İsrail Güney Kıbrıs'ı kuşatıyor: Siyonist rejimin adadaki sinsi planı ne? Kirli ittifakın hedefi Türkiye
İsrail'in son dönemde İran ile yaşadığı gerilimi bahane ederek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarına adeta demir atması, bölgedeki dengeleri sarsıyor. Stratejik noktalardan satın alınan devasa araziler ve kurulan askeri ittifaklar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'nin Mavi Vatan'daki haklarını doğrudan tehdit ediyor. Uluslararası Hukuk Uzmanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, İsrail'in "mülkiyet alımı" adı altında bölgeye 20 bin milis güç yerleştirdiğini ve bu hamlenin arkasında Türkiye’yi kuşatma planı yattığını vurguladı.
İsraillilerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde arazi ve mülk alımlarını artırması Ada'da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İsrail vatandaşlarının özellikle Larnaka, Baf ve Limasol çevresindeki alımları, Rumlar arasında demografik yapı, ekonomi ve güvenliğe ilişkin endişeleri beraberinde getirdi.
A Haber Muhabiri Rıza Açıkgöz bölgedeki gelişmeleri aktarırken, Uluslararası Hukuk Uzmanı ve Akademisyen Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, İsrail'in Güney Kıbrıs'taki varlığının yalnızca mülk alımları üzerinden değerlendirilemeyeceğine dikkat çekti. Gözügüzelli, Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail hattındaki enerji, güvenlik ve askerî iş birliklerinin bölgesel sonuçlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
İSRAİLLİLERİN GÜNEY KIBRIS'TAKİ MÜLK ALIMLARI GÜNDEMDE
A Haber Muhabiri Rıza Açıkgöz, İsrail'in İran ile yaşadığı 13 günlük savaşın ardından Güney Kıbrıs'a yönelik ilginin arttığına dikkat çekerek gelişmeleri şu sözlerle aktardı:
"İsrail'in son dönemde, özellikle İran ile girmiş olduğu 13 günlük savaşın ardından Güney Kıbrıs'a adeta akın etmesi, Amerika ile birlikte girdiği bu süreçten sonra buraya yerleşerek büyük araziler satın alması gündemde. Satın alınan bu arazilerin içerisinde evler, iş yerleri ve hatta ibadethanelerin yer alması nedeniyle İsrailliler bölgeyi resmen abluka altına almış durumda ve alımları hızla devam ediyor."
Açıkgöz, ardından Uluslararası Hukuk Uzmanı ve Akademisyen Doç. Dr. Emete Gözügüzelli'ye söz vererek İsrail'in Güney Kıbrıs'a yönelik artan ilgisinin ne anlama geldiğini sordu.

"YALNIZCA MÜLKİYET ALIMI OLARAK YORUMLAMAMIZ MÜKMÜN DEĞİL"
Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, konunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği ve bölgesel istikrar açısından büyük önem taşıdığına işaret ederek, "Öncelikle bu konu tabii ki bölgemiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği ve bölge istikrarı açısından son derece önemli. Çünkü bunu yalın bir şekilde 'İsrail mülkiyet alıyor' şeklinde yorumlamamız mümkün değildir." ifadelerini kullandı.
Gözügüzelli, Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail ittifakının enerji, güvenlik, askerî ve teknoloji alanlarında oluşturduğu yapılanmalara dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail ittifakı bağlamında ortaya konan enerji, güvenlik, askerî ve teknolojik yapılanmalar ortak bir şekilde sahada uygulanıyor. Sözde İran krizi bahane edilerek 20 bin civarındaki İsrailli milis güce Larnaka, Baf ve Limasol'da doğrudan mülkiyet alımı için yetki veriliyor. Oysa AB ve Güney Kıbrıs yasaları uyarınca Güney Kıbrıs tarafından yalnızca 4.000 metrekarelik bir alana izin verilmesi söz konusu olabilir."

"MAĞUSA'NIN HEDEF OLDUĞUNU DA BİZE GÖSTERİYOR"
İsraillilerin mülk edinmek için tercih ettiği bölgelerin önemine vurgu yapan Gözügüzelli, "Yoğun bölge olarak doğrudan Larnaka'nın seçilmesi ve Baf Havaalanı ile doğrudan bağlantı kurulması, Mağusa'nın da aslında bir anlamda hedef konumunda olduğunu bize göstermektedir." ifadelerini kullandı.

