
SİYASİ PARTİ LİDERLERİ HAMZAKÖY VE UZUNADA'YA SÜRGÜN EDİLDİ
Askeri müdahale sadece toplumsal hayatı değil, Türkiye'nin çok partili siyasi yapısını da ağır bir kesintiye uğrattı. Darbenin ardından tüm siyasi partilerin faaliyetleri tamamen durdurulup tasfiye edilirken, partilerin lider kadroları da askeri gözetim altında sürgüne gönderildi. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit Hamzaköy'de zorunlu gözetim altında tutuldu.

Aynı dönemde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş ile Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise Uzunada'ya sürgün edilerek siyasetten uzaklaştırıldı. Liderlerin aynı süreçte gözetim altına alınması, rejimin irade üzerindeki kapsamlı müdahalesinin en net göstergelerinden biri oldu.

"İNSANIN AKLININ HAYALİNİN ALMAYACAĞI İŞKENCELER YAŞADIK"
Sabah'ın haberine göre, darbe döneminde cezaevlerinde uygulanan baskı ve insan hakları ihlalleri, tanıkların anlatımıyla o dönemin vahametini gözler önüne seriyor. Kırıkkale'de yaşayan darbe dönemi tanıklarından 68 yaşındaki İzzet Yıldız, yaşadıkları acı dolu günleri şu sözlerle aktarıyor:

"İnsanın aklının, hayalinin almayacağı işkenceler yaşadık. 16 metrekarelik bir odada 30 kişi betonun üzerinde yatıp kalkıyorduk. Yaklaşık 10 gün C5'te işkence gördük. İşkencelerden biri 'Filistin askısı'ydı. Belden aşağısı çıplak halde elektrik veriyorlardı. İşkenceye dayanamayan insan, önüne konulan her şeyi kabul edebilecek hale geliyordu." O dönem 24 yaşında olan emekli öğretmen Mustafa Hulusi Ulusan, "Aradan yıllar geçti ama bugün bile düşündüğümde tüylerim diken diken oluyor" derken, İrfan Toptaş da ağır işkencelere maruz kaldıklarını belirtiyor.

AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÖMER ÇELİK'TEN 12 EYLÜL PAYLAŞIMI: "MİLLİ İRADEYE VE İNSANLIK ONURUNA SALDIRI"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümü vesilesiyle sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Çelik, her darbenin millet ve devlet düşmanı bir saldırı olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde milli egemenliğin alanını genişletme kararlılığında olduklarını vurguladı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 12 Eylül askeri darbesine ilişkin sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Demokrasiye dönük bu ağır saldırının ülkemize bir ihanet olduğunu ifade eden Çelik, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"Demokrasimize dönük ağır bir saldırı olan #12Eylül askeri darbesinin ülkemize ihanetini unutmuyoruz. Her darbe millî iradeye ve insanlık onuruna dönük 'millet ve devlet düşmanı' bir saldırıdır.
Hukukun askıya alındığı, millet iradesinin gasbedildiği o karanlık günler, demokrasimizi koruma konusunda her zaman hassas olmamız gerektiğini bizlere her daim hatırlatmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, milli egemenliğin alanını genişletme kararlılığımız tamdır.
Demokrasi mücadelemizde bedel ödeyen tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; vesayete karşı milletimizin sarsılmaz iradesini bir kez daha vurguluyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız."

ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK'TEN 12 EYLÜL MESAJI: "SİVİL VE DEMOKRATİK BİR ANAYASA TARİHî SORUMLULUĞUMUZDUR"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, darbe döneminin izlerini taşıyan 1982 Anayasası'nı geride bırakarak sivil ve özgürlükçü yeni bir anayasanın ülkeye kazandırılmasının tarihî bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
12 Eylül'ün milli irade üzerinde vesayet kurmaya çalışan anlayışın en ağır örneklerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruduğunu belirten Bakan Gürlek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Demokrasi tarihimizin kara lekelerinden biri olan 12 Eylül 1980 darbesiyle askerî vesayet, milletimizin iradesini gasp etmiş; sivil siyaseti kesintiye uğratarak ülkemizin siyasi, toplumsal ve hukuki hayatında derin izler bırakmıştır.
12 Eylül, millî iradenin üzerinde vesayet kurmaya çalışan anlayışın demokrasi tarihimizdeki en ağır örneklerinden biri olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
O nedenle Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin en önemli unsurlarından biri de vesayetçi zihniyeti kurumsallaştıran ve darbe döneminin izlerini taşıyan 1982 Anayasası'nı bütünüyle geride bırakarak Türkiye'yi sivil bir anayasaya kavuşturmaktır.
Milletimizin ortak iradesini esas alan; sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasanın ülkemize kazandırılması, gelecek nesillere karşı tarihî sorumluluğumuzdur.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdoğan'ın liderliğinde, millî iradenin üzerinde hiçbir vesayet odağının bulunmadığı daha demokratik, daha güçlü ve daha müreffeh bir Türkiye için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. "