Skandal sözleri sonrası tutuklanmıştı! Türker Ertürk'ün ifadesi A Haber'de

Skandal sözleri sonrası tutuklanmıştı! Türker Ertürk'ün ifadesi A Haber'de

Sosyal medyada paylaştığı videodaki ifadeler nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan emekli Tuğamiral Türker Ertürk, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. "Bu hükümet öyle ya da böyle, acılı ya da acısız değişecek" sözleriyle tepki çeken Ertürk'ün İfadesine A Haber ulaştı. Konuyu A Haber ekranlarında değerlendiren uzman isimlerden Avukat Hadi Dündar, bu ifadelerin demokratik bir eleştiri değil, açık bir darbe çağrısı ve toplumda infial yaratma çabası olduğunu vurguladı. Dündar, Türkiye’nin darbe geçmişine atıfta bulunarak, bu tür söylemlerin meşru hükümeti gayrimeşru yollarla devirme niyetini ortaya koyduğunu belirtti.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından emekli Tuğamiral Türker Ertürk'ün sanal medya hesabında paylaştığı video içerikleri hakkında soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında Ertürk, 'halk arasında korku ve panik oluşturmak amacıyla tehdit' ve 'suç işlemeye tahrik' suçlamalarıyla gözaltına alındı. Emniyette ifadesi tamamlanan Ertürk, adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından Türker Ertürk, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

"BU SÖZLER SİYASİ BİR ÖNGÖRÜ DEĞİL, AÇIK BİR TEHDİTTİR"
Programda söz konusu açıklamaların içeriğine dikkat çeken Hadi Dündar, "Sözlerin içerisinde herhangi bir şekilde siyasi bir yorum göremiyoruz. Ya da en azından hükümetin nasıl değişmesi gerektiğiyle ilgili demokratik bir alternatif veya söylem bulunmuyor. Direkt bir tehdidin olduğunu görüyoruz. 'Ya öyle, ya böyle bu hükümet değişecek' demek; eğer meşru yollarla, yani siyasi partiler sandıkta kazanamıyorsa, o zaman zorla hükümetin değiştirilmesi yoluna başvurulması gerekir demektir" ifadelerini kullandı.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

"DARBECİ ZİHNİYETİN AYNI SÖYLEMLERİ"
Türkiye'nin demokrasi tarihindeki karanlık dönemleri hatırlatan Dündar, "Biz Türkiye'de yaşıyoruz; geçmişimizde darbelerin, muhtıraların, 15 Temmuz'un, 17-25 Aralık'ın ve 28 Şubat'ın yaşandığı bir süreç var. Fırsatını buldukları her anda hükümeti devirmek isteyen bir zihniyetin varlığını biliyoruz. Buradaki cümleler de tam olarak o darbeleri gerçekleştirenlerin kendilerini dayandırdıkları argümanların aynısıdır" sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ, SUÇ TEŞKİL EDEN TEHDİT Mİ?
Sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirten Avukat Hadi Dündar, "Bir şahıs çıkıp bunları söylediğinde 'ifade özgürlüğü' diyemeyiz. O zaman herkes devletin kurumlarını itibarsızlaştırsın, meşru hükümeti gayrimeşru yollarla devirmek için fikir açıklasın. Burada ciddi bir tehlike vardır. Savcılık makamı da bu tehlikeyi gördüğü için soruşturma başlattı. Sulh Ceza Hakimliği, halk arasında korku ve panik oluşturma ihtimalini değerlendirerek şahsı tutukladı" dedi.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

ULUSLARARASI MÜDAHALE VE "ACILI-ACISIZ" DEĞİŞİM PLANI
Hadi Dündar, açıklamaların sadece iç siyaseti değil, uluslararası dengeleri de hedef aldığını belirterek, "Burada daha da farklı bir nokta var; 'Eğer demokratik girişimlerle iktidarı düşüremezsek, uluslararası girişimler yapılacak' deniliyor. Bu, yurt dışından bir beklentinin, uluslararası istihbarat örgütlerinin hükümeti devirme planlarına yönelik bir umudun dışa vurumudur. 'Acılı' kısmına gelince; bu darbe demektir, kan demektir. 60'lı, 70'li yıllarda Latin Amerika'daki faşist askeri cuntaların mantığıyla aynıdır. Sabah erken kalkan generalin darbe yaptığı o karanlık zihniyetin bir uzantısıdır" açıklamasında bulundu.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

SİSTEMLİ BİR GÜVENSİZLİK VE PSİKOLOJİK HARP

Gazeteci Mete Sohtaoğlu, yürütülen faaliyetlerin arka planındaki asıl niyetin toplumsal güveni sarsmak olduğunu belirterek, "Psikolojik olarak insanları korkutmak, güvensizlik aşılamak, devletle ya da hükümetle vatandaşların arasındaki o güven iş birliğini zedelemek istiyorlar" ifadelerini kullandı.

Sohtaoğlu, bazı isimlerin özellikle Suriye meselesinden bu yana radarında olduğunu vurgulayarak, "Sistematik olarak sinir bozan, sürekli hükümetin ya da devletin yaptığı işleri küçümseyen, aynı zamanda aşağılayan ve alay eden bir tavır var. Bu kişilerin hem yurt dışından fonlandığını biliyoruz hem de sosyal medyadaki görünürlüklerini kullanarak belli bir kesimi etkilemeye çalıştıklarını görüyoruz" sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

"HALK İRADESİNDEN RAHATSIZ OLAN BİR KESİM VAR"
Mete Sohtaoğlu'nun ardından değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Gaffar Yakınca, Türkiye'deki demokratik süreçlerden rahatsızlık duyan odaklara sert eleştiriler yönelterek, "Türkiye'deki halk iradesinin tecellisinden rahatsız olan küçük ama sesi çok çıkan bir kesim var. Halk iradesi ne demek? Cumhuriyetimizi kurduk, Meclisimiz halk oyuyla seçiliyor, Cumhurbaşkanımızı doğrudan halk oyuyla seçiyoruz. Benim oyumla bir şirketin CEO'sunun ya da bir ev hanımının oyu bir. Bu bizim meşru gördüğümüz bir düzendir" dedi. Son seçim sonuçlarına da değinen Yakınca, "Sayın Erdoğan ilk turda kazanamadı, itiraz mı etti? Hayır. İkinci tura gidildi ve halkın iradesiyle tekrar seçildi. Halk 'Kılıçdaroğlu' deseydi de başımızın üstüne diyecektik. Bu kadar basit ve anayasal bir düzenin içindeyiz" ifadelerini kullandı.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber


"SEÇİMLE OLMAZ" DİYENLERİN DERDİ NE?
Gaffar Yakınca, muhalefet kanadından gelen ve sandığı itibarsızlaştıran söylemlere tepki göstererek, "Bugün TİP partisinden bir vekil çıkıp 'bu işler seçimle falan olmaz, daha kuvvetli şeyler lazım' diyor. Seçimden, yani halkın gidip sandığa oyunu atmasından daha ileri ne olabilir? Dünyada bundan daha ileri bir model henüz icat edilmedi" sözleriyle aktardı. Yakınca,

Türkiye'nin özgür bir ülke olduğunu ve isteyenin istediği gibi muhalefet yapabildiğini ancak sandık dışı arayışların meşruiyetinin olmadığını vurguladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin