Tel Aviv'in Suriye planı ne? Esad'ın kirli ittifakı: İsrail ile iş birliği devlet belgeleriyle ortaya çıktı
İsrail’in Suriye’deki işgalci tutumu ve Türkiye’yi hedef alan asılsız iddiaları, Orta Doğu’da gerilimi zirveye taşıdı. Katil Netanyahu ve İsrail kabinesinin Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik alçakça tehditleri gündemdeki yerini korurken, A Haber’de İsrail’in Suriye'deki planı ve 1967’den bu yana yürüttüğü saldırılar masaya yatırıldı. Gazeteci Mete Sohtaoğlu, Suriye devlet belgelerine yansıyan evraklarda Esad rejiminin İsrail ile iş birliği içinde olduğunun ortaya çıktığını belirtti.
Terör devleti İsrail, Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye'de saldırılarına devam ederken, son olarak Türkiye'yi hedef alan skandal açıklamalarıyla dünya kamuoyunun tepkisini çekti. Katil Netanyahu ve İsrail kabinesinin Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik alçak tehditleri dikkat çekerken, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Tel Aviv'in Ebu Zuhur Askeri Üssü'ne yönelik saldırısında istihbaratın doğru olmadığını belirterek İsrail'in iddialarını yalanlaması ise Tel Aviv hattında öfkeyle karşılandı.
Orta Doğu'da tansiyon en üst seviyeye çıkarken, İsrail'in Suriye üzerindeki planı ve 1967 yılından bu yana uyguladığı saldırılar A Haber'de ele alındı.
İsrail'in Suriye'de 1967'den günümüze kadar sürdürdüğü saldırıların kronolojisi (Foto: ahaber.com.tr)
Gazeteci Mete Sohtaoğlu, katil İsrail ordusunun Suriye'de yaptığı operasyonları kronolojik olarak ele alırken, Esad rejiminin devrilmeden önce İsrail ile bir iş birliği içinde olduğunun devlet belgelerinde ortaya çıktığını belirtti.
"İSRAİL STRATEJİK DERİNLİĞİ OLMAYAN DAR BİR COĞRAFYA"
İsrail'in güvenlik zaaflarını ve yayılmacı politikasının arka planını anlatan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "İsrail stratejik olarak derinliği olan bir ülke değil, dar bir coğrafya. Yani denizden veya havadan ablukaya aldığınız zaman karadan bir yardım yapılabilecek ya da destek alabilecek bir ülke değil. O yüzden İsrail'in sınırlarının belli olmamasının sebebi, etrafında tampon bölgeler oluşturarak kendisini roket ya da füze menzilinden çıkartmaya çalışmasıdır. İsrail zaten varlık olarak ya da Netanyahu, savaşlarla iktidarda kalan bir kişi. Yine savaşla, tampon bölgelerle İsrail'in sınırlarını genişletmeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Gazeteci Mete Sohtaoğlu, İsrail'in en savunmasız olduğu noktanın Golan Tepeleri olduğuna dikkat çekerek 1974'ten bu yana Suriye'ye ait olan tepeleri işgal etmeye başladığını belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
Golan Tepeleri'nin stratejik önemine değinen Sohtaoğlu, "Bu genişletme meselesinde kritik olan 1973 Arap-İsrail Savaşı'dır. Arkasından 1974'te Golan Tepeleri üzerinden bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın özeti şu: Golan Tepeleri'ne Birleşmiş Milletler gücü konuşlanacak, orada iki tarafta da belirli hafif silahlı askeri güçler olacak, daha içerilere gidildiğinde hava savunma sistemi bulunmayacak ve silahsızlandırılmış bir bölge kurulacaktı. İsrail içerisinde karadan işgal yapabileceğiniz ve İsrail'in en savunmasız olduğu alan Golan Tepeleri'dir. 1974'ten sonra Golan Tepeleri yavaş yavaş işgal edilmeye başlandı." sözleriyle sürecin perde arkasını aktardı.
"İSRAİL'İN KONVANSİYONEL ORDUYA KARŞI SAVAŞMA TECRÜBESİ YOK"
İsrail ordusunun yapısına ilişkin ezber bozan tespitlerde bulunan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Gördüğünüz bütün tabloda İsrail, 1973'ten itibaren konvansiyonel bir orduya karşı savaşma tecrübesine sahip bir yapı değil; askeri yapısı yok. Hep örgütsel, istihbarata dayalı ya suikast ya nokta operasyon ya da az bir birlikle yüksek teknolojiyle bir yeri işgal etme veya hakim tepeyi tutma taktiği güdüyor. Yani büyük kapsamlı bir harekatla devasa bir İsrail ordusu başarı elde etmiş gibi bir görüntü çıkmasın. 2007'de Deyrizor'daki nükleer tesisleri başta olmak üzere dönemin gelişmelerine bağlı nokta operasyonlar yaptılar." şeklinde konuştu.
"RUS HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ İSRAİL FÜZELERİNE DOKUNMADI"
Esad rejiminin İsrail'in saldırıları karşısında herhangi bir karşılık vermediğine dikkat çeken Sohtaoğlu, "İsrail bu bombardımanları yaparken Esad rejiminin Rusya'dan aldığı S-200 ve S-300 hava savunma sistemleri vardı. Ancak hiçbir şekilde bu Rus hava savunma sistemleri İsrail'in füze saldırılarını engellemedi. Rusya'nın Hmeymim ve Lazkiye'de üsleri olmasına rağmen İsrail saldırganlığına karşı hiçbir adım atmadı. Esad rejimi de bu saldırılara ne misillemede bulundu ne de füzeleri havada önledi. 2017'de Rusya, Golan ve Lübnan sınırına 20 çatışmasızlık gözlem karakolu kurdu. Yapılan anlaşmayla Lübnan Hizbullahı ve İran destekli milisler sınıra en az 10 kilometre yaklaştırılmayacaktı." ifadelerini kullandı.
Sohtaoğlu, Suriye devlet belgelerinde Esad rejimi ve İsrail'in iş birliği yaptığının ortaya çıkmasıyla Tel Aviv'in bu delilleri yok etmek için 1 Nisan 2024'te İran'ın Şam'daki Konsolosluk binasını vurduğunu belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
"ESAD REJİMİ İLE İŞ BİRLİĞİ YAPILDI, ARŞİVLER BOMBALANDI"
Esad rejiminin çöküşünün ardından ortaya dökülen belgelere dikkat çeken Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Esad rejimi devrildikten sonra ele geçirilen devlet belgelerinde, Esad rejiminin İsrail'le bir iş birliği içinde olduğu ortaya çıktı. Şam'daki konsolosluk kompleksine yapılan saldırılarda aynı alanda bulunan arşiv binası da istihbarat hedef alınarak bombalandı. Aslında burada bazı belgeler vardı ve 1 Nisan ve 12 Ekim saldırıları bu açıdan çok önemlidir. İsrail bu saldırılarla delilleri yok etti. Elde kalan belgelere baktığımızda İran'ın Esad rejimi ile 50 milyar dolarlık askeri yardım anlaşması, ekonomik belgeler dışında MOSSAD'la yapılan yazışmalar, uçak trafiği ve haberleşmeler gün yüzüne çıktı." diyerek Esad rejimi ve İsrail arasındaki karanlık pazarlıkları tek tek anlattı.




