam etti. Tam şurada Amerikalıların üs bölgesi El-Tanf var ve burayı gözetliyor. Karşı taraftaki PJAK ve dört terörist grubun yanı sıra bölgedeki yapılanmanın hava desteğine ihtiyacı var. Buradaki yapılanmayı İsrail üstlendi. 'Ben oradaki terör örgütlerini bir araya getirip Tahran'a karadan yürümesini koordine ederim.' demişlerdi.

PJAK ya da diğer dört örgüt lağvedilmedi. Amerikalıların Suriye'de YPG'ye ait silahlarını aldılar. Şimdi bu grupların yakın hava desteğine ihtiyacı var. Karadan ilerlerken onları havadan koruyacak yakın hava desteğini, bu koridordan gelecek İsrail Hava Kuvvetlerine ait F-15I uçakları sağlayacak. Yapılan bir diğer prova da buydu."

Olçar, Süleymaniye hattındaki PJAK ve diğer silahlı grupların olası bir kara harekâtında İsrail hava kuvvetlerinden yakın hava desteği alabileceğini savundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Olçar, Süleymaniye hattındaki PJAK ve diğer silahlı grupların olası bir kara harekâtında İsrail hava kuvvetlerinden yakın hava desteği alabileceğini savundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BU, GERÇEK BİR HAREKATIN PROVASI: HEDEF DEVRİM MUHAFIZLARI"

İran'da kara birliklerinin de dâhil olacağı bir rejim değişikliğinin hedeflenip hedeflenmediğine ilişkin soruyu yanıtlayan Doç. Dr. Kemal Olçar, asıl hedefin rejim değil, doğrudan Devrim Muhafızları olduğunu savundu. Olçar, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Burada hedef rejim falan değil, doğrudan Devrim Muhafızlarıdır. Rejimle falan kimse ilgilenmiyor. Bu provalar, gerçek harekâtlardan genellikle 3 ila 7 gün önce yapılır. Bu bir tatbikat değil, gerçek bir harekâtın provasıdır."

İran'a yönelik olası bir operasyonun gerçek harekât öncesi prova niteliği taşıdığını belirten Olçar, 27 Ekim-3 Kasım arasındaki döneme dikkat çekti (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)İran'a yönelik olası bir operasyonun gerçek harekât öncesi prova niteliği taşıdığını belirten Olçar, 27 Ekim-3 Kasım arasındaki döneme dikkat çekti (Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

SİYONİST LOBİLERİN SEÇİM KISKACI

Olası saldırının zamanlaması ile ABD ve İsrail'deki seçimler arasındaki ilişkiye dikkat çeken Doç. Dr. Kemal Olçar, 27 Ekim ile 3 Kasım arasındaki dönemin kritik olduğunu belirtti. ABD'deki siyasi ve ekonomik lobilerin seçimler üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Olçar, şu ifadeleri kullandı:

"Önümüzde iki tane salı var. Birisi 27 Ekim, diğeri 3 Kasım. Birisi Amerikan seçimleri, diğeri katil İsrail devletinin standart seçimleri. Ancak ikisi de aynı seçim çünkü ikisinin de kontrolü Siyonizm'de. ABD'nin bu harekâtı yapıp yapmama konusundaki endişesi, Amerikan halkının oy verme eğiliminden kaynaklanmıyor. Bu endişe, Siyonistlerin kontrolünde olan lobi şirketlerinin, büyük silah şirketlerinin veya düşünce kuruluşlarının seçimleri manipüle etmesinden kaynaklanıyor.

Kongre'de Temsilciler Meclisi ve Senato'daki İsrail yanlısı üyelerin sayısı yarıdan fazla. Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), seçimler için tam 300 milyon dolar bütçe ayırdı. Lockheed Martin, 51 eyalette fabrika kurmuş durumda ve açıkça, 'Eğer senatör adayı İsrail karşıtı tutum sergilerse fabrikayı kapatırım.' tehdidinde bulunuyor.

İsrail'deki seçimleri de organize eden Siyonistlerdir. Dolayısıyla saldırı düzenleme ihtimali yüksek. 27 Ekim ile 3 Kasım arasındaki dönem son derece kritik."

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin