Türkiye'yi zincire vuran karanlık tertip: 12 Eylül Darbesi

Türkiye'yi zincire vuran karanlık tertip: 12 Eylül Darbesi

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, askeri cuntanın toplumda açtığı derin yaralar tazeliğini koruyor. Demokrasinin askıya alındığı, TBMM'nin lağvedildiği, anayasanın rafa kaldırıldığı ve gençlerin darağaçlarına gönderildiği bu karanlık dönem, A Haber'in hazırladığı "12 Eylül Darbesi" belgeseliyle bir kez daha tüm yönleriyle gözler önüne serildi.

Türkiye'nin eksenini değiştiren darbeye uzanan süreç, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın hemen ardından şekillenmeye başladı. Harekâtın ardından Türkiye'nin maruz kaldığı silah ambargosu ve ekonomik baskı, siyasi istikrarsızlığı da beraberinde getirdi.

ABD ve derin NATO'nun, Türkiye'nin veto ettiği Yunanistan'ın NATO'ya dönüşünü sağlamak amacıyla düğmeye bastığı bu dönemde sağ ve sol gruplar yasa dışı yollarla silahlandırılarak ülke adım adım bir iç savaş ortamına sürüklendi.

Küresel çetelerin emrindeki mafya ve terör örgütlerinin ise uyuşturucu ve silah kaçakçılığından elde ettikleri milyonlarca dolarla sokaklardaki kaosu körüklediği aktarıldı.

ABDİ İPEKÇİ VE GÜN SAZAK SUİKASTLARI: CIA'NIN KAOS PLANI

Dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak, CIA ve derin NATO'nun gümrükler üzerinden yürüttüğü öne sürülen kaçakçılık trafiğini deşifre ederek önemli bir adım attı. Sazak, topladığı üç klasör belgeyi yayımlaması için Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi'ye teslim etti.

Ancak Türkiye üzerinde karanlık hesaplar yaptığı öne sürülen güçler hemen devreye girdi. CIA Türkiye Masası Şefi Paul Henze'nin, "Gazeteci Abdi İpekçi'yi silah kaçakçılığını yazmaması konusunda uyardı." sözleriyle İpekçi üzerinde baskı kurduğu öne sürüldü. Bu gelişmenin ardından 1 Şubat 1979'da Abdi İpekçi suikasta uğradı. Olayın ardından yakalanan tetikçi Mehmet Ali Ağca, "Abdi İpekçi'ye 5-6 el ateş ettim." ifadelerini kullandı.

İpekçi'nin öldürülmesinden bir yıl sonra ise hedefte, belgeleri teslim eden Gün Sazak vardı. Sazak, Dev-Sol militanlarının düzenlediği saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Türkiye'yi zincire vuran karanlık tertip: 12 Eylül Darbesi - 1

"BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI" DEDİLER, TÜRKİYE'Yİ AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE ÇEVİRDİLER

12 Eylül 1980'de gece saat 03.00'te tankların sokaklara inmesiyle Türkiye'nin üzerine kara bir bulut çöktü. Darbenin gerçekleştiği saatlerde Washington'da yankılanan sözlerin ise müdahalenin uluslararası boyutuna ilişkin tartışmaları beraberinde getirdiği belirtildi.

CIA Türkiye Masası Şefi Paul Henze'nin, 12 Eylül askeri darbesini ABD Başkanı Jimmy Carter'a "Bizim çocuklar başardı." diyerek haber verdiği aktarıldı.

Seçimle işbaşına gelen meşru hükümetin devrildiği bu süreçte Türkiye adeta açık hava hapishanesine dönüştürüldü. 1 milyon 683 bin kişi fişlenirken, 171 kişi işkence gördüğü sırada hayatını kaybetti.

Türkiye'yi zincire vuran karanlık tertip: 12 Eylül Darbesi - 2

EVREN CUNTASINDAN NATO'YA TAVİZ VE EKONOMİK YIKIM

O karanlık günün sabahında TRT radyosunda İstiklal Marşı'nın ardından Harbiye Marşı çalındı ve dönemin Genelkurmay Başkanı ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren imzalı 1 numaralı bildiri okundu.

Darbeci Kenan Evren ve cuntasının ilk icraatlarından birinin, Türkiye'nin yıllardır karşı çıktığı Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne onay vermek olduğu belirtildi. Kanlı müdahalenin ardından yıllar sonra konuşan darbeci Kenan Evren'in, "Ülkenin üzerinden silindir gibi geçen 12 Eylül darbesini savunduğu." ifade edildi.

Meclisin lağvedildiği, anayasanın rafa kaldırıldığı ve sıkıyönetim ilan edildiği bu dönemde Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışındaki çok sayıda sivil toplum kuruluşunun faaliyetleri yasaklandı. Cunta yönetiminin baskıları sonucu Türk Lirası'nın da darbe koşullarında bir gecede yüzde 100 değer kaybettiği aktarıldı.

Türkiye'yi zincire vuran karanlık tertip: 12 Eylül Darbesi - 3

CUNTA MAHKEMELERİNDE 50 KİŞİ İDAM EDİLDİ

Darbe rejiminin toplum üzerinde kurduğu baskı ve kıyımın hafızalardan silinmediği belirtildi. Soruşturma süreçlerinde 650 bin kişi gözaltına alınarak sorgulanırken, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

Dönemin cunta lideri Kenan Evren'in, "Asmayalım da besleyelim mi?" sözleriyle hafızalara kazınan yaklaşımını ortaya koyduğu aktarıldı. Askeri mahkemelerde 517 kişiye idam cezası verilirken, bu cezalardan 50'si infaz edildi.

Darağacına gönderilenler arasında 22 yaşındaki ülkücü genç Mustafa Pehlivanoğlu ile sol görüşlü Erdal Eren de yer aldı. Toplumsal bellekte derin yaralar açan bu süreçte 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi "sakıncalı" ilan edildi ve 4 bine yakın öğretmenin görevine son verildi.

Türkiye'yi zincire vuran karanlık tertip: 12 Eylül Darbesi - 4

SİYASİ PARTİ LİDERLERİ HAMZAKÖY VE UZUNADA'YA SÜRGÜN EDİLDİ

Askeri müdahale, Türkiye'nin çok partili siyasi yapısını da ağır bir kesintiye uğrattı. Tüm siyasi partiler kapatılarak tasfiye edilirken, lider kadroları da askeri gözetim altında sürgüne gönderildi.

Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit Hamzaköy'de zorunlu gözetim altında tutuldu. Aynı dönemde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş ile Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise Uzunada'ya sürgün edilerek siyaset sahnesinden uzaklaştırıldı.

50 kişinin idam edildiği, yüz binlerce insanın hayatının karartıldığı ve milli iradenin ayaklar altına alındığı bu karanlık dönem, A Haber'in hazırladığı "12 Eylül Darbesi" belgeseliyle bir kez daha gündeme taşındı. Vesayetin açtığı derin yaralar, bugün de hafızalarda bir ibret vesikası olarak yerini koruyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin