ANALİZ | Siyasette vefa sınavı: Lidere yük mü lidere destek mi?
Siyaset, bir liderin gölgesinde büyümek ya da onun omuzlarına yeni yükler bindirmek değil; sorumluluğu paylaşmak, zor zamanda öne çıkmak ve milletin emanetini taşımaktır. Başkan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar, siyasi sorumluluğun yalnızca makam sahibi olmakla sınırlı olmadığını ortaya koydu. Erdoğan, "Bizim davamızda 'ben' yoktur, bizim davamızda 'biz' vardır" sözleriyle birlik ve beraberlik mesajı verirken, "Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin" ifadeleriyle de millete hizmet yolunda kararlılık ve sorumluluk vurgusu yaptı. Peki siyasetin gerçek ölçüsü ne? Makam mı, şahsi ikbal mi, yoksa milletin yükünü omuzlamak mı?
Her kararın bir bedeli, her tercihin bir sonucu var. Atılan her imzanın ardında milyonlarca insanın hayatı, üstlenilen her makamın üzerinde ise milletin emaneti bulunuyor. A Haber'in analiz haberinde, siyasetin görünmeyen sorumlulukları ve dava arkadaşlığının gerçek anlamı mercek altına alınıyor.
BİRİNCİ GÖREV MİLLETE HİZMET
Siyaset anlayışının bir insanın gölgesinde büyümek ya da liderin omuzlarına yeni yükler yüklemek olmadığı; asıl siyasetin yükü görmek, o yükten pay almak, gerektiğinde öne çıkıp gerektiğinde geri durarak milletin huzurunda sorumluluk üstlenmek olduğu belirtildi. Her tercihin bir sonucu ve her makamın üzerinde görünmeyen bir emanet bulunduğu kaydedilirken; Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "İster iktidar, ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan, birinci görevlerinin millete hizmet olduğunu vurguladı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
"MÜCADELE HİÇBİR ZAMAN KOLTUK KAPMAK OLMADI"
Ülke büyüdükçe ekonomi, güvenlik, dış politika, terörle mücadele, savunma sanayii, enerji ve sosyal meseleler gibi liderin omzundaki yüklerin de aynı anda cevap beklediği ve siyasetin gerçek niteliğinin tam da bu noktada ortaya çıktığı ifade edildi. Kimi çevrelerin sadece makam, görünürlük veya isim peşinde koştuğu, kimilerinin ise sessizce sorumluluk üstlendiği hatırlatılırken; Başkan Erdoğan, "Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı." sözleriyle aktardı.
Erdoğan, siyasi mücadelenin koltuk değil, hizmet mücadelesi olduğunu belirtti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
"BİZİM DAVAMIZDA SIRTINDAN HANÇERLEMEK YOKTUR"
Siyasetin liderin arkasına saklananlara değil, yükü paylaşabilen, yanlışa karşı çıkıp doğrunun arkasında duran, kriz anında kaybolmayıp başarıda kendini öne çıkarmayan kadrolara ihtiyaç duyduğu vurgulandı. Davanın yalnızca kürsü cümleleriyle değil, zor zamanda yük alanlarla taşınabileceğine işaret eden Başkan Erdoğan, "Biz bu makamlara milletle geldik. Bizim davamızda 'ben' yoktur, bizim davamızda 'biz' vardır, biz! Bizim davamızı şöyle biliniz: Bu davada yol arkadaşını yolda satmak yoktur! Bizim davamızda sinsilik yoktur, sırtından hançerleme yoktur, arkadaşının kuyusunu kazmak yoktur! Biz millete hizmetkarlık uğruna yola çıkmış dava arkadaşlarıyız. Millete hizmet yolunda bencillik yoktur." şeklinde konuştu.




