Akıllı araçlar güdümlü birer silaha mı dönüşüyor? Uzmanlar ahaber.com.tr’de uyardı: "Veri güvenliğinde milli teknoloji şart"
Kamera, sensör ve gelişmiş yazılımlarla donatılan yabancı menşeli akıllı otomobiller, küresel ölçekte milli güvenlik tartışmalarını alevlendirdi. Norveç’teki askeri tatbikatta yaşanan Çin menşeli araç skandalının ardından, Türkiye’de de kritik savunma sanayisi yerleşkelerine yönelik kısıtlamalar gündeme geldi. Peki, tekerlekli birer veri toplama merkezine dönüşen bu araçlar hangi tehlikeleri barındırıyor? Savunma tesislerine sızma, biyometrik fişleme ve uzaktan sabotaj riskini uzman isimler ahaber.com.tr’ye değerlendirdi.
Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte akıllı ve elektrikli araçların veri toplama kapasitesi, doğrudan bir "milli güvenlik" meselesine dönüştü. Gelişmiş kamera, sensör ve bulut tabanlı yazılım sistemleriyle donatılan yabancı otomobillerin hassas bilgileri kaydetme ihtimali, savunma sanayisi tesislerinde yeni güvenlik protokollerini beraberinde getiriyor.
Son olarak TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, yabancı elektrikli otomobillerin bazı savunma sanayisi yerleşkelerine alınmadığını belirterek; bu araçların kamera ve yazılım sistemlerinin oluşturabileceği casusluk risklerine dikkat çekti.
NORVEÇ'TEKİ ASKERİ TATBİKATTA 'KİRALIK ARAÇ' SKANDALI
Türkiye'de alınan bu tedbirin ne kadar hayati olduğu, geçtiğimiz eylül ayında Norveç'te yaşanan bir skandalla bir kez daha kanıtlandı. Norveç'te düzenlenen askerî bir tatbikatta kullanılan Çin üretimi kiralık araçların; askerlerin hareketlerini, güzergâhlarını ve askerî tesislerin girişlerinde kullanılan bazı güvenlik kodlarını kaydettiği ortaya çıktı. Araçlardaki kayıtlar sonradan silinse de, toplanan stratejik verilerin merkez sunuculara aktarılıp aktarılmadığı belirsizliğini koruyor.
Benzer casusluk endişeleri nedeniyle ABD, Almanya, İngiltere ve Polonya gibi ülkeler de haritalama, görüntü kaydı ve veri iletimi risklerine karşı yabancı akıllı araçların askerî üslere girişine kısıtlamalar getirdi.
Dr. Eray Güçlüer, akıllı araçların veri toplamanın ötesinde istihbarat amacıyla kullanılabileceği ve uygun koşullarda silaha dönüşebileceği uyarısında bulundu. (Fotoğraf: ahaber.com.tr)
DR. ERAY GÜÇLÜER: "İSTİHBARAT ARACINDAN SİLAHA DÖNÜŞEBİLİRLER"
Konuyu ahaber.com.tr'ye değerlendiren İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, tehdidin boyutunun sadece veri toplamayla sınırlı olmadığını, dışa bağımlı GSM, GPS ve batarya sistemlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Güçlüer, bu sistemlere sahip araçların istihbarat amacıyla kullanılabileceğini ve uygun koşullarda birer silaha dönüşebileceğini ifade etti.
Araçlardaki ısı, ışık, basınç ve elektromanyetik sensörlerle kritik bölgelerin üç boyutlu haritalarının ve yükselti bilgilerinin çıkarılabildiğine dikkat çeken Güçlüer, şu uyarıda bulundu:
"Bu sistemler üzerinden kişilerin yaşam rutinleri ve biyometrik verileri analiz edilebiliyor. Özellikle devlet büyükleri, VIP isimler ve kritik personelin güzergâhları, hareket saatleri GSM ve GPS üzerinden anlık takip edilebilir. Artık mahremiyet diye bir şey kalmadı."
Lübnan’daki çağrı cihazı saldırılarını hatırlatan Güçlüer, araç bataryalarının dışarıdan müdahaleyle patlayıcıya dönüşebileceği uyarısını yaptı. (Fotoğraf: ahaber.com.tr)
LÜBNAN ÖRNEĞİ: "BATARYALAR PATLAYICIYA DÖNÜŞEBİLİR"
İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı çağrı cihazları ve telsizler üzerinden gerçekleştirdiği, 2 binden fazla kişinin öldüğü ya da yaralandığı siber-sabotaj saldırısını hatırlatan Güçlüer, benzer bir senaryonun araçlar için de geçerli olabileceğini belirtti. Güçlüer, "Yüzlerce aracın aynı anda dışarıdan müdahaleyle patladığını düşünün. Araç bataryaları uzaktan gönderilecek komutlarla patlayıcıya dönüşebilir. TEI Genel Müdürü Mahmut Akşit'in bu konudaki uyarıları son derece yerinde ve hayati." dedi.
Yabancı yazılıma ve kontrolsüz GSM/GPS sistemlerine sahip tüm araçların yalnızca savunma tesislerinden değil, tüm bakanlıklardan ve stratejik birimlerden uzak tutulması gerektiğini belirten Güçlüer, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
"Kritik tesislerle bu tür araçlar arasında güvenlik mesafesi bırakılmalı, protokol ve koruma araçlarındaki kameraların veri akışı geçişler sırasında jammer sistemleriyle kesilmelidir. Ancak kalıcı çözüm milli ve yerli yazılımların geliştirilmesidir. Sistemlere yerleştirilecek milli koruma kodları, dışarıdan gönderilebilecek saldırı komutlarını engelleyecektir. Türkiye şifreleme ve algoritma güvenliğinde oldukça iyi bir noktada; özellikle HAVELSAN bu alanda öncü bir rol üstleniyor."
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yabancı araçların savunma sanayisi tesislerine girişinin stratejik mühendislerin kimlik ve konum bilgilerinin açığa çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. (Fotoğraf: ahaber.com.tr)
PROF. DR. ALİ MURAT KIRIK: "STRATEJİK MÜHENDİSLERİMİZİN YÜZLERİ İFŞA EDİLEBİLİR"
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise yabancı menşeli araçların savunma sanayisi kampüslerine girmesinin personel güvenliği açısından taşıdığı tehlikeye dikkat çekti.
Kırık, "TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN gibi milli savunmamızın can damarı olan tesislere bu araçların sokulması büyük bir güvenlik açığı doğurur. Araçların kameraları uzaktan etkinleştirilip yapay zeka sistemlerine entegre edilebilir. Böylece kampüse giren stratejik mühendislerimizin yüzleri analiz edilerek kimlikleri ve konumları yabancı istihbarat servislerine ifşa edilebilir." dedi.
Yabancı araçların kritik tesislerde oluşturabileceği casusluk riskine dikkat çeken Kırık, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. (Fotoğraf: ahaber.com.tr)
İsrail merkezli casusluk yazılımlarına ve araç içi multimedya sistemlerinin tehlikelerine değinen Kırık, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şubat ayında İsrail basını (Haaretz) araçlardaki bilgi sistemlerine ilişkin bir dosya yayımladı. Araçların multimedya sistemleri telefonlarla entegre edildiğinde rehberin yanı sıra kamera ve mikrofon kayıtları da depolanabiliyor. İsrail bu konularda her zaman sabıkalıdır. Aracın Amerikan, Çinli ya da Koreli olması fark etmiyor; yabancı araçların kritik merkezlere girmesi, savunma sanayimizin kalbine fiziksel bir casusun sızması ve askeri muhaberatın ele geçirilmesi anlamına geliyor."
"NORVEÇ'İN TOGG'U YOKTU AMA TÜRKİYE'NİN VAR"
Yabancı teknolojilere bağımlılığın orduları bile çaresiz bırakabildiğini belirten Prof. Dr. Kırık, Norveç'teki tatbikat skandalı üzerinden Türkiye'nin yerli otomobili Togg'un stratejik önemini vurguladı:
"Norveç ordusu tatbikatta kiraladığı Çin menşeli araçların tüm verileri bir merkeze aktardığını tespit etti ancak yerli bir alternatifleri olmadığı ve tatbikatı yarıda bırakamadıkları için o araçları kullanmaya devam etmek zorunda kaldılar. Çok şükür bizim Togg gibi milli bir alternatifimiz var. A'dan Z'ye her alanda yerlileşme şart. Kritik savunma kampüslerine yalnızca yerli teknolojiler kabul edilmeli, yurt dışından gelen araçlar ise bağımsız güvenlik testlerinden geçirilmelidir. Milli gücümüzün sağladığı bu üstünlüğü korumak zorundayız."