Fon tasfiyesinde “clawback” formülü! Etkin pişmanlığın perde arkası A Haber’de: Parayı iade eden şüpheliyi ne bekliyor?

Fon tasfiyesinde “clawback” formülü! Etkin pişmanlığın perde arkası A Haber’de: Parayı iade eden şüpheliyi ne bekliyor?

Fonlarda yaşanan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmalar sürerken 43 binden fazla kişinin ilk ödemeleri gerçekleştirildi. Haksız kazanç elde ettiği belirlenen kişi ve şirketlere yönelik geri ödeme süreci de gündeme geldi. Akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ve hukukçu Av. Hadi Dündar, fonlardaki usulsüzlük iddialarını, ABD'de uygulanan “clawback” sistemini, etkin pişmanlığın hukuki sonuçlarını ve devletin denetim sorumluluğunu değerlendirdi.

Fon skandalında binlerce yatırımcının mağduriyetini gidermeye yönelik süreç devam ederken, haksız kazanç elde ettiği belirlenen kişi ve şirketlere yönelik çarpıcı rakamlar ortaya çıktı. Konuyu A Haber ekranlarında değerlendiren uzman isimler, vurgunun perde arkasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

HANGİ FONDA NE KADAR VURGUN YAPILDI?

Fon tasfiyesine yönelik 17 Eylül tarihinde alınan kararın ardından henüz bir ay bile geçmeden 43 binden fazla mağdurun ilk ödemelerinin yapıldığı ve ekim ayı boyunca bu sürecin devam edeceği aktarıldı. Diğer yandan, Amerika Birleşik Devletleri'nde uygulanan "clawback" sistemine benzer bir mekanizmanın devreye sokularak yüksek kazanç elde edip kritik zamanlarda çıkanların haksız kazançlarının geri çağrılması amacıyla özel bir hesap oluşturulduğu kaydedildi.

Yapılan incelemelerde 141'i gerçek kişi, 73'ü şirket olmak üzere toplam 214 süjenin 187 milyar 653 milyon liralık bir vurguna imza attığı belirtildi. 141 gerçek kişinin 100 milyar 676 milyon lira, 73 şirketin ise 86 milyar 977 milyon liralık haksız menfaat sağladığı kayıtlara geçerken; şirket bazlı dağılımda Tera'da 102 gerçek kişide 28 milyar lira ve 38 şirkette 62 milyar 770 milyon lira, Pusula'da 19 kişide 69 milyar 700 milyon lira ve 20 şirkette yaklaşık 10 milyar lira, Hedef şirketinde ise 20 kişide 2 milyar 976 milyon lira ile 15 şirkette 14 milyar 900 milyon liralık kazanç tespit edildiği vurgulandı. Devletin 100 milyon liranın üzerindeki bu haksız kazançları tek tek belirleyerek açılan hesaba iade çağrısı yaptığı, bunun kesin bir af anlamına gelmediği ve yargılama sürecinde lehe bir durum olarak ele alınabileceği ifade edildi.

Fon soruşturmasında 43 binden fazla mağdurun ilk ödemeleri, tasfiye kararının ardından henüz bir ay dolmadan gerçekleştirildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü) Fon soruşturmasında 43 binden fazla mağdurun ilk ödemeleri, tasfiye kararının ardından henüz bir ay dolmadan gerçekleştirildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"5 HAFTADA 10 MİLYON OLDUYSA BURADA AHLAKSIZLIK VE SUÇ VARDIR"

Meseleye ilişkin teknik ve hukuki tabloyu değerlendiren Akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, "Şayet 1 milyon liranız 5 yılın sonunda 10 milyon lira olduysa orada bir problem olmayabilir. Ama 1 milyon liranız 5 haftanın sonunda 10 milyon lira olduysa, 5 ay sonunda 100 milyon lira olduysa burada bir problem var. Problem var, ahlaksızlık var, vurgun var, açgözlülük, tamahkarlık var. E bir de suç var. Şimdi bu suç Sermaye Piyasaları Kanunu'nda uzun uzun anlatılmış; 106 ve 107. madde, 1. ve 2. fıkra: 'Bu bir piyasa dolandırıcılığıdır' diyor. Üstelik dolandırdığın piyasadaki vatandaş da benim vatandaşımdır, garibandır. Emekli maaşını çekip 2 ay nemalansın diye oraya koyandır, evladının okul taksidi için 2 hafta orada dursun diye oraya koyandır ya da cuma günü ev alacaktır, kaporasını ödemiştir pazartesi ödemek üzere 2 gün için oraya koyandır. Yani piyasayı dolandırırken o piyasa sanal bir piyasa değil; Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma... Bizim vatandaşlarımız" ifadelerini kullandı.

Fonlar üzerinden haksız kazanç elde ettiği öne sürülen 214 gerçek kişi ve 73 şirketle bağlantılı toplam tutar 187 milyar 653 milyon lira olarak açıklandı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü) Fonlar üzerinden haksız kazanç elde ettiği öne sürülen 214 gerçek kişi ve 73 şirketle bağlantılı toplam tutar 187 milyar 653 milyon lira olarak açıklandı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Sermaye piyasaları yoluyla kalkınma modelinde devletin vatandaşı yastık altındaki birikimlerini iktisadi sisteme dahil etmeye teşvik ettiğini belirten Doç. Dr. Orallı, "İktisadi alana katkı olsun; sanayici, iş adamı kredi çekebilsin, istihdam artsın, dış ticaret açığı kapansın diye 'Gelin sisteme sokun' dendi. Hatta faiz duyarlılığı olan vatandaşlar için para piyasası fonu ya da kira sertifikaları gibi imkanlar sağlandı. 1. derece risk satın alan vatandaş yıllık yüzde 40-41 getiriyle para piyasası fonuna yatırım yaparken, bazı şahıslar 6. ve 7. seviyede risk alıp hisse senetleri üzerinden manipülasyon kurdular. Borsada halka arz edilmiş şirketlerin sahipleriyle masaya oturup 'Senin şu kadar hisseni alacağım' diyerek sosyal medya ve sanal gruplar üzerinden 'X hissesine yüklenelim' çağrıları yaptılar. Günlerce tavan yaptıktan sonra tüyo alarak hızla çıkış yaptılar. İçeride ise kirasını, çocuğunun okul taksidini ödeyecek masum vatandaş kaldı. Bu ağır bir suçtur. Eğer bir pişmanlık hissediyorsan, haksız elde ettiğini getir iade et. Ancak bu senin ahlaksız ve suçlu olduğun gerçeğini örtmez; en fazla etkin pişmanlıktan yararlanabilirsin. Yargılama sürecinde bunu gözetiriz ama bir şartla: Sana bu tüyoyu kim verdi, kim 'gir' ve 'çık' dedi, bunu da devlete söylemek zorundasın" sözleriyle aktardı.

Akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, kısa sürede elde edilen olağanüstü kazançlara dikkat çekti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü) Akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, kısa sürede elde edilen olağanüstü kazançlara dikkat çekti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"DÜZEN PONZİ SİSTEMİ GİBİ İŞLETİLDİ, DDK RAPORU TARİHİ BİR ADIMDIR"

Sürecin perde arkasındaki işleyişi aktaran Hukukçu Av. Hadi Dündar, "Belli bir düzen korunmuştu zaten ve devam ediyordu. Eğer SPK'nın o 20 maddelik düzenlemesi olmasaydı bu kamuoyuna yansımamış olacaktı. Ponzi sistemi veya Çiftlik Bank örneğinde olduğu gibi, sisteme yeni yatırımcı geldiği müddetçe çark dönüyordu; yeni para girişi durduğu an sistem çöktü. Fonların içerisine olmaması gereken enstrümanları koydular. Sadece mevduata yatırılması gereken para piyasası fonundaki kaynakları çekip başka şirketlerin hisse senetlerini yükseltmek için kullandılar. SPK fon kısıtlamasına yönelik o 20 maddeyi yürürlüğe koyunca sistem tıkandı. Hatta 9, 10 ve 11 Eylül tarihlerinde şirket ve araç devirleri yaparak sistemi başka bir yapıya geçirmeye çalıştılar ancak soruşturma derinleşince dolandırıcılık patlak verdi" dedi.

Benzer krizlerin dünyada da yaşandığına dikkat çeken Av. Hadi Dündar, "ABD borsasında 2008'de Bernie Madoff fon manipülasyonu yaptı, 150 yıl ceza aldı. 2021'de Kapital vakası çıktı, Malezya'da 2005'te 1MDB, Almanya'da Wirecard skandalı patlak verdi. Dünyanın her yerinde olabilecek bu olayların önüne geçmek için denetim şarttı. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ilk gün Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmesi bu yüzden en stratejik adımdır. DDK kurumlara gidip 'Bu şirketlere kim izin verdi, fonlarda bunlar yaşanırken SPK ne yapıyordu?' diyerek her şeyi denetleyecek. Sermaye Piyasası Kurulu'nun yetkisi dahilinde olan tüm işlemler mercek altına alınacak" şeklinde konuştu.

Fon soruşturmasında Tera, Pusula ve Hedef şirketleriyle bağlantılı işlemler mercek altına alınırken, haksız kazançların geri alınması gündeme geldi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü) Fon soruşturmasında Tera, Pusula ve Hedef şirketleriyle bağlantılı işlemler mercek altına alınırken, haksız kazançların geri alınması gündeme geldi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"PARAYI YATIRANIN DURUMU SPK 107 VE TCK 158 KAPSAMINDA AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLECEK"

Geri ödeme hesabının ve etkin pişmanlığın hukuki boyutuna açıklık getiren Av. Hadi Dündar, "İşlemlerin tamamı kayıtlı, hiçbir şey gizlenemez. Devlet, haklarında henüz soruşturma açılmayan şahıslara 'Gel kazancını hesaba yatır, etkin pişmanlıktan faydalan' diyor. Burada hukuki ayrım çok net yapılmalı. Eğer eylem SPK 107 çerçevesinde piyasa dolandırıcılığı olarak kalır ve kişi soruşturma açılmadan önce parayı yatırıp kimlerle hareket ettiğini anlatırsa ceza almaz. Soruşturma veya kovuşturma aşamasında yatırırsa indirim alır. Fakat fiil Türk Ceza Kanunu 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilirse, soruşturma öncesinde de yatırsa tamamen kurtulamaz, yalnızca ceza indirimi alır. Dolayısıyla toplu bir şekilde 'Parayı yatıran kurtulur' ya da 'Kesin ceza alır' denilemez, her dosya tek tek ayrılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Hukukçu Av. Hadi Dündar, kazançların iade edilmesinin hukuki sonuçlarının kişilere ve suçlamalara göre değişebileceğini belirtti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü) Hukukçu Av. Hadi Dündar, kazançların iade edilmesinin hukuki sonuçlarının kişilere ve suçlamalara göre değişebileceğini belirtti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Soruşturmadaki kişi sayılarına da değinen Av. Hadi Dündar, "Adalet Bakanı'nın Sabah gazetesine verdiği röportajda bahsettiği 140'ın üzerindeki şahıs, henüz mal varlığına el konulmamış olan gruptur. Dosya kapsamında halihazırda 85 kişi tutuklu, 207 kişiyle ilgili adli işlem yapılmış ve mal varlıklarına el konulmuştur. Bahsi geçen 140'tan fazla şahsa ise 'Bu haksız kazançları getir yatır' diye tebligat gönderilmiştir. Parayı getirdiklerinde hukuki durumları SPK 107 veya TCK 158 çerçevesinde bağımsız olarak karara bağlanacaktır" ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin