150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması

150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması

Marmara Denizi'nde Adalar fayı ve Çınarcık Çukurluğu hattında yerin 10-13 kilometre derinliğinde kaydedilen 170'i aşkın mikro deprem sismik hareketliliği artırdı. Büyüklüğü 3,2'ye kadar ulaşan sarsıntılar sonrası Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş olası risk senaryolarını aktarırken, AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri hareketliliğin "büyük bir depremin öncüsü" olarak yorumlanamayacağını ve paniğe gerek olmadığını vurguladı.

Marmara Denizi'nde, özellikle Adalar mevkii ve Çınarcık Çukurluğu hattında yerin 10-13 kilometre derinliğinde yoğunlaşan sismik hareketlilik İstanbul'da tedirginliğe yol açtı. Saat 16.08'de 2,4 ile başlayan ve 17.43'te 3,2 büyüklüğüne kadar ulaşan peş peşe mikro depremler uzmanları harekete geçirdi.

Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, A Haber ekranlarında Marmara'daki bu hareketliliğin şifrelerini çözerek beklenen büyük İstanbul depremine dair kritik uyarılarda bulundu.

ADALAR FAYI ÖLÜ DEĞİL: "DİRİ VE DEPREM ÜRETİYOR"

Marmara Denizi'nde yaşanan sismik hareketliliği değerlendiren Prof. Dr. Osman Bektaş, "İki büyüklüğündeki bir deprem, bir futbol sahası kadar alanın kırılmış olduğunu ve enerjisini boşalttığını gösterir. Adalar fayı ölü bir fay değildir; Kandilli ve AFAD kayıtlarına göre diri, deprem üreten bir faydır. Uluslararası çalışmalara göre 1963 yılında yaşanan 6,3 büyüklüğündeki deprem de bu hat üzerinde gelişmiştir. 2005 yılındaki bilimsel gözlemler, Adalar fayının genç bir kırılma olduğunu bizzat deniz altında kanıtlamıştır," ifadelerini kullandı.

foto: ahaber.com.tr foto: ahaber.com.tr

MİKRO DEPREMLER NEYİN HABERCİSİ?

Mikro depremlerin oluşum mekanizmasını açıklayan Bektaş, "Mikro deprem, fayın alttaki sıcak sular, buhar veya gazlarla gevşeyerek milimetre cinsinden hareket etmesidir. Fay sürüklendiği andan itibaren mikro deprem oluşur. Ana Marmara fayının bütünü kilitli değildir; sürüklenen ve sürüklenmeyen bölümlerden oluşur. Yeraltından çıkan sıcak akışkanlar fayın rahatça hareket etmesine ve deprem enerjisini yani gerilmeyi boşaltmasına sebebiyet veriyor. Biz buna 'creep' yani sürüklenme diyoruz," sözleriyle sismik aktivitenin arka planını aktardı.

foto: ahaber.com.tr foto: ahaber.com.tr

GERİLME İSTANBUL'A DOĞRU KAYIYOR

Adalar civarındaki hareketliliğin nedenlerine değinen Prof. Dr. Osman Bektaş, "Özellikle 2025 yılında Silivri'de, batıda yaşanan 6,2'lik depremden sonra artçılar doğuya, yani İstanbul'a doğru devam etti. Başka bir deyişle Çınarcık Çukurluğu bu gerilmelerle yüklendi. Şu an yaşadığımız mikro depremlerin nedeni, bu gerilme artışları olabilir. Adalar fayı masum veya ölü değildir, İstanbul'u her an tehdit edebilir," şeklinde konuştu.

foto: ahaber.com.tr foto: ahaber.com.tr

YEDİDEN BÜYÜK DEPREM OLUR MU?

İstanbul için olası deprem senaryolarına da açıklık getiren Bektaş, "Bu tür sürüklenen fayların dünya ölçeğindeki istatistiksel çalışmalara göre 7'den küçük deprem üretme olasılığı yüksektir. 1935, 1963 ve 2025 depremleri de bu görüşü doğrular niteliktedir; yani aletsel dönemde yaşanan depremler genellikle 6 ile 6,5 civarındadır. Şu an İstanbul'da aşırı tedirgin olacak bir durum görmüyorum ama muhakkak surette tedbirli olmamız lazım. İstanbul, 7'nin üzerindeki bir depreme her an hazırlıklı olmalıdır," diyerek hayati uyarılarda bulundu.

150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması - 1

ERSOY'DAN A HABER'E ÖZEL AÇIKLAMALAR

Marmara Denizi'nde Adalar fayı üzerinde meydana gelen 100'e yakın mikro deprem hareketliliğini değerlendiren Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, söz konusu sarsıntıların Adalar fayının pasif değil aktif olduğunu kanıtladığını belirtti.

Sosyal medyadaki "büyük deprem geliyor" paylaşımlarının tamamen spekülasyon olduğunu vurgulayan Ersoy, mikro depremlerin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını ifade ederek asıl çözümün kentsel dönüşüm ve sağlam yapılar olduğunu söyledi.

ADALAR FAYININ 7 KİLOMETRELİK KESİMİNDE HAREKETLİLİK

Marmara Denizi altındaki fay mekanizmasını ve son sismik aktiviteyi değerlendiren Prof. Dr. Şükrü Ersoy, "Marmara Denizi'nin içerisinden Kuzey Anadolu Fayı geçiyor biliyorsunuz. Bu Kuzey Anadolu Fayı da parçalı faylardan oluşuyor. Bu parçalardan bir tanesi de Adalar Fayı. Nitekim dünden beri 100'e yakın mikro depremler oluştu. Fakat Adalar Fayı'nın boyu 44 kilometre olmasına rağmen bu depremlerin yaşandığı yer 7 kilometrelik bir alanda. Yani bütün fayı ilgilendirmiyor." değerlendirmesinde bulundu.

"ADALAR FAYI PASİF DEĞİL, CANLI VE AKTİF"

Fayın genel durumuna ilişkin tartışmalara açıklık getiren Prof. Dr. Ersoy, "Bu şu açıdan önemli; Adalar Fayı görüldüğü gibi pasif bir fay değil. Yani öyle bir görüş vardı biliyorsunuz. Pasif bir fay değil, aktif bir fay. Canlı olduğunun göstergesi de dünden beri olan depremler bunu açıkça gösteriyor. Sadece bunlar değil, 1999'dan sonra bu bölgede zaten depremler oluyordu. Böylelikle gelecekte deprem oluşturabilir iki fay parçası var Marmara Denizi'nin içerisinde. Bir tanesi Avcılar Fayı, diğeri de Adalar Fayı." sözleriyle bölgedeki tabloyu aktardı.

150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması - 2

SOSYAL MEDYADAKİ BİLGİ KİRLİLİĞİNE SERT TEPKİ

Sarsıntıların ardından sosyal medyada başlatılan panik havasına tepki gösteren Prof. Dr. Şükrü Ersoy, "Şimdi bu mikro aktiviteye bakarak buranın canlı olduğunu biliyoruz ama şimdi sosyal medyada bilgi kirliliği var. Deniyor ki işte 'Büyük deprem olacak, yarın olacak, bugün olacak, bir saat sonra olacak...' Bunlar çok spekülatif bilgiler. Bakın AFAD'ta ben de dahil olmak üzere çok sayıda bilim insanları bu depremler üzerinde çalışma yapıyoruz. Bu çalışmaların sonucu biz bir büyük depremi önceden söyleyemiyoruz. Biz değil, dünyada kimse söyleyemiyor. Dolayısıyla bu depreme bakarak, bu deprem kümesine bakarak bir büyük depremi söylemek spekülatif bilgi olur. Bilimde bu yok." ifadelerini kullandı.

"ÖNCÜ DEPREM DEMEK DOĞRU DEĞİL"

Mikro depremlerin öncü olarak nitelendirilemeyeceğinin altını çizen Prof. Dr. Ersoy, "Bu depremlerin öncü olduğunu ancak büyük şok yaşanırsa 'Bunlar öncüymüş' diyebiliriz. Aksi takdirde bunlar öncü filan değil, sadece Marmara Denizi'nin içindeki bir canlılığı, deprem bakımından aktif bir canlılığı göstermesi açısından önemli. Buradan yola çıkarak büyük yorumlar yapmak doğru değil." şeklinde konuştu.

"KURTULUŞUMUZ KENTSEL DÖNÜŞÜM VE SAĞLAM YAPILARDIR"

Vatandaşların depremin zamanından ziyade bina güvenliğine odaklanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Şükrü Ersoy, "Ama işin sonunda depreme her an hazır olmak gerekiyor ve kentsel dönüşüm dediğimiz asrın projesini bir an önce İstanbul gibi kritik bir yerde, hem nüfus hem yapı stokları açısından önemli bir yerde mutlaka yapmak gerekiyor zaten. Bizim kurtuluşumuz o. Her gün vatandaşın deprem büyük mü, küçük mü bununla ilgilenmesi yerine sağlam yapılarla ilgilenmemiz gerekiyor. Biz depremlerle zaten ilgileniyoruz, ihtisas konumuz bu. Türk bilim insanları bu konuda dünya çapında bilim insanları. Vatandaşlar merak etmesin, bütün titizlikle bu çalışmalar yapılıyor, biliyoruz zaten. Gelecekte de herhangi bir öngörü yapmak gerekirse bunu söyleyeceğiz zaten." çağrısıyla sözlerini noktaladı.

150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması - 3

DEPREM BİLİM KURULU ÜYELERİNDEN SARSINTILARA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Deprem Bilim Kurulu üyeleri, Marmara Denizi'nde Adalar fayı üzerinde yoğunlaşan 170'i aşkın mikro depremlerin "büyük bir sarsıntının habercisi" veya "öncüsü" şeklinde yorumlanmasının bilimsel bir dayanağı olmadığını belirtti.

Marmara Bölgesi genelini 304 deprem gözlem istasyonuyla izleyen AFAD bünyesinde, derinliği 300 metreye ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonu bulunuyor.

Büyüklüğü 1'in altındaki mikro depremleri dahi ölçebilme imkanına sahip bu hassas istasyonlar sayesinde, saat 15.00 itibarıyla bölgede 170'i aşkın sarsıntı kaydedildi.

AFAD Deprem Bilim Kurulundan dört üye, son günlerde Marmara Denizi'nde Adalar fayı üzerinde meydana gelen sarsıntı hareketliliğine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, "Salı gününden beri belirli kümelenmeler oluşturacak şekilde büyüklüğü 3,2'ye varan 170'in üzerinde mikro deprem aktivitesi yaşanmış durumda. Depremlerin önemli bir bölümü Adalar fayına yakın noktada gerçekleşiyor." dedi.

AFAD çözümlerine göre sarsıntıların 5 ila 13 kilometre derinlikte, farklı odak mekanizmalarıyla gerçekleştiğini aktaran Sözbilir, şöyle devam etti:

"Bugün elimizde, bir mikro deprem kümesinin büyük depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntem yoktur. Bir depremin 'öncü şok' olduğu ancak arkasından büyük deprem geldiğinde geriye dönük olarak anlaşılabilir."

Sözbilir, "Bölgedeki mikro deprem aktivitesi 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden beri, belirli aralıklarla devam ediyor, tabii ki belirli ölçeklerde gerilimi ve stresi azalttığını söyleyebiliriz." diye konuştu.

150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması - 4

"AFAD GELİŞMELERİ TİTİZLİKLE TAKİP ETMEKTEDİR"

Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy da Marmara Denizi'nde son günlerde meydana gelen sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirterek, "Faylar dönemsel olarak bu tür küçük depremler ve sarsıntı kümeleri üretebilir. AFAD gelişmeleri titizlikle takip etmektedir. Vatandaşlarımızın paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır." şeklinde konuştu.

Sosyal medyada bu sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olduğuna yönelik paylaşımlara değinen Ersoy, "Bu tür söylemler etkileşim amacıyla maalesef sıkça kullanılmakta. Küçük bir hareketliliğin ardından hemen büyük bir deprem geleceğini öne sürmek spekülatiftir. Depremin kesin zamanını önceden bilmek bilimsel olarak mümkün değildir." ifadesini kullandı.

Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:

"Tartışmamız gereken konu fayların ne zaman kırılacağı değil, yapı stoklarımızın olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğudur. Güçlü ve depreme dayanıklı yapılara sahip olduğumuz sürece endişe edilecek bir durum kalmayacaktır."

150'den fazla küçük sarsıntı büyük depremin habercisi mi? Deprem Bilim Kurulu'ndan Marmara açıklaması - 5

"BÜYÜK DEPREMİ TETİKLEYECEK BİR ÖRÜNTÜ SUNMUYOR"

Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ ise bölgedeki fay mekanizması ve hareketliliğe ilişkin, "Bu fayın aktivitesiyle ilgili literatürde farklı görüşler var. Mevcut küçük ölçekli depremler, fayın bütününe yönelik kesin bir sonuca ulaşmamız için tek başına yeterli veri sağlamıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin farklı bölgelerinde de zaman zaman benzer sismik kümelenmelerin kaydedildiğini belirten Aktuğ, bu tür küçük hareketliliklerin doğrudan büyük bir depremin habercisi veya öncüsü olarak yorumlanmasının bilimsel temeli olmadığını kaydetti.

Bir depremin "öncü" niteliği taşıyıp taşımadığının ancak olası bir ana şok sonrasında geriye dönük anlaşılabileceği, mevcut tablonun ise spekülasyondan uzak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Aktuğ, depremlerin fay üzerindeki dağılımına ilişkin şunları söyledi:

"Depremlerin fay doğrultusu boyunca dağılımını incelediğimizde zamana bağlı bir korelasyon görmüyoruz, yani depremsellik fay boyunca ilerlemiyor. Adalar fayı yaklaşık 44 kilometrelik bir hat ve aktivite bunun yalnızca 7 kilometrelik çok sınırlı, lokal bir kesiminde yaşanıyor. Kademeli bir tetiklenmeye işaret eden herhangi bir derinlik veya doğrultu göçü gözlemlemiyoruz. Dolayısıyla bu veriler, bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü sunmuyor."

Vatandaşların yalnızca AFAD ve yetkili resmi kurumların açıklamalarını dikkate alması gerektiğini vurgulayan Aktuğ, temelsiz iddiaların ve kontrolsüz açıklamaların kimi zaman doğrudan konut fiyatlarını, arsa değerlerini ve sigorta piyasalarını etkilemeye yönelik spekülatif bir enstrümana dönüşebildiğine dikkati çekti.

"'BÜYÜK DEPREM OLMASI GEREKİR DİYE BİR KOŞUL' YOKTUR"

Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da Marmara Denizi Adalar fayı üzerinde son günlerde kaydedilen hareketliliğe ilişkin, "Bunlar bizim geri plan depremselliğimiz dediğimiz küçük küçük parçaların kırılması sonucu oluşur." dedi.

Türkiye genelinde benzer süreçlerin sıklıkla yaşandığını söyleyen Barış, "Defalarca bu tür deprem etkinlikleri oldu ve arkasından ne orta büyüklükte ne de büyük bir deprem oldu. 60 ya da 70 depremden sonra büyük deprem olması gerekir diye bir koşul yoktur." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Barış, spekülasyonlar yerine AFAD gibi yetkili kurumların verilerine itibar edilmesini istedi.

Barış, can ve ekonomik kayıpların önüne geçmek için risk yönetiminin merkeze alınması gerektiğinin altını çizerek, sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve ailelerin kendi acil durum afet planlarını eksiksiz hazırlaması çağrısında bulundu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin